Loğoğlu: "Erdoğan'ın ifadeleri onurlu ve dürüst bir duruş değildir"

Loğoğlu: "Yahudi ödülü geri istendikten sonra Erdoğan'ın 'alın ödülünüzü başınıza çalın' ifadesi onurlu ve dürüst bir duruş değildir. İş işten geçtikten sonra efelik taslamanın bir anlamı yoktur ve halkımızın bu yutturmacaya karnı toktur" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, Amerikan Yahudi Kongresi tarafından Recep Erdoğan'a verilen ve daha sonra geri istenen ödül konusunda yazılı bir açıklama yaptı.

Faruk Loğoğlu'nun yazılı açıklaması şöyle;

"Amerikan Yahudi Kongresi'nin (AJC - American Jewish Congress) 26 Ocak 2004 tarihinde, New York'ta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a verdiği "Cesaret Ödülü" (Profiles of Courage) İsrail'in Gazze'ye yönelik son saldırıları ve Türkiye-İsrail ilişkileri bağlamında tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Bu bağlamda bazı önemli noktalara açıklık getirmek halkımıza borcumuz ve sorumluluğumuzdur.  

Söz konusu ödül, 10 yıl önce, Erdoğan'a aşırılığın önlenmesi, terörizmle mücadele ve Filistin-İsrail sorununda iki devletli çözüm konularındaki görünür tutumu gerekçe gösterilerek verilmişti.

Öte yandan, Karalamayla Mücadele Birliği’nin (ADL - Anti-Defamation League) II. Dünya Savaşı'nda Nazi zulmünden kaçan Yahudilere yardımcı olan cesur Türk diplomatlarının anısına verdiği "cesaret ödülü" de, 2005 yılında o tarihte Başbakan olan Erdoğan'a sunulmuştur. Bu ödül de iade tartışmaları bağlamında gündeme gelmektedir.

Konuya ilişkin tartışmalarda, AJC ve ADL'in verdiği ödüllerin birbirinden çok farklı olan veriliş gerekçelerini akılda tutmak ve toptancı bakış açılarından kaçınmak gerekmektedir.

Bilindiği üzere, Erdoğan'ın İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları karşısında Hitler örneğine de sıkça vurgu yaparak Yahudi aleyhtarı bir söylemi benimsemesi karşısında AJC, veriliş gerekçelerinin ortadan kalktığını ileri sürerek ve Erdoğan'ı 'en zehirli İsrail karşıtı lider' olarak tanımlayarak verdiği ödülü 24 Temmuz 2014 tarihinde geri istemiştir.

Gazze'deki insanlık dramını her türlü siyasi mülahazanın üstünde tutan bir Başbakanın, ödülü, CHP'nin uyarıları ve halkımızın beklentileri doğrultusunda, İsrail'in bölgeye yıkım ve ölüm getiren toplu cezalandırma politikalarına tepki olarak zaten iade etmesi beklenirdi. Fakat Erdoğan, kendisine yapılan bütün çağrılara kulaklarını tıkamış ve Filistin halkına yapılan zulmü dahi devletin resmi imkânlarıyla düzenlediği mitinglerde cumhurbaşkanlığı seçim kampanyası malzemesi olarak kullanmakta ısrar etmiştir. Bu nedenle, ödül geri istendikten sonra Erdoğan'ın 'alın ödülünüzü başınıza çalın' ve 'ödülü vermekten memnuniyet duyacağım' ifadeleri onurlu ve dürüst bir duruş değildir. İş işten geçtikten sonra efelik taslamanın bir anlamı yoktur ve halkımızın bu yutturmacaya karnı toktur.

Uluslararası ilişkiler konusunda sık sık 'samimiyet' kelimesine başvuran Erdoğan, AJC'den 2004 yılında aldığı ödül konusunda samimiyet sınavını geçememiştir. Daha somut bir ifadeyle, Erdoğan, tarihimize, değerlerimize, geleneklerimize ve insanlığa aykırı olarak benimsediği ırkçı ve dinci zihniyetini neticede saklayamaz hale gelmiş ve gerçek iç dünyası afişe olmuştur.

Öte yandan, ADL, ödülünü, o sırada Başbakan olan Erdoğan'a, II. Dünya Savaşı yıllarında görev yapan ve Yahudileri Nazilerin elinden kurtaran cesur diplomatlarımızın anısına vermiştir. Bu ödül Erdoğan'ın şahsına değil, kökenlerine bakmaksızın insan onuruna saygı duyan seçkin diplomatlarımızın vicdanlı ve korkusuz davranışları anısına verilmiştir. Diplomatlarımızı anlamını dahi bilmediği 'monşer' tabiriyle kendince aşağıladığını sanmaya devam eden Erdoğan bir Türk diplomatının sahip olduğu görev bilinci, insan sevgisi ve cesaretinden nasibini almış olsaydı bugün biçare durumda olmazdı.

Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan kendisini istediği kadar aldatabilir, avutabilir, kendi insanlarına dahi korku, tehdit ve kin salmaya çalışabilir. Ancak yolun sonu gelmiştir. 10 Ağustos hepimiz için yüzleşme tarihi olacaktır."

    Salı, 05 Ağustos 2014 14:44

Bağlantılı Konular