“Ethem Sarısülük’ün katilleri neden himaye edilmektedir?”

Konya Milletvekili Atilla Kart, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, hükümetin, Türkiye’yi her geçen yıl polis devleti uygulamasının tırmandığı bir ülke haline getirdiğini söyleyerek, “Ethem Sarısülük’ün katilleri neden himaye edilmektedir?” diye sordu.

Kart, her alanda polis gücünün giderek arttığını ve şiddete dönüştüğü bir yapı doğduğunu belirterek, “Emniyet, MİT ve İstihbarat Türkiye’de yargıyı ve siyaseti belirler hale gelmiştir. Polis ve İstihbarat günlük hayata, sosyal hayata, örgütlü topluma, basına ve sivil topluma doğrudan müdahale etmeye başlamıştır.” diye konuştu.

-“Emniyet artık kayıt dışı çalışan ve denetlenemez bir kuruma dönüşmektedir”-

Emniyetin ülkede korku ve baskı ortamını yarattığını söyleyen Kart, “Emniyet artık kayıt dışı çalışan ve denetlenemez hale gelen bir kuruma dönüşmektedir. Polisin hazırladığı fezlekeler çoğu zaman savcılar tarafından, hiçbir değerlendirme ve denetime tabi tutulmadan iddianameye aynen esas alınmaktadır. Savcılık makamlarının önemli bir bölümü, bu anlamda polis gibi görev yapmaktadır. Doğrudan talimat alan, bu talimatı her ne pahasına olursa olsun uygulamak isteyen bir anlayıştan söz ediyoruz.” şeklinde konuştu.

MİT ve İstihbarat başta CHP’li siyasiler olmak üzere, muhalefete mensup partilerin yönetici kadrolarını, aile bireylerini, iş adamlarını takibe alarak ve arşivlemekte olduğunu belirten Kart sözlerine şöyle devam etti: “Kamuoyuna mal olan ve kritik dönemlerde gerçekleştirilen bu operasyonların fail ve sorumluları bir türlü ortaya çıkartılmamaktadır. Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı bünyesinde ilçelerde görev yapan Yetkili Bürolar ilçe halkını etnik yapılarına, inanç anlayışlarına, siyasi görüşlerine göre fişler hale gelmişlerdir. Hava Kuvvetleri Komutanlığı başta olmak üzere; artık bazı Kurumlarda, disiplin soruşturmalarını bile İstihbarat Birimleri yapmaktadır.

Savunma hakkı kullanılmadan, fişlemelere dayalı toptan ve götürü soruşturmalar yapılmaktadır. Çoğu zaman, bu soruşturmalar inanç ayrımcılığı üzerinden sürdürülmektedir. Hitler Almanya’sı, Stalin Rusya’daki uygulamaların benzerleri, yani “Gestapo” anlayışı tüm Kurumları etkiler hale gelmektedir. Unutulmaması gereken temel gerçek şudur; İstihbaratın, disiplin soruşturmasını yaptığı rejimlerin adı demokrasi olamaz.”

-“Karşımızda, tuluat yapan bir Vali vardır”-

Taksim ve Gezi Parkı eylemleri ile ilgili İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun tutumunu eleştiren Kart, İstanbul Valisi, istihbari bilgilerle dezenformasyon yapan bir yönetim anlayışının temsilcisi haline gelmiştir. Karşımızda, tuluat yapan bir Vali vardır.” dedi.

Valinin, Devleti ve toplumu temsil etmek yerine, siyasi iktidarın memuru anlayışıyla hareket ettiğini belirten Kart, “İlaçlı -kimyasal suyu, mutat bir uygulama gibi sunmaya çalışan ciddiyet ve sorumluluktan uzak bir Vali portresi” diye konuştu.

Kart, “Eli sopalı, sivil giyimli, sakallı adamlar polisin gözleri önünde, asayişe müdahale eder hale gelmiştir. Bu adamların görüntüleri kayıtlarda mevcuttur. İzmir, Antalya ve Adana’da eli sopalı polisler ortalıkta dolaşmakta ve suçüstüne suç işlemektedirler.” dedi.

28 Şubat yargılamasını yapan Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 76 sanıktan 37′si tahliye ettiğini hatırlatan Kart, “Bu tahliyeler her nedense bir bölüm Savcı’ları rahatsız etmiştir. Alelacele HSYK’dan 3 Üyenin görevlendirilmesi sağlanmıştır. Polis ve savcıların bir bölümü ; “Bu Başkan ve Mahkeme, bizim emeklerimizi heba ediyor” anlayışıyla tavır ve tepki içindedirler. Polis devleti anlayışının tipik bir tezahürü… 3 yeni üyenin devam eden davalara bakıp, bakmayacağını elbette takip edecek ve değerlendireceğiz.” dedi.

-“Vicdanı sızlamayan bir Başbakan”-

Konya Milletvekili Kart, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüm bu sürecin devamında “Polisin müdahale gücünü artıracağız” diyen bir Başbakan, Güce doymayan, iktidara doymayan, mutlak güç isteyen bir Başbakan, “Polisin çok kapsamlı ve sistemli bir şiddet hareketi karşısında, tarihinde hiç olmadığı derece demokratik bir tavır sergilediğini, demokrasi sınavından başarıyla geçtiğini söyleyen, “Polis şiddet uyguladı da ne yaptı? Biber gazı sıktı. En doğal hakkıdır, sıkar. Kalkıp da kurşun attı mı, silah kullandı mı?, E yok….” diyen bir Başbakan.

Ankara’da Kızılay Meydanında 4.80 metre mesafeden, kafası hedef alınarak öldürülen Ethem Sarısülük. Sarısülük’ü kim katletti Sayın Başbakan. Bu vahim tabloyu görmeyen, gerçekleri karartan, vatandaşları arasında inançlar üzerinden ayırımcılık yapan bir Başbakan. Vicdanı sızlamayan bir Başbakan.

Soruyoruz;

5952 sayılı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı Kanununun 18. Maddesi uyarınca ilçelerde faaliyete geçen “Yetkili Büro” sayısı nedir? Bu bürolar hangi alanda faaliyet göstermektedir?

Hava Kuvvetleri Komutanlığı gibi, disiplin soruşturmasını, istihbarat birimlerinin yaptığı, başka bir Kurum var mıdır? Ya da hangi Kurumlarda istihbarat birimleri disiplin soruşturması yapmaktadır?

“Eli Sopalı Polisler” uygulamasının talimatını kimler vermiştir? Bu yapıyı kim örgütlemiştir?

Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinde 3 Yeni Üyenin görevlendirilmesine alelacele neden gerek duyulmuştur? Bu üyeler devam eden davalara bakacak mıdır?

Ethem Sarısülük’ün katilleri neden himaye edilmektedir?”

    Çarşamba, 19 Haziran 2013 19:11

Bağlantılı Konular