Öztrak: "Erdoğan istikrarı yutan bir kara deliğe dönüşecek"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, seçim meydanlarında Gazze'yi malzeme yapan Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan'ın İsrail lobilerinden aldığı cesaret madalyasını geri vermediğini, ödül geri istenince de "kof kabadayılığa" soyunduğunu belirterek, "Tek kelimeyle 'yazıklar olsun'. Bari madalya senden istenmeden iade edebilme cesaretini gösterseydin. Bu ülkenin itibarını daha fazla sıfırlamasaydın" diye konuştu.

Başbakan Erdoğan'ın cemaate yakın olduğu iddia edilen bir banka hakkında yaptığı olumsuz yorumların manipülasyon anlamına geldiğini, BDDK'nın bu meseleye derhal el koyması gerektiğini kaydeden Öztrak, bir Başbakan'ın bir kurumun ismini zikrederek, 'Batacak, çıkacak' demesinin suç olduğunu belirtti.

Erdoğan'ın sırtındaki kirli yükün hesabını vermekten kaçmak için hep daha fazla güç isteyeceğine dikkat çeken Öztrak, "Talip olduğu cumhurbaşkanlığının görev ve yetkileri de kendisine yeterli gelmeyecektir. Erdoğan demokrasinin tüm kurumları ve kurallarını yutacak koca bir karadeliğe dönüşeceğinin işaretlerini şimdiden vermektedir" değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM'de düzenlediği basın toplantısında ekonomideki ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi. Bayram öncesinde Şanlıurfa'da PYD/PKK'lı teröristlerin 3 askeri şehit ettiğini, Gazze'de İsrail'in Gazze'de yürüttüğü asimetrik savaşta yüzlerce masum çocuk, kadın, yaşlının bayramda da yaşamını kaybettiğini ifade eden Öztrak, uluslararası toplumun Gazze'de iyi bir sınav veremediğini vurguladı. Türkiye'de de iktidarın Cumhurbaşkanı adayının Gazze'deki acıyı bir seçim malzemesi olarak kullandığını belirten Öztrak, "Gazze, Türkiye'deki 12 yıllık statüko ve şimdi de cumhurbaşkanlığı adaylığına soyunan statükonun lideri için ciddi bir samimiyet testine dönüştü. Kürt petrolünün İsrail'e akıtılmasına aracılık eden, bu ticaretten sağlanan petro-dolarların Halk Bankasına yatırılmasını memnuniyetle karşılayan statüko ve onun lideri, sıkılmadan tüm seçim kampanyasını Gazze'de akıtılan masum kanı üzerinden yürütüyor" diye konuştu.

Gazze gibi insani bir meselenin, siyasi ikbal için ancak  Tayyip Erdoğan tarafından bu derece istismar edilebileceğini söyleyen Öztrak, seçim meydanlarında hamasi nutuklarına Gazze'yi malzeme yapanların İsrail lobilerinden aldığı "cesaret madalyasını" iade etme cesaretini bile gösteremediğini, madalyayı veren lobinin verdiği madalyayı geri istemesi üzerine Erdoğan'ın meydanlardan kof kabadayılığa başladığını kaydetti. Öztrak, "Tek kelimeyle 'yazıklar olsun'. Bari madalya senden istenmeden iade edebilme cesaretini gösterseydin. Bu ülkenin itibarını daha fazla sıfırlamasaydın" ifadelerini kullandı. Musul'da rehin alınan 49 konsolosluk görevlisinden de aradan geçen 52 güne rağmen bir haber alınamadığını belirten Öztrak, iktidarın vakit geçirmeden bu konuda bir açıklama yapması gerektiğini ifade etti.

Türkiye'nin 10 Ağustos'ta çok kritik bir seçime doğru ilerlediğini, 12 yıllık statükonun adayının iktidarda kaldığı süre boyunca her gün biraz daha otoriterleşerek Türkiye'nin sosyal ve ekonomik dengelerini tehdit eder hale geldiğini söyleyen Öztrak, AKP statükosu ve onun lideri Erdoğan'ın artık güç ve yetkinin tek elde yoğunlaştığı Türkiye'ye has bir başkanlık sistemiyle, denge-fren mekanizmalarını tamamen yok etmenin ve diktatörlüğünü ilan etmenin peşine düştüğünü söyledi. Öztrak, TBMM'ye gelen fezlekeleri cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde milletten saklamak için yapılanların herkes tarafından görüldüğünü, Erdoğan'ın sırtına yapışan bu kirli yükle istikrarın ve huzurun önündeki en büyük engel olduğunu ifade etti. Öztrak, "statükonun lideri" Erdoğan'ın hukuken ve siyaseten "mahcur ve mahzurlu" durumda olduğunu belirterek, "Erdoğan'ın muhatap olduğu yolsuzluk iddiaları, Ortadoğu bataklığına saplanan dış politikası, İmralı'nın koltuk değnekliğine her geçen gün artan ihtiyacı, statüko liderinin sağlıklı karar alma yeteneğini ortadan kaldırmıştır. Bu aday milletimizin ali menfaatlerini koruyup, kollama ehliyetini yitirmiştir" dedi.

Erdoğan'ın mahcur ve mahzurlu halini 3 askeri şehit eden teröristlerin mensubiyetini itiraf edemeyerek ortaya koyduğunu belirten Öztrak, "İşte bu siyasetçi cumhurbaşkanı olursa kendine eş başkan olarak Abdullah Öcalan'ı getirecek diye boşuna demiyoruz. Böyle birinin cumhurbaşkanlığına çıkması Türkiye'nin istikrarını ve istikbalini yutup, yok edebilir" diye konuştu. Erdoğan'ın sırtındaki kirli yükün hesabını vermekten kaçmak için hep daha fazla güç isteyeceğine dikkat çeken Öztrak, "Talip olduğu cumhurbaşkanlığının görev ve yetkileri de kendisine yeterli gelmeyecektir. Erdoğan demokrasinin tüm kurumları ve kurallarını yutacak koca bir karadeliğe dönüşeceğinin işaretlerini şimdiden vermektedir" değerlendirmesinde bulundu. Eski AKP'lilerin son dönemde yaptığı açıklamalarda statükonun liderine yönelik ciddi eleştirileri gündeme getirdiğini, kabine içinden de bu ilişkilere mahcup destekler geldiğini söyleyen Öztrak, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın "maalesef ileri demokrasi olduk diyecek konumda değiliz" şeklindeki açıklamasını anımsatarak, "Millete yıllardır 'ileri demokrasi' masalları anlatanlar; masalın mutlu sonla bitmeyeceğini itiraf noktasına geliyorlar" dedi.

Öztrak, Babacan'ın 12 yıllık iktidarın ardından en temel konularda yapısal reform ihtiyacından bahsetmeye başladığını vurgulayarak, "Sayın Babacan, siz 12 yıldır hangi hükümetin ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcılığını yaptınız? 12 yıl boyunca sessiz kalıp, şimdi üyesi olduğunuz kabineye ve onun icraatlarına mahcup eleştiriler yönelterek sorumluluktan kurtulamaz, kendinizi temize çekemezsiniz. Liderinizin söylediği gibi 'hepiniz oradaydınız' ve siz 'sessiz kalmayı' tercih ettiniz Sayın Babacan" diye seslendi.

IMF'nin son raporlarında Türkiye hakkındaki tespitleri de değerlendiren Öztrak, uluslararası kuruluşların ekonomide yaklaşan "kusursuz fırtınaya" karşı kırılgan ekonomileri uyararak sorumluluktan sıyrılmaya çalıştığını, IMF raporlarında da Türkiye özelinde pek çok uyarı ve tespitlerin yer aldığını kaydetti. IMF'nin faizler, büyüme, enflasyon ve dış açık konusunda önemli uyarılarda bulunduğunu belirten Öztrak, "Raporlarda yüksek enflasyon ve yüksek dış açığı bulunan ekonomiler, yeni küresel iklimin kırılgan ekonomileri olarak tanımlanıyor. Türkiye'nin 7 ülkeden oluşan kırılgan ekonomiler arasında yer alması ayrıca dikkat çekici. Bu listede daha dün temerrüde düşen Arjantin'in ve yeni ekonomik yaptırımlara muhatap olan Rusya'nın da yer aldığını söylersem durumun ciddiyeti belki daha iyi anlaşılabilir" dedi.

IMF'nin raporuna göre Türkiye'nin 26 ülke içinde milli gelirine oran olarak en yüksek cari açığa sahip ülke olduğunu belirten Öztrak, "Yine aynı rapora göre döviz cinsinden net finansal açık pozisyonu, yani net uluslararası yatırım pozisyonu en fazla açık veren ülkeler listesinde Türkiye 2013 itibariyle dördüncü. Net finansal döviz açık pozisyonunun milli gelire oranının yüzde 35'i aşması Avrupa Komisyonu tarafından kritik bir eşik olarak tanımlanıyor. Bu açığın Türkiye'deki oranı ise yüzde 50'ye yakın. Yani kritik eşik çoktan aşılmış durumda" ifadelerini kullandı. Yılın ilk altı ayında dış ticaret dengesindeki nispi düzelmenin önemli kısmının altın ticaretinden kaynaklandığını, dolayısıyla dış ticaret açığındaki bu düzelmenin, "Temelleri olan kalıcı bir düzelme olduğunu söylemenin" mümkün olmadığını ifade eden Öztrak, Irak'ta yaşanan sürecin ihracata olumsuz etkilerine dikkat çekti.

ABD ekonomisinde işlerin iyiye gitmeye başladığını, faiz artırımına yönelik beklentileri destekleyen verilerin arttığını belirten Öztrak, şunları belirtti:

"Dolayısıyla mevcut kırılganlıklarımıza çeki düzen verebilecek çok sınırlı bir zaman kaldı. Ancak kısıtlı zamanı iyi değerlendiremediğimiz gibi aksine kırılganlıkları daha da artıracak işlere girişiyoruz. Geçtiğimiz krizlerde ülkenin içsel dayanıklılığını artırdığı ispatlanan TCMB ve diğer düzenleyici kurumların bağımsızlığını vesayet olarak gören bir zihniyet ekonomi yönetimine hakim oluyor. Bu zihniyet şimdi de cumhurbaşkanlığını ele geçirme hırsına kapıldı. Bunun arkasında her şeyi ele geçirmek, her türlü denge ve kontrol mekanizmasından kurtularak kendilerini koruma kaygısı var. İstikrara, reformlara, denge ve kontrol mekanizmalarına, saydamlığa en fazla ihtiyaç duyacağımız bir dönemde, cumhurbaşkanlığına çıkması halinde hükümetle ilk kavga konusu şimdiden belirli bir adayla karşı karşıyayız. Not edin, Erdoğan kazara cumhurbaşkanlığına seçilirse hükümetle ilk kavgası AOÇ'un göbeğine yaptırdığı saraya kimin oturacağı olacaktır. Böylesine sığ kavgalara girecek birini, cumhurbaşkanlığı gibi önemli bir makama seçmek bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür."

Basın mensuplarının Erdoğan'ın cemaate yakın olduğu belirtilen bir banka hakkında yaptığı açıklamaları hatırlatıp değerlendirmesini sorması üzerine Öztrak, bir Başbakan'ın bir finans kuruluşunun durumuyla ilgili olumsuz açıklama yapmasının Bankacılık Yasası'na aykırı olduğunu, bunun manipülasyon anlamına geldiğini, BDDK'nın bu meseleye derhal el koyması gerektiğini ifade etti. Öztrak, "Kimse bir kurum hakkında 'Bu batacak' diyemez. Batma noktasına gelince kimin hangi önlemi alacağı bellidir. Bunların içinde Başbakan yoktur. Bir Başbakan'ın bir kurumun ismini zikrederek, 'Batacak, çıkacak' demesi suçtur" dedi.

Bazı emniyet mensuplarına yönelik operasyonların sorulması üzerine de Öztrak, bütün cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin Gazze ve 17-25 Aralık süreçleri sonrasında ortaya çıkarıldığı iddia edilen yapının darbe yapmak istediği iddiaları üzerinden yürütüldüğünü, kimsenin ülkenin nasıl otoriterleştiğinden, ülkenin istikrar ihtiyacından bahsetmediğini kaydetti. Bunların konuşulmaması için Gazze ve paralel yapı iddialarının sıcak tutulduğunu söyleyen Öztrak, "Ben milletin gündeminde istikrar olduğunu, batırıldığı borç tuzağından nasıl çıkacağı olduğunu düşünüyorum. Statüko adayının bu ülkeye istikrar konusunda vereceği hiçbir şey yoktur. Yaptığı tek şey istikrarsızlık, kavga ve huzursuzluktur. Dünyanın değişen ikliminde vatandaşın borç yükünden kurtulması, ülkenin tekrar büyümeye dönmesi için ihtiyaç duyulan şey huzur ve kurumların ahenkli çalışması, ekonomide gerekli reformların yapılmasıdır. Oysa hükümetin önceliği hakkındaki yolsuzluk iddialarının üzerini örtmektir. Siz neden dizin yok gibi saçma bir gerekçeyle komisyona gelen fezlekeyi geri gönderiyorsunuz? Neyi saklıyorsunuz? Bu saklananların ortaya çıkması halinde ülkede yaşanacak istikrarsızlığın ne olacağı konusunu da herkesin kendisine sorması lazım" dedi.

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 01 Ağustos 2014 14:58

Bağlantılı Konular