"Yargıtay'ın kararı, dünya hukuk tarihine geçecek nitelikte bir karar"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Sarp Kuray'ın cezasının onanmasına ilişkin, "AİHM'e kulak asmayan yerel mahkeme ve Yargıtay'ın kararı, dünya hukuk tarihine geçecek nitelikte bir karar" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve CHP Cezaevi Komisyonu Üyesi Veli Ağbaba, komisyon üyesi Milletvekilleri Özgür Özel ve Muharrem Işık, bugün TBMM'de Sarp Kuray'ın eşi Nur Sürer, avukatı ve yakınlarıyla bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısının bitiminde Anayasa Mahkemesi'ne başvurulacağı belirtilirken, Sarp Kuray'ın adalet çığlığını bir kez daha yükseltmek için bu toplantıyı düzenlediklerini söyleyen Ağbaba; Yüksek Mahkemenin AİHM'in verdiği karar doğrultusunda bu davadaki insan hakkı ihlalini ortadan kaldıracak bir karara imza atmasını beklediklerini belirtti.

CHP Cezaevi Komisyonu Üyeleri yaptıkları ortak basın toplantısında şöyle dediler:

Bugün burada Anayasal düzeni tek başına yıkmak ile suçlanan;

iki kez yargılanıp aynı cezaya çarptırılan Sarp Kuray’ın adalet çığlığına ses katmak için bir araya geldik.

Hepiniz tanıyorsunuz.

Sarp Kuray, cellatlaşan bir yargının hedefine koyduğu ve dört duvar arasında tecrit etmeye and içtiği 68 kuşağının simge isimlerinden.

İşte bugün bizler de, Anayasa Mahkemesi'ne yapılacak başvuru öncesinde, onun adalet çığlığını bir kez daha yükseltmek için bugün burada avukatı Görkem Hanım ve eşi Sayın Nur Sürer ile birlikteyiz.

Bizler, tüm siyasi davaları yakından takip eden CHP Cezaevi Komisyonu üyesi milletvekili arkadaşlarımla, adalet terazisinde yozlaşmayı sürekli kamuoyunun gündemi taşıyoruz.

Cezaevlerini ziyaret ediyoruz, siyasi davaları takip ediyoruz, raporlar yayınalyıp, basın açıklamaları yapıyoruz. Ülkemizde adeta olağan hale gelmiş haksız ve hukuksuz uygulamlara karşı mücadele ediyoruz.

Geçtiğimiz hafta düzenlediğimiz basın toplantısında, hukuk devletinde bir istisna olması gereken "yeniden yargılamanın" olağan bir hale gelmeye başladığını söylemiştik. Ve eklemiştik:

Bugün "Yeniden yargılama" umuttur,

Bugün "Yeniden yargılama" adaletin terazisini yeniden kurmaktır demiştik.

Ancak, karşımızda vaka, yani Sarp Kuray Davası için, "yeniden yargılama"  bile fayda etmiyor.

AKP’nin yargıya indirdiği Balyoz, bilinen tüm hukuk kurallarının ayaklar altına alınması sebep olmuş. Öyle ki;

Bugün Yargı erki adeta felç olmuş ve tam bir akıl tutulması yaşıyor.

Kimsenin adalet mekanizmasına güveni kalmamış ve kamu vicdanı sürekli rahatsız.

Evrensel hukuk kurallarına aykırı kararlara imza atılmaya devam ediliyor.

Mahkemeler yeniden yargılasa bile "dediğim dedik çaldığım düdük demeye" diyor.

Karşımızdaki Sarp Kuray Davası, yargının içine düştüğü kumpası birkez daha gözler önüne seriyor.

Bugün, Sarp Kuray'ın hikâyesini artık tüm Türkiye biliyor.

Hakkında verilen ceza için Yargıtay'a başvurdu, hükmü temyiz etti, cezası defalarca bozuldu.

Sonra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

Böyle yargılama olmaz,

"Adil yargılanma hakkını" ihlal etmişsin

 Yeniden yargılaman gerekiyor dedi.

Durum böyle olunca Sarp Kuray yeniden yargılandı.

Ama yeniden yargılamanın sonucu değişmedi. Yerel Mahkeme, AİHM'in olmaz dediği kararı bir kez daha verdi. Üstüne üstlük, 9. Yargıtay Ceza Dairesi 2 Temmuz 2014 günü yerel mahkemenin tekrar aldığı kararı onadı.

Yaşanılan hukuk terörü bir yana; bu karar ile 21 yıldır süren "16 Haziran Örgütü" davası sona ermiş oldu.

AİHM'e kulak asmayan yerel mahkemenin ve Yargıtay'ın kararı dünya siyasi tarihine, hukuk tarihine geçecek bir karar.

Dünyada ilk kez bir örgüt davasından şöyle tuhaf bir karar çıktı.
Koskoca Anayasal düzeni yıkmaya çalışan bir örgüt yargılandı her nasılsa sadece tek bir kişi mahkum oldu.

Bu karardan çıkan bir şey var:

Koskoca mahkemeye ve Yargıtay'a göre Sarp Kuray Anayasal düzeni yıkabilecek tek kişilik bir örgüt.

Aslında bu dünya siyasi tarihine, hukuk tarihine geçecek ilginç kararı yargı daha önce de vermişti.

O zaman herkes "Tek kişilik bir örgüt", nasıl oluyor da devleti yıkmaya çalışabiliyor demişti.

Sonra, bu tuhaf karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden döndü.

AİHM o zaman Sarp Kuray ile ilgili verilen karar için yargıya şunu söylemişti:

Yargılamada makul süreyi aşmışsın.

Sarp Kuray'a verdiğin cezaya dayanak olan 3 ifade var. Bu ifadeler, işkence altında alınmış mı alınmamış mı araştırmamışsın

Hükümet ve yetkili merciler bu 3 kişiyi etkin şekilde aramamış.

Yargılama sürecinde tanıklar Sarp Kuray hakkındaki beyanlarını değiştirmiş, dikkate almamışsın;

Bu tanıkların beyanları arasında çelişki var. Ve sen mahkeme olarak bu çelişkileri gidermemişsin;

Sarp Kuray'ı bu tanıklar ile yüzleştirmemişsin;

Özetle, AİHM demişti ki; ey Türk Yargısı,

dayandığın deliller tamamen hukuka aykırı;

tanıkları bulamamışsın, onları dinlememişsin,

çelişkileri gidermemişsin,

önce mahkeme olarak hukuka uygun hareket et.

İşte AİHM'in bu kararı sonrası Sarp Kuray yeniden yargılandı.

Normalde olması gereken;

Yeniden Yargılarken, hukuka uygun delillerin toplanması,

cezaya dayanak olan 3 kişinin bulunarak dinlenmesi ve sanık ile yüzleştirilmesidir.

Ama her ne hikmetse, mahkeme bu 3 tanıktan 2'sinin bul(a)mamıştır.

İşin ilginç yanı, Sarp Kuray aleyhinde ifade verenler aynı zamanda Devrimci Karargah davasının da (aranan) sanıkları durumundalar.

Hem Devrimci Karargah Davasından hem de 16 Haziran Örgütü davasından dolayı aranıyorlar ama bir türlü bulunamıyorlar.

Bulunmuş ve ifadesi alınmış olan üçüncü tanık ise Sarp Kuray'la ilgili tek ifadesini işkence altında verdiğini söylemiştir.

Bu noktada, evrensel hukuk kuralları diyorki, verilebilecek tek bir karar var.

O da Delil yetersizliğinden beraat

Çünkü bugün Sarp Kuray'ın dava dosyasında aleyhte tek bir delil dahi bulunmuyor.

Ama yeniden yargılama yapan mahkeme ve Yargıtay kararında diretiyor.

AİHM'in insan haklarına aykırı dediği kararı inatla savunuyor.

AİHM'in böyle olmaz dediği kararı bir kez daha veriyorlar.

İşte sizlere "yeniden yargılamanın" kâr etmediği bir hukuk terörü örneği.

AİHM'den döndükten sonra yerel mahkeme böyle gülünç, böyle traji-komik bir kararı düzeltilir diye düşündük.

Ama olmadı.

Bu noktada, aklımıza tek bir şey geliyor: Yargı tam bir paranoyanın içinde.

Çünkü, Sarp Kuray'ı yeniden yargılayan mahkeme; Türkiye Cumhuriyeti Devletini tek bir kişinin yıkabileceğine inanıyor.

İşte bu paranoyak kafa, tüm siyasi davalarda olduğu gibi bu davada da işbaşında.

Yani, Sarp Kuray Davası da diğer tüm siyasi davalar gibi bir kumpasın, bir paranoyanın ürünü.

Bizler, adaletin terazisinin bozulduğunu, yargının sicilinin bozulduğunu zaten biliyorduk.

AKP'nin elinde adeta bir sopa halen gelen yargıya güvenimiz kalmamıştı.

Çünkü o yargı;

Aylarca Ethem'in katili Ahmet Şahbaz'ı korumuştur.

Ali İsmail'i öldüren tekmenin sahibi polise talimat veren bir milletvekili hakkında hala işlem başlatmamıştır.

Zirve Yayınevi'nin elleri kanlı katillerini serbest bırakmıştır.

Faili meçhul cinayetlerin tek tutuklu sanığı Ayhan Çarkın'ı salıvermiştir.

"Milletin bir yerlerini nokta noktalayan" işadamına karşı sessiz kalmıştır.

Hrant'ı katledenlerin örgüt bağlantısını bulamamıştır.

Poşi takmayı teröristlik ile kırmızı fular takmayı sosyalist olmakla eşitlemiştir.

14 yaşında tecavüze uğrayan genç bir kızın yaşını büyütüp, utanmadan rıza aramıştır.

İşte bu yargı, Sarp Kuray hakkında tekrar aldığı karar ile şuna inanmamızı beklemektedir:

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tek kişilik bir örgüt ile yıkılmak istenmiştir. O kişi kendi rızasıyla teslim olmuş ve cezalandırılmıştır

Bizler, Sarp Kuray'ın solcu olduğu için ordudan atılan bir deniz subayı ve bir gemi komutanı olduğunu biliyorduk.

Ama bugün bize; onun tek başına darbe yapabilecek, tek başına anayasal düzeni yıkabilecek güçte bir süper kahraman olduğuna inanmamızı bekliyorlar.

Dava süreci ile ilgili tüm ihlalleri bir tarafa koysanız bile tek kişilik bir örgütün anayasal düzeni yıkabileceğine inanmak abesle iştigaldir.

Sarp Kuray, nerdeyse altı senedir Ankara Sincan F tipinde yatıyor.

Bizler onu cezaevinde defalarca ziyaret ettik.

Bu cezaevinde 5 kitap sınır var. Ve mahpuslar birçok sosyal etkinlikten yoksun bırakılıyor.

Yaptığımız ziyaretlerde Sarp Kuray’ın söylediği bir şey var; Diyor ki:

Bir gerçek var bu ülkede. Bu ülkede yaşamak zor. Bizim ölülerimizi seviyorlar.

Bu ülkede ne yazık ki yurtseverleri sevmiyorlar.

Benim ülkemde yurtseverlerin ancak ölüleri seviliyor.

İşte ben bu örgütün tabanıyım, lideriyim, üyesiyim ve 69 yaşındayım.

Ve ekliyor Sarp Kuray:

F Tipi cezaevleri sistemi "yalnızlaştırma ve tecrit üzerine kurulu"

F tipi cezaevleri  ile bizi yalnızlaştırarak belimizi bükmek istiyorlar.

Ben 80 öncesinde askeri cezaevinde kaldım. Şuan kaldığım cezaevi, o zamanın askeri cezaevlerinden daha kötü.

Düşündükçe, 80 öncesi cezaevleri F Tiplerine kıyasla cennetmiş.

Ancak her şeye rağmen kendisi tüm bu haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı dirayetini ve mücadele azmini koruyor.

Hala büyük bir umut ile dışarı çıkacağı günü bekliyor.

Bu umudu yeşertmek için bugün, basın açıklamasından sonra Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yapılacak.

Buradan çağrıda bulunuyoruz

Anayasa Mahkemesi bu başvuruyu derhal gündeme almalıdır. Çünkü, AİHM tarafından verilen hak ihlali kararı yerel mahkeme ve Yargıtay tarafından görmezden gelinmiştir.

Son aylarda, hukuk devletine olan inancımızı pekiştiren kararlara imza atan  Anayasa Mahkemesi'nin bozulan adalet terazisini yeniden inşa edebileceği bir fırsat doğmuştur.

Yüksek Mahkeme, AİHM'in verdiği karar doğrultusunda bu davadaki bariz insan hakkı ihlalini ortadan kaldıracak bir karar imza atmalıdır.

Bizler,

Yüksek Mahkeme'nin, Yargıtay'ın ikinci kez onaylamaktan çekinmediği Sarp Kuray hakkındaki karara ilişkin bugün yapılacak başvurunun olumlu sonuçlanacağına inanıyoruz.

Ayrıca, Yüksek Mahkeme'nin, AİHM'in kararı doğrultusunda vereceği karar ile yargı mekanizmamızdaki bir çifte standart da son bulacak.

Böyle bir karar çıkması durumunda, artık AYM'den gelen dosyalarla, AİHM'den gelen dosyalar ayrımı ortadan kalkacak ve yargı mekanizmamızdaki aksak işleyiş son bulacaktır.

    Cuma, 18 Temmuz 2014 16:32

Bağlantılı Konular