“Faiz lobisi, dış güçlerin organizasyonuysa engel olması gereken Başbakan değil mi?"

Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, Samanyolu Haber kanalında Asım Yıldırım’ın hazırlayıp sunduğu Güncel Durum programında canlı yayın konuğu olurken, Taksim Gezi parkı eylemleriyle başlayan süreci ve CHP’nin tavrını değerlendirdi.

Toprak “Keşke bu duruma gelinmeseydi, keşke 4 canımızı toprağa vermeseydik, keşke 12 yurttaşımız gözünü kaybetmeseydi. Neden yaşadık bütün bunları? Başbakanın ve iktidarın tutumundan katı tavrından, sevgi dili yoksunluğundan. Halkın görüşlerine değer vermemesinden. Ben yaptım olacak tavrından. Ben İstanbul milletvekiliyim, ailemle bu şehirde yaşıyorum. Ben de Taksim’de AVM istemiyorum.” dedi.

Erdoğan Toprak, “CHP’nin Gezi parkı olaylarının neresinde olduğu” sorusunu yanıtlarken şunları söyledi:

“CHP bu olayların hiçbir yerinde değil. Baştan itibaren de bunu söyledik. Bu olayların içinde olmadık. Sadece zaman zaman halkla mülki idare, Vali, İçişleri Bakanı, Emniyet güçleri arasında diyalog kurulmasına, çözüme yardımcı olmaya çalıştık. Ancak bu aşamaya gelinmesinde Sayın Başbakanın tavrı, kullandığı dil etkili oldu. Sevgi dilinden kimseye zarar gelmez. Başbakanın dili sevgi dili değil. Ne olurdu meselâ eşini de alıp, bir gün Gezi Parkı’na gitseydi, oradakileri dinleseydi, anlamaya çalışsaydı. Bugün gelinen noktaya daha baştan gelinmiş olurdu. Sayın Cumhurbaşkanının söylemine karşı çıkacağına benimseseydi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının yaptığı gibi davransaydı. Ama baştan itibaren sürekli olayları gerdi. İnsanları ayrıştırdı. Ben karar verdim olacak, yıkılacak, Topçu Kışlası, AVM yapılacak dedi. AKP’nin kendi programında vaat ettiklerinin tam tersini yaptı. AKP kendi programında diyor ki, köy, mahalle, şehirlerde, insanlarımızın yaşam alanlarında yapılacak işler, uygulanacak projeler halka sorulacak, onların ve STK’ların görüşleri alınacak. Hani nerede? Bunu niye baştan yapmadı? Yapsaydı bu noktaya gelinir miydi? 4 canımızı toprağa verir miydik? 12 insanımız gözünü kaybeder miydi? Yüzlerce yaralı şu an hastanelerde acı çeker miydi?”

Toprak, Başbakanın olayların dış güçler, ucu dışarıda mihraklar, faiz lobisi tarafından organize edildiği iddialarıyla ilgili soruya karşılık ise “Tamam bir an farzedelim ki öyle olsun. Birileri bunu ülkemiz aleyhine kullanmak istesin. Bizim evlatlarımızı sokağa döken faiz lobisiyse, ben de o zaman Başbakana şunu sorarım; Buna izin vermeyecek olan, ortamı kontrol edecek olan kim? İktidar! O zaman niye bunlara fırsat veriyorsun, zemin hazırlıyorsun? Aksine engel ol, insanlarını onlardan koru. Eğer siz kendi ülkenizde, kendi halkınızla, vatandaşınızla savaşırsanız art niyetli birileri de bundan faydalanır, kışkırtır, tahrik eder. Başbakan 11 yıldır bu ülkeyi tek başına yönetiyor. Buna zemin hazırlamamak da Başbakanın, iktidarın görevi. AKP bunu yapamadı, süreci, krizi iyi yönetemedi. Olayları analiz edemedi, olanların altında kaldı. Başbakanın Faiz lobisi dediği şey, en çok AKP iktidarı zamanında kazandı, kâr etti bu ülkede. AKP iktidara geldiğinde 129 milyar dolar borç vardı. 38 milyar dolar da bu ülkenin malını sattılar, özelleştirdiler. Neden o zaman 90 milyar dolar borcu ödeyip bitirmedin? Aksine, daha çok borç alıp, faiz lobisine para kazandırdılar, borcu üçe katladılar. Başbakanın övündüğü ekonomik başarı bu mu? İnsanlarımız dünyanın dört bir yanına ihracat yapmak için çırpınıyor. Onların kazançları faiz lobisinin, borcuna, faizine gidiyor.”

Erdoğan Toprak, Brezilya’da da benzer olayların protestoların yaşandığını, Brezilya Devlet Başkanının protestoların, eylemlerin ülkesinde demokrasinin gücünü gösterdiğini söylediğini belirterek, Başbakanın ise aksine tavrını daha da sertleştirdiğini, gençlere biber gazı, tazyikli suyla saldırıldığını, “Ben istedim olacak, yapılacak” tavrından geri adım atmadığını kaydetti.

Toprak böyle bir durumda CHP’nin tavrının ne olacağı sorusuna ise “Biz halkın istemediği, benimsemediği bir şeyi yapmayız. Bir projeyi zorla ve halka rağmen yapmakta ısrarcı olmayız. Halka sorarız. Bizim pek çok projemizi 2011 yılında seçim beyannamemizde yer alan pek çok projemizi AKP alıp kendine göre uygulamaya sokmaya çalıştı. Biz parti olarak demokratik katılım ve doğayı korumaya özen gösteriyoruz. Yaklaşımımız budur. Oysa Başbakan sevgi dilinden, kucaklayıcı bir dilden yoksun. Başbakan yüzde 50’nin değil 76 milyonun Başbakanı olmalı, olmak zorunda. Şimdi yüzlerce genci gözaltına alıyorlar. Tutukluyorlar. Sayın Bülent Arın, Gültan Kışanak için bir şey söyledi; Yıllarca Diyarbakır cezaevinde yatmasaydı, orada bazı istenmeyen şeylere maruz kalmasaydı, bugün böyle olmazdı. Böyle olmakta haklı dedi. Bu gençleri de cadı avı başlatıp, gözaltı tutuklamaya devam ederseniz, yarın çıktığında daha kinlenmiş olarak çıkacak.” karşılığını verdi.

CHP Genel başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun Başbakan ile Esad arasında benzerlik ve paralellik kurmasına yönelik tepkilerle ilgili soruya ise şöyle yanıt verdi:

“Öyle değil mi? Bakın Esad’ta kendi halkına bomba atıyor, kurşun sıkıyor, Başbakan da halkına gaz bombası atıyor, tazyikli su sıkıyor, yaralananlar, ölenler oluyor. Esad sonra çıkıp mitingler yapıp, güç gösterisinde bulunuyor. Başbakan da aynısını yapıyor. Eylemlere bomba ve bier gazıyla, şiddetle karşılık verilirken, havaalanlarında, Ankara’da, İstanbul’da, Adana, mersin’de mitingler düzenleyip güç gösterisi yapıyor, toplumu daha da geriyor, ayrıştırıyor. Şimdi Başbakan bize Esad’çı diyor. Biz hiçbir zaman Esad’çı olmadık. Genel Başkanımız Esad ile hiçbir ortamda bir araya gelmedi. Elini sıkmadı. Esad aynı Esad’tı hiç değişmedi. Türkiye’de terörü destekleyen Esad’tı. Ama Esad’la ailece görüşen, ortak Bakanlar Kurulu  düzenleyen, birlikte baraj temeli atan, vizeleri kaldıran Başbakandı. Şimdi Esad diktatör diyen de Başbakan. Başbakan bunu bugün mü öğrendi?”

Toprak sorunun çözümünün gençlerin, halkın sesine kulak vermek, söylediklerini dinlemek, onların görüşlerine değer vermekten, sevgi ve kucaklayıcı bir dilden geçtiğini belirterek “Bizim bu toplumu sevgi bağı ile bir araya getirmemiz lâzım. Ben ülke yönetiminde de, siyasette de hakaret dilini, hakaret üslubunu doğru bulmayanlardanım. Ben rahmetli Bülent Ecevit ile siyaset yaptım. Onun ocağından yetiştim. Milletvekilliği, Bakanlık yaptım. İlk seçildiğimde Türkiye’nin en genç milletvekiliydim. Siyasette hakaret üslubunu, ailenin siyaset malzemesi yapılmasını, özel hayatın siyasi malzeme olmasını kabul etmem, doğru bulmam. Yapılacak şey gençlerimizi dinlemek, kucaklamak. Açıkçası bir itirafta bulunmam gerekirse, bu gençleri biz de anlamadık. Anlamaya çalışmadık. İtiraf ediyorum bu da bizim için büyük eksiklik”

Sunucu- Stüdyomuzda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Erdoğan Toprak var. Sayın Toprak hoş geldiniz.

Erdoğan TOPRAK- Hoş bulduk, iyi yayınlar.

Sunucu- Gündemi konuşacağız. Aynı zamanda çözüm sürecini de konuşalım istiyorum ve Cumhuriyet Halk Partisinin şu son olaylarda rolü nedir, var mıdır, yok mudur onu da konuşalım. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz şu gezi parkı olaylarıyla başlayan şiddet görüntülerini, protesto görüntülerini?

Erdoğan TOPRAK- Yani gezi parkı olaylarında keşke bu noktaya gelmeseydi. Keşke Sayın Başbakan Cumhurbaşkanımız gibi, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç gibi başta evet biz mesajı aldık, bunun gereğini yapacağız deseydi. Keşki Sayın Başbakan bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı bir ufak durağın yerini değiştirirken dahi halka soracağız noktasında olsaydı.

Şimdi ben şunu merak ediyorum. Ülke buraya niye geldi? 4 tane vatandaşımız niye öldü? Ülke bu çatışma ortamına niye girdi? Bunun sebebi neydi? Yani biz biraz kibirden vazgeçip ben olacak demekten vazgeçseydik ve daha toplumu kucaklayıcı bir tavır içerisine girdik bu noktaya gelebilir miydi? Ne oldu? 11 tane insanımız gözünü kaybetti. 4 tane canı biz toprağa verdik. Yani Cumhuriyet Halk Partisi bunun neresinde? Biz bunun içerisinde değiliz. Gerçekten değiliz. Ama Cumhuriyet Halk Partisi özgürlükle ilgili, çevre duyarlılığıyla ilgili, gençlerimizin hırpalanmamasıyla ilgili o noktada bazı yerlerde arada tampon görevi yaptı. İletişim görevi yaptı. Yani bu konuları alıp valiye aktardık, İçişleri Bakanımıza aktardık. Bu da bizim hakkımız. Yani bunu yapmak zorundayız.

Bir başka nokta; bende bir vatandaş olarak, ben İstanbul milletvekiliyim. Aynı zamanda İstanbul’da yaşayan bir kişiyim. Bende bu ülkede ağacın kesilmesine karşıyım. Bu ülkede parkların çoğalmasından yanayım. Allah’ınızı severseniz İstanbul’da 90 tane AVM var. Yani Taksim’in göbeğinde AVM’ye ihtiyaç var mı? Ben karşıyım orada AVM olmasına ve o benimde orada nefes alacağım bir yer ise, benim emeklimin gidip o gölgesinde oturacağı yer ise bizimde o noktada söz söyleme hakkımız var. Yani burada Cumhuriyet Halk Partisini olayın içerisinde, arkasında aramak yanlış. Arayacağı tek şey var. Kendisinde aramalı.

Bakın yöneticiler güçlendikçe daha da mütevazi, tevazu sahibi olmalılar. Ama güç bende, ben her şeyi yaparım, ben dedim olacakla bu ülkeyi yönetemeyiz. Ben bu ülkede birçok Başbakanla çalıştım. Ben bu ülkede en genç milletvekilliğini yaptım. Erbakan hocayla çalıştım, Tansu Çiller’le çalıştım, Mesut Yılmaz’la çalıştım, Bülent Ecevit’le çalıştım. Ama böyle ben yaptım oldu mantığıyla harekete dene bir iktidar görmedim.

Sunucu- Peki olaylar sadece bu noktadan mı başladı? Yani iktidarın inat etmesinden dolayı mı başladı? Yoksa Başbakanın iddia ettiği gibi bir faiz lobisinin ve çıkar çevrelerinin işin içerisine girerek bizzat tetiklediğini söylemesiyle mi başladı?

Erdoğan TOPRAK- Faiz lobisidir, odur budur. Eğer siz kendi ülkenizde kendi vatandaşınızla çatışırsanız, yanlış politikalar uygularsanız bazı mihraklar sizin o zaafınızdan faydalanır. Yapmayın. Yani faiz lobisi. Peki ben sorarım Sayın Başbakana. Sayın Başbakan 11 yıldır bu ülkeyi yönetiyorsun. Devraldığında 129 milyar borç vardı. 38 milyar dolarda malını sattın devletin. O geçmişten gelen malını sattın. Borcunun senin 90’lara düşmesi lazımdı ve senin de o 90’ı başarılı iktidar, ekonomiyi iyi yönettim diyorsun ya o 90 milyar borcu ödeseydin de bu faiz lobisinin kucağından Türkiye’yi kurtarsaydın. Bende onu sorarım. Yani atıp tutuyorsun. Ben şöyle başarılı ekonomi yaptım, şöyle yönettim, böyle yönettim. Borç 3’e katlanmış. 3 misli artmış ve tüm malları da satmışız. Niye bizi faiz lobisine madem bu kadar başarılı bir iktidardın da bizi faiz lobisine teslim ettin. Ve o faiz lobisi gelip benim evlatlarımı sokağa döküyor. Bende bunu sorarım Sayın Başbakana. Yani benim evlatlarımı sokağa döken eğer bir avuç faiz lobisiyse neden güçlü devletsen bunların ümüğünü sıkmıyorsun?

Sunucu- Belki de en önemli konulardan biriside bu. Yani niye sesimizi tam olarak çıkartamıyoruz.

Erdoğan TOPRAK- Bunu Başbakana sormak lazım. Yani batılı güçler benim içişlerimle bu kadar… Bakın bu ülkede çok değerli müteşebbisler var. Dünyanın dört bir yanına ihracat yapıyorlar. Eğer sen o ihracat yapan o dört bir yanına o zor şartlardaki o müteşebbisin emeğini getirip faiz lobisini yediriyorsan o da senin ayıbın. Bırakın faiz lobisi tamam olabilir. Mihraklar. Bu da olabilir. Ama biz büyük devletiz diyoruz. Neden en evlatlarımla bu tip bir yarışa girdim? Bir sevgi ortamı olsaydı. Ben Türk halkına soruyorum oraya eşini alıp gitseydi, çocuklar siz benim evladımsınız, evet buraya alışveriş merkezi istemiyorsunuz, ağaç kesilmesini de istemiyorsunuz. Bakın nedeni şu şu şu, hala daha inat ediyor musun, etmiyor musun diye sorsaydı, gönlünü alsaydı böylemi olurdu?

Sunucu- Ama Sayın Toprak belediyede de Cumhuriyet Halk Partisinin de onayı var.

Erdoğan TOPRAK- Onayı yok. Orada yanılgı var. O yanlış. Orada yayalaştırma var.

Sunucu- Genel olarak yayalaştırmaya yönelik var.

Erdoğan TOPRAK- Tabi ki yayalaştırılsın. Koskoca İstanbul’un bir tek parkını gösterebilir misiniz Türkiye’de Amerika’da var, İngiltere’de var, dünyanın her yerinde var. Nerede bizde bir tane park var mı? Bu kadar yeşil yaptım diyorlar. Yani her gördüğümüz yeşile AVM dikmek zorunda mıyız? Ne oldu peki? AVM’den vazgeçti. İlk gün vazgeçseydiniz olmaz mıydı? Bizim bu toplumu sevgi bağıyla bir araya getirmemiz lazım. %50 benim arkamda, ki o %50’ninde arkasında kaldığını sanmıyorum. %50 benim arkamda zor tutuyorum demek doğru değil. Bence milli irade tüm vatandaşını kucaklayan iradedir.

Sunucu- Şimdi burada eksik olan şeylerden bir tanesi de deniliyor ki bu olaylar başladığı günden beri. Az önce bir seyircimizde sormuş İsmail Gülseren bey sormuş. Erdoğan 11 senedir iktidarda. CHP olarak siz ne yaptınız? Neden güçlü bir muhalefetiniz yok deniliyor ve bu eylemlerden yola çıkarak da denildi ki CHP muhalefet görevini hakkıyla yerine getiremediği için vatandaşlar seslerini yükselttiler. Katılıyor musunuz buna?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi bakın, Cumhuriyet Halk Partisi kendisini yeterince anlatamamış olabilir. Ama unutmayın ki Cumhuriyet Halk Partisinin 2011 seçimlerindeki projelerini AKP kendisi alıp şuanda yasalaştırmaya çalışıyor. Yoksullukla mücadele. 2B’yle ilgili orman arazileriyle ilgili, taşeronlukla ilgili, askerlikle ilgili. Yani bu konuda bizim projelerimizi hükümetin projeleri yeterince elle tutulur, bu ülkenin toplumun refahı için olmadığı için bizim projelerimize sarıldı. Evet doğrudur biz kendimizi yeterince halka anlatamadık. Bugüne kadar vatandaşı ihmal ettik. Ama Kılıçdaroğlu döneminden sonra farklı bir yöntem izledik ve tüm vatandaşlarımıza gidiyoruz. Toplumun her kesimini kucaklıyoruz. Ötekileştirmiyoruz. Toplumun yaşam tarzına saygı duyuyoruz. Böyle bir CHP, yeni bir anlayış getirmek istiyoruz. Bu seçimlerde 2011’de 81 vilayete giden tek Genel Başkan Sayın Kılıçdaroğlu’dur. 260 noktaya gidip halkıyla buluşan Sayın Kılıçdaroğlu’dur. Evet biz bu toplumda kutuplaştırmadan yana değiliz. O vurdulu kırdılı muhalefet anlayışını bizden beklemesinler. Çünkü biz yarının iktidarı olma hazırlığı yapıyoruz. Yok birileri Kılıçdaroğlu muhalefet görevini yapamadığı için… Ne yapacaktık yani? Molotof kokteylimi atacak Kılıçdaroğlu?

Sunucu- Zaten bu da muhalefet yapmak değildir.

Erdoğan TOPRAK- Değil. Bizim hedefimiz proje üretmek. Ve biz o projeleri üretiyoruz ve üretmeye de devam edeceğiz.

Sunucu- Bu olayların içerisinde Cumhuriyet Halk Partisi en başta söylediniz biz yokuz dediniz ama bazı milletvekillerinin attığı twit mesajları var mesela. Hüseyin Aygün bu konuda o kadar çok ciddi tepki aldı ki. Siz mesela Hüseyin Aygün meselesinde CHP olarak bir tedbir almayı düşünüyor musunuz? Onun kullandığı üslupla alakalı olarak ne diyorsunuz?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi herkesin bir üslubu var. Benim üslubum bellidir. Ben kendi üslubumdan sorumluyum. Ama Hüseyin Aygün’ün adına bir hesap açılmış. Bazı twitler o hesaptan atılmış. Ve o da kendisini bunu kamuoyuyla paylaştı. Bazen isimlerin böyle bir şey tarafı vardır. Sayın Aygün bu noktada bir açıklamada yaptı. Yaptığı tüm açıklamalara katılıyor değilim. Farklı düşüncelerimiz olabilir bu da doğaldır. Bakış açılarımız farklıdır. Kendi bölgesinin sorunlarını aktarırken kullandığı dil ve üslup farklı olabilir. Buna saygı duyarım. Zaten biz kitle partisiyiz. Her bölgeden gelen milletvekillerinin her partide bu vardır. Hassasiyet ve öncelikleri vardır. Ama Hüseyin Aygün’ün twitterini kullanma konusunda bir sahte hesap açıldığını biliyorum. Bunu da kamuoyuyla paylaştı. Bizimde içeriğini benimsemediğimiz twit olayının arkasında da bu olduğunu gördük.

Sunucu- Bir seyircimiz diyor ki, Cumhuriyet Halk Partisi neden o şiddet eylemleri başladığında engel olmak için gayret göstermedi veya reddedip oradaki seçmenine katılmayın açıklaması yapmadı?

Erdoğan TOPRAK- Bakın tansiyonu düşürün diye ve bu konuda mesaj veren milletvekillerinden bir tanesiyim. Bu da ülkede birçok gazetede yayınlandı ve hatta manşet oldu Zaman gazetesinde de. Eğer o çadırların sökülmesi konusundaki o varılan mutabakata biraz daha kolluk kuvvetleri, yani vali, içişleri bakanı müsamaha gösterseydi çadırlar sökülüyordu ve kendi elleriyle sökeceklerdi. Bu yanlıştı. Yani tam çadırları sökmeye başlıyorlar, bir tartışma ortamı açılmış ve bir noktaya doğru giderken müzakereler, bir sonuçlanmaya doğru giderken apar topar bu tip müdahale oldu. Müdahale oldu da ne oldu? O bölgeden başka yere sıçradı. Akıl yolu şuydu ki oradaki o yapılan tartışmalar bir sonuca varılsın ve o çadırları kendileri söksünler bu eylem bitsin. Buna müsaade edilmedi ne yazık ki. Bakın ben o akşam oradaydım. Ben ne yaptım biliyor musunuz? Emniyet mensuplarıyla da konuştum. Yani nedir dedim. Çok genç çocuklar 14, 15 saattir ayakta ve oradaki o gençleri bir hasım gibi görüyor. Yani ruh hali bu. Polislerimizde çok genç. Bu konuda deneyimsiz. O konuda bende mesaj attım. Bu çocuklarda kaç saattir nöbet tutuyor ve deneyimsiz ve sıkıntılı bu çocuklar diye de bir mesaj attım. Türkiye’deki bu süreci yönetmede iktidar başarısız oldu. Yani iktidar bu olayın altında kaldı, iyi yönetemedi. İyi yönetseydi buraya gelemezdi, gelmezdi. Kibrine yenik düştü, sevgisizliğe yenik düştü.

Sunucu- Bunu nasıl yorumlarsanız o ayrı bir konu vatandaş şuanda takip ediyor zaten. Fakat dış güçlerin mesela Otpor gibi bir oluşumun işin içerisinde olduğu, eylem biçimlerinin olduğu, hatta kendilerinin bursuyla okumuş insanların işin içerisinde olduğuna dair mesajlarda geliyor. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi özellikle bu işin içerisinde yer alarak aynı zamanda siyasi rant devşiriyor da denildi. Başbakan Erdoğan mitinglerde bunları, bu ifadeleri kullandı. Aynı zamanda mesela şuanda iki, üç günden beri konuşulan bir video dolaşıyor. Size yayından öncede biraz seyrettirmiştim. CHP’nin adını birileri acaba bu olaylara katarak CHP’nin değişmeye başlayan yönünü kirletmeye veya zarara uğratmaya, yıpratmaya mı çalışıyorlar? Ne diyorsunuz buna?

Erdoğan TOPRAK- Başta şunu söyleyeyim. Eğer siz kendi ülkenizde bu tip bir olayı doğru yönetemezseniz buradan herkes nemalanmaya çalışır. Siz bu gediği vermeyeceksiniz. Toplumdaki bu çatışma ortamını yaratmayacaksınız, kendi bünyenizi zayıflatmayacaksınız. Kendi vatandaşınızı %50’yi zor tutuyorum derseniz siz zaten bölüyorsunuz. Siz bölmekle beraber bu toplumda mihrak sokmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürüyorsunuz. Yani benim söylemek istediğim bu. Bu toplumu bölmeyelim. 76 milyonun iktidarı olsun.

Şimdi dışarıdaki bir kişi Türkiye’yi parçalamak isteyen, bölmek isteyen, nifak sokmak isteyen biri böyle bir ortamdan tabi ki faydalanır. Peki bunun faydalanmasına fırsat veren kim? İktidar. Ne olurdu Sayın Başbakan kalkıp da Cumhurbaşkanının söylediği gibi söyleseydi. Ne olurdu Sayın Başbakan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının o yaklaşım dilini kullansaydı. Dil çok önemlidir. Bizde Anadolu’da bir laf vardır tatlı dil yılanı deliğinden çıkartır. Niye biz tatlı dilden uzaklaştık? Niye ben söyledim oraya o yapılacak deniyor. Niye ben 18 – 20 yaşındaki evladımın üstüne binlerce ton gaz sıktım, su sıktım. Herkes yönetimden mutlu olmak zorunda değil. Ama yönetimler herkesi kucaklamak zorunda.

Sunucu- CHP bu olaylarla karşılaşsaydı ne yapardı? Nasıl tepki gösterirdi?

Erdoğan TOPRAK- Biz bir kere toplumun karşı çıktığı bir projenin arkasında durmazdık. Yani bugün AKP’nin geldiği noktada biz baştan orada olurduk. AKP kendi programını reddediyor. Kendi programlarında var. Yani biz en ufak bir şeyde halka soracağız diye kendi programlarında var. Şimdi AKP kendi programından da uzaklaştı. Aynı olay Brezilya’da oldu. Brezilya’daki başkan ne diyor biliyor musunuz? Protestolar demokrasimizin gücünün göstergesidir diyor. Ama aynı bizde çok farklı. Bizim Başbakanımız ne diyor? Hiç uğraşmayın kararımızı verdik gezi parkı yıkılacak, yerine topçu kışlası ve altında da AVM yapılacak.

Sunucu- Şimdi o noktada değil ama.

Erdoğan TOPRAK- Değil. Şimdi biz bu kadar haltı niye yedik diye sormazlar mı adama? Yani ben size şunu söylemek istiyorum. Bu ülkede her şey var. Ama bu ülkede eksik olan bazı yöneticilerin sevgi dili yok. Dilimizi, sevgi dilini kullanmalıyız. Sevgi köprüleri oluşturmalıyız.

Sunucu- Sayın Toprak, şimdi bu eylemler evet tasvip etmiyoruz şiddet eylemlerini. Çok sayıda kamu malına zarar verildi.

Erdoğan TOPRAK- Bizde tasvip etmiyoruz.

Sunucu- İzmir’de Başbakana küfreden göstericiler şarkılar söylerlerken bir milletvekiliniz çıkardı onlara para verdi. Nasıl değerlendiriyorsunuz bunu?

Erdoğan TOPRAK- Sanmıyorum.

Sunucu- Ama görüntüler var.

Erdoğan TOPRAK- Şimdi hiçbir kimsenin başka birine hakaret etmek gibi bir özgürlüğü olamaz. Hiçbir kimsenin de onun arkasında durmak gibi bir özgürlüğü olamaz. Bakın, muhalefet yapılır, iktidarla çatışırız, projelerimiz konusunda tartışırız. Birçok hatalar konusunda fikrimizi çok açık açık söyleriz. Ama ben siyasette hakaret üslubunu doğru bulmayanlardanım. Hiçbir zamanda onun arkasında da olmayız. Ailevi konuların girilmemesinden yanayız ve bugüne kadar hayatım boyunca da girmedim. Çünkü yetiştiğim ocak ben Sayın Bülent Ecevit’in yanında yetiştim. Oradan aldığım destur bu.

Sunucu- Ailevi konulara girilmez dediniz. Türkiye’de meselede bizim kendi konumuzdur aslında.

Erdoğan TOPRAK- Ailemizin içi, iç meselesi.

Sunucu- Özür diliyorum. Bende büyük bir aile olarak milleti ve Türkiye’yi kast ediyorum. Şimdi CNN olaylar başlamadan önce oraya konuçlanabilmek için canlı yayın arabası kiralamaya çalışıyor. Sonra olaylar başladıktan sonra da Sayın Kılıçdaroğlu yabancı medya mensuplarını başka görüntü alınmayacak şekilde ve Türk medya mensupları da içeriye kabul edilmemek kaydıyla bir görüşme yaptı ve basına kapalı oldu bu görüşme. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duydu, ne anlattı? Siz orada mıydınız mesela?

Erdoğan TOPRAK- Ben oradaydım. Bizim yabancı basınla bu tip bilgilendirme toplantısı yani yabancı basının ne olup ne bittiğini, Cumhuriyet Halk Partisiyle ilgili bölüm vardı, birçok bölüm vardı. Türkiye’nin politikaları. Biz bunları yaparız zaten. Başbakanda yapar bunları. Yani bu Türkiye’yi şikayet değil. Zaten o resmi olarak da yayınlanıyor her tarafta. Her tarafta da çıktı. Yani bu gizli kapalı bir şey değil. Bu büyük bir toplantı düzenlendi. Türkiye’deki son gelişmeler ve bizim bakış açımızı yansıttık oraya. Ama biz kalkıp Türkiye’yi oraya şikayet etmiyoruz şunu yapın, bunu yapın diye. Ama Türkiye’yi, Cumhuriyet Halk Partisini dışarıya şikayet edenler vardı. Statükocu bunlar, bunlar gelirse AB’den Türkiye’yi koparırlar, Sayın Genel Başkanımızın en ufak bir haberini uluslararası alanda büyütmek isteyen AB’den sorumlu bir bakanı biz tanıyoruz.

Sunucu- AB deyince Sayın Kılıçdaroğlu’nun Türkiye’yi şikayet etmesi meselesi de var ve özellikle CHP Genel Başkanımızın Başbakan Erdoğan’ı Esed’le bir tutması ve katil sıfatıyla anmasına Avrupa parlamentosu tepki gösterdi. Başkan Swoboda tepki göstermişti. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi ben şunu söylemek istiyorum. Biz Esad’a niye kızıyoruz? Kendi vatandaşlarının üstüne gaz bombası attı diye değil mi?

Sunucu- Sadece gaz bombası değil. Yani onları katledebilecek olan bombalar fırlattığı için.

Erdoğan TOPRAK- Şimdi bizde kendi vatandaşımızın üstüne gaz bombası attık.

Sunucu- Ama bu bir mi sizce?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi bakın oradaki yöntem tarzını biz beğenmiyoruz. Esad bizim bildiğimiz Esad’tı. Esad hiç değişmedi. Ama Esad’ı bu kadar benim ülkemdeki terörü besleyen Esad’a gidip de ailesiyle beraber tatil yapan Sayın Başbakandı. Ortak bakanlar kurulu kuran Sayın Başbakandı. Ortak baraj temelleri atan Sayın Başbakandı. Vizeyi kaldıran Sayın Başbakandı. Şimdi bizim Esad’la en ufak bir toplantıda dahi Genel Başkanımızın bir araya gelmediği halde Esadçı biz olduk Sayın Başbakanda Esad karşıtı oldu. Esad ne yaptı? Kendi vatandaşına gaz bombası attı, kendi vatandaşını öldürdü sonra çıktı büyük mitingler yaptı, güç gösterisi yaptı. Peki aynı şeyi bakalım Türkiye’de kendi gençlerimizin üstüne gaz bombası attık. Kendi vatandaşlarımızın ölümüne sebep olduk. Sonra bunu yatıştırmak yerine Esad gibi çıktık Ankara’da, İstanbul’da büyük gövde gösterisi toplantıları yaptık. Yani bu doğrumu sizce? Bu benzerlik rahatsız etmiyor mu sizi?

Sunucu- Yani ben o konularda bilemiyorum. Yani size katılamayacağım. Vatandaşlarda bu anlamda tepki gösteriyorlar aslında. Peki son çözüm süreciyle alakalı olarak Cumhuriyet Halk Partisinin duruşu tam olarak nedir? Eminim sizde Cumhuriyet Halk Partisi olarak barıştan yanasınız. Türkiye’ye bir huzurun gelmesinden yanasınız. Usulle alakalı zannediyorum çekinceleriniz var. Bunları da kısa olarak aktarabilir misiniz?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi şöyle söyleyeyim. İlk günkü yapmamız gereken bugünkü geldiğimiz noktadaki o kucaklayıcı dildi. Onu Başbakanın bence hızla devreye sokması lazım. Yani gidip insanları evinden alıp soruşturup o insanlara gidip de AKP mitingini izletmek. Şimdi ben anlamadım gazetelerde bugün var. İçeri alınanlara AKP mitingi izletiliyor. Bu işkence versiyonu mudur onu da bilmiyorum. Enteresan. Bence cadı avı başlatmamak lazım. Onlar bizim evlatlarımız. O evlatlarımızı kucaklamazsak, itersek o nifak tohumları dediklerinin eline terk etmiş oluruz. Bence burada dilimizi, davranışımızı, bizimle çalışan o bürokratımızı tekrar gözden geçirmemiz lazım. Bunu yapmalıyız. Çözüm bu. Çözüm sevgide. Çözüm cadı avı başlatarak insanları içeri almakta değil. Çünkü içeriye aldığımız her evladımız çıkarken çok daha kin ortamıyla çıkıyor. Bugün Sayın Bülent Arınç BDP Eş Başkanı Gülten Kışanak için söylediği bir laf vardı. Devlet hata yaptı dedi. Onu Diyarbakır cezaevine koyup orada işte belli sıkıntılar yaşattıktan sonra böyle olması doğaldır dedi. Bizimde evlatlarımıza sevgiyle yaklaşmamız lazım. Kulak vermemiz lazım.

Bir şeyi itiraf edeyim. Bizde bunları anlayamadık. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu gençleri gerçekten bizde yeterince tahlil edip anlayamamışız. Bu da benim itirafım.

Sunucu- Sayın Toprak çok teşekkür ediyoruz yayınımıza katıldığınız için.

    Perşembe, 20 Haziran 2013 16:36

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica