Akkaya: "Ülkeyi, inşaat alanına çeviren, maden sahiplerini, işçiden emekçiden daha fazla seven Cumhurbaşkanı olmaz"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik Artvin İlini ziyaret etti. Artvin iline yaptığı ziyarete Ankara Milletvekili Gökhan Günaydın ve Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan da katıldılar. Genel Başkan Yardımcısı CHP İl Başkanlığında il yönetimi ve ilçe başkanlarıyla bir araya gelerek görüş alışverişinde bulundu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya, ziyaret esnasında kamuoyuna yönelik açıklamalarda bulundu. Akkaya, yaptığı açıklamada Artvin’de yaşanan gelişmelere değindi. Akkaya, "HES'lere ve doğayı katledecek madenlere karşı Artvin Halkı tarafından başından beri verilen onurlu ve dik mücadeleyi milletvekillerimizle, PM üyelerimizle katılarak destekliyoruz. Hem Kamilet Vadisi’nde yapılmak istenen HES'e karşı direnişinizi, hem de 21 Temmuz'da Cerattepe'deki eyleminizi destekliyoruz. Dün Torba Yasa TBMM Genel Kurulu'na sevk edildi. Bu torba yasa güya madencilerin sorunlarını çözmek için getirilmişti, ancak madencilerin sorunlarını çözmek yerine HES yapanların sorunları çözülmektedir. Bu yasa ile HES'leri yapan firmaların denetiminin özel sektör firmaları tarafından yapılması düzenleniyor. Böylelikle çevreye verilen zararların tespiti mümkün olmayacak. Karadeniz'in doğası, suyu kirletilecek. Bu da yetmiyor, halkın, devletin olan maden sahalarını yandaşlarına peşkeş çekenler, şimdi de iş sağlığı ve güvenliği önlemleri ve çalışma saatlerinin insani ölçülere çekilmesi nedeniyle maden sahiplerinin ortaya çıkan maliyet artışlarını, işçinin, emekçinin alın terinden ödenen vergilerle onlara geri ödüyor. Yeraltından maden çıkaracağız diye insanı, doğayı katledenleri koruyorlar. Ülkeyi, Karadeniz'i, inşaat alanına çeviren, maden sahiplerini, işçiden emekçiden daha fazla seven, taşı toprağı suyu satan kişiden Cumhurbaşkanı olur mu?" dedi.

Akkaya konuşmasının devamında Soma'da yaşanan işçi katliamı konusundaki gelişmelere de değindi. Akkaya, "Soma katliamının üzerinden 65 gün geçmiş bulunuyor. Hala yardımlarımız yerine ulaşmamış durumda, madenciler kan ağlamaya devam ediyor. TBMM Genel Kurulu'na getirilen Torba Kanun'da madencilere Başbakan'ın verdiği sözlerin hiçbiri tutulmamış durumda. İş Kazaları hız kesmeden devam ediyor, Sadece 2014 yılının ilk altı ayında 951 işçi hayatını kaybetti. Haziran ayında 141 işçi hayatını iş kazası nedeniyle kaybetti. Zeytinburnu'nda merdiven altı kaçak atölye yine patlama oldu ve bu ülkenin Başbakanı iş cinayetleri için bu işin fıtratında var diyor. Önlem alınmasına dönük bir adım dahi atmıyor. Onun için Bilal'in paracıkları, gemicikleri bu ülkenin emeğiyle, alın teriyle çalışan evlatların hayatından daha değerli. Çünkü, kendisi ve oğulları için bir gecede yasa değiştiren bu adam 63 gündür, 301 madenci için hiçbir adım atmıyor, Soma'yı unutturmaya çalışıyor. Düşünün böyle bir adam Cumhurbaşkanı olabilir mi? Olmamalı. Çünkü, kendi çıkarlarını milletin çıkarlarından üstün tutan bir kimseden Cumhurbaşkanı olmaz." dedikten sonra Soma'ya yönelik yardımlar hususundaki endişelerini de kamuoyuyla paylaştı. Akkaya, "Türkiye'de 13 Mayıs'tan itibaren 65 gün geçti. Tüm ülke büyük bir acı yaşayan Soma madencileriyle, halkıyla acılarını paylaştı. Biz böyle bir milletiz. Acımızı paylaşırız, aşımızı paylaşırız. Soma'da hayatını kaybeden madencilerin geride kalanlarına hepimiz, bütün yurttaşlarımız bağış yaparak en azından acıların hafifletilmesini arzu ettik. Sonra bize dediler ki, yardımlar doğrudan yapılmayacak, AFAD aracılığıyla yapılacak. Peki ne oldu? AFAD hesabında toplanan 42,5 milyon TL hala dağıtılmadı. Tıpkı 1999 yılında yaşadığımız acı depremde toplanan yardım paralarıyla duble yol yapıp, depremzedeleri yıllarca evsiz yurtsuz bırakıp, TOKİ'nin yaptığı deprem evlerini yandaşlarına peşkeş çekenler şimdi de madencilerin dul ve yetimleri için toplanan paralara göz dikmiş durumdalar. Güya toplanan bu paralarla TOKİ tarafından ev yapılacakmış. Devlet adına verilen sözler suya yazılan yazı gibi unutuldu. Şimdi bundan da kendilerine pay çıkarıyorlar. Yetimin hakkına el uzatandan Cumhurbaşkanı olur mu?" dedi.

Yakup Akkaya, Ali İsmail Korkmaz davasında yaşanan gelişmelere ilişkin de bazı açıklamalarda da bulundu. Akkaya, "Düşünün ki bu ülkede bir gece yavrunuzun, canınızın sokak ortasında dövülerek öldürüldüğünü öğreniyorsunuz. Böyle bir acıya dayanabilir misiniz? Ali İsmail Korkmaz, Eskişehir'de bir gece polisler tarafından öldürülesiye dövülüyor. Bir de onu öldürenlerin bizleri koruması gereken polisler olduğunu öğreniyorsunuz, Vali ve Emniyet inkâr ediyor, Başbakan çıkıp Polisimiz destan yazdı diyor bundan sonra bu polislerin yargılanması için çabalıyorsunuz, mahkeme yeri değiştiriliyor, kamera görüntüleri verilmiyor, deliller valilik aracılığıyla karartılıyor ve bunları yapanlar Başbakan tarafından övülüyor. Davada ortaya çıkanlar Ali İsmail'in hunharca katledildiğini gösteriyor. Annesinin çığlıkları ve acısını hissedebiliyor musunuz? Siz çocuğunuzu korkmadan sokağa gönderebiliyor musunuz? Bu ülkeyi bu hale getiren bir adamın Cumhurbaşkanı olunca neler yapabileceğini tahayyül edebiliyor musunuz? İşte böyle bir zihniyeti ve böyle bir devlet anlayışını destekleyen, teşvik eden birisi Cumhurbaşkanı olamaz" dedi.

Yakup Akkaya, yolsuzluk soruşturması hususunda Araştırma Komisyonunda yaşanan gelişmeleri de değerlendirerek, yolsuzlukların üzerinin kapatılmaya çalıştığını belirtti. Yakup Akkaya, "Bu ülkede 17 ve 25 Aralık tarihlerinde ortaya çıkan bir yolsuzluk gerçeği var. 4 Bakan hakkında fezlekeler hazırlandı. Komisyon kuruldu, gecikmeli kurulan komisyon başkanının ilk yaptığı iş fezlekeleri Savcılığa geri gönderdi. Gerekçesi ise evrakların listelendiği dizi pusulasının eksik olması. Yani yine bu yolsuzlukları içeren fezlekelerin halkın bilgisine sunulmaması için Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasına ertelenmesi söz konusu.  Şimdi bunu yapan, yaptıran bir adam Cumhurbaşkanı olursa ne yapar bir düşünün" dedi.

Yakup Akkaya, Ortadoğu'da yaşanan trajediye değinerek, İsrail'i kınadı. Akkaya, "İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısı 10 güne yakındır sürüyor, çocuklar ölüyor, analar ağlıyor, siviller ve masumlar katlediliyor, saldırılar sonucunda 172 kişi hayatını kaybetti. Bütün dünya bunu görmezden geliyor, Türkiye olarak bu saldırının bir an önce sonlandırılması için çaba göstermeliyiz. Tayyip Erdoğan'ın sesi çöplüğünde öten horoz misali gibi çıkıyor. Stratejik derinlik adına stratejisiz sığlık yüzünden komşularımızın hepsinde yangın giderek büyüyor ve Türkiye ne yazık ki barış getirici ülke olmaktan uzaklaşarak yalnızlaştırılıyor" dedi.

Yakup Akkaya, ayrıca Suriye'deki gelişmelere de dikkat çekerek "Hemen güneyimizde hepimizin kaygıyla, üzüntüyle, derin acıyla seyrettiğimiz bir dram yaşanıyor, Suriye'de kadınlar, çocuklar, anneler, babalar hiç acımadan adına İŞİD, denilen bir terör örgütü tarafından katlediliyor, bu örgüt çıkıp Türkiye'yi tehdit ediyor. Bu örgüt, Konsolosluğumuzu basıp 49 görevlimizi rehin alıyor. Dışişleri Bakanımız hala çıkmış bizim gücümüzü test etmeyin demekle yetiniyor. Bu ülkenin güneyini yangın alanına çevirmek için Tırlarla silah gönderenler şimdi yarattıkları canavarla yüzleşiyorlar" dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yakup Akkaya, Artvin ilinde Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik sivil toplum örgütlerini, sendikaları ve meslek örgütlerini beraberinde bulunan CHP heyetiyle birlikte ziyaret edeceğini belirterek, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik olarak açıklamalarda bulundu. Akkaya, "10 Ağustos 2014 tarihi Türkiye ve Türkiye'de yaşayan herkes için oldukça önemli bir tarih. Türkiye tarihinde ilk defa olarak Cumhurbaşkanını halk seçecek. Cumhurbaşkanlığı makamı yüce bir makamdır, 76 milyonu kucaklayan bir makamdır. Yurttaşlarını ötekileştirmeyen bir makamdır. O nedenle oraya oturacak kişinin ilmi, irfanı, feraseti doğru olmak zorundadır. Düzgün bir adam olmak zorundadır. Hepimizi temsil edecek yetenekte, birikimde birisi olmak zorundadır. Devlete sahip çıkacak, devlet adamı kimliğini taşıyacak birisi olmak gerekir. Sayın Ekmeleddin Bey herhangi bir siyasi partinin adayı değil, içinde her rengin bulunduğu büyük bir toplumsal uzlaşmanın adayıdır. Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Türkiye Cumhuriyeti'ni hem Batı'da hem Doğu'da birikimiyle, ahlakıyla temsil edecektir. Halkoyuyla seçilecek ilk cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı uzlaştırıcı bir kişi olmalıdır. Halkın farklı renklerini barındıran bir toplumsal uzlaşma ürünü olmalıdır. Ancak, böyle bir seçim Türkiye'nin ufkunu genişletecektir. Halkımız artık, ayrımcılığı körükleyen, çatıştıran, ayrıştıran bir anlayış yerine birleştiren, uzlaştıran, barışı tesis edecek bir anlayışı istemektedir. Çatışmadan değil toplumun huzurundan yanadır" dedi.

    Çarşamba, 16 Temmuz 2014 12:49

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica