Toprak:”AKP’nin özgürlükle ilgili söylemlerinin ne kadar yalan olduğu ortaya çıktı.”

Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, Habertürk Tv’de yayınlanan “Türkiye’nin Nabzı “ programına katılarak Didem Arslan Yılmaz’ın sorularını yanıtladı.

“Didem ARSLAN YILMAZ- İyi akşamlar, Türkiye’nin nabzına hoş geldiniz, Habertürk’e hoş geldiniz. Bu akşam 4 siyasi partinin temsilcisiyle gezi parkı protestolarını, sonrasında yaşananları, çözüm sürecini ve siyasetin diğer sıcak gündemini konuşacağız. Önce CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak konuğumuz olacak. Sayın Toprak hoş geldiniz.

Erdoğan TOPRAK- Hoş bulduk, iyi yayınlar dilerim.

Didem ARSLAN YILMAZ- Sağ olun efendim çok teşekkürler zaman ayırdığınız için. Öncelikle ağırlıklı gündem maddemiz gezi parkı eylemleri sonrasında yaşananlar, verilen tepkiler, bundan sonra nelerin olabileceğiyle ilgili. Ama daha sonra çözüm sürecini de biraz konuşmak istiyoruz ve ilerleyen dakikalarda anayasayı da mümkün olduğu kadar bütün başlıklara değinelim istiyoruz.

Şimdi önce şöyle başlayalım. Nasıl oldu da bir park için yapılan mücadele birden böyle gösterilere dönüştü, herkesin bir kafası karıştı. Siz ne dersiniz?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi tabi burada anlaşılıyor ki, toplumda uzun zamandan beri iktidarın yaptığı o yanlış politikalar ve uygulamalar toplumun büyük bir kesiminde bir enerji oluşturmuş. Yani keyfi uygulamalar iktidarın yaptığı 4+4+4’ten tutunda Emek sinemasına kadar özgürlük alanlarına müdahaleye kadar toplumun büyük bir kesiminde iktidar tarafından oluşturulan bir enerji dalgası var.

Didem ARSLAN YILMAZ- Bu bir patlamaydı diyorsunuz.

Erdoğan TOPRAK- Bu bir patlamaydı. Şimdi ben şuna gelmek istiyorum. Yani neden gezi parkı olayını bugüne getirdi iktidar? Bence bundan başlamak lazım. Yani 24 gün önce bu olay sulhla çözülebilirken neden biz 4 tane canı kaybettik, 4 tane insanın hayatına mal oldu. 11 tane insanın gözü çıktı. 60 tane vatandaşımız ağır hasta ve binlerce insanın üstüne gaz bombaları atıldı. Yani bugüne niye gelindi? Neden sağduyuyla hareket edilmedi?

Didem ARSLAN YILMAZ- İlk anda farklı davranılsaydı bu noktaya gelinmez miydi diyorsunuz?

Erdoğan TOPRAK- Yani neden ilk günde ben egosuyla ortaya çıktı. Sayın Başbakan eğer ben burada bunu istiyorum, bunu yapacaksın kral vari bir tavra girmeseydi bugüne gelinir miydi? Yani Sayın Cumhurbaşkanı evet biz mesajı aldık dedi. Tansiyon düşmüştü. Peşine Başbakan Yardımcısı evet gençler bize mesajı verdiler. Tansiyonu düşürdü. Peki Sayın Başbakan yurtdışından dönerken beklenen o kucaklayıcı açıklama yerine neden ben bunu istiyorum, orada kışlada yapılacak AVM’de yapılacak. Yani böyle bir açıklamaya gerek var mıydı?

Didem ARSLAN YILMAZ- Başbakan dış ve iç bağlantılı bir plan, bir oyun oynandığını söylüyor ve faiz lobisine dikkat çekiyor. Eylemlerin istihbaratını 3 ay öncesinde aldık sürpriz değildi demişti. Profesyonelce hazırlanmış bir oyundan söz etti Sayın Erdoğan.

Erdoğan TOPRAK- Peki Başbakan 11 yıldır bu ülkeyi yöneten bir Başbakan böyle bir istihbarat alıyorsa böyle bir tuzağa niye düşüyor? Düşmesin. Yani bu kadar deneyimli bir Başbakanın böyle bir tuzağa düşmeye hakkı var mı? Faiz lobisi diyor. Peki şunu kabul ediyor. Bu ülkede bir faiz lobisi var demek ki. Bu ülkeyi siz 11 yıldır üreteceksin bu ülkeyi faiz lobisinin elinden kurtaramayacaksınız. Sayın Başbakan bu ülkeyi devraldığında 127 milyar dolar dış borç vardı. Ve AKP iktidarı 38 milyar dolarda bu ülkenin varlığını sattı, malını sattı. Borç 100 milyarın altına düşmesi gerekirken borç 330 milyar dolara çıktı. Demek ki, Başbakan bugüne kadarki ekonomiyi de işte iyi yönetiyoruz, her şey güllük gülistanlık yalan. Borç 3 kat artmış ve Türkiye faiz lobisine teslim olmuş. Faiz lobisi istediği anda Türkiye’yi karmaşaya sürükleyebiliyor. Aslında bence burada bir itiraf var. Yani Türkiye’yi Sayın Başbakan faiz lobisine teslim etmenin itirafı var.

Didem ARSLAN YILMAZ- Bunun aslında hem içerdeki bir sosyal patlama ama dışarda da birileri tarafından bu olayın kullanıldığı, büyük bir oyunun olduğunu düşünenler de var. Başbakanda böyle hem dış anlamda düşünüyor anladığım kadarıyla, hem de içerde bir sosyal patlama olduğunu düşünenler var. İki türlü bakmak lazım diyor birçok kişi.

Erdoğan TOPRAK- Didem hanım, siz eğer bu ülkeyi yönetiyorsanız, siz kendi ülkenizi kendi elinizle ikiye bölmeye kalkarsanız dışarıdaki faiz lobisi de, Türkiye üzerinde emelleri olanlarda Türkiye’nin iç işleriyle oynarlar. Kimse onlara sen niye Türkiye’nin iç işleriyle oynuyorsun deme, suçluluk gösterme hakkı yok.

Didem ARSLAN YILMAZ- Başbakan burada farklı davransaydı dış güçlerin oyunu da bozulacak mıydı diyorsunuz?

Erdoğan TOPRAK- Tabi ki dış güçlerin eğer oyunu varsa ki ben bu gençlerin hareketini masum bir hak arayışı ve o hak arayışı da haklılığı ortaya çıktı. Bakın herkes ne dedi? Biz mesajı aldık dedi. Siz haklısınız dedi. Gençlerimizin kendi ağacına, kendi parkına sahip çıkmış olması kadar daha güzel ne olabilir?

Didem ARSLAN YILMAZ- Peki Sayın Başkan, şimdi gezi parkı eylemlerinin siyasi muhalefetin zayıflığını ortaya çıkardığını söyleyenler var. Keza CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Sayın Başkanda bu gençler bize de ders verdi dedi. Bu değerlendirmelere katılır mısınız? Yani muhalefetin zayıflığını ortaya çıkardı mı bu olay?

Erdoğan TOPRAK- Hayır. Cumhuriyet Halk Partisi gerçekten ciddi bir muhalefet yapıyor. Bu gündemi sapıtıp gene Cumhuriyet Halk Partisine getirip Cumhuriyet Halk Partisinin içişlerine müdahale etmektir. Yani bakın Türkiye’de böyle bir kesim var. Nerede bir şey olsa suçu getirip CHP’ye yüklerler. Böyle bir medya algısı yaratılmaya çalışılıyor. Şimdi bu olayda AKP suçüstü yakalandı ve AKP bu olayda süreci yönetemediği içinde sıkıntılı bir dönem yaşıyor. Burada nasıl olurda CHP’yi bu işin içerisine katarız ve CHP’yi burada suçlu gösteririz. Sen muhalefet yapsan sokak olmazdı. Peki biz mi gezi parkında polislere gidin binlerce ton gazı gençlerin üstüne sıkın dedik. Biz mi gezi parkında ille de AVM yapacağız Başbakana dedirttik. Yani bu ülkede AVM’den geçilmiyor. 90 tane AVM var İstanbul’da. Açılan her AVM binlerce bakkalı, esnafı mağdur ediyor. Yani ben hayretler içerisindeyim. Galiba AKP iktidarı, Başbakan bu AVM sözünü birine vermiş ki bu kadar sürekli burada AVM yapacağım, sözümü yerine getireceğim mantığıyla hareket ediyor.

Didem ARSLAN YILMAZ- Şimdi sizde söylüyorsunuz Genel Başkanınızda söyledi. İşte eylemcilerin CHP’li olmadığını söylüyorsunuz ama bazı anketler yapıldı ya Sayın Başkan, gezi parkı ve Taksim meydanındaki eylemcilerin yaklaşık %70’i CHP’ye oy vermiş çıktı bu anketlerde. Bunu nasıl yorumlamak lazım?

Erdoğan TOPRAK- Olabilir. Yani Cumhuriyet Halk Partisine o vermiş olabilir. Bu gençlerin Cumhuriyet Halk Partisine oy vermiş olması, bu gençlerin kendi ülkesindeki bir parka sahip çıkması, bu gençlerin orada ağaç kesimine karşı durması. Bunlar güzel şeyler. Bence güzel olmayan şeyler bu ülkede ben bunu istiyorum yapılacak demektir. Güzel olmayan şey. Güzel olmayan şey o gençlerin kendi ülkesindeki parkına sahip çıkan gencin ölümüne sebep olmaktır güzel olmayan şey. Güzel olmayan şey orada bir AVM yapacağım onu bir işadamına peşkeş çektireceğim demektir güzel olmayan şey. Cumhuriyet Halk Partisi olarak ben o gençlerle gurur duyuyorum. O gençlerin haklılığı ortaya çıktı.

Şimdi bakın, o gençlerin haklılığını Sayın Cumhurbaşkanı kabul etti. Toplumun büyük bir kesimi kabul etti. Başbakanda geri adım atarak kabul etti. Demek ki bu gençler doğru bir şey yapıyorlar. Bizim hepimizin bu gençleri alkışlaması lazım. O gençlerin alnından öpmesi lazım. Demeli ki bu ülke böyle vatan evlatlarını yetiştirmiş bu ülkenin toprağına sahip çıkıyor. O gençler bu tip olaylara duyarsız olsaydı daha mı iyiydi? Ama ne yaptık biz gençlere? O gençlere verdiğimiz sözleri tutmadık. İktidar partisi o gençlere yalan söyledi. O gün müdahale edilmeyecek dendi ve gençler çadırlarını toplamaya başladılar. Gençler sulh içerisinde eylemini bitiriyorlardı. Ama bitirmesine müsaade etmedi bu ülkenin valisi.

Didem ARSLAN YILMAZ- Şimdi birkaç gün önce bir yazılı açıklama yaparak siz tüm toplum kesimlerini sağduyulu olmaya çağırdınız.

Erdoğan TOPRAK- Evet gecenin 4,5’unda toplandık hatta.

Didem ARSLAN YILMAZ- Evet geç saatlerde toplandınız. Başta hükümet olmak üzere bütün toplum kesimlerini ortak akıllı hareket etmeye ve gerilimi düşürmeye davet ediyoruz dediniz yapılan bu açıklamada. Şimdi yaşananlarda hükümet zaten eleştiriliyor. Hükümeti sizde eleştiriyorsunuz ama başka kimin sorumluluğu vardı sizce?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi bakın, bizim burada gördüğümüz şey şu; iktidar sağduyusunu kaybetmiş bir noktaya gelmiştir. Biz ana muhalefet partisiyiz. Yani yarının iktidarıyız. Sağduyusunu kaybetmiş iktidarı bu ülkeyi bir farklı mecraya, sıkıntılı bir yere çekmemesi için sağduyu daveti yaptık. Biz sorumlu muhalefet anlayışımızı yerine getirdik. İktidarın o panikle yaptığı hataları aman ha daha öteye götürmeyin dedik biz. Yani oradaki toplantımızın amacı buydu. Biz muhalefet olarak aman daha da fazla kan dökülsün, daha fazla şiddet olsun, iktidar daha da fazla batsın. Bizde bundan nemalanalım. Bu mantıkta değiliz. Çünkü bu ülke hepimizin. Orada bir evladımızın burnu kanarsa bundan en fazla biz üzülürüz. Yani orada gelinen noktada öyle bir noktaya geldi ki o çocukları hain gibi iktidar partisi telakki etmeye başladı. Ben %50’yi zor tutuyorum, onların üstüne salarım denmeye başladı. Yani böyle bir ortamda bize düşen sorumlu bir muhalefet anlayışıyla bu toplumu sağduyuya davet etmekti biz onu yaptık.

Didem ARSLAN YILMAZ- Orada şöyle bir ayrım yapanlarda var. Yani iş hem gezi parkı içindekileri ve dışarıdakileri ayırmak lazım. Dolayısıyla dışarıda işte zaman zaman Vandalizm’e varan işte o görüntüler, polisin yaptığı şiddeti zaten herkes eleştiriyor ama dışarıda şiddet görüntüleri de aslında gezinin içindeki yapılan o eylemlere gölge düşürdü diye düşünenler var. Katılır mısınız?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi 100 binler gelmiş Didem hanım. Yani 100 binler diyorum. Yani öyle 10 binler demiyorum. 100 binler. Ben o gün buradaydım Taksim’deydim. Onların arasına farklı görüşte art niyetli insanlar sızabilir. Bu normaldir, bu doğaldır. Yani biz orada kalkıp da şunu söyleyemiyoruz. Onların hepsi pirüpaktı aralarına hiç kimse sızmadı. Böyle bir iddiada bulunmak hayalcilik olur. Ama iyiyle kötüyü ayırmakta buradaki güvenlik güçlerinin görevi. Güvenlik güçlerinin uygulamalarını, şiddetinin dozunun çok fazla olduğunu gördük. Yani düşünebiliyor musunuz bir otelin içine gaz sıkıldı ve o gaz ölüm demek. Hastaneye gaz sıkıldı. Alman hastanesine. Bizim bir arkadaşımızı üstüne su sıktılar, o suyun içerisinde ne vardı bilmiyorum. Ama öyle bir su sıkıldı ki Sayın Sezgin Tanrıkulu gözleri görmedi.

Didem ARSLAN YILMAZ- Bende onu soracaktım. O gün hastaneye kaldırdınız değil mi? Vücudu da mı alerji oldu Sezgin beyin?

Erdoğan TOPRAK- Evet. Ve hızla yani dokunamıyorsunuz, vücudu acayip bir şekilde yanıyor. Ve aldık hastaneye götürdük. Peşimizden hastaneye geldi. Hastane içerisine gaz sıkıldı Didem hanım. Ve Sayın Bakanı aradık. Bakın burada böyle şeyler oluyor dedik. A olamaz dedi. Yani nasıl olamaz oluyor işte. Biz hastanenin içerisindeyiz hastaneye hem ilaçlı su sıkıldı, hem de gaz atıldı ve nefes alamadık.

Didem ARSLAN YILMAZ- Sayın valide onu söyledi. Yani suyun içinde bir maddenin olduğunu söyledi ama bu maddeyle ilgili daha sonra bilgi aldınız mı siz? Nasıl bir maddeymiş bu?

Erdoğan TOPRAK- O maddeyle ilgili ileride çok tahribatlar olan, vücuda bir tahribatı olan şeyler olacağını söyleyenlerde var. Bu konuda ben uzman değilim ama gazla ilgili gerçekten ileride ortaya çıkacak hayati meselelere mal olacak şeyler taşıdığını söylüyorlar.

Didem ARSLAN YILMAZ- Orada polisin psikolojisi nasıldı? O gün olaylarda da vardım dediniz ya. Tavrını nasıl?

Erdoğan TOPRAK- Ben polisin yanına gittim biliyor musunuz Didem hanım. Gittim orada olaylar oluyor bir yetkiliyle konuştum dedim ki burada seyyar bir revir kurmuşlar ne olursunuz buraya gaz atmayın. Yani burada insanlar perişan. Söz verdi. Sonra polis arkadaşlara gittim acaba onların ruh hali nasıl, onların psikolojisi nasıl? Çocuk 14 saattir dedi ben burada duruyorum. Öyle bir ruh hali var ki, karşısındakini düşman gibi görüyor. Orada bir hak arayan, bir eylemci olarak görmüyor. Bu vatanın bir evladı olduğunu karşısındakinin görmüyor. Bu ülkenin ağacına, yeşiline sahip çıkmak için orada olduğun görmüyor. Yani ruh hali de iyi değil. Şimdi burada da bir şey var. Demek ki bu çocuklar buraya getirildiğinde kafalarına farklı şeyler enjekte edilmiş ve o insanların psikolojisi de kötüydü yani ben onu da gördüm. Ama şimdi kalkıp da efendim polis orada orantısız güç kullanmış deyip de yetkililerin bunu kendisini buradan sıyırması mümkün değil.

Didem ARSLAN YILMAZ- Peki şimdi ne dersiniz yani baktığınızda şimdi siz olayların içindeydiniz, hem eylemcilerle birlikteydiniz, sizde oradaydınız CHP olarak. Bu bir laik muhafazakar kültür çatışması mıdır yaşanan? Hayat tarzına karşı bir tepki aslında gösterilen tepki bu dediniz ama. Şimdi böyle değerlendirenlerde oldu. Yaşam tarzına müdahale endişesi mi vardı? Ağaçlarla başladı ama aslında meselenin ağaç olmadığını artık hepimiz biliyoruz. Yaşam tarzına bir müdahale endişesi mi burada aslında yaşanan?

Erdoğan TOPRAK- Hepsi var aslında. Birçok şey var.

Didem ARSLAN YILMAZ- Ağaç tetikleyen bir unsur oldu galiba.

Erdoğan TOPRAK- Ağaç bu işin son noktası. Ama Sayın Başbakan kendisini bu toplumun her şeyini dizayn etmekle görevli kıldığı zaman insanlar yeter diyor. Yani benim her şeyime müdahale etme. Şimdi ben laik, işte böyle sizin bahsettiğiniz üst gelir grubunun bir tepkisi değil. Gecekondudaki kadında yani ne kadar çocuk yapacağıma sen karışma diyor. Bırak benim yatak odama girme diyor Sayın Başbakana.

Didem ARSLAN YILMAZ- Üst değil aslında orta sınıfın aslında bir tepkisi değil mi?

Erdoğan TOPRAK- Alt sınıfta da var bakın.

Didem ARSLAN YILMAZ- Alt sınıfta da var?

Erdoğan TOPRAK- Evet yani ben orada başörtülü bir sürü kardeşimi gördüm, vatandaşımızı gördüm. Yani orada onlarda tepki gösterdiler. Şimdi oradaki olay şu; doğuracak çocuğa karar veriyorsunuz, eğitiminin 4 yıl olmasına karar veriyorsunuz. Şunu yiyip şunu yememeye karar veriyorsunuz. Şu sinemaya gitmesine, şuna gitmemesine karar veriyorsunuz. İşte belli noktalarda yaşam şartlarını dayatmaya kalkıyorsunuz. Şimdi böyle olunca toplum bir noktada geldi geldi burada patladı.

Didem ARSLAN YILMAZ- Şimdi orada bir tane sembol fotoğraf var çok çarpıcı bir fotoğraf. Biz diğer yayınlarda da konuştuk başka uzman konuklarla. Şimdi Atatürk bayraklı, BDP bayraklı ve ülkücü işareti yapan 3 kişinin aynı karede buluştuğu bir fotoğraf. Bilirsiniz o fotoğrafı. Baktığınızda bu ne ifade ediyor size? Aslında bu eylemler bir araya gelmeyeceği düşünülen kesimleri de buluşturan bir eylem biçimi mi oldu? Nasıl oldu bu peki?

Erdoğan TOPRAK- Yani Başbakan nasıl başardı bunu bilmiyorum. Onunda ötesinde mesela ben 3 takımın Galatasaray’ın, Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’ın aynı ortamda yürüdüklerini gördüm ki bunlar tribün şiddeti dediğimiz şeyde cinayetlere varıncaya kadar işlendi. Yani 3 tane takım bir araya geldi. Dediler ki, maçlarda bölmeyin tribünü 3 takımda aynı maç izlesin dediler. Şimdi herkes kendisinden bir şey çıkartıyor. Bazıları bu ülkedeki özgürlükler konusunda Başbakanın verdiği sözleri tutmadığını söylüyor. Bazıları bu ülkede Başbakanın açılım politikasıyla ilgili yanlış buldukları var. Bunların hepsi toplandığında bazıları Türkiye’yi pazarlık masasında İmralı’yla Kandil’e teslim ettiğini düşünüyor. Yani bunların hepsinin bir birikiminin sonucu. Yani baktığımızda Sayın Başbakan her şeyi yönetmeye kalktığı zaman bakıyorsunuz ki hepsinin de altında kalmış. Başarılı bir şey yok.

Didem ARSLAN YILMAZ- Biz şimdi gezi parkına bakıyoruz tabi ama birde evlerdeki bazı eylemlerde vardı. Hala devam ediyor mu bilmiyorum bu saatlerde biz tabi çalıştığımız için. Şimdi bunu bir anlamda bu tencere tava eylemlerini bunu gezi parkındaki eylemlere, bütün yaşananları işte o zaman 28 Şubat döneminde yaşananlarla cumhuriyet mitingleriyle özdeşleştirenler oldu. Bu yorumlara ne dersiniz?

Erdoğan TOPRAK- Ben bunu doğru bulmuyorum. Cumhuriyet mitinglerindeki bir organizasyon vardı, bir komitesi vardı. Burada hiç öyle bir şey olmadı. İnsanlar içlerinden geldiği gibi çıkıp tepkilerini dile getirdiler ve onları bu noktaya getiren Başbakanın o şiddet dili. Başbakan eğer orada o şiddet dilini kullanmasaydı insanların bu kadar bir araya kenetlenmesini sağlaması mümkün değildi. İnsanları bir araya toplayıp kenetlenmesini Başbakanın o hırçın, diktatör tavrı getirdi. Tepki duydu, çapulcu dedi. Yani oraya gelen, hak arayan insanlar çapulcumu oldu? Hayır onlar haklarını arıyorlar. Ama siz onları kalkıp aşağılarsanız, çapulcu derseniz, yok kabul ederseniz ben dedim bu olacak derseniz insanlarda bir dakika der ben bu ülkede Başbakan ol diye oy verdim, diktatör ol diye değil. Sen şimdi diktatörlüğe soyun. Dur bakalım kardeşim. Diktatörlüğüne müsaade etmiyorum. Ben sokağa çıkarım hakkımı ararım.

Didem ARSLAN YILMAZ- Orada hedef aslında diyorsunuz ki AKP değil, Başbakan Erdoğan.

Erdoğan TOPRAK- Şimdi AKP’de şöyle bir sorun var. AKP’de ne yazık ki parlamenterleri de, yetkili kurulları da kişilik sorunu yaşıyor. Yani biri kalkıp Başbakana ya bu yanlıştır diyemedi. Diyenlerde cılız ses çıkardı. Bugün Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç kalkıp biz mesajı aldık, özür dileriz derken Sayın Başbakan geldi sende kim oluyorsun çekil kenara burada yapılacak dedi. Mesajı aldıysan arkasında durman gerekiyordu Sayın Bülent Arınç.

Didem ARSLAN YILMAZ- Peki ama orada daha sonra Başbakan bazı görüşmeler yaptı, sanatçılarla görüştü, bazı oradaki ileri gelenlerle görüştü. Bu görüşmeleri peki nasıl yorumluyorsunuz? Bunlar olumlu sonuçlar doğurmadı mı sizde?

Erdoğan TOPRAK- Yani göstermelik görüşmeler oldu. Son bir toplantı hariç. Yani o görüşmeden çıkan sanatçı arkadaşlarımız işte ünlü bir dizinin aktörünün çıkıp yaptığı konuşmayı üzülerek izledim. Yani bize nazar değdi. Yani 76 milyon 21.yüzyıldaki dünyanın en gelişmiş ülkesinde söylenecek laf mı? Bize nazar değdi. Hayır kardeşim bize nazar değmedi. Bizi yöneten kişi gücün etkisinin altına girdi ki, ben artık ne dersem o olur dedi. Böyle bir şey olabilir mi? Biz bu ülkeyi 21.yüzyıldaki stratejik iki tane önemli değer vardır. Bir tanesi genç nüfus, bir tanesi de yetişmiş insan kaynağıdır. Buraya gelenlere baktığımızda yetişmiş insan kaynağı olarak en iyi eğitimleri almış bir genç nüfusumuz geldi. Yani bu genç nüfusumuzun üstüne sen copla gideceksin, biber gazı sıkacaksın, kimyasal gaz sıkacaksın ve sen 21.yüzyılda Türkiye’nin gelişmiş dünya ülkeleri içerisinde yerini almasını sağlayacaksın.

Didem ARSLAN YILMAZ- Peki Sayın Başkan, şimdi yine Sayın Genel Başkan, Sayın Kılıçdaroğlu gezi parkını iyi anlayamadıklarını söyledi. Dedi ki, eylemciler belki en fazla CHP’yi eleştiriyor, onlara yakın olmadık, anlayamadık dedi Sayın Genel Başkan. Karşımızda demokrat anne babalar tarafından yetiştirilmiş bir nesil, çocuk erkil aileler var dedi Sayın Genel Başkan. CHP bundan sonra siyasetini bu gençler üzerine mi kuracak?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi bakın, aslında Sayın Genel Başkanım bunu söyledi ama mütevazilik yaptı. Biz bunun farkındaydık. Gençlerin siyasetten koptuğunu biz fark ettik ve bundan 1,5 sene önce bu hatayı telafi etmeye çalıştık.

Didem ARSLAN YILMAZ- Ne yaptınız?

Erdoğan TOPRAK- Kurultay yaptık, tüzük kurultayı yaptık. Gençlerin siyasetten koptuğunu ve gençlerin siyasete ilgisinin azaldığını gördüğümüz için Sayın Başbakanında bu konudaki bize önerisidir. Tüzük kurultayında gençlere %10 gençlik kotası getirdik. Yani ne olursa olsun %10 bu insanların önü tamamen açılacak ve siyasetteki yerini alacaklar. %33’te cinsiyet kotası getirdik. Yani kadınlarda siyasetten koptuğu için hem cinsiyet kotasını kadınlara, %10’da gençlere kota getirerek onların siyasetini girmesini ve siyasette yükselmesinin yollarını açtık.

Evet bir şey doğrudur. Biz bu kadar büyük bir dalganın aşağıdan geleceğini, özürlükleri konusunda bu kadar sahip çıkacağı konusunda endişelerimiz vardı. Bu gençler galiba bilgisayarın başında birazda layt bir gençlik yetişiyor diye düşünüyor idik.

Didem ARSLAN YILMAZ- Ne ders çıkardınız peki Sayın Başkan?

Erdoğan TOPRAK- Bu gençler damarına bastığınızda… Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak gençlerin bu patlama noktasını Sayın Başbakanın getirdiği bu noktayı tahmin edemiyorduk. Ama bir şey var ki, bu patlama noktasına Sayın Başbakan getirdi. Özgürlüklerini kısarak, yaşamlarına müdahale ederek bugüne kadar izlediği yanlış politikalardan kaynaklanan şeylerden dolayı patlama noktasına Sayın Başbakan getirdi. Ama bizim çıkardığımız ders evet biz iyi ki bu gençlik kotasını getirmişiz. Gençlerin mutlaka siyasetteki yerini alması lazım. Ve bu kota gerekirse gözden geçirilip daha da arttırılabilir. Bu gençleri biz siyasi partilere katmalıyız. Bu enerjilerini, birikimlerini, bilgilerini siyasete aktarmalıyız. Siyasetinde çıkış yolu burada zaten.

Didem ARSLAN YILMAZ- Ben Sayın Bahçeli’nin yaptığı yorumu ilerleyen dakikalarda Sayın Oktay Vural’a da soracağım ama size de sormak isterim. Şimdi Sayın Bahçeli dedi ki, Taksim’in dünya gündemine yerleşmesinin yerli ve yabancı işbirlikçileri olan derin bir komplonun devrede olduğunu işaret ettiğini söylemişti. Baktığınızda MHP’nin burada gösterdiği tavrı nasıl yorumluyorsunuz peki?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi bakın Didem hanım, bu olaylar masumane bir olay olarak başladı. Ben gezi parkın ilk gününde de geldim. Etraf çevriliydi ve oradaki çocukları da dışarı atmışlardı. Orada yabancı bir gazetecide yoktu, herhangi bir kişide yoktu. Ama ben şunu söylüyorum. Eğer siz bu tip olaylarda toplumunuza kulak vermezseniz, duyarlılık göstermezseniz ve bu toplum dalgası gelir ülkede başkaldırı noktasına gelir hakkını ne olursa ben söke söke alırım noktasına gelirse buradan faydalanmak isteyen dış mihraklar çıkabilir. Bu ayrı bir şey.

Didem ARSLAN YILMAZ- Geçen gün yaptığımız yayında Zeynep Harami Su’yla konuştuğumuzda o da yayındaydı işte bunu başkaları da söyledi. Aslında Türkiye’nin önünde 3 tane önemli seçim var. Yerel seçimler var, genel seçimler var, cumhurbaşkanlığı seçimi var. Dolayısıyla aslında bu eylemler hedef bu 3 sandık şeklinde bazı yorumda bulunanlar var. Gezi parkı protestoları önümüzdeki seçimleri nasıl etkileyecek sizce Sayın Başkan?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi gördüğüm şey şu; gençler biraz daha haklarına sahip çıkacaklar. Bugüne kadar ihmal ettikleri, oy kullanmada gitmedikleri oy kullanmaya daha fazla gidecekler. Bu konuda partilerin verdiği sözlerin ne kadar doğru, arkasında durup durmayacağına bakacaklar. Yani gençler bundan sonra oy verirken galiba kılı kırk yaracaklar. Çünkü AKP’nin özgürlükle ilgili söylemleri ne kadar yalan olduğu ortaya çıktı. Bugün bakıyoruz AKP kendi programını reddetmiş. Özgürlüklerle ilgili söylediği programlar var elimde duruyor.

Didem ARSLAN YILMAZ- Çelişiyor mu diyorsunuz?

Erdoğan TOPRAK- Tamamen çelişiyor. Yani özgürlükler konusunda çelişiyor. Basın özgürlüğü konusunda çelişiyor. Demokrasiye sadakatte çelişiyor. Yani bunların hepsine baktığımızda AKP kendi programını tamamen çelişen bir tavır içerisinde.

Didem ARSLAN YILMAZ- Sosyal medyayla ilgili bazı düzenlemeler getirilmesi planlanıyor. Hatta sosyal medyanın twitter üzerinden bazı yalan yanlış haberlerin yayıldığı, yayılmaya çalışıldığı daha doğrusu toplumu yanlış yönlendirmeye çalışıldığıyla ilgili bir kanaatte var. Ne dersiniz?

Erdoğan TOPRAK- Şimdi AKP Türkiye’deki büyük bir medya kesimini kendi baskısı altına aldı. Türkiye haberleşme özgürlüğü hakkını kullanamıyor. Türkiye doğru haber alamıyor ne yazık ki. Bakın orada öyle Taksim’de binlerce insan sokakta bir sürü olay oluyor ama büyük medya grupları belgeseller yayınladılar. Yemek programları yayınladılar. Peki sosyal medya olmasaydı vatandaş nereden öğrenecekti bu tip olayları?

Didem ARSLAN YILMAZ- Peki sosyal medyaya getirilmesi planlanan düzenlemeler?

Erdoğan TOPRAK- Yanlış buluyorum. Özgürlüklerin kısıtlanmasını yanlış buluyorum.

Didem ARSLAN YILMAZ- Karşı mı geleceksiniz?

Erdoğan TOPRAK- Tabi ki. Yanlış bu. Şimdi gençleri bir yerde daha takdir ettim. Gençleri takdir ettiğimiz nokta şu; kör karanlıktan yolunu bulup çıktılar. O iletişimde tüm bağlarını koparan o iktidar baskısından bir ışık buldular ve o ışıkla tüm Türkiye’yi aydınlattılar. Onlarla gurur duymak lazım.

Didem ARSLAN YILMAZ- Herkes dersler çıkardı. Hem muhalefet, hem iktidar, hem medya, bizler galiba herkes bazı dersler çıkardı diye düşünüyorum.

Erdoğan TOPRAK- Ama bu dersleri umut ederim medyada çıkarmıştır. İktidarda çıkarmıştır. Aynı olay Türkiye’de olmuyor. Yani bakın Brezilya’da da olaylar oldu. Brezilya’da sokağa döküldü halk bilet fiyatlarından dolayı. Brezilya Başkanı ne dedi? Dedi ki, protestolar demokrasimizin gücünün göstergesidir dedi. Ülkemiz bu protestolarla güne demokrasiyi daha güçlenmiş olarak uyandı dedi. Bizim Başbakanımız ne diyor? Hiç uğraşmayın kararımızı verdik gezi parkı yıkılacak yerine topçu kışlası, altında da AVM yapılacak.

Didem ARSLAN YILMAZ- Peki şimdi gezi parkı protestolarının önümüzdeki dönemde siyasi bir muhalefete dönüşeceğini düşünenler var. Buradan bir muhalefet doğar mı sizce?

Erdoğan TOPRAK- Bunu bilmiyorum. Yani orada bir muhalefet doğar mı doğmaz mı onun nereye gideceğini bilemem.

Ama ben şunu söylemek istiyorum; CHP olarak bugüne kadar nasıl ki, o gençlerimizin arkasında durduk, onların canlarını en ufak bir fiske gelmemesi için elimizden gelen tüm sorumluluğu yerine getirdiysek bundan sonrada onların özgürlük alanlarını açmak için elimizden gelen tüm sorumluluğu göstereceğiz.

Didem Arslan YILMAZ- Bu arada tabi bunlar, bu tartışmalarla bağlantılı olaylardan biri de keza o olaylar olduğunda Gazi Mahallesinden birçok kişi TEM’den yürüyüp Taksim’e gelmeye çalıştı. Olayı da bir anlamda işte Üçüncü Köprüye Yavuz Sultan Selim adının verilmesi bir anlamda toplumun Alevi kesimini özellikle çok rahatsız ettiğini herkes biliyor. Böyle bir tepkilerle ortada.

Fethullah Gülen dedi ki, camiyle Cem Evi aynı bahçede yan yana olabilir. Köprüye Yavuz Sultan Selim adı verilmesinin ortak köprüleri yıkmamasını istedi. İşte aslında Gezi Parkında protesto edilen konulardan biri de belki de buydu. Orada birçok kesimden insanları gördük. Gördüğümüz kesimlerden biride Alevilerdi. Ne dersiniz Sayın Güler’in bu konuda yaptığı açıklamalara?

Erdoğan TOPRAK- Çok doğru bir laf etmiş. Yani doğru sözün her zaman arkasında durmak lazım. Kendisine çok teşekkür ediyorum. Doğdu bir laf etmiş. Bir köprüye bir isim verip binlerce o gönül köprülerini koparmamak lazım. Daha bundan güzel bir söz olamaz.

Didem Arslan YILMAZ- Adı değişmeli mi sizce de?

Erdoğan TOPRAK- Bence değişmeli. Şimdi bakın, bu ülkede her zaman bu sorun kaşınmıştır. Belli kesimler tarafından da zaman zaman bu ülkeyi çatışma noktasına getirmiştir. Binlerce insan buradan etkilenmiştir. Yüzlerce can gitmiştir bu noktada. Şimdi ne gereği var toplumu kucaklamak gerekirken, 76 milyonu bir arada tutmak gerekirken milli irade nedir? İktidar olmak, Başbakan olmaz nedir? Bu toplumun tamamına Başbakanlık yapmak değil mi? Ama şimdi siz kalkıp böyle bir ortamda tartışmalı bir ismi oraya verirseniz bu ülkeyi bölersiniz. Sayın Başbakanın bu ülkenin tamamının Başbakanı olduğunu zaman zaman unutuyor. %50’nin Başbakanı olduğunu sanıyor. %49’un Başbakanı değil. %100’ün Başbakanıdır. Tüm hizmetleri %100’üne götürmesi lazım. Kafasının arkasındaki o ajandayı bırakması lazım. O ajandayı bırakmadığı müddetçe bu ülkede sevgi bağları pekişmez ve 76 milyonu bir arada tutmakta zor olur. Bu ülkeye de Başbakanlık yapamaz.

Didem Arslan YILMAZ- AB’den gelen tepkileri de eğer hatırlatırsam size, Avrupa Parlamentosu Gezi Parkı eylemleriyle ilgili işte bazı karar aldı. Hükümeti eleştiren bir dizi kararlar aldı. Başbakan bu kararı tanımayacaklarını söyledi. Daha sonra Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Komisyonunda toplantılara katılması ekleniyordu Sadullah Ergin’in. Sayın Bakan bu toplantılara katılmadı. Avrupa Parlamentosu Komisyonu Türkiye’ye gelmeyecek. Birleşmiş Milletlerden de Gezi Parkı açıklaması geldi. Şimdi Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecindeki fasılların açılmasıyla ilgili bazı başta Almanya’nın Merkel’in karşı tavrı da söz konusu. En son Sayın Egemen Bağış Başmüzakereci AB Bakanı da dedi ki, gerekirse AB’ye ‘bak oğlum git’ deriz dedi. Ne dersiniz? AB ile bu ilişkilerin böyle gerilmesi üyelik hedefinin bitebileceği anlamına mı geliyor? Böyle işaretler mi geliyor? Siz neler alıyorsunuz?

Erdoğan TOPRAK- Ben Egemen Bağış’ın bu kadar yıldır AB’den sorumlu bakanlık yaptığı dönemde ne yaptığını merak ediyorum. Yani boş bir bakanlık yaptı. Bak git oğlum diyecekmiş, AB sen yoluna ben yoluma diyecekmiş. Yani kendisini o kadar büyük yerlerde görüyor ki, peki sormazlar mı neden Ankara’nın göbeğinde öğlen havai fişek attınız? Görüşmeleri başlatıyoruz dediğinde. Gündüz gündüz, günün öğlen saatinde havai fişek atan bir iktidar bugün oraya giremeyeceğini anladı ve bir de girmek istemediği için böyle bir yola başvuruyor.

Bence önemli olan çağdaş medeniyetlere ülkeyi taşımak. Oralardan kopmak değil. O liglerden kopup diktatöryasını ilan değil. AB diyor ki, evet bu birlik, herkes de bu birlikte gelişmiş dünya ülkesi gibi hareket etmek zorunda. Demokrasisini geliştirmek zorunda. Hak arayanın üstüne gaz sıkmamak zorunda. Yani AB’nin söylediği şeyler var. Bu konuda hassasiyetlerimiz var diyor. Türkiye ne yapıyor? Türkiye bu konuda ne yazık ki, kendi işiyle meşgul, ben nasıl bu ülkede bir diktatör çıkartırım mantığıyla hareket ediyor.

Didem Arslan YILMAZ- Şimdi özellikle Taksim’deki bu Gezi Parkındaki eylemlerin en çok merak edilen tabi bu arada akil insanlar gitti, halkla görüştü, çözüm süreciyle ilgili ciddi bir adımlar atıldı, PKK geri çekildi. Ne dersiniz Gezi Parkı eylemleri çözüm sürecini nasıl etkileyecek? BDP’nin gündeminde 20-25 maddelik bir yol temizliği paketi var. Bazı talepleri var BDP’nin. Türk Ceza Yasasındaki değişiklikler var terörle mücadele keza. Seçim barajının düşürülmesi var. Siyasi partilere yapılacak hazine yardımının adil dağıtılması var. Basın düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik bazı düzenlemeler de bu paketin içinde. Şimdi meclisin tatil olmasına da az bir zaman kaldı galiba. Ne zaman tatil olacak meclis? Ne dersiniz? Çözüm sürecinde bir tıkanmayla karşı karşıya kalma riski, olasılığı var mı?

Erdoğan TOPRAK- Parlamento sanıyorum Temmuzun ilk haftasında tatile girecek.

Didem Arslan YILMAZ- Bazı düzenlemeler olursa destekte verir misiniz?

Erdoğan TOPRAK- Bizim barajla ilgili ülkedeki herkesin kendi fikrini parlamentoya aktarması için hülle yoluyla değil, kendi aldığı vatandaşın oyuyla parlamentoya gelmesi için seçim barajının ilk günden beri düşürülmesini savunuyoruz ve biz bu kanunu parlamentoya bundan iki hafta önce getirdik ve reddedildi. Seçim barajını düşürün, çünkü doğu ve güneydoğuda birçok yerde parti kurmak isteyen, halkın %3-5 oyunu alan her parti parlamentoda temsil edilsin.

Ama bakın reddedildi. Şimdi bu ülkede sorunlara eğer çözüm üretmek istiyorsanız samimi olmalısınız. Ben AKP’yi samimi olarak görmüyorum. AKP samimiyetsiz bir politika izledi. Doğu ve güneydoğunun sorunları var. Evet, biliyoruz. Çözülmesinden yana mısınız? Yanayız tabi ki. Ama çözüm yeri neresi? Çözüm yeri parlamento. Ama AKP kolaycılığa kaçtı. Kandil’e sığındı, İmralı’ya sığındı. Çözüm yolu İmralı ve Kandil’den mi geçiyor? Hayır. Çözüm yolunun yeri parlamentodur. Parlamentoda getirin kanunları çözelim.

Didem Arslan YILMAZ- Bunlara destek verir misiniz?

Erdoğan TOPRAK- 19 tane kanunumuz var bizim bekleyen parlamentoda ve seçim barajı da bunlardan biri. Özgürlüklerin önünün açılması da bunlardan biri. Bu konuda samimiyiz. Çözme noktasında da kanunları getirdik.

Didem Arslan YILMAZ- Bir erken seçim olasılığı var mı? CHP buna nasıl yaklaşır? Siz böyle bir olasılığın güçlendiğini düşünüyor musunuz?

Erdoğan TOPRAK- Parlamentoda bizim öyle bir sayısal bir çoğunluğumuz yok. İktidarın şu anda oy kaybettiğini görüyorum. Bu iktidar hızla oy kaybediyor. Şu anda meşruiyetini kaybetmiş durumda. İktidarın son yapılan anketlerde yaklaşık %40’a varan oy kaybı var. İktidar bir an evvel kendisini sandığa atmak ister mi artık iktidar yöneticilerinin bileceği şeydir.

Ama benim gördüğüm ülke kötü yönetiliyor. Ülke sıkıntılı bir yere gidiyor. Ülke dış politikada yalnızlaştı. Bugün dünyanın bütün dünya devletleri, gelişmiş dünya devletleri Türkiye konusunda Türkiye’nin kötü yönetildiğini, hata yapıldığını söylüyor. Bakın Amerika’sı, İngiltere’si, Almanya’sı, Fransa’sı, Rusya’sı, Çin’i ve Suriye’si dahil Türkiye’deki bu sürecin Başbakanın Türkiye’yi kötü bir yere doğru götürdüğünü söylüyor.

Didem Arslan YILMAZ- Çok teşekkür ediyorum size. Son bir sözünüz varsa almak isterim.

Erdoğan TOPRAK- Ben teşekkür ederim. Şunu söylemek istiyorum; 24 gün geçti bu olayların üstünden. 24 gün gelinen noktada o gençlerimizin haklı olduğu ortaya çıktı. Sayın Kadir Topbaş İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı biz bir durağın yerini dahi değiştirirken halka soracağız dedi. Bu o gençlerin yaptığı o başkaldırının eseridir. O gençlere saygı duymamız lazım. Ama Kadir Topbaş’a şunu da sormak isterim; o gençlerin ilk günden beri verdiği o mücadeleye niye saygı duymadınız? Niye 4 tane canımız gitti? Biz bu haltı niye yedik 24 gündür. Ülkeyi niye bu kaosa sürükledik?

İktidar yetkililerinden şunu rica ediyorum; cadı avı başlatmayın. O çocuklar onurlu bir mücadele verdiler. Onların sindirip özgüveni yoksun hale getirmeyin. O çocuklar bizim evlatlarımız, o çocukların bir tırnağına dahi bir şey gelirse CHP olarak arkasında dururuz. Lütfen cadı avından vazgeçin.

Didem Arslan YILMAZ- Çok teşekkürler yayına katıldığınız için. “

    Cuma, 21 Haziran 2013 15:50

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica