"28 Şubat ile hesaplaşacaksa, gerçek mağdurlarla yüzleşsin"

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve CHP Cezaevi Komisyonu Sözcüsü Veli Ağbaba, Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Erzincan Milletvekili Muharrem Işık ile birlikte TBMM'de yaptıkları basın açıklamasında yeniden yargılamaların tüm siyasi davalar için başlatılması gerektiğini söylediler.

Basın Açıklamasında Gaye Fikir Platformu Temsilcisi Fatma Parmaksız ve Mirzabeyoğlu Davası Takipçileri de hazır bulunurken açıklamada şu görüşlere yer verildi:

"Bugün burada normal işleyen bir hukuk devletinde olmaması gereken bir konu için bir araya geldik.

Bu konu hukuk tarihimiz için adeta kara bir leke ve aylardır gündemimizde.

Nedir o konu? O konu "Yeniden Yargılama."Şimdi bu şekilde söyleyince herkese garip gelebilir. Çünkü bugün yeniden yargılama demek umut demek. Çünkü yeniden yargılama demek hukuk devletine inanmaya çalışmak demek. Çünkü yeniden yargılama demek insan haklarına saygılı bir ülke olduğumuz düşüncesini yeşertmek demek.

Peki madem bu kadar umut yeşerten bir konu bu; neden kara bir leke dedim?

Çünkü, yeniden yargılama, DGM'lerin ve Özel Yetkili Mahkemelerin hukuk tarihimize bıraktığı kap kara bir leke.

O kara leke, sahte deliller, sahte CD'ler, hukuksuz dinlemeler, polis tutanağından devşirilen iddianameler, hayali telefon rehberleri, ve benzeri tezgahlarla ülkenin başına musallat edilen davalar ile oluştu.

Bu kara lekenin mimarı, AKP güdümündeki polis-savcı-hakim üçgenidir.

Şimdi şunu söylemek gerekiyor. Normalde "yeniden yargılama" denilen mesele, hukuk devletinde istisna olması gereken bir durum.

Ama şu an 12 yıldır ülkeyi yönetenler, hukuk devletini ayaklar altına aldığı için istisna olması gereken "yeniden yargılama" adeta olağan bir şey haline geliyor.

Ne yazık ki bugün, bizler için hukuk devletine tekrar inanmamızı sağlayacak tek şey: haksız ve hukuksuz bir şekilde tezgahlanmış mahkemeler için "yeniden yargılama"ların başlatılmasıdır.

Buradan bir kez daha yineliyorum:

Artık, polis-savcı-hakim üçgeninde tezgahlanmış olduğu ayyuka çıkmış tüm davalar için "yeniden yargılama" hayata geçirilmelidir.

Bugün, Yargı elini temizlemek zorundadır.

Bugün yargı, AKP'nin ona bulaştırdığı güdümlü adalet anlayışından kurtulmak zorundadır.

Geçtiğimiz günlerde CHP Cezaevi Komisyonu olarak yayınlamış olduğumuz "Balyoz Kumpası" kitabı raflarda yerini aldıktan sonra AYM bir karar verdi.

Şimdi ki durumu biliyorsunuz, Balyoz Davası'nda AYM, adil yargılamanın olmadığına hükmetti.

Tüm tutukluların serbest bırakılmasına karar verdi. Şimdi yeniden yargılama süreci başlayacak.

Bizler, 2010 yılından bu yana süren "Balyoz Davası"nda yaşanan hak ihlallerini, sahte delillerle kurulan tezgâhı, işlenen hukuk terörünü defalarca gündeme taşımıştık.

En sonunda AKP bize kitap yazdırdı.

Aslında kitabın yazarı doğrudan AKP’nin kendisi. Sonunda o kitabın içinde anlattığımız kumpasın varlığına AYM de inandı.

Bakın, AYM; gerekçeli kararında, delillerdeki zaman ve mekan tutarsızlıklarının altını çizdi. Ve delillerin sahte olduğuna ilişkin ciddi bir kanaat oluştu. Şimdi bu doğrultuda yapılacak "yeniden yargılama" sonucunda hukuk devletine olan inancımızı; umuyorum tekrar kazanacağız.

Yani, yeniden yargılama ile yıllarca, çocuklarından, eşlerinden, özgürlüklerinden alı koyulanlar için bir umut ışığı yakılmış durumda.

Ancak aynı ışığın cezaevindeki tüm mağdurların hücrelerine ve onları bekleyen ailelerin evlerine dolması gerek.

Tek bir çözüm var. Bugün ÖYM'ler tarafından işlenen tüm hukuk cinayetleri için yeniden yargılamanın önü açılmak zorunda.

Çünkü, DGM'lerin yerine geçirilen Özel Yetkili Mahkemeler, binlerce insanın hayatını alt üst etti. Hukuki olmayan kararlara imza attı.

Cellatlaşan yargıçlar ve savcılar, binlerce masum insanı sahte deliller ile dinleme kayıtları ile cezaevine gönderdiler. Yıllarca haksızca içerde tuttular.

Bu nedenle bugün gündemde olan yeniden yargılama sadece Balyoz için değil, bugün başlayan KCK Basın Davası için değil tüm haksız hukuksuz yargılamalar için yapılmak zorunda.

Dediğim gibi aslında, doğru düzgün işleyen bir hukuk sistemi olsa, yargılamalar adil olsa, deliller somut olsa, savcılar ve hâkimler, tıpkı adalet heykelinde olduğu "gözleri kapalı" olsa "yeniden yargılama" hukuk devletinde olmaması gereken bir şey.

Ancak bugün, hukuk devletine inancımızı tekrar kazanmak için sadece gündemdeki davalar için değil, cezaevlerinde unutulmuş ve adilce yargılanmamış binlerce kişi için bu yolun önü açılmalı.

ODA TV, KCK, Askeri Casusluk, Ergenekon, Şike ve benzeri tüm davalar için.

Sadece paralı eğitim istedikleri için yıllarca tutuklu kalanlar için.

Sadece Grup Yorum Konseri bileti sattıkları için cezaevlerine gönderilen üniversite öğrencileri için.

Demokratik hak ve özgürlüklerini kullanıp barışçıl eylemlere katılıp, terörist yaftası yiyen Gezi Çocukları için.

Kırmızı fular taktığı için gencecik yaşında anayasal düzeni yıkmaya çalışmakla suçlananlar Ayşe Deniz için.

Hukuk devletine tekrardan inanacaksak “tüm bu ve benzeri davalar” için cezaevlerinde unutulmuşlar için derhal gündeme alınmalı.

Biz bugüne kadar cezaevinde ziyaret ettiğimiz, davalarını takip ettiğimiz mağdurların hiçbirini ayrım gözetmeksizin savunduk. Din, dili, etnik kimliği, siyasi görüşü, toplumsal statüsü, rütbesi nedir diye sormadık.

Çünkü bizim anlayışımıza göre mağdurun adı sorulmaz.

Salih İzzet Erdiş, bilindiği ismiyle Salih Mirzabeyoğlu. O da cezaevinde unutulan binlerce insandan biri. Haksızlıklara uğramış ve göz göre göre cezaevinde ölüme terk edilmiş biri. Hukukun katledildiği bir yargılama sürecinden geçirilmiş ve şuan cezaevinde. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası çeken Salih Mirzabeyoğlu, şuan 63 yaşında. Evli ve iki çocuk babası. Tam 16 yıldır hapishanede.

Mirzabeyoğlu'nun "Major depresyon raporu" bulunuyor.
Kendisine "telegram" işkencesi yapıldığına ilişkin iddialara ilişkin hükümetin ilgili birimlerden hala yanıt bekleniyor. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış olması nedeniyle tek kişilik, 8 metrekare bir hücrede yaşayan 16 senedir tecrit altında. Kendi öz bakım ihtiyaçlarını karşılamakta sıkıntı çekiyor. Darbelerle hesaplaşacaklarını söyleyenler bugün onu görmezden geliyorlar. 28 Şubat'ın bir numaralı kazananı olan AKP, mağdur edebiyatı ile bugünlere gelirken geçmişteki mağduriyetleri gidermekte niyeyse isteksiz. AKP 28 Şubat'ın etinden, sütünden, yününden faydalanmış; bir güzel beslenmiştir. Ancak 28 Şubat'ın gerçek mağdurları için kılını bile kıpırdatmamıştır. Her fırsatta 28 Şubat'ı dilini dolayanlar, konu haksızlıklarla hukuksuzluklarla mücadeleye gelince sus pus olmuş durumdalar. Mirzabeyoğlu'nun maruz kaldığı hukuk garabeti, 28 Aralık 1998’de başlıyor.

Salih Mirzabeyoğlu, eşi ve çocuğuyla birlikte o zaman için ilkokula giden diğer çocuğunu almak üzere ilkokula gider ve eşinin ve çocuklarının yanında, ilkokul bahçesinde gözaltına alınıyor. Arama belgesi veya kimlik gösterilmediği için kişilerin polis oldukları emniyette anlaşılıyor.

Hakkında hiçbir arama, yakalama kararı olmamasına rağmen Mirzabeyoğlu sanki silahlı bir çatışmada ele geçirilmiş gibi; "İBDA-C Örgüt Lideri Yakalandı!" şeklinde basında yer alıyor. Emniyette polisler kendisine; "yukarıdan bastırıyorlar, sen İBDA-C örgütünün lideri olduğunu mecburen kabul edeceksin!" diyorlar. Mirzabeyoğlu; "Hiç kimseyle görüşmemişim, talimat vermemişim, bunu siz de biliyorsunuz. Ben bu durumda illegal bir örgütün nasıl başı olabilirim ki?" diye cevap veriyor.

Aynı polis şu ifadeyi kullanıyor:

"Gel sen şunu güzellikle kabul et. Hem biz sana kötülük yapmak istemiyoruz. İsteseydik evinin bahçesine eroini gömer, "eroin yakaladık" derdik."

İşte bu diyalogdan sonra polisler "Aslanım, Savcı Senin Kitaplarını Okuyacak değil ya… Buradan önüne ne giderse o." Diyor.

Tıpkı Balyoz, Ergenekon ve diğer kumpas davalarında olduğu gibi emniyetten giden fezleke aynen iddianame oluyor.

6 ay önce "Salih Mirzabeyoğlu'nun bir yazar olduğunu, başkalarının yaptığı eylemlerden sorumlu tutulamayacağını" söyleyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 ay sonra, daha farklı bir mütalaa verip Mirzabeyoğlu'nu yasadışı örgüt lideri ilân ediyor.

Mirzabeyoğlu için daha sonra cezaevi günleri başlamıştır.

Noel Baba ismiyle Metris Cezaevi'ndeki koğuşuna "Hayata Dönüş" benzeri bir operasyon yapılır.  Bu müdahalede, ciddi yaralar alan Mirzabeyoğlu’nun saçı ve sakalı kesiliyor, hiçbir tıbbî müdahalede bulunulmuyor ve kan revan içinde mahkemeye çıkarılıyor.

2 Nisan 2001'deki duruşmada; idam cezası veriliyor. 2002 yılında Yargıtay da onuyor. AB ile uyum çerçevesinde yapılan değişiklik sonrası idam kararı Ağırlaştırılmış müebbed hapis cezasına çevriliyor.

O dönemi, yani 28 Şubat dönemini gayet iyi hatırlıyoruz. 16 yıldır cezaevinde tutulan ve onlarca eseri olan Mirzabeyoğlu; 2005 yılından beri Bolu F Tipi'nde, tek kişilik hücrede ve tam bir tecrit altında tutulmaktadır. Telegram işkencesine maruz bırakıldığı iddiası halen araştırılmamıştır. 14 yıla yakın bir zaman tecritte tutulmuştur. Ailesini ayda iki kez, o da her bir ferdini sadece 15 dakika ve kapalı olarak görebilmektedir. Mirzabeyoğlu'na yaşatılan bütün bu mağduriyetlerin giderilebilmesi için yeniden yargılanmasının önü mutlaka açılmalıdır. Salih Mirzabeyoğlu'nun avukatları 27 Haziran 2014'de yeniden yargılama için müracaatta bulundu.

AKP, demokrasi havariliği yapacağına, 28 Şubat'ın mağduruyum edebiyatına devam edeceğine, meselelere ciddiyetle ve samimiyetle yaklaşabiliyorsa, elini taşın altına koysun. AKP, darbelerle ve darbecilerle hesaplaşacaksa, yatalak bir paşayı yargılamak yerine 28 Şubat'ın gerçek mağdurları ile yüzleşsin. AKP samimiyse yapacağı bellidir. Bugün, tüm siyasi davalar sil baştan ele alınmalıdır. Ve hepsi için yeniden yargılanmalar başlatılmalıdır. Bizlere kumpas kuruldu diyerek elini temizlemeye çalışan AKP'nin turnusol kağıdı bu davadır. Eğer bu ve benzeri davalardaki hukuksuzluklar giderilecekse işte fırsat.

28  Şubat'ın gayrimeşru çocuğu AKP'ye
Buradan hodri meydan diyorum.


Gerçekten demokratsanız,
Gerçekten insan haklarına saygılıysanız,
Nasıl ki ucu kendinize uzandığında
Vahşi bir savunma iç güdüsüyle hukuk sistemini,
Tüm mahkemeleri
Hallaç pamuğu gibi atıyorsunuz
O zaman gelin
12 yıllık iktidarınızın tohumlarını atıldığı
28 Şubat ile sözde değil özde hesaplaşın"

Anahtar Kelimeler
    Perşembe, 10 Temmuz 2014 17:18

Bağlantılı Konular