Tanrıkulu: "2014'ün ilk beş ayında en az 173 kişi işkence ve kötü muameleden mağdur olmuştur"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu 26 Haziran Dünya İşkence Mağdurlarıyla Dayanışma Günü'nde yazılı bir açıklama yaparak Türkiye'de son yıllarda artış gösteren işkence ve kötü muameleye dikkat çekti.

Tanrıkulu yılın ilk beş ayında 126 kişinin cezaevlerinde bu kötü muamele ve işkenceye maruz kaldıklarına dikkat çekerek şöyle dedi:

"Bu seneki 26 Haziran Dünya İşkence Mağdurlarıyla Dayanışma Günü'ne de ne yazık ki işkencenin sistematik olarak devam ettirildiği bir ortamda giriyoruz. İşkencenin sürdürüldüğü, işkencecilerin adli ve idari olarak hesap vermediği bir ortamda işkence mağdurlarıyla dayanışmak, onların hukuk mücadelesine ortak olmak her insanın temel görevi olmak durumundadır.

Başta gözaltı merkezleri ve cezaevlerinde olmak üzere AKP döneminde işkence ve kötü muamele hayatın her alanına yayılmış ve kolluk güçlerine sınırsız imtiyazlar sağlanmıştır. AKP'nin "işkenceye sıfır tolerans" iddiası, uygulamada işkenceciye sınırsız toleranstır!

2014'ün ilk beş ayında (ocak, şubat, mart, nisan, mayıs) en az 173 kişi işkence ve kötü muameleden mağdur olmuştur. Aynı aylarda cezaevlerinde de en az 126 kişi bu uygulamalara maruz kalmıştır.

Bugün Türkiye'nin farklı cezaevlerinde yatmakta olan hasta mahpusların gerekli sağlık koşullarının sağlanmaması, ağır hastaların tahliye edilmemesi başlı başına bir işkence ve kötü muamele olduğu halde, hükümet bu konudaki tüm çabalarımızı karşılıksız bırakmaktadır. Hükümetin sırf hasta mahpuslarla ilgili tutumu bile, işkencenin sistematikliğini ortaya koymaya yetmektedir.

Diğer yandan özellikle çocuk mahpuslara yönelik çeşitli cezaevlerindeki işkence, taciz, tecavüz olayları konusunda tedbir alınmamakta ve bu suçlara karışan kolluk güçleri, infaz koruma memurları korunmaktadır.

Karşılaştıkları işkence ve kötü muameleden dolayı şikayetçi olan yurttaşlar, kolluk güçlerinin karşı şikayetleriyle baskı altına alınmakta ve adli, idari birimlerde işkencecilere mağdur muamelesi yapılmaktadır.

Muhalifleri susturmak, hak taleplerini bastırmak için kullanılan işkence yöntemi bir suçtur ve ne yazık ki Türkiye'de bu suç sistematik olarak cezasızlıkla görünmez kılınmaya çalışılmaktadır.

Anayasal hakkını kullanarak gösteri ve yürüyüş yapan yurttaşlara yönelik kullanılan biber gazı ve tazyikli su binlerce yurttaşı mağdur etmiş, canlara mal olmuştur. Buna rağmen hükümet bu uygulamayı artırarak sürdürmektedir.

Cezaevlerinde, karakollarda, gözaltı öncesi ve sonrası süreçlerde yurttaşlara yönelik işkence ve kötü muamelenin en ağır biçimde cezalandırılması için gerekli düzenlemelerin acilen yapılması, işkence mağdurlarının tedavi ve rehabilitasyonlarının sağlanması için de her türlü çalışmanın devreye konması hükümetin temel görevidir.

Mevcut politika ve uygulamalarda yapılan ısrar, suçta ısrardır. Bu suçların cezası da er veya geç adalet önünde verilecektir!"

    Perşembe, 26 Haziran 2014 13:15

Bağlantılı Konular