Engin Altay: "Fezlekeler milli iradeden saklanmıştır!"

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay: "Bu tasarı ile ilgili TBMM'de hem komisyonlarda hem genel kurulda bu tasarıyı yerinde eleştireceğiz, yerinde çekincelerimizi koyacağız ama yerinde katkımızı da koyacağız"

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in dün bir televizyon programında yaptığı açıklamalara değindi.

TBMM'de kurulması kararı alınan 4 bakan hakkındaki soruşturma komisyonunun çalışmalarına başlayamamasını eleştiren Altay, Meclis Başkanı Çiçek'in konuşmalarında "fezlekelere örtü olmanın utancını gizler bir ruh hali içinde olduğunun" görüldüğünü söyledi.

Engin Altay, "Meclis Başkanları'nın anamuhalefet partisi liderleriyle polemik yapması demokrasi tarihimizde çok alışılmış bir durum değildir. Türkiye'de artık herkes bilmektedir ki 17 Aralık ve 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması ve operasyonları sonrası hazırlanan fezlekeler milli iradeden, milletvekillerinden kaçırılmış, saklanmıştır. Bunu Meclis Başkanı kaçırmış, saklamıştır" diye konuştu.

Meclis soruşturma komisyonunun kurulması kararının 60 gün önce alındığını hatırlatan Engin Altay, bu konuda ana sorumlunun iktidar partisi olduğunu, ancak TBMM İçtüzüğünün ve Anayasanın ayaklar altına alınarak, ihlal edilmesine izin verilmesinin de Meclis Başkanı'ndan beklenmeyen bir tutum olduğunu ifade etti. Engin Altay, Meclis Başkanı'nın komisyonun bir an önce çalışmasını sağlamakla sorumlu olduğuna işaret ederek, "Bilinçli veya bilinçsiz bu görevini yapmadığı konusunda eleştirdik, bundan sonra da eleştirmeye devam edeceğiz. Meclis Başkanı'nın görevi polemik yapmak değil, TBMM İçtüzüğünü işletmektir. Bunu kendisine hatırlatmayı görev sayıyoruz" diye konuştu.

Konuşmasında Meclis'e sevk edilen Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Tasarısı'na ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Altay, CHP'nin tasarıya ilişkin görüşünü basın yayın kuruluşlarının kendi bakış açılarından ele alarak, kamuoyuna aktardığını söyledi. Söylediklerinin tümünün arkasında olduklarını vurgulayan Engin Altay, şöyle devam etti:

"Çözüm paketi diye adlandırılan paket, bizce, partimizce bir çözüm paketi olmaktan uzak, bir yetki alma paketidir. Uzlaşmasız, istişareden yoksun, tek taraflı, belki PKK ile ya da HDP ile çeşitli görüşmeler sonrasında iki parti arasında varılmış bir mutabakattır. 30 yılı aşkın süredir devam eden Kürt sorununun iki partinin mutabakatı ile çözülemeyeceği muhakkaktır. Önce anamuhalefet partisinin ve Meclis'deki diğer muhalefet partisinin ve toplumun geniş katmanlarının istişaresine, uzlaşmasına muhtaç bir konunun ben yaptım oldu mantığı ile çözüme kavuşacağına çok inanamıyoruz. Keşke kavuşsa. CHP, barışı ve çözümü herkesten daha çok isteyen bir partidir"

CHP'nin sorunun çözümü için adresin TBMM olduğunu her zaman söylediğini ifade eden Altay, tasarıda "Bu kanun kapsamında yapılan çalışmalarla ilgili alınan tedbirlere ilişkin kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesi sağlanır" ifadesinin bulunduğunu hatırlatarak, "Kamuoyuna sağlıyorsun kendine göre de iktidarın öncelikli işi muhalefete bilgi vermektir" ifadesini kullandı.

Konuya ilişkin yürüyen bir süreç olduğunu ifade eden Altay, "Bu süreçte kullanılan aktörler bizim Türk Ceza Kanunumuza göre suç işliyorlar. Bu aktörlere bir koruma kalkanı, bir hukuki muafiyet getiriliyor. Hukuki, idari ve cezai sorumluluktan muaf tutuyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nde sorumsuzluk bir kişiye verilmiş anayasayla. Yani hukuki, cezai sorumsuzluk o da Sayın Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanının dışında hiç kimsenin sorumsuzluk hali, yetkisi olamaz. Bu anayasaya, hukuk devletine açıkça aykırı" değerlendirmesinde bulundu.

Herkesin hukuk çerçevesi içinde hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Altay, aylardır konuşulan bu meselenin cumhurbaşkanlığı seçimlerine bir ay kala Meclis gündemine getirilmesini de eleştirdi. Altay, bunun Kürt halkının hayalleriyle, duygularıyla, talepleriyle, oynamaktan, onları siyasi çıkarlara alet etmekten başka bir anlam taşımadığını söyledi. Geçmişte de bunun örnekleri olduğunu belirten Altay, "Umarız ve dileriz hükümetin bu hamlesi kamuoyunda, toplumda, bölgede yeni hayal kırıklıkları yaratmaz. Hükümet tabii ki yetkili olacak, yetkisini kullanacak ama hükümetin kullandığı yetkinin sınırı ve denetimi olur" dedi. Tasarının hükümete hududu ve şumulü belirsiz bir yetki verdiğini belirten Altay, bunun demokrasilerde kabul edilebilir bir durum olmadığını söyledi.

Mulak ve sınırsız yetki ile terör sorununun çözülemeyeceğinin altını çizen Altay, şunları kaydetti:

"Aslı 4 madde olan kanun tasarısı Kürt sorununu çözüyormuş gibi yapmaktan ibarettir. Burada bizim çekincemiz olan 4. maddenin dışındaki maddelerin hiçbirine bizim itirazımız olmaz. zenginleştirmek için katkı veririz, çekincelerimiz var onları söyleriz, eleştirilerimizi yaparız. Ama bu sorunu çözmez. Sorun Tayyip Erdoğan ile Kürt halkı arasında bir sorun değildir. Sorunun tarihsel, süreci, geçmişi vardır. Sorun uzlaşmaya ve mutabakata muhtaç bir sorundur. Bu uzlaşma gerçekleşmeden kimse bu tasarıdan çok fazla şey beklemesin.

CHP bu tasarı ile ilgili TBMM'de hem komisyonlarda hem genel kurulda bu tasarıyı yerinde eleştireceğiz, yerinde çekincelerimizi koyacağız ama yerinde katkımızı da koyacağız. Eleştirilerimizi, çekincelerimizi söyleyeceğiz, bizce olması gereken noktada da katkılarımızı koyacağız. Bu kanun tasarısının gerekçesi gerçekten güzel ve romantik yazılmış. Çok janjanlı, çok tumturaklı bir gerekçe olmuş. Ama bu gerekçeye dayalı tasarı sadece AKP'nin, Tayyip Erdoğan'ın tıpkı yolsuzluğu yöneterek kendisine siyasi rant sağlaması gibi Kürt sorununu yöneterek kendi siyasi ömrünü uzatmaya yönelik bir tasarıdır"


Açıklamalarının ardından soruları da yanıtlayan Altay, kimsenin bugünkü gücüne güvenerek hukuku çiğnemeye kalkmamasını, bunu yapanların er geç yargı önünde hesap vermek zorunda kalacağını söyledi.

Engin Altay, 4 bakan hakkındaki soruşturma komisyonuna AK Parti'nin bildirdiği üyelere ilişkin bir soruyu yanıtlarken de "İtiraz edelim diye bu konuda çok gevezelik yapmış birkaç üyenin ismini orada gördüm. Ama itiraz etmeyeceğiz. Buyursunlar kimi istiyorlarsa koysunlar. çünkü bizim bir itirazımız komisyonun 15 gün daha geç tesisine yol açacak. Bilerek gözümüze batsın diye bu işle ilgili çok gevezelik yapan arkadaşları koymuşlar" ifadelerini kullandı.

Yolsuzluk soruşturmasına "suç" demek görüş açıklamak sayılıyorsa, buna "darbe girişimi" demenin de aynı şekilde görüşlerini ortaya koymak anlamına geldiğini ifade eden Altay, AK Parti'nin CHP'nin bildirdiği isimlere yönelik itirazının Meclis Başkanlığı'nda değerlendirilip kendilerine iletilmesi durumunda hemen yeni isimler bildireceklerini de söyledi. Altay, CHP olarak komisyonun bir an önce kurulması için çaba sarf ettiğini belirtti.

Altay, bir başka soruyu yanıtlarken de hükümetin belli bir camiaya yönelik tutumunun siyasi bir tutumun ötesinde öfke, kin, intikam projesi, kan davasına dönüştüğünü, ancak devletin kan davası gütmesinin sözkonusu olamayacağını söyledi. Bunun toplumda kutuplaşmaya yol açtığını ifade eden Altay, "Başbakan'ın 'inlerine gireceğiz' sözü, eski bakanının verdiği soru önergesinin gerekçesidir. Hükümet ine girmez, ine ayılar girer" dedi.

Bir başka soruyu yanıtlarken de Altay, Kurtlar Vadisi dizisini izlediğini belirterek, "Şu anda Hakan Fidan, Polat Alemdar'ın günümüzdeki gerçek versiyonudur. Devletin içinde bulunduğu gayri ciddilik bakımından güzel bir örnek" ifadesini kullandı.

Hükümetin Musul'da rehin alınan Türk vatandaşlarını unuttuğunu da söyleyen Altay, bun konuda TBMM'ye bilgi verilmemesini de eleştirdi.

Bugün bir gazetede IŞİD'in, Türk konsolosun üzerindeki cep telefonunu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir konuşmasından duyarak öğrendiğine ilişkin haberin de sorulduğu Altay, "Bir atasözü ile cevap verecektim ama şık düşmez. Hani görmemişin diye bir şey vardır. Milli iradeye saygımız var. Bu millet adamı başbakan seçmiş, yapacak bir şey yok. Ama o görevin gerektirdiği niteliklere sahip olmadığını düşünüyorum" dedi.

    Cuma, 27 Haziran 2014 10:06

Bağlantılı Konular