"Taammüden gerçekleştirilen bir doğa ve tarih katliamıyla karşı karşıya olduğumuz görülmektedir"

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Hükümet ile sermaye grubu ilişkileri kapsamında Cengiz grubunun prototip olduğunu ifade ederek, "Hüseyin Avni Paşa Köşkü'nün satış aşaması, Cengiz grubunun, Hükümetin ve Başbakan'ın özel himayesinde mahzar bir sermaye grubu olduğu ve bu grubun 17-25 Aralık yolsuzluk sürecinin ana aktörlerinden olduğu gözönüne alındığında, taammüden gerçekleştirilen bir doğa ve tarih katliamıyla karşı karşıya olduğumuz görülmektedir" dedi.

Cengiz grubu ile kişisel bir ihtilafının olmadığını belirten Atilla Kart, milletvekili sorumluluğu kapsamında, tarihi, doğayı, kaynakları, sanayi kazanımlarını çıkar ilişkileri içinde tahrip eden yönetim anlayışını sorguladığını ve sorgulamaya devam edeceğini kaydetti.

Atilla Kart, Cengiz grubunun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ilişkilerinin 2005 yılı öncesine dayandığını belirterek, "2004-2005 yılından bu yana Seydişehir Eti Alüminyum özelleştirilmesiyle başlayan süreç esas alındığında, bu grubun, Türkiye'nin en büyük ve kritik iş ve ihalelerinde Hükümet ve Başbakan tarafından kollandığını görüyorsunuz. Bu kollamanın en acımasız örneklerinden birisi de Fethi Paşa Korusu'nda-Hüseyin Avni Paşa Köşkü satışı ve yangınında yaşanmaktadır" dedi.
Atilla Kart, TMSF bünyesinde iken Cengiz grubuna intikal eden Üsküdar'daki tarihi Fethi Paşa Korusu ve içindeki Hüseyin Avni Paşa Köşkü ile ilgili gelişmeleri ve bu konudaki kaygılarını TBMM Başkanlığı'na sunduğu soru önergesinde dile getirdiğini kaydetti.

Atilla Kart, söz konusu soru önergesine Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in cevap verdiğini belirterek, "Bu cevaba göre; taşınmaz tapu kayıtlarına göre 70 bin 286 metrekare yüzölçümünde olup koru vasfındadır. 1. grub koru alanında kalmaktadır. Bu alanlarda kalan parsellerde geçici dahi olsa hiç bir inşaat yapılamaz. Bitki örtüsünün korunması esastır. Doğal mekanlarda ve yangın sonucunda bitki örtüsünde tahribat olduğu zaman, ağaçlar boğaziçi ekolojisine uygun seçilecektir. Bu cevap tarihi belgedir, Hükümetin suç üstü olduğunu göstermektedir" dedi.

Hal böyle olmasına rağmen, 23 Haziran 2014 tarihinde köşkün restorasyonu için ön izin verildiğine dair bilgilerin basında yer aldığını ifade eden Atilla Kart, bu iznin verilmesinden 5 gün sonra bilinen yangının meydana geldiğini, çevre ve doğa katliamı yaşandığını bildirdi.

Atilla Kart, sözlerine şöyle devam etti; "Satış aşaması, Cengiz grubunun, Hükümetin ve Başbakan'ın özel himayesinde mahzar bir sermaye grubu olduğu ve bu grubun 17-25 Aralık yolsuzluk sürecinin ana aktörlerinden olduğu gözönüne alındığında, taammüden gerçekleştirilen bir doğa ve tarih katliamıyla karşı karşıya olduğumuz görülmektedir. İstanbul'un boğazı ve akciğerleri yok ediliyor. Her nasıl bir tesadüfler zinciri ise karşımıza yine 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonunun aktörlerinden birisi çıkıyor. Bir Hükümet, bir Başbakan, 17-25 Aralık'ın baş aktörlerini tarih ve doğa katliamına rağmen neden himaye eder? Tablo, başlı başına çıkar işbirliği ve himayesi anlamına gelmez mi? Cengiz grubunun, iptal edilen yargı kararlarına göre özelleştirmeyle elde ettikleri fabrikaları Seydişehir Eti Alüminyum başta olmak üzere, Hazine'ye iade etmesi gerekirken bunların iade edilmemesi için neden özel yasalar çıkarılır, torba düzenlemelerin arasına neden özel düzenlemeler konulur? Bu ülke cengizlerden de, cengizleri himaye edenlerden de hak ve alacaklarını alacaktır. Türkiye'yi cengizlere mahkum hale getirmek isteyenler, cumhurun başkanı olamaz, olmamalıdır?"

    Pazartesi, 30 Haziran 2014 15:14

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica