Haluk Koç, Erdoğan'a seslendi: "Mertsen gel eşit koşullarda seçime gir"

"Hani delikanlıydın sen, merttin, racon kesmesini de iyi biliyorsun. Mertsen gel eşit koşullarda seçime gir, gel, korkma. Korkunun ecele faydası yok."

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan yardımcısı Prof.Dr. Haluk Koç TBMM'de düzenlediği basın toplantısında Türkiye'nin tartışmalı ve güncel konularını ayrıntılı olarak değerlendirdikten sonra soruları da yanıtladı.

Genel Başkan yardımcısı ve CHP Sözcüsü Prof.Dr. Haluk Koç’un açıklamalarıyla sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç'un Basın Toplantısı
3 Temmuz 2014

"Değerli arkadaşlarım, Cumhurbaşkanlığı seçim süreci belli bir noktaya kadar taşınmış durumda. Alayıvala ile mevcut Başbakanında adaylığını açıkladığını gördük. Daha önce balkondan düşen konuşmalara tanık oldu Türkiye biliyorsunuz. Bu seferde süslü salonlardan çok sayıda dinsel özellikle vurgusu yapılarak dile getirilen bir konuşma izledi Türkiye. Özel bir hassasiyet gösterdi Ramazan'ın özelliğinden olmasa gerek yani rakiplerine dönük bir önlem alma gibi bir gayretin içine girdiğini de gördük Recep beyin.

Değerli arkadaşlarım, herkesin Başbakanı olacağım sözlerini Türkiye biliyorsunuz genel seçimler sonrasında meşhur balkon konuşmaları gecelerinde izledi. Herkesi kucaklayacağım, herkesin Başbakanı olacağım. Ondan sonra ancak yoksullaştırarak yönettiği ve oyunu aldığı kesimlerin ve kendisine biat edenlerin Başbakanlığını yaptığı dönemler yaşadı Türkiye. Şimdi herkesin Cumhurbaşkanı olacağım, her kesimi kucaklayacağım, hiç kimse ötekileştirilmeyecek diyor ama inanın eğer başarabilirse yine belli bir kesimin Cumhurbaşkanı olarak yoluna devam etmek kafasında olan bir kişi.

Değerli arkadaşlarım, alkışlar var, malum ağlama memurları var. Mutat ağlama memurları var. Onlar verilen görevleri ön sırada yerine getiriyorlar. Ağlama seansları var. Şova dayalı göz boyama var. Her türlü ağdalı ramazanında etkisiyle yapılan konuşmalar var. Herkes unutkan, herkesin belliği kapanmış. Sen Türkiye'ye neler yaşattın bunca yıldır 10 – 12 yıldır. Nerden nereye getirdin olayları. Herkes bunu unutmuş. Sanki 7 yıldır Çankaya'da senin siyasi çizginden gelen bir yol arkadaşın yok. Sanki Çankaya milletle kucaklaşmış değil. Sen seçilirsen şimdi kucaklaşacak. Yani mantık şu; kendinden başka herkesi hor gören, dışlayan, kendi siyaset arkadaşlarını dahi tek kalemde harcayan, sıfırlayan, alışkın sıfırlamaya malum. Bir ego, bir mantık, bir kibir abidesi.

Manzara bu değerli arkadaşlarım. Tutuşmuş. Niye tutuşmuş? Bir sürü şey saklamaya çalışıyor, örtmeye çalışıyor. Rahatsız. Hırsızlıkları örtmeye çalışıyor. Yolsuzlukları, rüşveti saklamaya çalışıyor. Soruşturulamaz hale getiriyor. Sorgulanamaz, konuşulamaz hale getirmeye çalışıyor. Bak Sarkozy’e, bir zamanlar kibrinden Fransa titrerdi. Sağdan birçok kişi soldaki Holland'a oy vererek Sarkozy'nin kibrini sandığa gömdü. Şimdi nüfuz ticareti yapmaktan gözaltına alınıyor. Daha da kötüsü akçeli işlere bulaşmaktan hani o bir yandan birisi, bir yandan birisi Libya fatihi olmaya çalışıyorlardı hatırlıyorsunuz. O süreçlerde Libya öncesinde Libya liderinden aldığı seçim yardımlarının soruşturulduğu akçeli konularla karşı karşıya.

Fransa'da hukuk var. Sarkozy Cumhurbaşkanlığı yaptı kaçamadı. Hesap verme dönemi. Sen istediğin kadar salonları doldur, bayraklarla süsle, şovunu sergile, ağlama takımı tut, milleti bay. Hiçbir yere kaçamayacaksın. Bir defa bütün bu sorumlulukların hesabını aynı Sarkozy gibi bağımsız Türk yargısı önünde de vereceksin. Çankaya kaçış yeri değil. Çankaya yolsuzlukları, hırsızlıkları, rüşveti saklama yeri değil, kamufle etme yeri değil, unutturma yeri değil. Sen bu konularla anılan bir Başbakansın. Elindeki idari ve yargı bürokrasisini emniyet dahil şimdi İçişleri Bakanı yaptığın muhteremle daha önce Başbakan müsteşarıyken bir şekilde MİT’in başındaki kişiyle beraber dizayn etmeye çalıştılar. Uçan kuşun kanadından çıkan sesten darbe yapılıyor bize diye ortalığı ayağa kaldırdınız. Maşallah sen başka türlü işi götürdün, havuzlarla iş tuttun. Bunların hesabı ne olacak. Çankaya'ya çıkınca bunları bırakacak mısın, kurtulacak mısın, unutturacak mısın, saklayacak mısın?

Değerli arkadaşlarım, 42 kanal her zamanki gibi tekmili birden yayında ve adaylık açıklanıyor. Devletin gücü arkasında. İş dünyasında ve medyadaki havuzlar destek görevi için hazır durumdalar. Demin söylediğim idari ve yargı bürokrasisi talimat çerçevesinde üstlenecekleri rolleri ezberlemiş durumdalar. Aday olan kişi adil ve eşit bir seçim yarışı olmaması için kendisi tüm hazırlıklarını yapmış durumda. Düşünün herhangi bir seçime girecek olan en küçük kamu görevlisi dahi görevinden istifa etmek zorunda iken yürütmenin başındaki kişi, Başbakanlık görevini yürüten kişi Cumhurbaşkanlığına aday oluyor ve bu yürütme gücünü elinde tutarak aklı sıra eşit bir seçime gireceğini iddia ediyor.

Değerli arkadaşlarım, bu zat bu görevini sürdürürken, Başbakanlık görevini sürdürürken adaylık çalışmalarını da eş zamanlı yapacak. Yani devlet imkanları yanında, örtülü ödenek emrinde. Başbakan soruşturulamıyor biliyorsunuz bilgi edinilemiyor. Muazzam bir kaynak. Devletin uçağı, uçakları emrinde, polisi emrinde, valisi emrinde, kaymakamı emrinde. Devletin organizasyon gücü emrinde. Havuzlar hazır, kanallar hazır. Böyle bir seçime gidiyoruz.

Değerli basın mensupları, şimdi inanç sömürüsü her söylemde, her vurguda o kadar abartılı hale geldi ki artık bu mübarek Ramazan gününde sıradan, mütedeyyin insanlarımızı dahi bu kadar olmaz artık, siyasete bu işi bu kadar alet etme, kirletme bizim dünyamızı diye tepki gösterecek düzeye getirdi. Yeter. Çok acı sahneler bunlar. Yani hunharca bir tüketim. Kötü niyetle bir istismar.

Değerli arkadaşlarım, her değer bu kadar ucuzlatılırsa, her kavramın içi bu kadar kolay boşaltılırsa, her kutsal bir seçim için bu kadar kolay harcanabilir hale getirilir ise yani bu piyasayı zapt etmek mümkün değildir. Bu kadar ucuzlamaz.

Değerli arkadaşlarım, delikanlıydın sen değil mi? Merttin, racon kesmesini de iyi biliyorsun. Lafını da esirgemezsin hani değil mi? Mertsen gel eşit koşullarda seçime gir gel. Gel eşit koşullarda seçime gir. Korkma korkunun ecele faydası yok zaten. Neden korkuyorsan o başına gelecek. Yaşadığın sürece bunu göreceksin.

Değerli arkadaşlarım, şurada arkadaşlarım hazırladılar. İşte benim bütün servetim bu yüzük. İstanbul'a hizmete hazırım diye yola çıkan bir Recep Tayyip Erdoğan. Parmağında da yüzük. Bir tek alyansını gösteriyor. Bütün servetim bu diyor. Bunu bütün milletimin gözünün önüne getirmek istiyorum. Bütün servetim bir tek yüzük bununla yola çıkıyorum İstanbul'a hizmete hazırım diyen kişinin şuanda serveti hesaplanamaz durumda. Ne bereketli yüzükmüş bu ya. Nasrettin hocanın bir kazan hikayesi vardır biliyorsunuz ödünç kazan hikayesi komşuyla geçer. Kazan boyuna doğurur. Nasrettin hocanın kazan hikayesi gibi bu yüzük. Bereketli maşallah. Paranın haddi hesabı yok. Sıfırlaya, sıfırlaya bitmiyor paralar biliyorsunuz milyar Eurolar. Villalar, onun bunun üstüne kayıtlı olanlar, gemiler, taşınmazlar. Wikileaks belgelerinde geçen, iddia edilen yurtdışındaki hesaplanamaz para. Sayın Kılıçdaroğlu söyledi hatırlıyorsunuz. Gel kardeşim bir avukat tut paran yoksa ben vereyim. Yurtdışında iddia edilen servetinin olmadığını kanıtla dedi. Var mı ses? Tık yok. Onun için dünyanın en zengin bir alyanstan yola çıkıp dünyanın en zengin siyasetçisi haline gelen bir kişinin Cumhurbaşkanlığı adaylığından bahsediyoruz. Duygu sömürüsü bol, inanç sömürüsü bol ama Rabbena hep bana. Rabbena hep Bilal'e, Rabbena hep Burak'a. Çalışma sistemi bu. İşe taş koyan oldu mu geçmiş olsun.

Değerli arkadaşlarım, etrafında dolaşan bütün suistimal iddialarını bas bas bağırarak bu da bir taktik biliyorsunuz üste çıkma taktiği. Bas bas bağırıp yalanla, inkarla, baskıyla, tehditle unutturmaya çalıştın mı sen kardeşim? Çalıştın. Peki en ağır yolsuzluk ve rüşvet iddialarını soruşturulamaz, konuşulamaz hale getirdin mi yüzün kızarmadan? Getirdin. Peki bugünkü Ortadoğu gerçeğinde inatla sürdürdüğün yol arkadaşın Davutoğlu Ahmet’le beraber inatla sürdürdüğün mezhep temelli çarpık bir politikayla ülkeyi tehlikelerle dolu bir ateş çemberinin içine çektiniz mi? Çektiniz. Gizli pazarlıklarla bir kez daha Kürt yurttaşlarımızı bir seçim arifesinde daha kandırmanın tezgahını planlıyor musun? Yine planlıyorsun. Aynı havuç, aynı taktik seçime kadar, seçimden sonra selamet. Tek vatan, tek millet, tek bayrak en milliyetçi Tayyip. Bu hikayeyi seyretti bu millet. Şimdi tekrar tedavülde.

Değerli arkadaşlarım, şimdi tek karar verici olacak anayasanın 103., 104. Maddelerindeki görev çizgileri onu bağlamayacak, hem başkan olacak, hem hükümet başkanı olacak, hem siyasi parti genel başkanı olacak. Yargıya da o hükmedecek, hükümete de o hükmedecek, yasama organı zaten bir şekil halini alacak. Şuanda da o yönde ağırlıklı şekilde ilerliyor ve tek kişi totaliter bir rejime Türkiye Tayyip beyle gidecek. Manzara bu. Bütün bu gerçekler karşısında inatla bir başka işi daha işliyor. Sürekli mağduriyet, devamlı mağdur. Hem eziyor, hem can yakıyor, hem öldürüyor, hem çalıyor, hem çırpıyor, bir yandan da mağdur edebiyatı. Bu da bitmiyor. Yani hala Türkiye'mizin yakın tarihinden, hepimizin ortak tarihinden husumet çıkartarak, düşmanlık üreterek hala daha insanları kamplaştırmaya, kutuplaştırmaya inatla devam ediyor. Ne kadar kutuplaştırırsa onun için o kadar iyi bir malzeme, seçmen malzemesi. Yani Türk siyasi tarihinin en büyük bölücüsüyle karşı karşıyayız ve bu kişi şimdi Cumhurbaşkanı adayı.

Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi olarak işte böyle bir süreçte ciddi bir sorumluluk taşımayı düşünüyoruz. İzlediğimiz yol bu kimlikte, bu amaçları kendine önüne getirmiş tam bir totaliter rejime Türkiye'yi sokacak olan bir kişiye karşı toplumda Cumhuriyet Halk Partisinin temel özelliklerini değil ama toplumun en geniş zemininde bir uzlaşma yaratarak alternatif bir çatı adayı üretmeye gayret ettik. Parti kimlikli değil Sayın İhsanoğlu. Hiçbir parti kimliğiyle anılabilecek bir kişi değil. Ama birkaç gündür açıklamalarını görüyorsunuz herhalde bildirgesi de hazırlanıyor. Demokrasi konusunda, özgürlükler konusunda, cumhuriyetin temel ilkeleri, anayasada tarif edilen parlamenter rejimin özelliği konusunda, din siyaset, siyaset din ilişkileri konusunda, laiklik temelindeki açıklamalar dikkate alındığında birleştiricilik, dürüstlük ve temsil yeteneği bakımından demin söylediğim böylesi bir karanlık aday karşısında toplumun en geniş mutabakatını sağlayacak bir çatı aday olmasına gayret ettik. Hiç şüphesiz Cumhuriyet Halk Partisi içinde önemli bir fedakarlık noktasıdır. Bunu Sayın İhsanoğlu Cumhuriyet Halk Partisini ziyaretinde de Sayın Kılıçdaroğlu’na ifade etti.

Değerli arkadaşlarım, süreç içerisinde bugüne kadar itirazlarını, eleştirilerini her fırsatta dile getiren arkadaşlarımız oldular. Demokrasinin gereği olarak hepsini saygıyla, anlayışla karşılıyoruz, karşılamaya da devam ediyoruz gayet doğal. Ekmel Bey bir kere daha ifade ediyorum hiçbir partinin kendi çizgisinde belirlediği bir aday değildir. Bunu bir kere daha ifade ediyorum. Bakın açısının netleşmesi açısından. En geniş uzlaşma zemininin Recep Erdoğan karşısında Sayın İhsanoğlu'nun kimliğiyle sağlanabileceğini savunuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin programı, tüzüğü, ilkeleri ortada. Bunlar bir kurultay kararı olmaksızın değiştirilemez, tartışılamaz. Olası değildir. Bu gerçek önümüzde. Kim hangi ilkeden nereye sapıyor, kim hangi programdan ödün veriyor. Bunlar demin tarif ettiğim şu ikilem içerisinde doğru düzgün yerine oturtularak tartışılmalı.

Değerli arkadaşlarım, tüm arkadaşlarımızın bundan sonra bu gerçekler karşısında ortak sorumluluğa omuz vermeleri ve hep birlikte Türkiye’yi bir kifayetsiz muhterisin elinden kurtaracak çabayı göstermelerini bekliyoruz. Siyasi duyarlıkları farklı farklı olan en geniş uzlaşı çevresini sağlamak ortak hedefinde hepimiz buluşmak zorunluluğundayız kimlikleri anlattım. Küçük siyasi hesapların, planların, ihtirasların üzerinde çıkmak durumundayız. Süreç ilerledikçe bu sorumluluğun tüm arkadaşlarımız tarafından paylaşılacağına inanmak durumundayız, inanıyoruz.

Bir diğer konu değerli arkadaşlarım, Irak'taki gelişmeler. Irak – Kerkük, Hüseyin Çelik, Barzani, Netenyahu, Irak Türkmen cephesi sözcüsü Ali Mehdi'nin açıklamaları. Irak anayasası madde 140, Kerkük referandumu. Karmakarışık bir pozisyon. Bir plan yürüyor ama ilginç bir noktaya geliyor. Hüseyin Çelik'le Netenyahu aynı söylemde birleşiyorlar. Sonuca bakacaksınız. Hüseyin Çelik kim? İktidar partisinin sözcüsü yani benim iktidardaki siyasi muhatabım. Netenyahu kim? İsrail Başbakanı. Söylem Kuzey Irak’taki bağımsız yapılanma. Demek ki aynı iş için çalıştınız. Ne diye milleti oyaladınız? Yok Mavi Marmara'ydı, yok şuydu, yok one minutetü, OP'tu. Ne yaptınız? Aynı göle maya çaldınız. Aynı suda yıkandınız. Aynı kelimeleri kullanıyorsunuz. İsrail’le paralel misiniz siz? Kel düştü takke göründü.

Değerli arkadaşlarım, bakın 2001 öncesi Saddam döneminde Kerkük’ün Araplaştırılması için her türlü demografik değişiklik ve yasal süreçler baskıyla çalıştırıldı. 2001 operasyonu sonrası 2003'ten sonra Kuzey Irak'ta oluşmaya başlayan Kuzey Irak federal Kürt yönetimi tarafından Kerkük üzerinde Türkmenler aleyhinde aynı şekilde demografik, tapu kadastro işlemleri dahil farklılaştırma yaşandı zorla. Irak Anayasasının 140. Maddesi referandum öngörüyordu ama o tarihte yapamadılar. Şimdi Irak’taki Türkmen cephesi lideri Ali Mehdi basbas bağırıyor. Burada gerçeğe dönülmeli. Yani hem nüfus kayıtları, hem tapu kayıtları bakımından Kerkük'te gerçeğe dönülmeli. Bir yanda aşağıda IŞİD, yukarıda dediğim gibi Barzani baskısı. Türkiye'de Hüseyin Çelik ve Çelikgiller, Ortadoğu'da İsrail orada da Türkmenler eziliyor. Kerkük için orada yaşayan başta Türkmenler olmak üzere tüm grupların hakkını, hukukunu savunacak bir özerk federal yapı Kerkük için değerlendirilmelidir. Hiç kimsenin oldu bittiyle anayasada 140. madde var, ben şartları hazırladım, koşulları gerçekleştirdim, Anayasa gereken bu 140. madde ki referandumu yaparım, burayı da bu şekilde bir bağımsız yapının içine sokarım. Bu olmaz.

Ey Davutoğlu Ahmet, usta her usta şaşırmış vaziyette bu hususta da sen ne diyorsun? Daha önceki açıklamaların var. Tedavülden kalktı mı onlar? Birde çapsız dendiği zaman kızıyorsun.

Değerli arkadaşlarım, bu önemlidir. Birde rehineler. Şimdi süreç artık danışıklı dövüş olduğu konusunda netleşmeye başladı. Yani bir kahramanlık senaryosu yazılıyor, hazırlanıyor açık söylüyorum. Geçen haftalarda demiştik gerçekten rehineler mi orada rehin tutuluyor yoksa Türkiye Cumhuriyeti mi rehin tutuluyor? Hiçbiri değilmiş. Telefonla görüşülüyor, hastalananlara özel doktor yollanıyor, danışıklı bir dövüş süregeliyor, haberleşiliyor ve bu süreç şuandaki mevcut Başbakanın Cumhurbaşkanlığına gidişinde bir şovla önümüzdeki günlerde bir kahramanlık edasıyla rehinelerin Türkiye'ye getirilmesiyle sonuçlanırsa hiç şaşırmayın. Hiç şaşırmayın senaryo bu şekilde gidiyor.

Bunu acı bir şekilde bitirmek istiyorum. Bu nasıl bir zihniyettir ki kendi diplomatını ve yurttaşlarını dahi bir seçim sürecinde propaganda malzemesi olarak kullanılabilecek kadar akıldan, izandan yoksun bir çizgiye gelmiştir. Acı olan budur. Kullanamayacakları hiçbir şey yok. İnsan hayatı dahil. Bunu da hatırlatmak istedim.

Değerli arkadaşlarım, sorularınız varsa yanıtlayabilirim.

Soru: Partinize destek vermeyenlere herhangi bir yaptırımınız olacak mı?

Haluk Koç: Söylediğim çok açık ve net. Mevcut adayların durumlarını açıkladım. Şu anda Recep Erdoğan'ın nasıl bir çizgisi olduğunu, nelere amaçladığını ve Türkiye’yi nasıl bir badirenin içine sokmaya çalıştığını ifade etim. Bunun karşısında en geniş bir siyasi parti kimliği olmaksızın bir CHP, bir MHP'li damgası vurmaksızın en geniş uzlaşmayı sağlayacak bir çatı adayının niye desteklenmesi gerektiği konusunda makul açıklamalarımı yaptım.

Değerli arkadaşlarımız eleştiriler getirdiler, değerlendirmeler yaptılar. Bunları saygıyla karşıladığımızı söyledim. İlerleyen süreçte bu makuliyetin herkes tarafından paylaşılarak bu kifayetsiz muhterisin Çankaya'ya çıkmasının yani Başbakanın oraya çıkmasının engellenmesi için hepimizin ortak bir çaba içinde olacağımızı ifade ettim. Burada başka bir anlam çıkmıyor.

Soru: Hüseyin Çelik bir açıklama yaptı; boşuna yorulmayın, kendinizi de yormayın Başbakan istifa etmeyecek dedi.

Haluk Koç: Zaten oyunun kurallarını kendi koymuş bizde söylüyoruz. O zaman siyasi etik eşit koşullarda yarışma bunların hepsi havada. Bakın Türkiye artık az gelişmiş bir ülke gibi Avrupa Konseyi başta olmak üzere diğer gözlemci kuruluşlardan bu seçimde de çok ciddi gözlemci heyetleri gelecek ve bunların tümü değerlendirecekler. Yani üçüncü sınıf bir ülke haline elbirliğiyle getirdiler. Hüseyin Çelik'i ağlayan Başbakan Yardımcısı, yanındakileri, arkasındakileri, aile, çevre, havuz böyle bir tablo.

Soru: HDP Batman Milletvekili dün bir kanun teklifi verdi meclise. Bölge illerinden çıkarılan petrollerin yerel yönetime aktarılması. Yani Batman’dan çıkan petrolün yarısı yerel yönetime verilsin dedi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Haluk Koç: Bunlar daha öncede dile getirildi. Değişik kanun teklifleri verildi. Hem madencilik kanununda hem yerel yönetimler boyutunda değişik değerlendirmelere tabi oldu. Kanun teklifini bilmiyorum. Ama şu andaki konuyla bağlantılı olarak bir sonuç alınabilecek bir husus değildir. Çok daha farklı radikal değişiklikler teklif ediyor bu kanun teklifi arkasında çok daha boyutlu bir federatif özerklik arayışı olan bir yol. Yani kanun teklifinden haberdar değilim. Ama yeni bir olay değil bunlar. Sürekli olarak bu şekilde ifadeler getiriliyor. Burada hükümetin yaptığı pazarlıklar önemli. İşte onun için meşruiyet diyoruz. Onun için şeffaflık diyoruz. Onun için açıklık diyoruz. Onun için meclis zemini diyoruz. Kim, kimle ne için hangi amaçla, hangi çıkar için pazarlık yapıyor tahmin ediyoruz. Okuyabiliyoruz siyaseten. Ama bilmiyoruz, görmüyoruz.

Soru: Başbakanın malvarlığıyla ilgili çıkan haberlere ne diyorsunuz?

Haluk Koç: Bugün bir gazetemizin bütün sayfası buna ait. Orada da görebilirsiniz. Kimisi eniştenin üzerinde, kimisi biraderin üzerinde, kimisi bilmem neyin üzerinde. Ama ortada açıklanamayan bir servet var. Bu servetin açıklanmaması içinde her türlü baskıyı kuran bir yapı var. Yani bu kayığa gidişinde kürek çekenlere ben şaşırıyorum.

İnanmıyorum. Resmi Gazete mükerrer sayı basmak zorunda kalır serveti açıklamak için. Sayfalar tutar. Hangi birini, nasıl açıklayacak? Gayet basit. Uhrevi güçlere şey sığınıyor, hemen konuşma değişiyor biliyorsunuz. O boyuta geliyor.

İşte demokrasilerde bunlar olmaz. Kör kuruşun hesabını veremeyen kişi ne Allah'tan bahsetmeye hakkı vardır ne dinden, ne imandan. En büyük münafık o kişidir. Hem dini değerleri kullanacaksın, hem gereğine göre servet bakımından, zenginlik bakımından ahlaklı davranmayacaksın. İşte ona münafık derler.

Soru: Birçok yeni düzenlemeler var. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Haluk Koç: Bunlar grup başkanvekillerimiz ve Plan Bütçe Komisyonundaki komisyon ve alt komisyonda çalışan arkadaşlarımız detaylı görüş hazırlıyorlar, bildiriyorlar. Günü geldiğinde o konuyla ilgili zaten sorularınızla muhatap olurlar. O çalışmaları karşısında da sizi bilgilendirirler. O şekilde ifade edeyim. Çünkü sizde söylediniz, bu öteden beri vardır. Parlamentonun kapanma tarihine yakın tatil öncesinde önce küçük bir çıkın olarak başlar sonra torba olur, torba büyük torba olur, en sonunda çuval olur. İçine ne geldiyse konur. Bu arada faydalı olabilecek toplum kesimlerinde rahatlama yaratabilecek bir iki maddenin yanında onlarca, yirmilerce de ne çıkar? İstismar maddeleri eklenir. Bir grubu, bir zümreyi, bir küçük tarafı koruyan, ona avantaj sağlayan yeni yasal düzenlemeler bu şekilde bu çuvalın içine sıkıştırılır çıkar. O dediklerinizden mi bilmiyorum. Ama grup başkanvekillerimiz detaylı inleme yapıp size bilgi verirler.

Soru: Milletvekillerinin aracına ceza muafiyeti getirildi. Bu konuyla ilgili…

Haluk Koç: Hiç bilmiyorum. Yani parti sözcüsü olarak… Siz onu artık grup başkanvekillerine sorun.

Çok teşekkür ediyorum. İyi çalışmalar."

    Perşembe, 03 Temmuz 2014 18:04

Bağlantılı Konular