"AKP Hükümeti halen para ve mal kayıplarından bahsetmektedir”

Amasya Milletvekili Ramis Topal Gezi Parkı protestolarında yaşananlar ile ilgili Divan Otelinin önünde yaptığı basın açıklamasında “4 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine binlercesinin ise yaralanmasına rağmen AKP Hükümeti halen para ve mal kayıplarından bahsetmektedir” ifadelerine yer verdi.

Amasya Milletvekili Ramis Topal’ın, 15 Haziran Cumartesi günü Gezi Parkı olayları sırasında Divan Otelinin önünde polis müdahalesi sonrası burnu kırılmıştı. Amasya Milletvekili Topal yaşananlar ilgili Divan Otelinin önünde bir basın açıklaması yaptı.

Amasya Milletvekili Topal’ın konu ile ilgili değerlendirmeleri şöyle: “Bugün burada Gezi Parkı olayları ve direnişin 18. Günü Divan Otelinin önünde yaşanan acı olaylar hakkında açıklama yapmak için karşınızda bulunuyoruz.

31 Mayıs günü barışçıl eylemlerle başlayan olaylar, polisin orantısız güç kullanmasının ardından bugüne kadar sürmüştür. Resmi kayıtlara göre 4 vatandaşımız hayatını, 11 vatandaşımız gözünü kaybetmiş, 60’ı ağır 7832 vatandaşımız yaralanmıştır. Bu rakamlar sadece Türk Tabipler Birliğince kayıt altına alınan rakamlardır. 4 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine binlercesinin ise yaralanmasına rağmen AKP Hükümeti halen para ve mal kayıplarından bahsetmektedir.

Başbakan eleştiri kaldıramaz bir diktatör durumuna gelmiştir. Neden bu kadar insanın sadece kendisine tepki gösterdiğini sormaktan aciz durumdadır. Ancak bizler ona bu tepkinin neden olduğu anlatalım.

Bu ülkede Bakan, Milletvekili hatta Belediye Başkanının iradesi tek bir makama bağlanmıştır. Bir Bakan kendi bakanlığı hakkında karar vermek isterse veya bir değişiklik yapmak isterse Başbakanımız ne buyurur diye ağzına bakmaktadır. 11 yıllık iktidarda AKP Hükumeti bir kere bile mi yanlış politika izlemedi? Bu yanlışları dile getirmek isteyen kendi Milletvekilleri acaba başıma neler gelir diye ağızlarını açamamaktadırlar. Bir Belediye Başkanı çalışıp didinsin bir şeyler yapmaya çalışsın biri gelip tüm oyununu bozsun. Ben Sayın Topbaş için gerçekten üzülüyorum, İstanbul Belediye Başkanı olarak, geçmiş dönem bir Başkanın boyunduruğu altında başkanlık yapmak ne acı. Böyle bir demokrasi olabilir mi? Bakan ağzına bakacak, Milletvekili başıma bir şey gelirse diyerek konuşamayacak, Belediye Başkanı emir terakki ile iş yapacak! Bir kişi ben bilirim, ben yaparım diyecek herkes de ona itaat edecek. İşte Başbakanın bahsettiği ileri demokrasi budur!

İşte arkadaşlar, tüm mesele buradadır. Sayın Başbakanın her şeyi ben bilirim tavrını hepimiz biliyorduk ama daha önemlisi milletimiz de bunu fark etti. Gençlerimiz fark etti, tüm Dünya bunu fark etti.

Siz basın emekçileri, bu dönemde sizler de çok yıprandınız. Olayları objektif bir şekilde kameralarınızla çektiniz ancak ne yazık ki sırça köşklerinde oturan beyefendiler “Aman yayınlama” diyerek sizin emeklerinizi çaldılar.  Emeklerinizin çalındığını, tüm yüreğinizle bu olayları gösteremeye çalıştığınızı biz biliyoruz. Sevindirici ki başka ülkedeler de ki meslektaşlarınız bu olayları tüm Dünya’ya gösterdi. Sizler de rahat bir nefes aldınız. Cumhuriyet Halk Partisi olarak basının hükumet tarafından baskı altına alındığı konusunda baştan beri söylediklerimizin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha anlamış olduk.

Evet değerli arkadaşlar, bu dönemde çok yıpranan diğer bir grup da polisler olmuştur. Günlerce evlerine gidemediler, yemekleri verilmedi ya da geç verildi, sürekli baskı gördüler. Onlar da emir altındaydılar, amirleri müdahale edin dedi onlar da ettiler. Ancak burada bir parantez açmamız gerekmektedir. Bu olaylarda nasıl ki eylemcilerin arasında provokatörler vardı ise bir o kadar da provokatör polis bulunmaktaydı. Emirler doğrultusunda gaz atmak onların elinde değildi belki ama insanların suratın atmamak onların elindeydi . TOMA’lardan su sıkmak onların elinde değildi belki ama engelli vatandaşlara su sıkmamak onların elindeydi. Gözaltına almak onların elinde değildi belki ama gözaltına alırken insanların suratına copla vurmamak onların elindeydi. Emir alıp müdahale etmek onların elinde değildi belki ama silah kullanmamak onların elindeydi. Bu etkiler olmasaydı, karşıt tepkiler de doğmayacaktı.

Kısaca bir şey eklemek istiyorum arkadaşlar, bu olayları Sayın Başbakan “Faiz Lobisi”ne bağladı ya; Cumhuriyet Halk Partisi bu lobinin araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne önerge vermiştir. Eğer AKP dürüstse bu önergeyi kabul eder ve bu faiz lobileri kimmiş görürüz. CHP’den tam destek, faiz lobileri çıkarılsın ortaya. Arkadaşlar 2002’de kurumlar vergisi sıralamasında ilk 10’da 2 banka varken, 2012 itibariyle ilk 10’da 8 adet banka vardır. Buna rağmen Başbakan halen faiz lobisine yenilmeyeceğiz diyor. Kendi hatalarını, olmayan şeylerin üzerine yüklemeyi bıraksın. Hatalarını kabul etsin. Her şeyi inkar ederek bir yere varamaz.

Değerli arkadaşlar geçen hafta tam burada polisin insanlık dışı müdahalelerine kendi gözlerim ile şahit oldum. Taksim’e aileleriyle gelen insanlar kucaklarında çocuklarıyla, yanlarında yaşlı insanlarla ve kollarında yaralılarla birlikte otelin içine sığınmışlardı. Polis TOMA’lar ve gaz bombaları ile birlikte sanki bir düşman kalesini kuşatmışçasına sürekli saldırıyordu. O akşam telefonuma sürekli buradan yardım çağrıları geliyordu. Ben de bu çağrılara cevap vermek için yola çıktım. Olayın bu kadar vahim olabileceğini düşünmediğim için kızımın da benimle gelmesine izin verdim. Ancak buraya geldiğimde olayın ne kadar acı verici olduğunu gözlerim ile gördüm. İçeride birçok çocuk, yaralı, yaşlı insanlar vardı. Polis içeridekilere canavarmışçasına bakıyor sürekli gaz atıyor ve tazyikli su sıkıyordu.

Bizler Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden” ayrılmayacağız diye yemin ediyoruz. Buradaki çocukların, yaşlıların ve yaralıların üzerine insan haklarına aykırı bir şekilde su ve gaz sıkılmaktaydı. Ben de yeminim gereği Milletvekili kimliğimi göstererek polislere içeride çocuk, yaşlı ve yaralıların olduğunu, gaz bombası atmamalarını ve yaralıların ambulans ile hastanelere ulaştırılabilmesi için geri çekilmelerini istedim. Yani insani olarak yapılması gereken şeyleri istedim.

Evet arkadaşlar isteklerimin karşılığı da bu durumdayım. Ayaklarımda morluklar ve burnumda derin bir kırık. Ben Hatay’da bir AKP Milletvekilinin oğlu polisleri sıraya dizdirirken polislerden yanaydım, Şırnak’ta bir BDP milletvekili şamar atarken yine polislerden yanaydım. Polis memurların hakları konusunda da kanun teklifi veren bir partinin milletvekiliyim. Ben her zaman mazlumdan ve haklıdan yana oldum. O gün de bu otelin içerisinde masum insanlar, çocuklar, yaşlılar ve demokratik haklarını kullanan gençler vardı. Bu durumda mazlum olan onlardı, zalimleşen ise polislerdi. Mazlumun yanında olmanın bir bedeli vardır. Moraran ayaklarım ve kırılan burnum onlara helal olsun. Tüm provokatörlere inat demokratik haklarını, orantısız zekalarıyla arayan gençler selam olsun. Bizlere büyük bir ders verdiler. Onlardan öğreneceğimiz çok şey var.

Bugünden itibaren olaylarla ilgili yasal süreci başlatıyorum. Savcılığa suç duyurusunda bulunacağım. Bu süreçte destekleriyle yanımda olan başta Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, Genel Başkan Yardımcılarımıza, Milletvekili Arkadaşlarıma, Belediye Başkanlarımıza, Cumhuriyet Halk Partisinde görev alan tüm yetkililere, İstanbul ve tüm Türkiye’ye ve en önemlisi her zaman arkamda duran Amasya Halkına binlerce kez teşekkür ederim.”

    Pazartesi, 24 Haziran 2013 16:27

Bağlantılı Konular