Kemal Kılıçdaroğlu, Büyük Birlik Partisi'ni ziyaret etti

"Bayrağın direkten indirilmesinin yaşı olmaz, uyruğu olamaz. Bayrak bayraktır. Bakanın direğe tırmanan 16 yaşındaydı bayrağı indirdi diye bir gerekçe üretmesini anlamakta zorluk çekiyorum"

"Kırkpınar güreşlerinde büyük bir bayrak stadyumda dolaştırılırken bütün stadyum ayakta 4 AKP’li bakan ayağa kalkmadı. Acaba bunun hesabını verdiler mi? Dün Erdoğan kükrüyordu bayrak bayrak  bayrak diye. O 4 bakana bir şey söyledi mi? Hayır söylemedi.  Yaşı küçüktü diye bir gerekçenin arkasına birisi sığınmak istiyorsa bayrak indirmeyi meşru görüyor anlamına gelir. Bunu kabul edemeyiz"

TBMM CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Genel Başkan Yardımcıları Erdoğan Toprak ve Bülent Tezcan ile CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin’in de hazır bulunduğu Kılıçdaroğlu-Destici görüşmesinden sonra iki Genel Başkan birlikte gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Mustafa Destici: Değerli basın mensupları, öncelikle hepinizi sevgiyle, saygıyla ve hürmetle selamlıyorum. Ana Muhalefet Partimizin Cumhuriyet Halk Partisinin çok değerli Genel Başkanını bu ziyaretleri için, Cumhurbaşkanlığı gündemiyle ilgili bizimle de fikir teatisinde bulunmak üzere yaptığı ziyaretten dolayı hem şahsım adına, hem partim adına teşekkür ediyorum, şükranlarımı sunuyorum.

Biz Büyük Birlik Partisi olarak Cumhurbaşkanını halkın seçmesini çok önemsediğimizi daha öncede söylemiştik. Bunun demokratik ve en doğru bir seçim olduğunu bir kere daha yinelemek istiyoruz. Keşke tek bir dönem için seçilmiş olsaydı o daha doğru olurdu. Bunu da yinelemek istiyoruz.

Tabi ikincisi biz daha öncede bir kamuoyu araştırması yaptırdık biz bu dönem içerisinde ve orada nasıl bir Cumhurbaşkanı isteniyor sorusuna halkımızın %26.7'si tarafsız bir Cumhurbaşkanı. Muhafazakar, geleneklerine bağlı, dindar diyenler %17 civarında. Sosyal demokrat, Atatürkçü ve laik diyenler %21 civarında. Milliyetçi diyenler %12 civarında. Siyasi yelpazenin sağında olsun diyenler %8. Yine demokrat, herkesi kucaklayıcı biri olsun diyenler %30 civarında. Milliyetçi muhafazakar olsun diyenler %37. Tabi her ikisine dahil edebileceğimiz %30’da bir tarafsız herkesi kucaklayan bir Cumhurbaşkanı olsun dediler.

Bizde bu yaptığımız çalışmaya da uygun olarak öncelikle Cumhurbaşkanının herkesi kucaklayacak yani bu ülkenin Kürt'ünü, Türkmen'ini, Alevi'sini, Sünni'sini, sağını – solunu kucaklayacak bir Cumhurbaşkanı, tarafsız bir Cumhurbaşkanı. Anayasal şuandaki teamüllerde de öyle. Farklı özlemler içinde olmayacak bir Cumhurbaşkanı.

Tabi ki, bir dindar, aynı zamanda laik, demokrat bir Cumhurbaşkanını Büyük Birlik Partisi olarak arzu ettiğimizi söyledim. Sayın Ana Muhalefet Partimizin değerli kıymetli lideri, Genel Başkanına Büyük Birlik Partisi olarak görüşlerimizi aktardık. İstiyoruz ki, toplumumuz uzlaşarak, çatışmadan, kutuplaşmadan, ayrışmadan bir Cumhurbaşkanı seçsin. Bu anlamda ben bir kere daha ziyaretlerinden duyduğum memnuniyeti ve bu gayretlerinden dolayı da teşekkür ediyorum. En çok şuanda uzlaşmaya, birliğe beraberliğe ihtiyacımız olan bir dönem. Özellikle siyasi partilerimizin bu tür birliktelikleri çok önemlidir diye düşünüyorum. Ve kendileri de bu gayretleri gösterdikleri için bir kere daha teşekkür ediyorum.


Kemal Kılıçdaroğlu: Değerli basın mensupları, büyük uzlaşmayı sağlamak amacıyla Büyük Birlik Partisinin Sayın Genel Başkanını ve BBP'nin sayın yöneticilerini ziyaret ettik. Oldukça olumlu, güzel bir görüşme geçti. Az önce Sayın Genel Başkan Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda yaptıkları bir anketin ana başlıklarını sizinle paylaştı. Biraz daha ayrıntılarını içerde verdi. Çok olumlu bir görüşme. Umuyorum uzlaşmayı sağlar ve herkesi kabul edeceğin bir Cumhurbaşkanı adayını çıkarmayı sağlamış oluruz. Umutluyum, bunu sağlama konusunda da biz elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Çünkü seçilecek Cumhurbaşkanı hepimizin Cumhurbaşkanı olacak. Tekrar Sayın Genel Başkana teşekkür ediyorum.

Soru: Efendim daha önce MHP lideriyle buluşacağınızı biliyorduk. Takvim belirlendi mi acaba?
Kemal Kılıçdaroğlu:
Sanıyorum Pazartesi olabilir. Tarihimiz netleşmedi çünkü sonuçta MHP'yle görüşeceğiz. Onlarında takvimlerini bilmiyoruz şuanda. Turumuzu bitirdikten sonra görüşeceğiz.

Soru: Grup toplantısında Türk bayrağının indirilmesi ilgili tepkinizi gösterdiniz ama İçişleri Bakanı bayrak indiren kişinin 16 yaşında bir çocuk olduğunu söyledi ve bilindiği kadarıyla gözaltında kendisi. İlk sorum bu olacak. İkinci sorumda, askeri kaynaktan da yapılan bir röportaj vardı gazetenin temsilcisi tarafından. Operasyon yapsak bir dert, yapmasak bir dert. Operasyon için validen izin almamız gerekiyor. Operasyon yapsak çözüm süreci sona erecek ve bizi suçlayacaklar. Askeri kaynaktan böyle bir haber var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kemal Kılıçdaroğlu:
Öncelikle bayrağın her toplumun kendi namusu olduğunu ifade etmiştim. Bayrak bizim onurumuzdur, namusumuzdur. Bayrağın direkten indirilmesinin yaşı olmaz, uyruğu olamaz. Bayrak bayraktır. Her ülkenin bayrağı vardır. Nasıl kendi bayrağımıza saygı duyuyorsak herkesin bayrağına da saygı duymamız gerekir. Bakanın direğe tırmanan 16 yaşındaydı bayrağı indirdi diye bir gerekçe üretmesini anlamakta zorluk çekiyorum. Zaten bayrak konusunda AKP'nin karnesi kırıktır. Bakınız, size tipik bir örnek daha vereyim. Kırkpınar güreşlerinde büyük bir bayrak stadyumda dolaştırılırken 4 AKP'li bakan ayağa kalkmadı. Bütün stadyum ayakta 4 AKP'li bakan ayağa kalkmadı. Acaba bunun hesabını verdiler mi? Dün Recep Tayyip Erdoğan kükrüyordu bayrak bayrak  bayrak diye. O 4 bakana bir şey söyledi mi? Arkadaşlar siz bayrak geçerken bütün stadyum ayaktaydı siz neden oturdunuz orada diye soru sordu mu? Hayır sormadı.  O nedenle bu konuda bakanın yaptığı açıklamayı anlamakta zorluk çektiğimi ifade etmeliyim. Samimi bir açıklama değil. Bayrak indirmenin gerekçesi olmaz. O gerekçenin arkasına birisi sığınmak istiyorsa bayrak indirmeyi meşru görüyor anlamına gelir. Bunu kabul edemeyiz.

Askerlere gelince. Değerli arkadaşlar, kanunsuz emir dinlenmez. Siz bir tel örgüyü aşıyorsunuz, tel örgünün öbür tarafına gidiyorsunuz. Direğe çıkıyorsunuz, bayrağı indiriyorsunuz, tekrar tel örgüden atlayıp bu tarafa geliyorsunuz. Size ne tür bir talimat verildi çıkın açıklıkla söyleyin bunu. Eğer bir askeri birlikten bayrak indiriliyorsa valiliğin önünde çok daha rahat indirilir.  Başbakanlığın önünde çok daha indirilir. Biz askerlerin belli gerekçelerin arkasına sığınmalarını istemiyoruz. Doğrudan askerlere de bir şey söylemek istemiyoruz. Çünkü bizim muhatabımız siyasiler. Bülent Arınç gayet net açıkladı arkadaşlar. Biz askere talimat verdik asker kurşun atmayacak, asker kimseye bir şey yapmayacak. İsterse garnizon işgal edilsin. Bunu söyledi mi söyledi. Bitti mesele bitti.

O nedenle sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır. O nedenle söyledim bayrağı indiren odur. Onun iradesidir bayrağı indiren. O irade ona izin verdi sen git bayrağı indir diye. Şimdi gerekçe arıyorlar. Yok çocuk 16 yaşındaymış da yok şöyleymiş, yok böyleymiş diye. Kabul edilecek bir şey değil. Eğer bir toplumda bir infial yaratacak noktaya gelmişse bayrak indirme oturup onu düşünmeleri gerekirken gerekçe üretiyorlar. Doğru bir şey değil.


Mustafa Destici: Birde sadece bayrak konusu da değil. Bölge adeta terör örgütü tarafından işgal edilmiş vaziyette. Yollar kapanıyor. Fiili bir özerklik var, fiili ana dilde eğitim var. Birde özellikle PKK'nın siyasi uzantılarından gelen sanki Türkiye'de birden fazla halk, millet varmış gibi bir halkın bayrağını diğer halka dayatamazsınız diye siyasi iradenin, Devleti yönetenlerin cevap vermemesi gerçekten çok enteresan ve kabul edilemeyecek bir şey. Tabi keşke o bayrağı indiren o anda gerçekten halledilmiş olsaydı bugün Türk toplumu daha rahat ederdi. Tabi burada hepimizin hassasiyetinin ortak olduğu bir nokta var bayrak konusu. Bayrak çünkü bizim namusumuz ve egemenliğimizin ta kendisidir. Yani bundan sonra böyle bir hadise, böyle bir olay bir yol olmaması lazım. Önemli olan bu.

Bizim burada değinmemiz gereken bir konuda Musul konusu, Kerkük konusu. Maalesef Türkiye nasıl oluyor da Musul bir terör örgütü tarafından işgal ediliyor. Ve işgalin hemen öncesinde nasıl oluyor da buna sessiz kalıyor. Orada başta Türkmen kardeşlerimiz olmak üzere diğer bütün unsurlara bence Türkiye'nin sahip çıkabilme gücü vardır. Eğer bu hükümet buna sessiz kalırsa bunun vebali altından kalkamaz. Başta BM ve güvenlik konseyi olmak üzere derhal toplantıya çağrılmalı ve Musul'da yaşanan bu işgale asla göz yumulmamalı. Türkiye bedeli neyse orada gerekeni yapmalıdır diye düşünüyorum.


Soru: Vurulsa mıydı?
Mustafa Destici: Vurulup düşürülmesi. Yani bundan kastımız bu net. Yani bayrağa uzanan bir kere daha söylüyorum bayrak bizim namusumuz ve egemenliğimizin ta kendisi. Kim olursa olsun, yaşı kaç olursa olsun yani hangi kökene mensup olursa olsun hiç fark etmez. Kıbrıs'ta yapılanın aynısı burada yapılması gerekir. Nasıl Kıbrıs'ta bayrağa uzanan el kırıldı ve o beden düşürüldü aynı şekilde düşürülmesi gerekir. Net yani burada… Çünkü siz buna müsaade ederseniz, siz buna göz yumarsanız artık herkes buna cesaret etmeye başlar. Yani zaten Türkiye'de kurallar uygulanmıyor. Yani bakıyorsunuz bölgede terörist başının posterleri, örgütün paçavraları mitinglerde, gösterilerde kullanılıyor ve bölgedeki mülki amirlerde, savcılarda buna sessiz kalıyor. Tabi çıkarda devletin bir valisi Apo'yu sevdiğini ona saygı duyduğunu söylerse işte o da o bölgedeki hainleri cesaretlendirir ve bir okul bahçesinde olmuyor bu hadise, sağlık ocağının bahçesinde olmuyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin Hava Tatbik Komutanlığının bahçesine girilip yapılıyor.

Dolayısıyla bunun kabul edilebilecek bir tarafı yok. Bunun sorumluluğu tamamen siyasi iradenin. Bunun gereğini de yapması gerekir diye düşünüyorum.


Kemal Kılıçdaroğlu: Herkesin sağduyulu davranması lazım. Hükümetin tahriklerine, provokasyonlarına kimsenin alet olmaması gerekir. Bu konuda hepimizin duyarlı davranması gerekir.

Mustafa Destici: Şimdi şöyle, biz zaten üzerimize düşeni yapıyoruz. Zaten soğukkanlıyız ve sokakların bir çatışma alanı olmaması için azami gayreti gösteriyoruz. Ama hükümet burada özellikle ayrılıkçı unsurlara teröristlere  meydan vermemeli. Ama onlara verilen müsamaha bakın mesela çok somut bir örnek. Kahramanmaraş'ta ………….. oturma eylemi yapmak istedi polis gazla, copla müdahale etti. Ama kaç gündür Bingöl karayolu kapalı, onlarca yol kapalı. Her gün İstanbul başta olmak üzere Diyarbakır sokakları, Hakkari, Şırnak, Ağrı her tarafta olaylar var ve sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi, hiçbir şey yokmuş gibi hala başka gündemlerle uğraşılıyor. Kanunun oralarda da uygulanması lazım. Yani devleti yönetenler özellikle güvenlik birimleri batıda çok çevik ve agresif davranıyorlar ama Güneydoğu Anadolu bölgemizde özellikle nedense kanunlar uygulanmıyor. Yani normal müdahaleler bile yapılmıyor. Adeta yol verilmiş vaziyette. Dediğim gibi yani özerkliğin resmi olarak uygulaması yok ama fiili olarak şuanda uygulanıyor. Ana dilde eğitim fiili olarak uygulanıyor. Ve her türlü kanunsuzluk, haksızlık orada yapılıyor. Ama maalesef hiçbir şey olmuyormuş gibi oradaki mülki amirler ve güvenlik güçleri bunlara ses çıkarmıyor, görmezden geliyor savcılar. Bu neden kaynaklanıyor? Bu adına çözüm süreci dedikleri bizimde pazarlık ve müzakere süreci olarak adlandırdığımız bu süreçten dolayı devleti yönetenlerin, hükümet edenlerin oradaki psikolojik baskısı ya da resmi olmasa bile gayri resmi emirlerinden dolayı bu tür uygulamalarla karşı karşıya kalıyoruz. Bakın, niye bu kadar terör sayısı arttı. Hani PKK silah bırakıyordu, hani çekiliyordu  ne oldu. 3 bin olan terör örgütü unsuru sayısı 10 binlere çıktığı söyleniyor. Çocuklar kaçırılıyor, dağa çıkarılıyor. Yani bunun sorumlusu kim? Devletin bölge yatılı okullarından özellikle, devlet okullarından bu çocuklar çıkarılıyor. Oradaki öğretmenler, idareciler bırakın kendi müfredatımızı, milli eğitim müfredatından ziyade PKK'nın müfredatını uyguluyorlar. Bunlar bilinmiyor mu? Bunları ben biliyorum da Türkiye'yi yönetenler bunları bilmiyorlar mı? Hepsi bunları biliyor. Ama görmezden geliyorlar ve o zaman bizim aklımıza şu geliyor. Demek ki, Oslo'dan itibaren başlayan süreç adına çözüm süreci denen süreçle birlikte devam ettiği ve bütün bunlar bu pazarlığın içinde olan şeylerdir. Eğer bu böyle değilse çıksınlar bunu net bir şekilde millete anlatsınlar.

Soru: Cumhurbaşkanlığı konusunda herhangi bir isim gündeme geldi mi?
Kemal Kılıçdaroğlu:
Yo herhangi bir isim gündeme gelmedi.

    Çarşamba, 11 Haziran 2014 13:38

Bağlantılı Konular