Kemal Kılıçdaroğlu Alman Die Welt'e açıklamalarda bulundu

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Alman Die Welt'e, "Partim, Kürt meselesinin ancak daha fazla özgürlük ve demokrasiyle çözülebileceğine inanmaktadır. Bu konuya ilişkin 17 maddelik bir manifesto çıkardık. CHP, Kürt partileri zor durumda kaldığından %10'luk seçim barajını kaldırmayı amaçlıyor. Diyarbakır'daki işkence hapishanesinin de bir insan hakları müzesi olmasını istiyoruz" dedi.

"Erdoğan ile Öcalan arasındaki diyaloga güvensizlik hâkim. Erdoğan bunu Kürt meselesinin çözümü için yapmıyor. Bu tamamıyla kibrinden kaynaklanmakta ve siyasi geleceğiyle ilintilidir" diyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Die Welt'ten  Stefan Laurin'in sorularını yanıtladı

"Türkiye’nin AKP iktidarında bir otokrasiye doğru gittiğini" söyleyen ve seçimlerdeki hileler nedeniyle AB ile AGİT'in seçimlere daha çok ilgi göstermesini isteyenKılıçdaroğlu bir soru üzerine, Erdoğan'ın, Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck ile   Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir'e ilişkin tehditkâr sözlerini şöyle değerlendirdi:

"Almanya ve Türkiye arasındaki ilişkiler uzun bir süredir bu kadar kötü olmamıştı. Bundan dolayı çok üzgünüm. Türkiye ile Almanya arasında sürdürülecek iyi ilişkiler sadece iki ülke için değil, tüm Avrupa için önem taşımaktadır. Siyasetçiler eleştirileri soğukkanlılıkla karşılamalıdır. Erdoğan bunu beceremiyor ve aşırı tepki gösteriyor. Tehditleri nedeniyle tabii ki de Erdoğan’ın özür dilemesi gerekiyor. Fakat kendi vatandaşına bile tokat atmış olan Erdoğan gibi bir siyasetçiden bunu bekleyemeyiz."

Kılıçdaroğlu Die Welt’in "Erdoğan Alman siyasetçilerine yönelik saldırılarıyla neyi amaçlıyor" sorusu üzerine de, "Erdoğan'ın Gauck ve Özdemir'e karşı saldırıları iç siyasi nedenlerden kaynaklanıyor. O, bu şekilde güçlü bir adam profilini çizmeyi ve destek bulmayı umuyor. Ancak bu da Türk-Alman ilişkilerine zarar vermektedir" dedi.

Bir soru üzerine CHP, SPD ilişkilerine ve Ozan Ceyhun’un AKP danışmanlığına de dikkat çeken Kılıçdaroğlu şunları söyledi; "Dört yıl evvel, CHP'nin Genel Başkanı seçildiğimden beri SPD'yle olan ilişkilerimiz düzeldi. Almanya'ya geldiğimde Sigmar Gabriel'le görüşmüştüm. O da Türkiye'ye geldiğinde beni ziyaret etmişti. Ozan Ceyhun'un AKP için danışmanlık yapmasına gelince, bu bir sorun. Sosyal demokrat bir kişinin, otokrat bir çizgide bir siyasetçi olan Erdoğan’a danışmanlık yapması beni şaşırtıyor. Bunlar uyuşmuyor ve olmaması gereken bir durumu ortaya çıkarıyor"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Die Welt'ten  Stefan Laurin'in "Almanya'da yaşayan Türklere ne tür bir mesajınız olacak" sorusunu da şöyle yanıtladı:

"Birinci mesajım, oy kullanabilen herkes oyunu kullansın. İkinci mesajım: Başka bir ülkede yaşayanların, kendilerini tüm toplumsal alanlara dâhil etmesi ve özellikle eğitime önem vermesi gerekiyor. Üçüncü olarak ise, CHP'nin, Türkiye'de demokrasinin tehdit altında olmasına karşı ne yapmak istediğini anlatmak. Birçok farklı görüşlerin parlamentoda temsil edilmesini engelleyen %10'luk seçim kotasını kaldırmak ve daha çok dürüstlük ve şeffaflık getirmek istiyoruz. Aynı zamanda, yurttaşlarımın Erdoğan'ın Türkiye ile Almanya arasında kavga çıkması hedefiyle yürütülen politikalarının kendilerine zarar verdiğini bilmelerini istiyorum"

Kılıçdaroğlu, "Siz Erdoğan'a diktatör dediniz. Buna rağmen Almanya'da yaşayan Türkler arasında popülerliğini koruyor. Geldiği zaman salonları dolduruyor. Almanya'daki başarısını nasıl açıklayabilirsiniz" sorusu üzerine de görüşlerini şöyle açıkladı:

"Erdoğan kendini dindar gibi gösteriyor. Birçok konuşmasında din temelli cümleler geçiyor. Çok sayıda kişi de bundan etkileniyor. Ancak O'nu bilen herkes, dini kendi emelleri için kullandığının farkında. Fakat bu da birçok sorunumuzun üstünü kapatıyor: Türkiye'deki siyasi durum Almanya'yla karşılaştırılamaz. Erdoğan'ı eleştiren gazeteciler de hukuk devletinin zayıf olmasını konu eden TÜSİAD gibi tehdit ediliyor. Türkiye'nin sivil toplum çevrelerinde açık konuşulamıyor. Türkiye bir otokrasiye doğru gidiyor. Erdoğan bir keresinde parlamento ve mahkemelerin kendisini engellediğini söylemişti. Demokrat bir siyasetçi hiçbir zaman güçler ayrılığı konusunda böyle bir şey söylemez. Erdoğan'ın Türkiye'de demokrasiyi kaldırmak istediğini anlamamız lazım. Türkiye büyük bir tehlike altında; durum çok ciddi"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu bir soru üzerine de, Ankara'daki seçim sonuçlarına dikkat çekerken, CHP'nin MHP'yle ortaklık veya işbirliği yapmadığını bunun AKP ve Erdoğan tarafından yayılan hikâye olduğunu belirterek, "Erdoğan, yerel seçimlerde iki milyon oy kaybetmiştir , bu tür efsaneleri kendi sorunlarından dikkatleri dağıtmak için yaymakta. Ankara seçimini  kazandığımıza inanıyorum. Bariz hile yapıldı: birçok şehirde elektrikler kesildi, oy verme yerleri aniden karardı. Enerji Bakanı, bir kedinin transformatörün içine girdiğini açıkladı. Bu, kimsenin inanmadığı gülünç bir iddiadır. Anayasa mahkemesine başvurduk. Bu da şu an Ankara'daki seçimi inceliyor. Ancak, AB ile AGİT Türkiye'deki seçimlere daha çok ilgi göstermesi gerektiğine inanıyorum"

AB-Türkiye ilişkilerine de değinen Kılıçdaroğlu, "Erdoğan'ın gittikçe anti demokratik olması, AB üyelik müzakerelerin durdurulması veya yavaşlatılması için bir neden teşkil etmiyor. Demokrasinin zayıflamasının durdurulması ve sivil toplumun güçlenmesi için Türkiye'nin AB üyelik hedefi devam ettirilmeli. Bunun dışındaki her tür seçenek Türkiye ve Avrupa için kötü olur."

Genel Başkan Kılıçdaroğlu Die Welt'in Erdoğan-Öcalan diyaloguyla ilgili sorusuna verdiği yanıtta şöyle:

"Partim, Kürt meselesinin ancak daha fazla özgürlük ve demokrasiyle çözülebileceğine inanmaktadır. Bunun için, bir başbakanın kendi başına hareket etmesinden ziyade, Türk kamuoyunda ve parlamentoda geniş katılımlı bir diyaloga ihtiyaç duymaktayız. Bu konuya ilişkin 17 maddelik bir manifesto çıkardık. CHP, aynı zamanda Kürt partileri zor durumda kaldığından %10'luk seçim barajını kaldırmayı amaçlıyor.

Diyarbakır'daki işkence hapishanesinin bir insan hakları müzesi olmasını istiyoruz. 80'li yıllarda o hapishanede işlenen suçlar PKK'nın kurulmasının nedenleri arasındadır.

Erdoğan’ın Öcalan'la giriştiği diyalog başarılı da olmadı: Halen gençler dağlara çıkıp silahlı örgütlere katılıyorlar.

Erdoğan ile Öcalan arasındaki diyaloga güvensizlik hâkim. Kimse, neyin konuşulduğunu bilmiyor. Açık ve şeffaf bir süreç değil. Parlamento bile bilgilendirilmiyor.

Erdoğan bunu Kürt meselesinin çözümü için yapmıyor. Bu tamamıyla kibrinden kaynaklanmakta ve siyasi geleceğiyle ilintilidir"

    Çarşamba, 11 Haziran 2014 12:36

Bağlantılı Konular