"El Kaide'yi Suriye'ye sen soktun"

Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: "Ben Esad'a kardeşim demedim sen onunla tatile gittin."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Yarın mahşer gününde Rabbim bize soracak, Ey Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı o çocukları gördün de ne yaptın diye soracak” sözüne ilişkin, “Hangi akılla, hangi mantıkla böyle bir densiz ifadeyi kullanabilirsin sen. Rabbi ne diyecekmiş, Ey Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı. Rabbinin sana nasıl hitap edeceğini sen mi belirleyeceksin. Kibrin böylesine ilk kez tanık oluyor bu millet, ilk kez. Böyle bir kibir olabilir mi? Kendisini öbür dünyada da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ilan edecek, kimsin sen?” diye sordu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Reyhanlı’daki patlamalara değindi. Dün önce Hatay’a sonra Reyhanlı’ya gittiğini ifade eden CHP Genel Başkanı, “Patlatılan bombalardan sonra kenti görmek hoş bir şey değil. Sanki onlarca tonluk bomba yağdırılmış oraya. İnsanlar huzursuz. Herkes niçin oldu diye soru soruyor ve herkesin sorduğu bir soru daha var; ‘Bunun hesabını kim verecek?’ Herkes burnundan soluyor. Ve hükümetin kesinlikle Türkiye’ye, Reyhanlılara doğru bilgi verdiğine inanmıyor. Hükümet yalan söylüyor, diyor. Bakanlar ayrı telden çalıyor. Kimin ne söylediği belli değil. Yasak getirilmesine de tepkililer. Taziye ziyaretindeydik, bir çadırdı, oğlunu kaybetmiş bir baba anlatıyor, baba diyor ki; benim hiçbir güvencem yok, sadece yeşil kartım var, torunlarım ne olacak diyor?” diye konuştu.

“Recep Tayyip Erdoğan sen Reyhanlı’yı neden görmüyorsun?”
Kılıçdaroğlu, özetle şöyle dedi: “Bütün bu olayların yaşandığı sırada Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’da ‘Suriye’de çocuklar öldü, neden onu görmüyorsunuz’ diyor. Recep Tayyip Erdoğan sen Reyhanlı’yı neden görmüyorsun? Reyhanlıyı görmüyor. Bu sabah haber geldi, 51 kişi hayatını kaybetmiş ve beyefendi bütün bu olaylardan habersiz İstanbul’da kalkmış toplantı yapıyor. Adı ne; analar ağlamasın. Buradan medyaya da sesleniyorum. Recep Tayyip Erdoğan’ın annesi vefat ettiği zaman Allah rahmet eylesin. Bütün medya yas ilan etmişti. 51 kişi öldü, 51…Acaba bu medya ne yaptı?

“Kendisini öbür dünyada da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ilan edecek,  kimsin sen?”
Şöyle diyor konuşmasında, ‘Yarın mahşer gününde Rabbim bize soracak, Ey Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı o çocukları gördün de ne yaptın diye soracak’. Hangi akılla, hangi mantıkla böyle bir densiz ifadeyi kullanabilirsin sen. Rabbi ne diyecekmiş, Ey Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı. Rabbinin sana nasıl hitap edeceğini sen mi belirleyeceksin. Kibrin böylesine ilk kez tanık oluyor bu millet, ilk kez. Böyle bir kibir olabilir mi? Kendisini öbür dünyada da Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ilan edecek, kimsin sen?

“Ölen 51 vatandaşın sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan’dır”
Onlarca çocuk öldü orada, Reyhanlı’da öldü. Çocukları görmezlikten geliyorsun. Suriye’de çocuklar ölüyor diyorsun, evet onlara da üzüldük ama senin ülkende senin vatandaşın senin çocukların ölüyor. İnsanda bir vicdan olur. Kalkmış analar ağlamasın programında şov yapıyor. Türkiye’de sen yayın yasağı getiriyorsun. Kimse öğrenmesin diye. Böyle bir şey olabilir mi? Ölen 51 vatandaşın sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan’dır.

“Taşerondan vatansever olmaz”
Ben oraya gitmişim, alınganlık gösteriyor beyefendi. Nerede bir vatandaşımın derdi varsa CHP bütün kadrolarıyla orada olacaktır.

Neymiş beyefendi Amerika’dan sonra Hatay’a ve Reyhanlı’ya gidecekmiş. Malum Gazze’ye de Amerika’dan sonra gidecek. Sen Recep Tayyip Erdoğan ülkeni sevmiyorsun, milletini sevmiyorsun, sen batının egemen güçlerinin Ortadoğu’daki taşeronusun. Taşerondan vatansever olmaz. Biz seni çok iyi biliyoruz. Bu millette öğrenecek seni. Ama benim dileğim başına felaket gelmeden önce öğrensin. Reyhanlı’da dünyanın oyunu aldın. Sen kalktın o vatandaşların başına felaket oldun. Terör kimden gelirse gelsin, nereden gelirse gelsin hep beraber karşı çıkacağız. Terörün dini imanı yoktur. Rahmetli Uğur Mumcu, 1980’lerde sağcı solcu diye yüzlerce vatandaş öldürülürken elinde kalemi yürekli bir cümle kurdu, dedi ki katil katildir, katilin sağcısı solcusu olmaz. Terör terördür teröristin dini imanı, parası olmaz, vatanı olmaz, milleti olmaz, insan sevgisi olmaz. Teröre hep beraber karşı çıkacağız.

5 Tespitini anlattı
Gezide beş tespitim var. Birincisi şu; Suriye’deki çatışmalardan ötürü çok sayıda Suriyeli komşu ülkelerin tamamına dağıldı, bize gelen çadırlarda kalan Suriyelilerle bir sorunumuz yok. Ama çadırın dışında mülteci kampının dışında ne olduğu belirsiz insanların elini kolunu sallayarak kente gelmeleri, ev tutmaları, iş yeri açmaları, bomba yapmaları, imal etmeleri, dışarıya gitmeleri bizim kabul edeceğimiz bir şey değildir. Bunu Reyhanlı’da yaşayan her yurttaşımız biliyor. Bizim insanlarımız Suriyelilerle münakaşa ettiğinde gözaltına alınıyorlar. Nasıl böyle bir şey olabilir. Mülteci olayı bizim anladığımız anlamda bir mülteci olayı olmaktan çıkmıştır. Eline silah alan elini kolunu sallayarak gelmiştir. Parası olana başka olmayana başka muamele yapılmıştır.

“İkinci tespitimiz; istihbarat zafiyeti”, “Yabancı devletlerin ajanları cirit atıyor Hatay’da”
İkinci tespitimiz; istihbarat zafiyeti. Bana deseler ki istihbaratçılarla ilgili bir festival düzenleyelim, nerede olur bu, Hatay’da olur. Her türden istihbaratçı var, her ülkeden istihbaratçı var. Her türlü ajitasyona açık, her türlü teröre açık. Yabancı devletlerin ajanları cirit atıyor Hatay’da. Askeri kıyafetleriyle dolaşıyorlar, silahlarıyla dolaşıyorlar, insanları tehdit ediyorlar, yemek yiyorlar para vermiyorlar. Bütün bunları gidin Reyhanlı’ya sor Recep Tayyip Erdoğan, sor bakalım ne diyecekler. Onlara gelince tık yok. Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşına gelince hepsinin telefonlarını dinliyorlar. Sen masum vatandaşın telefonunu dinleyeceğine teröristin telefonunu dinlesene. Patlama oldu 24 saat içinde failler yakalandı, diyor. Öncesine niye bakmıyorsun. Bu adamlar arabalarla gelirken, bomba yerleştirirken sen neredeydin? 51 vatandaş hayatını kaybetti. Arabayı bulmuşlar, zaten araba orada. İstihbaratı kendi çıkarların için, siyasi ikbalin için kullanırsan Türkiye’nin başını beladan kurtaramazsın. Ne diyordu grup toplantısında, ‘Ey Kılıçdaroğlu senin nefes alışını bile izliyoruz’ diyordu. Benim nefes alışımı izliyorsun da bir de şu teröristlerin nefes alışını takip etsen ne olur acaba? Hemen arkasından efendim biz güçlü devletiz, devlet güçlü de sen güçlü değilsin, sorun da orada zaten. Güçlü devlet teröre pabuç bırakmaz. Güçlü devlet askerinin başına çuval geçirilirken sessiz kalmaz. Sen kullanılan bir başbakansın.

“Tam yolgeçen hanı, isteyen bombayı götürür, isteyen silahla gelir”
Üçüncü tespitimiz, bizim sınır diye bir şeyimiz kalmamış. Suriye ile sınırımız yok. Tam yolgeçen hanı. İsteyen bombayı götürür, isteyen silahla gelir. Sen nasıl bir devletsin. Her türlü marjinal teröristlere kucak açtın, yer verdin onlara. Burada eğitim yapın dedin, eline silah verdin, gönderdin Suriye’ye git orada kardeşini öldür dedin. Hiç utanmadın. Öyle bir noktaya getirdiler ki Beka Vadisi kapandı, şimdi yeni Beka Vadisi var, o da Hatay’dadır. Türkiye’yi Beka Vadisi’ne döndürdün, her türlü teröristin barındırıldığı yerdir orası. Hükümetin gözetiminde ve denetiminde yapıyorlar. Her türlü silah var. Bomba imal ediliyor, biz seyredemiyoruz, yabancı basından seyrediyoruz. Silahlı militanlar, Özgür Suriye Ordusu karargâhını Türkiye diye ilan ediyor. Eğer siz sınırı kaldırdıysanız bunun bir gerekçesi vardır. Gerekçe de şu; her türlü marjinal terörist grupları Türkiye’ye davet ediyorsunuz, yer veriyorsunuz, yiyecek veriyorsunuz, silah veriyorsunuz, cebine para koyuyorsunuz, sonra öneriyorsunuz Suriye’ye. Gümrük olsa hüviyet tespiti yapacaksın, sınır olsa hüviyet tespiti yapılacak. Hüviyet tespiti olmaması için ne olacak, sınırları kaldıracaksın. Oraya gidiyor çarpışıyor, yaralanıyor. Buradan ambulans gidiyor, yaralıyı alıp getiriyor, tedavi ediyor. Reyhanlı’da yüzlerce yaralı var saatlerce ambulans bekliyor. Ama Suriye’ye giden terörist olunca ambulans emrinde, doktorlar emrinde. Sınır boylarına zaman zaman giderim. Kapıda şu yazar, ‘Hudut namustur’ diye yazar. Eğer sınır namussa o sınırı kim kaldırdı? Recep Bey. 870 kilometrelik alanda sınır yok. Her şey olabilir. Şimdi kalkıp Esad’ı suçlamak kolay. Sınırı koruyacak olan biziz. Bu ülkenin askerleri. Kim size sınırı yolgeçen hanına döndürün diye talimat verdi. Ben söyleyeyim Recep Tayyip Erdoğan.

Reyhanlının birisi şunu söyledi, Recep Tayyip Erdoğan’ın çocukları askerlik yapmadı, askerliği bile bilmezler, sınır nedir bilmezler. Can havliyle söylediğini biliyorum. Ama bir vatandaşı iktidar olarak o noktaya getirmişsen bunun hesabını ben Recep Tayyip Erdoğan’a sorarım.

“Ben hiçbir zaman Esad benim kardeşimdir demedim. Diyen kendisi”
Dördüncü tespitimiz; dış politika… Türkiye’yi bu noktaya getiren yanlış dış politikadır.

Ben hiçbir zaman Esad benim kardeşimdir demedim. Diyen kendisi. Ben hiçbir zaman eşimi alıp Esad ile beraber tatile çıkmadım, tatile çıkan o. Bizi suçlayan kim, Recep Tayyip Erdoğan. Neymiş Suriye’de demokrasi yokmuş, Recep Tayyip Erdoğan Suriye’ye demokrasiyi getirecekmiş. Demokrasi konusunda Esad ile Recep Tayyip Erdoğan arasında nüans farkı var, aslında hiçbir fark yok. Al bir diktatörü vur öbür diktatöre. Ülkeyi terör örgütlerinin karargahı haline getiren kim, Recep Tayyip Erdoğan değil mi? El-Kaide örgütlerini getirip Türkiye’de besleyip Suriye’ye sokan değil misin, cebine para koyan sen değil misin?

Senin ne işin var, Suriyelilerle senin ne işin var. Suriye’de ölen her çocuğun sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan. O koltukta Davutoğlu oturduğu sürece, Başbakanlık koltuğunda Recep Tayyip Erdoğan oturduğu sürece bu ülkede huzur gelmeyecektir. Beşinci tespitim, Türkiye iyi yönetilmiyor.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan’ın IMF konusundaki sözlerine ilişkin, “İktidara geldiğinde 23,5 milyar dolar değil, 22 milyar dolar IMF’ye borcun vardı. Yani 1.5 milyar dolarlık yalan söylüyorsun. İki; o günden bugüne IMF ile hiç standby anlaşması yapmadım, diyor. Bizim güzel bir sözümüz var, 'atma Recep din kardeşiz' diye, bu kadar da atılmaz ki” dedi.

CHP Genel Başkanı, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada geçen hafta Bulgaristan’da seçimler olduğunu belirterek, “İktidarın bütün baskılarına rağmen Hak ve Özgürlükler Partisi büyük bir başarıya imza attı. Acaba Recep Tayyip Erdoğan kendisine nasıl bakacak? Bir başka ülkenin içişlerine ben karışıyorum diye ortalığı bulandırmanın ne kadar ayıp olduğunu acaba görecek, öğrenecek mi?” diye sordu.

19 Mayıs’ta Manisa’nın belli bölgelerinde çok ciddi bir dolu afeti yaşandığını belirten CHP Genel Başkanı, afet zararının giderilmesini istedi. Kılıçdaroğlu, afet öncesi ve sonrasındaki fotoğrafları da gösterdi.

THY’de yaşananlara da değinen CHP Genel Başkanı, “Bir uyuşmazlık yaşanıyor. Toplu sözleşme uyuşmazlığı. İşçiler çalışıyorlar. Yönetim uzlaşmak istemiyor. Çalışanlar aylıklarına zam istemiyorlar. Bir tek şey istiyorlar, 305 çalışanın işine son verildi, bunları işe alın” derken, “Yargı kararı çıktı ama yargı kararı uygulanmıyor. Bu işin takipçisi olacağız” dedi.

Başbakan’a IMF yanıtı:
Başbakan’ın, “10 yıl önce IMF’ye 23,5 milyar dolarlık borçla Türkiye’yi devraldık. O günden bugüne IMF ile standby anlaşması yapmadık” dediğini ifade eden CHP Genel Başkanı, şöyle dedi:

“Birinci yalan. İktidara geldiğinde 23,5 milyar dolar değil, 22 milyar dolar IMF’ye borcun vardı. Yani 1,5 milyar dolarlık yalan söylüyorsun. İki; o günden bugüne IMF ile hiç standby anlaşması yapmadım diyor. Bizim güzel bir sözümüz var; ‘atma Recep din kardeşiz’ diye, bu kadar da atılmaz ki.

26 Nisan 2006. Standby anlaşması, yazı yazılmış. İktidarda kim var, Adalet ve Kalkınma Partisi var. Mektup kime gönderiliyor, Uluslararası Para Fonu’na gönderiliyor.10 milyar dolar alıyorlar bunun karşılığında. Ne diyor Recep Tayyip Erdoğan iktidara geldiğimizden bu yana IMF ile hiç standby anlaşması yapmadık. Bu kadar kuyruklu yalan olur mu, insaf denen bir şey var. Yalan makinesi desem, onu söyledim yürüyen yalan makinesi diye, evet dedi ben yalan makinesiyim, ne deyim başka.

"19. standby anlaşmasını yaptılar, halka yalan söylüyorlar"
Bütün bunlara rağmen uluslararası para fonuna borçlarımızın ödenmesi güzel mi, güzel tabii. Peki, borçlar ödendi de Türkiye’nin borcu azaldı mı? 38 milyar dolarlık özelleştirme yaptınız. Geçmiş hükümetlerin yaptığı fabrikaları sattınız, 38 milyar dolar para kazandınız. Borç neydi 2002’de IMF’nin borcu dâhil Türkiye’nin dış borcu 129.5 milyar dolar. Peki 2013’te ne 337 milyar dolar.

IMF’nin borcunu ödedin. Borcun adresi değişti
Gelelim vatandaşın borcuna. Tüketici kredi borcuna bakalım, 2002’de 2.2 milyar lira. 2013’te 2 milyar liradan 206 milyar liraya çıktı. Vatandaşı borç batağına soktun sen Recep Tayyip Erdoğan.”

    Çarşamba, 15 May 2013 11:23

Bağlantılı Konular