CHP, Yeni Yargı Paketine Muhalefet Şerhi koydu

Yeni Yargı Paketi'ne muhalefet şerhi yazan CHP, "TBMM, adeta bir "yasa tamir atölyesi" haline getirilmiştir" değerlendirmesinde bulundu.

Meclis Adalet Komisyonu’nun CHP’li üyeleri yeni Yargı Paketine muhalefet şerhi yazdı.


TBMM’nin adeta bir "yasa tamir atölyesi" haline getirildiği belirtilen karşı oy yazısında, şu değerlendirmeler yer aldı:

"Ceza artırımı ve bazı cezaların infaz rejimleri üzerindeki değişiklik sonucu şartla tahliye sürelerinde yapılan artırımla artan şiddet girişimlerinin önleneceği ileri sürülmektedir. Oysa geçmiş örnekler göz önüne alındığında ceza artırımı suçu önleyen bir neden olmamıştır. Suç, sonuçtur. Önemli olan bireyi suça iten nedenleri ortadan kaldıracak düzenlemeler yapmaktır.

"Rüşvet olgusunu ortaya çıkaran sonuçlar yaratmaktadır"
Yine ceza artırımı yapılırken Türk Ceza Kanununda yer alan sistematik yapı ve suç ile ceza arasındaki denge bozulmuştur. Her dikkat çekici suç sonrası ceza artırımı beklentisi yaratılması doğru bir yöntem değildir. Yine geçmiş örneklerle de görülmüştür ki, yüksek cezalar, yargı mekanizmasında ceza tayininden kaçınmayı ve rüşvet olgusunu ortaya çıkaran sonuçlar yaratmaktadır.

"İş yükü oldukça artacak"
Ceza yargılamasında bir diğer değişiklik de, sulh ceza mahkemelerinin kaldırılarak, yerine sulh ceza hakimliklerinin getirilmesidir. Sulh ceza hakimleri yargılama yapmayacak sadece koruma tedbirlerine hükmedecektir. Sulh Ceza Mahkemelerinin kaldırılması olumlu olsa da, bu mahkemelerden devredilecek davalar dolayısıyla asliye ceza mahkemelerinin iş yükü oldukça artacaktır.

Öte yandan C. savcılarınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara itiraz merciinin en yakın ağır ceza mahkemesi yerine, sulh ceza hakimliklerine bırakılması, itiraz edenin daha korunmasız olmasına neden olabilecektir.

"Amaç siyasi çıkara dayalı kaygılar"
Kaldı ki, bir yandan iletişimin dinlenmesi talebinin ağır ceza mahkemesi heyetinin oybirliğine bırakıp, diğer yandan önemli soruşturmalarda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararlarını tek hakimin incelemesine bırakmak ne hukukla ve ne de iş tasarrufuyla izah edilemez. Belli ki, temel amaç siyasi çıkara dayalı kaygılardır.

"Kişiye özel düzenleme"
Türk Ceza Kanununun 277. maddesinde yapılan değişiklikle; adli görevi yapan, bilirkişi ve tanığı etkilemeye teşebbüs suçu soruşturma aşamasında işlendiği takdirde suç olmaktan çıkarılmaktadır. Bu düzenlemenin kamuoyuna yansıyan olayların sonucu olarak kişiye özel düzenleme olduğu aşikar bulunmaktadır.

Kaçakçılık Kanununun 3. maddesi kötü biçimde kaleme alınmış ve bu nedenle uygulamada karar vermede güçlük yaşanması üzerine, tasarıyla maddede değişiklik yapılaması amaçlanmış ise de, bu düzenleme de hem yeni karışıklıklar yaratacak ve hem de bazı kaçakçılık suçlarında ceza indirimi doğuracak bir mahiyet arz etmektedir.

"Yargı mensuplarını özensiz işlem yapmaya yöneltecek bir düzenlemedir"
Ceza Muhakemesi Kanununun 141. maddesiyle yapılan değişiklikle yargı mensuplarının her türlü eylem ve işlemlerine ilişkin olarak açılacak tazminat davalarında tarafın devlet olması yargı mensuplarını özensiz işlem yapmaya yöneltecek bir düzenlemedir.

Siyasi Partiler Kanununun 114/2 maddesinde yer alan ve aynı kişiyi bilerek mükerreren üye kaydedenler ile başvurusu bulunmayan veya mevcut olmayanları üye gibi gösterip kaydedenlerin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağına ilişkin eylemin cezası indirilmektedir.

Bir yandan ceza artırımı düzenlemesi yapılırken, aynı tasarıda ceza indirimine neden gidildiğinin hukuken izahı bulunmamaktadır. Bu girişimin asıl sebebi iktidar partisine mensup yerel yöneticilerin özellikle Cumhuriyet Halk Partisi üyesi olan kişileri sahte belgelerle üye olarak kaydetmeleri nedeniyle süren soruşturma ve davalarda, daha az ceza ile cezalandırılmalarını temin etmedir.

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 02 Haziran 2014 17:46

Bağlantılı Konular