"Kendine çeki düzen vermesi gerekenin Merkez Bankası değil, Başbakanlık koltuğunda oturan zattır"

"Başbakanlar TCMB Başkanlarıyla kamuoyu önünde tartışmaz, basın aracılığıyla konuşmaz. Devlette para politikalarının ciddi olarak tartışılacağı forumlar vardır. Bu forumları kullanmak yerine çıkıp oy devşirme amacıyla kamuoyu önünde Merkez Bankası Başkanını azarlarsanız bunun sonucu her iki tarafa da duyulan güvenin yitirilmesi olur. Güven yitirilirse fatura ülkeye ve ülkenin borca batmış vatandaşlarına çıkar. Nitekim, Başbakanlık makamında oturan kişinin bu konuşmalarının etkileri döviz piyasasında görülmeye başlanmıştır"

Faik Öztrak'ın açıklaması şöyle:

"Başbakan'ın TCMB Başkanı hakkında "Vakti dolunca gereğini yaparız" demesi TCMB Başkanını vaktinden önce topal ördek durumuna sokarak, Banka'nın önümüzdeki dönemde kullanacağı araçların ve iletişim stratejisinin piyasalar üzerindeki etkisini büyük ölçüde yıpratmıştır. Dünyada Merkez Bankası Başkanları bir açıklamalarıyla ekonominin seyrini değiştirir. Erdoğan’ın, itibarını yerle bir ettiği ve piyasaları yönlendirme kabiliyetini bitirdiği Merkez Bankası'nın bu noktadan sonra para politikasını nasıl yürütebileceği merak konusudur.

Erdoğan'ın açıklamalarında dikkat çeken bir diğer husus da enflasyon hedeflerinin tutturulamamasının sorumluluğunu Merkez Bankası'na yüklemesidir. Oysa, Merkez Bankası enflasyon hedefini tek başına belirlememektedir ve bu konuda Merkez Bankası’na para politikası aracılığıyla, hükümete ise maliye politikası aracılığıyla düşen sorumluluklar vardır. Ayrıca, enflasyon hedefi, AKP hükümeti işbaşına geldiğinden bu yana tutturulamamaktadır. Bugüne kadar Merkez Bankası Başkanlarını azarlamayan hükümetin başının, neden şimdi bu yola tevessül ettiği başka bir soru işaretidir.

Ekonomideki başarısızlıkların sorumlusu, enflasyonun sorumlusu, faizin sorumlusu, büyüyemenin sorumlusu sadece Merkez Bankası değildir. Bunda mutlaka başta Başbakan olmak üzere hükümetin de sorumluluğu vardır. "Bu işte hükümetin hiçbir günahı yoktur" diyen hükümetin başı ekonomiye yaklaşımının da Soma faciasına yaklaşımdan farklı olmadığını göstermiştir. TCMB yönetimine bu yükleniş bir istifaya zorlama taktiği ve Erdoğan'daki "paralel devlet" paranoyasının yeni bir tezahürü de olabilir.

Dünyada büyük Merkez Bankaları dolar, avro basmayı her an durdurabileceklerinin işaretlerini veriyor. Bizim gibi ekonomilere sermaye akışının yavaşlayacağı yeni bir konjonktüre giriyoruz. Bu yeni iklimde, Merkez Bankası'nın kredibilitesine ve Banka'ya duyulan güvene her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olacak. Korkarız, önümüzdeki günlerde Başbakan'ın TCMB'ye karşı giriştiği bu saldırgan tavrın bedelini özellikle kendisi tarafından borca batırılan milletimiz ödeyecektir. Durumun farkında olan ekonomiden sorumlu bazı bakanlar daha şimdiden Türkiye'de Merkez Bankası’nın bağımsız olduğunu dünyaya anlatmak ve Başbakan'ın bu yaklaşımını dengeleyebilmek için ortalara dökülmüşlerdir.

Burada kendine çeki düzen vermesi gereken Merkez Bankası değil Başbakanlık koltuğunda oturan zattır."

    Çarşamba, 28 May 2014 17:45

Bağlantılı Konular