"Bir faşist diktatör bozuntusuna Türkiye evlatlarını da, özgürlüğünü de teslim etmeyecek"

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Haluk Koç basın toplantısı yaparak Recep Tayyip Erdoğan'ın Genel Başkan Kılıçdaroğlu'na yönelik açıklamalarını yanıtladı.

"Değerli arkadaşlarım, maalesef Türkiye'de hemen hemen bütün televizyon kanallarını, haber kanalları başta olmak üzere günde en aşağı bir saat zorla işgal eden bir kifayetsiz muktedirin söylemleri üzerine açıklama yapma gereği oluyor. Sizleri bu yüzden meşgul ediyorum.

Bugünde hükümetin başındaki eli kanlı, dili kirli kişi günlük hakaret ve zırva seanslarına il başkanları toplantısı adını verdiği toplantıda devam etti. Hazret dürüstlükten bahsediyor, inançtan bahsediyor, doğrudan bahsediyor dikkat edin. Ve deminde vurguladım hemen hemen her gün bir iki saat her televizyon kanalını zorla meşgul eden bu kişi insanları bıktıran yalanlarına, bunları sıralamaya, hedefine koyduklarına akıl almaz hakaretler etmeye yüzü kızarmadan devam edebiliyor. Her olayı kendine yontacak ya, her cinayeti, ihmali, sorumluluğu kadere, fıtrata bağlayacak ya, her hırsızlığı, pisliği bana darbe yapıyorlar, bunun arkasında bu var diye utanmadan hesap vermekten kaçacak ya, örtmeye kalkacak ya. Bu itibari kalmamış ruh hali sağlıklı olmayan, yönetme kabiliyetini yitirmiş demokrasi zararlısı kimlik her alanda önüne gelene hakaret edemeyeceğini bir şekilde anlayacaktır.

Değerli arkadaşlarım, bugünkü konuşmasında "Dün TOBB karşımda oturuyordu, arkasından konuşmadım yüzüne söyledim" beyefendinin söylediklerini söylüyorum. "Buyurun dedim anayasa çalışmaları için" kendi söylediklerinden okuyorum. "İkimizin oyları buna yetiyor dedim. Hadi gelin yapalım. Karşımda duracak ya beyefendi yine manevra yaptı. Bizim 4 parti diye sözümüz var dedi. Tamam 4 partinin imzası var 60 maddeye ikimizin oyu yetiyor. Yalan söyleme söz atılan imzadır." Neresini düzelteceksiniz? Senin kafanda başkan olma hayali anayasa masasını bir yandan İmralı'yla pazarlık yaparak Türkiye'yi bir başka boyuta taşımaya çalışan pazarlıklar, bir yandan anayasa masası. Sen kimi aldatıyorsun? Biz demokratik, sivil, özgürlükçü bir anayasadan tarafız, her cumhuriyet yurttaşının eşit hukuku paylaşan eşit birer yurttaş olarak yer alacağı bir anayasadan yanayız bunu söyledik. Ama senin kafanda başka şeyler var. Sen dolanmak istiyorsun. 60 maddeyi benle, e kafandaki son hayali gerçekleştirmek için yaptığın pazarlıklar sonucu 5 – 10 maddeyi de başkasıyla. Yemezler. Sen akıllısın herkes akıllı değil öylemi?

Değerli arkadaşlarım, Sayın Genel Başkanımızın dürüstlüğüne laf ediyor. Kim ediyor? Türkiye'nin en sabıkalı kişisi. Şunu hiç unutma, ne olursan ol şu anda sıfatın ben söylemiyorum ama isterse hükümetin başı olsun Sayın Kılıçdaroğlu'nun dürüstlüğünün zekatı senin yedi sülalene, rüşvetçi bakanlarına, onların çocuklarına, onları yeme bağlamış Zarrab'a yeterde artar bile. Çık televizyona çık her gün kullanıyorsun. Çık televizyona da şu yırtık ayakkabıdan siyasete girdiğin günden, şu sıfırlayamadığın milyar Eurolara, 30 milyon Eurolara kadar bir anlat bakalım bu işleri bir anlat. Bırak montajı, şantajı. Her şey ortada.

Değerli arkadaşlarım, sen değil miydin Alman Başbakanına ya siz ne kadar maaş alıyorsunuz biz geçinemiyoruz diyen. Dünyada hiçbir liderin evinden 1 milyon Euro para çıkmadı. İnsan utanır bunları söylerken. İnsanın yüzü kızarır bunları söylerken. Gücün yetiyor mu dürüstlükten bahsediyorsun. Açıkça söylüyorum İsviçre'deki hesaplarınla ilgili Wikileaks kayıtlarını ve İsviçre'den neden belge istemediğini, isteyemediğini çık bir anlat bakalım millete. Çocuklarının gemiciklerini anlat. Perdenin önünde İsrail'le İsrail dölü, Siyonist… E? Oğlun ticaret yapıyor o gemiyle İsrail'le. Sizi gidi ikiyüzlüler sizi. Kızının evde kalan parayla villa alma talimatını anlat. Anlat. Bak maden kazasında kurban verdiklerimizin evlatlarının, geride bıraktıklarının nasıl kerpiç evlerde, derme çatma evlerde oturduklarını görünce yüreğin sızlamıyor değil mi? Şehrizar villaları aklına gelmiyor değil mi?

Değerli arkadaşlarım, oğlunun şu sıfırlayamadığı 30 milyon avroyu önüne koy ekrana o ekran görüntüsü önünde millete anlat sen inancı, millete anlat sen dürüstlüğü. Sen kim dürüstlük kim? Sen yürütmenin başısın. Sen aynı zamanda yalancının da başısın. En önde gidenisin. Daha mürekkebi kuramadı söylediklerinin. Camide içki içildi dedin inançlı bir din görevlisi çıktı ben yalan söyleyemem dedi. Sen söyledin utanmadan, yüzün kızarmadan söyledin ve biteviyede bunu ekranlarda tekrar ettin durdun. Söylediğin yalanlara önce kendini inandırıyorsun, ondan sonrada milleti inandırmaya çalışıyorsun. Kabataş’ta örtülü bacımıza çıplak başlı, bantlı 70 kişi saldırdı, üzerine idrar yaptı dedin utanmadın görüntüleri çıktı, yalan ortaya çıktı yalan söylediğinin farkında değilsin.

Değerli arkadaşlarım, ve bu kişi dürüstlükten bahsediyor, karşısındakini yalan söylemekle itham edebiliyor. Sen ağzını günde 40 kere yıkasan, 40'lasan o gemiciklerinde, villalarında bacaları o yalanlarınla birlikte senin boğazına takılıp kalacak. Haram böyle bir şeydir. Yutarsın yuttum zannedersin yutamazsın boğazına takılır kusarsın. Otur sus haddini bil. Ben muktedirim istediğimi istediğim yerde konuşurum, istediğime hakaret ederim, bütün yaptıklarımı örterim diye bir şey yok. Otur haddini bil.

Değerli arkadaşlarım, bu kişinin birçok olay yaşadık son dün gece Okmeydanı’nda. Orada yaşanan protesto gösterileriyle hiçbir ilgisi olmayan bir vatandaşımız bir hemşerisinin cenaze törenine katılmak için oraya gelen bir yurttaşımız, bir masum kardeşimiz. Senin cesaretlendirdiğin, senin her olayı kalkışma olarak görerek orantısız şiddet kullanma emri verdiğin ve maalesef halkıyla karşı karşıya getirdiğin kişilerin açtığı kontrolsüz ateşle başından vuruldu ve öldü. Allah rahmet eylesin. Uğur Kurt bugün cenazesi kaldırılıyor. 301 işçinin daha bedeni soğumadı mezarda. Gezide kaybettiğimiz gencecik evlatlarımız, 15 yaşında bir ana kuzusu meydanlarda anasını yuhalattığın Berkin vicdandan mı bahsediyorsun sen? İnançtan mı bahsediyorsun sen? Sen bunları nasıl taşıyorsun? Hangi vicdandan bahsediyorsun?

Değerli arkadaşlarım, Soma'yı bahane ederek kırıp dökenler karşısında yine susmayacağız diyor. Polis eli kolu bağlımı kalacak diyor. Bir şey yapmayacak mı diye soruyor. Susmuyorlar Recep Bey susmuyorlar ölüyorlar. O insanlar susmuyor ölüyorlar. Senin verdiğin emirlerle ölüyorlar. Bu kadar kanın üzerinde sen nasıl iktidarını sürdüreceksin? Bu zorbalığın, bu şiddetin arkasında sen nasıl bu yalanlarına devam edeceksin? Ölmüştür geçmiştir diyor. Pişkinliğe bakın. Ölmüştür, geçmiştir. Geçen hafta 301 canımız ihmal sonucu, kölelik düzeninin sonucu kaybedildi, onlar için ölmüştür, geçmiştir. Yeter ki canları sağolsun. Yeter ki avantaları devam etsin. Bir de utanmadan, arlanmadan, yüzü kızarmadan Sayın Kılıçdaroğlu'na göre ölen bir gencimiz veya çocuğumuzmuş, bizim acıyı bölüşmemize, taziye de bulunmamıza karşı çıkıyor düşünebiliyor musunuz?

Herkes onun gibi taş kalpli olacak. Herkes onun gibi vicdansız olacak. İki gün önce münafık demişti. Bugün Cuma. Sen alnını nasıl secdeye getirdin. Münafıkların hiçbir ibadeti kabul olmaz. Kendini kandırıyorsun. Seni oraya seyretmeye gelenleri kandırıyorsun. Ne Allah'ı ne milleti hiç kimseyi kandıramazsın. Yalancının yanında sen münafığında önde gidenisin.

Değerli arkadaşlarım, meydan boş değil. Bu millet sahipsiz değil. Bu halk sahipsiz değil. Bir faşist diktatör bozuntusuna Türkiye evlatlarını da teslim etmeyecek, özgürlüğünü de teslim etmeyecek, demokrasisini de teslim etmeyecek. Bizim yaşadığımız her acı hepimizin acısıdır. Yaşadığımız her sıkıntı milletçe hepimizin sıkıntısıdır. Sıkıntının, acının beni mi senini olur mu? Böyle bir vicdansızlık olur mu? Senin fıtratında bu da var.

Nasıl cumhurbaşkanı adayı olacaksın ya? Bu kadar pisliğin, bu vicdansızlığın ortasında sen bu milletin tümünü nasıl kucaklayabileceksin? Hırsızlık yapan bakanlarınla Zarraf’ı kucaklarsın ancak.

Değerli arkadaşlarım, güya kendini güçlü hissediyor bu vatandaş. Aslında gölgesinden bile korkuyor. Uyku uyuyamıyor. Güya kendisini çok yetkin ve donanımlı hissediyor. Aslında Türk tarihinin en yetersiz ve dünyadan bir haber siyasetçisi. Güya hakaret ettiğini zannediyor. Aslında kendi zayıflıklarını sergiliyor. Güya çevreden verilen gazla kendini lider, bölge lider, dünya lideri filan zannediyor. Aslında itibarı yerlerde, her tarafı çizik içerisinde bir kara mizah konusu olduğunu fark edemiyor. Tüm dünyada.

Maalesef karşımızda kendisini alkışlamak zorunda olan bindirilmiş kıtalar önünde coşan aslında velhasıl siyaseten mefta olma yolunda olan bir varlık duruyor. Sadece bir görüntü o. Bu kadarı yeter sanıyorum. Bundan sonra haddini bil, otur oturduğun yerde yalancıyken karşındaki insanları yalancı olarak suçlama. Hırsızlık yapılır, kol, kanat gerer ve bizzat ortak olurken karşısındakileri bu tür suçlarla hiçbir şekilde suçlama. Kendini tarif etmene gerek yok. Bu millet biliyor senin ne olduğunu. Cevabını da alacaksın zaten.

Değerli arkadaşlarım, konuyla ilgili soracağınız soruların cevapları söylediklerimin içerisinde. Hepinize teşekkür ediyorum."

    Cuma, 23 May 2014 17:01

Bağlantılı Konular