"Başbakan diktatör olsam sokağa çıkamazsınız derken yakınının cenazesine giden Uğur Kurt vuruldu"

Faik Öztrak: "Başbakan diktatör olsam sokağa çıkamazsınız derken yakınının cenazesine giden Uğur Kurt vuruldu"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Başbakan Erdoğan'ın TOBB Genel Kurulu'ndan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu dinlemeden ayrılmasını sert sözlerle eleştirerek, "Erdoğan rakibine tükürüp kaçan çocuk gibi davranarak karizmayı çizdirdi" diye konuştu.

Merkez Bankası'nın faiz indirimi kararını da değerlendiren Öztrak, faiz indirimleri kendilerinin de desteklediğini fakat enflasyon rekorlar kırarken faiz indirimine anlam veremediğini belirterek, "Merkez Bankası'nın, faiz kararlarını Dolmabahçe rüzgarının belirlediği ortada" diye konuştu.

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, TOBB Genel Kurulu'nda yaşananları değerlendirdi.

O diktatör değilim derken, Uğur Kurt vuruldu
Erdoğan'ın kendisinin diktatör olmadığını iddia ettiği sırada İstanbul'da bir cenaze törenine katılan 30 yaşında bir gencin polisin bir başka toplumsal olaya müdahalesi sırasında başından vurularak hayatını kaybettiğini hatırlatan Öztrak, faillerin bir an önce ortaya çıkarılması gerektiğini ifade etti. Erdoğan'ın kibir hastalığının ve nezaketsizliğinin her geçen gün daha da arttığını, bu yaklaşımın toplumu kutuplaştırdığını, gençlerin yaşamını yitirmesine sebep olduğunu belirten Öztrak, "Başbakanın bu şiddeti adamlarına da yansıyor. Dün Soma'da vatandaşı tekmeliyorlar, bu gün vatandaşımız ölümünden sonra sosyal medyada ‘bu ülkede eşek gibi sessizce yaşayacaksınız", "arpanız bol geldiyse önünüzden alırız" diye yazma cüretini gösteriyorlar" ifadelerini kullandı.

Tükürüp kaçan çocuk gibi
"TOBB salonunda dün bir tiyatro oyunu sahnelendi" diyen Öztrak, Erdoğan'ın TOBB Genel Kurulu'nda önce "mahalle delikanlılığı" girişiminde bulunduğunu ama sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını dinlemeden kaçarak o girişimi kendi eliyle yerle bir ettiğini ifade etti ve "Erdoğan rakibine tükürüp kaçan çocuk gibi davranarak karizmayı çizdirdi" diye konuştu.

Herkes suçlu, bir kendi pak
Öztrak, Başbakan Erdoğan'ın aynı toplantıda Soma'da hayatını kaybeden 301 canın sorumluluğunu da işçiye, işverene ve sendikalara yıktığını kaydeden Öztrak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Daha önce maden kazalarının bu işin fıtratında olduğunu 1800’lü yılların İngilteresi'nde yaşanan maden kazalarıyla açıklamaya çalışmıştı. TOBB Genel Kurulu"nda da "Araba muayenelerinde de sağlık çantalarını arkadaşlarından ödünç alıyorlar" diyerek vatandaşı suçladı. Sendika suçlu, işveren suçlu dedi. Ama "Bu işte benim de sorumluluğum var" diyemedi. Hükümetin başı, işçiyi borca batırıp madenlere zimmetleyenlerin, o firmalara ruhsat verenlerin, madenleri gerektiği gibi denetlemeyenlerin, taşeronluğu işçinin "yaşam şekli", 19. yüzyılın vahşi kapitalizmini 21. yüzyılda Türkiye'nin kaderi haline getirenlerin suçundan ve sorumluluğundan hiç bahsetmedi."

Diktatör demeye devam edeceğiz
Türkiye'de "kuvvetler ayrılığı", "hukukun üstünlüğü", "temel hak ve özgürlükler" ve "yargı bağımsızlığı" gibi rejimin adını demokrasi yapan tüm unsurları adım adım yok etmeye çalışanların kendisine diktatör denince öfkelendiğini söyleyen Öztrak, Erdoğan Türkiye'yi hibrit demokrasiden otoriter demokrasiye doğru sürükledikçe, CHP'nin "diktatör" demeye devam edeceğini ifade etti.

Gezi'de değil 22 Mayıs'ta başladı
Erdoğan'ın TOBB'daki konuşmasında ekonomide geçen yıl başlayan bozulmanın suçunu Gezi Olaylarına yıktığını, oysa herşeyin Gezi'den önce, 22 Mayıs'ta, ABD Merkez Bankası'ndan(FED) gelen "likiditeyi daraltacağız" açıklamasıyla başladığını söyledi. Türkiye'nin FED açıklamasıyla oluşan ters rüzgara olağanüstü bir cari açıkla yakalandığını, Türkiye'nin en riskli ekonomilerinden biri ilan edildiğini belirtti. Öztrak, Gezi eylemlerinin FED açıklamasından sonra başladığını, ekonomideki hasarın sorumlusunun Başbakan ve Hükümet olduğunu belirtti.

Soma, turnusol kağıdı
Soma'nın artık vicdanlarımızı "taşeronlaştırmadan" tartışılmaya başlanmasının, samimi bir özeleştiriyle yapılması gerekenlerin konuşulmasının gerektiğini ifade eden Öztrak, "Türkiye'nin 13 Mayıs 2014'te Soma'da yaşadığı facia bir milat, bir turnusol kâğıdıdır. Adam sendeciliğin, köşe dönmeciliğin,  sömürü çarklarının, modern kölelik düzenin acı faturası 301 canımızla ödenmiştir. 301 canı aramızdan alan madencinin güvenliğinden kısıp "kömür damarını", "kâr damarı" haline getiren "ar damarı" çatlamışlardır. Onları aramızdan alanlar gözünü kâr bürümüş 19. yüzyılın vahşi kapitalizmini 21. yüzyılın Türkiyesine "kader" diye yutturmaya çalışanlardır" dedi.

Hesap işçiye, sendikaya ve işverene kalır
Hükümetin de ucuz kömürün gelmesi için yaşananlara göz yumduğunu  ifade eden Öztrak, "Bu fiyattan ne getirirsen alırım" diyerek bu talan düzeninin destekçisi, işbirlikçisi olan hükümetin de Soma’da sorumluluğu olduğunu ifade etti. Soma'da Türkiye'nin "sömürü düzeninin" en çirkin haliyle yüzleştiğini ifade eden Öztrak, "Hükümetin başı, Soma’da yaşanan kâbusun sorumlularından hesap sorulacağını söylüyor. Peki, bu hesap kimden sorulacak? Dün TOBB'da yaptığı konuşmada duyduk; arabanın muayene zamanı ilk yardım çantasını arkadaşından ödünç alan şoförden. Yani işçiden, sendikadan ve işverenden" diye konuştu.

Bir dönemin sonu geldi
Türkiye'nin, çalışanları borca batırarak iş yerlerine, iş yerlerinin kaderini de iktidarın iki dudağının arasına zimmetleyen çarpık, merhametsiz ve vicdansız bu modeli daha fazla sürdüremeyeceğini söyleyen Öztrak, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu düzen, Türkiye'yi her geçen gün kısa vadeciliğe ve vasatlık tuzağına hapsediyor. bu düzen, ülkemizi bir tıkanmaya ve kendi sonunu hazırlamaya götürüyor. İnsani ve sağlıklı bir üretim yerine köşe dönmeciliği; uzun vadeli yatırım planları yerine, imar planlarını takip etmenin ödüllendirildiği bir dönemin artık sonuna yaklaşıyoruz."

AKP düzenini insancıllaştıracağız
"Bu düzende büyük sanayicilerimiz müteahhit; tarlasından koparılan çiftçimiz ise madenlerde modern köleler haline gelmiştir. Bu yapıyı mutlaka değiştirmek zorundayız. 19. yüzyılın vahşi kapitalizmi nasıl ki sosyal demokrasi ve sosyal devletle ehlileştirildiyse; biz de 21. yüzyılın Türkiye'sinde AKP'nin merhametsiz ekonomik düzenini, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri sosyal demokrasiyle, sosyal devletle, kurallı ekonomiyle, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığıyla, hesap verebilirlik ve saydamlıkla, daha fazla demokrasiyle insancıllastıracağız."

Enflasyon rekor kırarken faiz indirildi
Merkez Bankası'nın dün aldığı faiz indirimi kararını da değerlendiren Öztrak, karardan memnun olduklarını, kararın kredi faizlerine yansımasını beklediklerini ifade etti. Merkez Bankası’nın kararında indirim gerekçesi olarak azalan belirsizlik ve risk priminde düzelme gösterildiğini anımsatan Öztrak, buna karşın S&P'nin bu sabah yaptığı açıklamada sert iniş riskinden, siyasi ortamın öngörülebilirliğinin azalmasından, cari açığın hala yüksek olduğundan ve en önemlisi güçler ayrılığındaki bozulmadan bahsederek negatif görünümü değiştirmediğini belirtti.

Düzgün işleyen bir ekonomide faiz indiriminin enflasyondaki düşüşe eşlik etmesi gerektiğini söyleyen Öztrak, Türkiye'de ise yılın ilk 4 ayında enflasyonun yüzde 4,96'yla rekor kırmasına, fiyat artışlarındaki temel eğilimleri gösteren çekirdek enflasyon göstergelerinden H çekirdek enflasyonunun da 2008 Ekim ayından buyana ilk kez çift haneyi görmesine rağmen faiz indirimi yapıldığına dikkat çekti.

Faiz kararını Dolmabahçe rüzgarı etkiledi
Diğer taraftan enerji zamlarının seçim sonrasına bırakıldığını, enflasyonun da koşar adım çift haneye doğru yürüdüğünü belirten Öztrak, şunları söyledi:

"Merkez Bankamız faizleri indiriyor, sonra da "sıkı duruşunu" devam ettireceğini, "enflasyonu izleyeceğini" belirtiyor. Açıkçası Başbakan'ın ekonomi teorisine müthiş katkılarına alışmıştık ama Merkez Bankası'ndan bu kadarını beklemezdik. Yani hem faiz düşürüyor hem de "sıkı duruşunu" devam ettiriyor. Kendilerini tebrik ediyoruz. Kusura bakmasınlar, enflasyonu izleyip gözlerini yormalarına gerek yok. Sonuçta, enflasyon rekorlar kırarken faiz düşüren Merkez Bankası'nın, faiz kararlarını Dolmabahçe rüzgarı'nın belirlediği ortada. Buradan tekrar ve tekrar uyarıyorum. bugün siyasilere hoş görünmek için verdiğiniz kararların hesabı yarın sizden sorulur."

Türkiye'de vahşi özelleştirme var
Öztrak basın mensuplarının soruları üzerine özelleştirmeleri de değerlendirerek şunları ifade etti:

"Türkiye'de bugün vahşi özelleştirme yaşanıyor. Sadece paraya odaklanıyorlar. Ne iş güvenliği var ne işçilerin muhafazası var ne istihdam şartı var. Doğu Almanya ile Batı Almanya birleştiğinde yapılan özelleştirmelere bakın. Ön planda olan işçinin güvenliğinin ve kuruluşun devamlılığının sağlanmasıdır. Bizde paraya ve yandaşa yönelik bir özelleştirme var. Bunu geçmişte Rusya’da gördük. Mafya tipi özelleştirme deniyor."

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 23 May 2014 15:01

Bağlantılı Konular