Kemal Kılıçdaroğlu Zafer Koleji'nin açılışında konuştu

Kemal Kılıçdaroğlu, Çayyolu'ndaki Zafer Koleji'nin açılışında yaptığı konuşmada, bir eğitim kuruluşunun açılışında bulunmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

Çağdaş uygarlığa eğitimle ulaşılabileceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının cumhuriyeti kurduklarında ilk yaptıkları işin millet mekteplerini ve köy enstitülerini açmak olduğunu kaydetti.

Eğitimle bir toplumun çağdaşlaşacağı gibi, geriye de gidebileceğini belirten Kılıçdaroğlu, "Bunu belirleyen unsur aklın özgürleşmesini mi savunacaksınız, aklın tutsaklığını mı? Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları aklın özgürleşmesini savunmuşlardır" diye konuştu.

Sorgulamanın insanın doğasında bulunduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, merakın, yeni sorularla beslenmesi durumunda çağdaş uygarlığın yakalanacağını anlattı.

Bilgi toplumunun, dünyanın en stratejik ürününün insan beyni olduğunun keşfedilmesi oluştuğunu aktaran Kılıçdaroğlu, "Bilgi toplumunu dünya yakaladı ama biz neresindeyiz? Üniversiteleri özgür ve özerk olmayan bir ülke bilgi toplumunu yakalayamaz. Bu nedenle özgürlük çok önemlidir. Bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk, "özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir" demiştir. Biz bu kültürümüzü asla unutmayacağız" değerlendirmesinde bulundu.

Eğitimin ve eğiticinin sürekli desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu,  şöyle konuştu:

"İnsanoğlu 3 milyon yılda tekerleği keşfediyor. Ama bugün her saniyede birden fazla buluş var. O zaman dönüp kendimize soracağız, acaba bu buluşların Türkiye neresinde? Biz Güney Kore'den önce otomobili ürettik. Şimdi otomobilimiz yok. Güney Kore'nin dünya çapında üç otomobil markası var. Dönüp kendimize şu soruyu bir daha soracağız: Neden Güney Kore bizi geçti ve neden biz geride kaldık? Soru sorduğumuz zaman gerçekleri yakalarız. Ama bize ve çocuklarımıza baskı uygulanıyor, "sen soru sorma, sen konuşma, sen sus, sen uslu ol" Oysa biz onların daha çok soru sormalarını isteriz."

"Farklılıkları zenginlik olarak görmeliyiz"
Bütün annelerin, Anneler Günü'nü kutlayan Kılıçdaroğlu, okuma yazma bilmeyen rahmetli annesinin en büyük arzusunun bunu öğrenmek olduğunu, aradan yıllar geçtikten sonra kendi kendine okumayı öğrendiğini anlattı.

Eğitimle hoşgörünün, sevmenin, öfkeyi kontrol etmenin öğrenileceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Devleti öfkeyle değil, akılla yöneteceksin. Öfkenin egemen olduğu bir ülkede barışı ve huzuru sağlayamazsınız, toplumu ayrıştırır, bölersiniz. Oysa amaç neydi? Barış içinde yaşayan bir toplum yaratmak, beraber, birlikte yaşamak. Bütün farklılıklarımızı zenginlik olarak görmek" diye konuştu.

Türkiye'yi kuran Mustafa Kemal Atatürk'ün çağdaş uygarlığı hedef gösterdiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, bunun eğitimle gerçekleşeceğini dile getirdi.

"Feyzioğlu'nun ayıplanacak bir şeyi yok"
Konuşmasının ardından Kılıçdaroğlu, okulu yaptıran Ali Demir ve beraberindekilerle açılış kurdelesini kesti.

Okulu gezen Kılıçdaroğlu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, "CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, Metin Feyzioğlu’nun konuşmasıyla ilgili "saygısızlık yaptı" dedi. Buna ne dersiniz?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Bilmiyorum, haberim yok. Feyzioğlu'nun ayıplanacak bir şeyi yok" yanıtını verdi.

"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kamudaki tasfiyelerle ilgili "Evet biz bu cadı avını yapacağız" dedi. Bununla ilgili görüşünüzü alabilir miyiz?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Diktatörlere özgü bir söylem" karşılığını verdi.

"Saygı göstermeye devam edeceğiz"
"Başbakan Erdoğan'ın Danıştaydaki tavrını nasıl buldunuz?" sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

"Devleti yönetmeye talip olanlar, devleti akılla yönetirler, öfkeyle değil. Sayın Metin Feyzioğlu orada konuşuyor, hukuk dersi veriyor, kaygılarını dile getiriyor, her kesime eleştiri var. Anamuhalefet partisine de eleştiri vardı ama biz saygıyla dinledik. Demokrasiye inananların eleştiriye saygı göstermesi gerekiyor. Biz aynı saygıyı göstermeye devam edeceğiz."

"Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Başbakan Erdoğan ile Danıştaydan ayrılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna da Kılıçdaroğlu, "Sayın Cumhurbaşkanı, başbakanlık koltuğunda oturan zatı sakinleştirmeye çalıştı. Ama bir türlü sakinleştiremedi. Tören bitmeden Sayın Cumhurbaşkanının salonu terk etmesi doğru değil, törenin bitmesi gerekiyordu. Çünkü çıkan bütün konuşmacılar, "Sayın cumhurbaşkanım" diye söze başladı. O nedenle doğru olmadı" diye cevapladı.

    Pazar, 11 May 2014 18:10

Bağlantılı Konular