"Hazine garantilerinin faturası ağır olacak"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, hükümetin son yayımlanan yönetmelikle toplam değeri 50 milyar dolara yakın projeye Hazine garantisi sağladığını belirterek, "Geçmişte de Türkiye ekonomisinde böyle cin fikirler uygulanmaya çalışıldı; sonuç ekonomi gemisinin karaya oturması oldu. Buradan hükümeti tekrar uyarmak istiyorum, gittiğiniz yol, yol değil. Acilen bu uygulamadan geri dönün yoksa sonuçları çok ağır olacak" diye konuştu.

Öztrak, verilen Hazine garantilerinin bazı projelere ucuz kredi bulunmasını sağlayacağının düşünüldüğünü fakat bu uygulamanın dışında kalan özel kesim projelerinin kredilerini pahalılaştıracağını ifade etti. Garantiler nedeniyle Hazine'nin koşullu yükümlülükleri de hızla artacağından, devletin borçlanma faizinin de artacağına dikkat çeken Öztrak, "Sonuçta, yaldızlı projelerin kârı yandaşa akacak, faturası ise yine vatandaşa çıkacak" dedi.

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Tekirdağ'da düzenlediği basın toplantısında, ekonomideki son gelişmeleri değerlendirdi. CHP'nin yerel seçimlerde Tekirdağ'da gösterdiği başarıda emeği olanlara teşekkür eden Öztrak, başarının sorumlulukları da beraberinde getirdiğini, CHP'nin belediyecilik anlayışı ve büyükşehir imkanlarıyla Tekirdağ'ın Türkiye'nin marka şehri haline geleceğini ifade etti.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın 94. yıl dönümünde Türkiye'nin gelecek nesli olan çocukların durumunun hiç de parlak görünmediğini ifade eden Öztrak, Türkiye'de her üç çocuktan ikisinin Avrupa standartlarına göre şiddetli maddi yoksunluk içerisinde yaşadığını söyledi. BETAM'ın raporuna göre ekonomik kriz nedeniyle zor günler geçiren Yunanistan'da bile 0-15 yaş arasındaki çocuklarda şiddetli maddi yoksunluk oranı yüzde 16,5 iken bu oranın Türkiye'de yüzde 63,5'e ulaştığını belirten Öztrak, şiddetli maddi yoksunluk çeken çocukların oranının Güneydoğu Anadolu'da yüzde 80,9'a kadar çıktığını söyledi. TÜİK'in 2012 yılı verilerine göre; Türkiye'de çalışan çocuk sayısının 893 bin olduğunu, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin raporuna göre ise bu yılın ilk üç ayında 13 çocuk işçinin can verdiğine dikkat çeken Öztrak, Gezi Olaylarında sırasında başına isabet eden biber gazı kapsülü nedeniyle uzun süren yaşam mücadelesinin ardından hayata gözlerini yuman Berkin Elvan'ı ve olaylarda yaralanan gençleri hatırlatarak, "Seçim meydanlarında anlatılan ekonomi masallarının, TÜİK'in açıkladığı en popüler kız ve erkek ismi verilerinin yanında, Türkiye'nin bir de böyle acı gerçekleri var. Bu konuda acilen bir eylem planının hazırlanması, etkin politikalarla vatandaşlarımızın ve çocuklarımızın yoksulluğun pençesinden kurtarılması gerekiyor" diye konuştu.

Hangisi doğru
Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın kuraklığın elektrik üretimini olumsuz etkileyeceği ve Türkiye'nin İran, Gürcistan ve Bulgaristan'dan elektrik ithal edebileceği yönündeki açıklamaya ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'ndan gelen aksi yöndeki açıklamalara değinen Öztrak, "Hangisi doğruyu söylüyor? Eğer su varsa, neden "ithalatın gerekçesi kuraklık" diyorsunuz? Direnen işçileri biber gazıyla susturup sizden önceki hükümetlerin yaptığı enerji santrallerini satıyorsunuz, bu paralarla, "Bütçe açığını kapatıp mali disiplini sağladık" diye caka satıyorsunuz. Ama üretimin ana girdisi olan enerjiyi istikrarlı şekilde sağlayamıyor, ülkeyi ithal enerjiye muhtaç ediyorsunuz" dedi. Öztrak, bu durumun AKP'nin ekonomiyi yönetmekte ne kadar yetersiz olduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.

Özel sektörün yap-işlet-devret ve yap-işlet-kirala yöntemleriyle gerçekleştirdiği projelerde kullandığı kredilerin, Hazine'nin garantisi altına alınmasıyla ilgili yönetmeliğe de değinen Öztrak, şunları söyledi:

Demek ki ekonomide işler iyi gitmiyormuş
AKP hükümeti İstanbul odaklı pekçok yaldızlı projeyi başlattı ve seçim meydanlarında bu projelerin ekonomide işlerin iyi gittiğinin bir göstergesi olduğunu ileri sürdü. Ama bu yönetmelik gösteriyor ki işler hiç de öyle anlatıldığı gibi iyi gitmiyormuş. Yetkililer, "ekonomide işler iyi gidiyor" deyip duruyorlar, o zaman neden şirketler hazine garantisi olmadan kredi bulamıyor?

Kriz dönemleri dışında ilk defa
Bu düzenlemeyle yap-işlet-devret ve yap-işlet-kirala modeliyle özel kesim tarafından gerçekleştirilecek projelere yurtdışından sağlanacak kredilere, milletin hazinesi "kefil" olacak. Bu düzenlemeyle hazine, "kriz dönemleri dışında ilk defa" özel kesimin kredisine kefil oluyor.

Cevap bekleyen sorular
İnsan düşünmeden edemiyor. Acaba bu yasa ve yönetmelik kapsamında, otomatik olarak hazine garantisine mazhar olan bu projelerin ihalesini kazananlar, böyle bir düzenlemenin yapılacağını önceden biliyorlar mıydı? İhaleden önce Hazine garantisi verileceği bilinse, kaç firma daha bu ihalelere girerdi? Ya da ihalelerde daha düşük fiyatlara ulaşılabilir miydi? Bunlar kamuoyunun vicdanında cevap bekleyen sorulardır.

Bürokrat da bakan da hesabını verir
Bu ayrıcalıklı firma grubu, yönetmeliğin yayımından itibaren 15 gün içinde Hazine Müsteşarlığı'na başvuruda bulunup "dış finansman numarası" alırsa, garantiyi de alacak. Açık söyleyeyim, bu projelere finansman numarasını verecek bürokrat ve bakanlar bunun hesabını eninde sonunda mutlaka verirler.

Vatandaşın sırtından garanti
Getirilen mekanizmayla, işi beceremeyen firmaların aldıkları dış kredileri, hazine ödeyecek. Hazine, vatandaşın verdiği vergilerle dolduğuna göre bu garanti aslında vatandaşın sırtına yükleniyor.

Saydamlık azalıyor, riskler artıyor
Borcun altına giren vatandaş; ama yine bu yönetmelik, borç üstlenim anlaşmalarının Resmi Gazete'de yayımlanmasını engelleyerek,  neye kefil olduğunu vatandaştan saklıyor.  Tabi aynı zamanda piyasalardan da gizliyor. Saydamlık azalırken belirsizlik ve risk artıyor.

Bu nasıl mali disiplin?
Kamu özel işbirliği kapsamında özel sektöre yaptırılan bu projeler bütçenin gider tarafında görülmüyor. Yani görünürde bütçe açığını etkilemiyor ama özel kesimin bu projeler kapsamında aldığı dış borçlar hazine’nin hesaplarında görünüyor. O zaman bu nasıl bir mali disiplin?

Verilen garanti bir gecede Hazine'ye yıkılabilir
Maliye Bakanı çıkıyor, "Bu Hazine garantilerine sigorta gibi bakın" diyor. "Kamuya ek yük getirecek mi?" diye sorulduğunda da "Bilmiyoruz" diyor. Buna kargalar bile güler. 2008 yılında ABD'de konut kredisi sektöründeki krizden etkilenen çok sayıda banka ve yatırım fonuna garanti sağlıyan AIG'ye Amerikan hükümeti el koymak zorunda kaldı. AIG örneği, Sayın Bakan'ın anlattığı o sigortaların nasıl sonuçları olabileceğini gösteriyor. Yani "sigorta" demekle sigorta olmuyor, gereğini yapınca sigorta oluyor. Siz yandaşlar kredi bulsun diye 50 milyar dolara yakın bir proje paketine, Hazine'den, sorgusuz sualsiz sigorta verirseniz bahsettiğiniz sigorta bir gecede Hazine'nin borcuna dönüşür. Faturası da yine vatandaşın sırtına biner.

Hazine garantisi olmayan, krediyi daha pahalıya bulacak
Ekonominin çarklarının dönmesi için önümüzdeki 1 yıl içinde Türkiye'ye dışarıdan 220 milyar dolar gelmesi gerekiyor. Dışarıda para azaldıkça hükümet eski düzeni sürdürebilmek için yaratıcı olmaya çalışıyor. Ancak bu hükümetin daralan küresel finans ortamında yönetme tecrübesi yok. Bu uygulamanın, bazı projelere ucuz kredi sağlarken, bu uygulamanın dışında kalan özel kesim projelerinin kredilerini pahalılaştırdığının farkında değil. Eloğlunun bankası, hazine garantisi olmayan firmaya, garantiyi alan diğer firmayı gösterip ya kredi vermeyecek ya da daha yüksek faiz uygulayacaktır. Yani ihtiyacımız olan borç parayı, verilen bu garantiler nedeniyle daha pahalıya bulabileceğiz.

Kârı yandaşa faturası vatandaşa
Hazine'nin koşullu yükümlülükleri de hızla arttığı için devlet borcunun da faizleri artacak. Sonuçta, yaldızlı projelerin kârı yandaşa akacak, faturası ise yine vatandaşa çıkacak. Yönetmelik bir taraftan da Bakanlar Kurulu'na borç üstlenim anlaşması imzalandıktan sonra projenin finansmanı kapsamında müsteşarlık, kreditör ve ilgili taraflar arasında imzalanan tüm anlaşmalarda, "müsteşarlığın yükümlülüklerinin kapsamını, maliyetini ve yükümlülüklerini yerine getirme usul ve esaslarını" değiştirme yetkisi tanıyor. Türkçesi, Bakanlar Kurulu'na "ihaleye fesat karıştırmanın" yolunu açıyor.

22 Milyar Dolarlık borcu ödedik diye övünenler
IMF'ye 22 milyar dolarlık borcu ödemekle övünen AKP, 3. köprüden 2,5 milyar dolarlık, 3. havalimanından 22 milyar 152 milyon euroluk, yani kabaca 30 milyar dolarlık borca garanti veriyor. Şehir hastaneleri ve diğer projeler düşünüldüğünde 50 milyar dolara yaklaşan bir borcu bu yönetmelikle hazine’nin sırtına yüklüyor.

Bu cin fikirler ekonomiyi karaya oturtur
Bu ülkenin hazinesini yönetmiş biri olarak söylüyorum, geçmişte de Türkiye ekonomisinde böyle cin fikirler uygulanmaya çalışıldı; sonuç ekonomi gemisinin karaya oturması oldu. Buradan hükümeti tekrar uyarmak istiyorum, gittiğiniz yol, yol değil. Acilen bu uygulamadan geri dönün yoksa sonuçları çok ağır olacak.

Gebze-İzmir Otoyolu'na da yanıt yok
Öztrak, AKP'nin daha önce de 6288 sayılı yasayla, sözleşmenin feshi halinde yap-işlet-devret projesi için alınan kredilere devletin yatırım tutarı nispetinde kefalet vermesinin ve KDV indirimi getirmesinin yolunu açtığını, bu düzenlemeden Gebze-Orhangazi-İzmir otoyol Projesi'nin de etkileneceğine dair duyumlar üzerine geçtiğimiz yılın başında verdiği soru önergesinin ise yanıtlanmadığını ifade etti. Soru önergesine yanıt gelmeyince Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde önce bakanlığa, ardından Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na başvurduğunu söyleyen Öztrak, Kurul'dan kendisine gelen yanıtta "soru önergesine yanıt hazırlandığından, bu aşamada kurulumuzun itirazınız hakkında karar almasına yer olmadığına…" dendiğini belirterek, "Ancak hazırlandığı söylenen yanıt hala ortada yok. Yani milletvekili olarak da vatandaş olarak da "Milletin parasını nasıl çarçur edersiniz? İhaleye nasıl fesat karıştırırsınız?" diye sorarsanız, cevap alamıyorsunuz" dedi. Öztrak Hazine garantileriyle ilgili yönetmelik hakkında da bir soru önergesi verdiğini, önerge, "TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in sansürünü aşıp" Ali Babacan’a ulaşırsa cevabını beklediğini kaydetti.

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 25 Nisan 2014 15:04

Bağlantılı Konular