“Başbakan’ın idraki dumura uğramıştır”

Türkiye Kent Konseyi toplantısına alkış ve sloganlar arasında gelen  CHP Lideri Kılıçdaroğlu “Başbakan Kemal “ sloganı ve sürekli alkışlar arasında kürsüye gelerek bir konuşma yaptı.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun konuşması şöyle:

“Değerli il başkanlarımız, belediye başkanlarımız, muhtarlarımız, kent konseylerimizin saygıdeğer üyeleri, sözlerime başlarken hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

İki haftadır dikkatle bir olayı izliyoruz. Sadece bizim değil, bütün dünyanın izlediği bir olay haline geldi. Hükümetin her türlü baskıya ve şiddetine rağmen bir türlü bastıramadığı yepyeni bir olayla karşı karşıyayız. Çevre ve şehir bilinci duyarlılığı ülke çapında bir reaksiyona dönüştü.

Değerli arkadaşlarım, toplantımızın böyle bir güne denk gelmesinin son derece anlamlı olduğuna inanıyorum. Artık destansı bir hal alan gezi parkı direnişinden hepimizin çıkarması gereken dersler var. Nasıl olmuştur da yerel bir çevre protestosu ulusal çapta bir krize dönüşebilmiştir. Bunda şüphesiz demokratik hakkını kullanan masum bir topluluğa karşı hükümet eliyle şiddet uygulanmasının rolü büyük olmuştur. Bir başka ifadeyle bu olayda hükümetin suç işlemesinin etkisi büyük olmuştur. Yalnız sorun bununla da sınırlı değildir. Bu tepkinin arkasında parsel bazlı imar tadilatlarının payını yok zannedenler yanlıyorlar. Bu tepkinin arkasında İstanbul’un tarihi siluetini Başbakanın dost ve arkadaşları tarafından kirletilmesinin hiçbir etkisi yok zannedenler yanılıyorlar. Bu tepkinin arkasında Süleymaniye’nin güzelim görüntüsünün çirkin bir kazıkla bozulmuş olmasının hiçbir etkisi yoktur diyenler yanılıyorlar. Bu tepkinin arkasında şehrin estetik ve kültürel dokusunu mahveden, hemen hemen tamamı Başbakanın yakın çevresine ait AVM’lerin hiçbir etkisi yoktur diyenler yanılıyorlar. Binlerce yıllık bir şehrin santim santim rant hırsızlığına kurban edilişini insanlar görmüyor, anlamıyor, algılamıyor diyenler yanılıyorlar. Gezi parkındaki tepki AKP iktidarının rantçı, aç gözlü, hak ve adalet tanımaz şehircilik anlayışına yönelik bir tepkidir.

Değerli arkadaşlarım, bu şehir, yani İstanbul, yani üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış İstanbul artık firavun piramitlerini andıran azman binaların ağırlığını kaldıramıyor. Nasıl olsa yetki bende istediğimi yaparım devri artık bitmiştir. Merkezi siyaset içinde bitmiştir, yerel siyaset içinde bitmiştir. Temsili siyasetten, temsili demokrasiden katılımcı siyasete, katılımcı demokrasiye geçiyoruz. Bir siyasi iktidar böyle bir olay karşısında komplo teorileri üretmeye başlamışsa meseleyi cinlere, perilere havale etmeye başlamışsa o iktidar artık bitmiştir. O iktidar acz içindedir. Başbakanın idraki dumura uğramıştır. Bir toplum onca baskıya, onca şiddete, onca biber gazına rağmen ölümü göze alarak şehrini savunuyorsa bunun karşısında kızmak, öfkelenmek değil, bunun karşısında mutluluk duymak gerekiyor. Çünkü demokrasi kazanıyor, çünkü özgürlük kazanıyor.

Değerli arkadaşlarım, şunu bütün samimiyetimle ifade etmek istiyorum ki, haçlı işgallerinden bu yana İstanbul hiçbir zaman, hiçbir dönem böyle yağmalanmamıştı. Bunu pervasızca yaptılar, fütursuzca yaptılar, ahlaksızca yaptılar. Şimdi kusma zamanı geldi. Sayın Başbakan ne olursa olsun değişmem diyor. Zaten sorunumuzda bu değerli arkadaşlar. Bir Başbakan ne olursa olsun değişmem diyor. Sormak gerekiyor Sayın Başbakan dünya değişti, Türkiye değişti sen değişmiyorsan zaten ülkenin karşısına sorun olarak çıkıyorsun. Asıl sorunumuzda senin değişmemen, dünyayı görmemen, dünyayı yorumlamamandır. Eğer bir ülkede bir Başbakan dünyayı iyi yorumlamıyor, görmüyor, değişimi yakalamıyor, algılamıyorsa o Başbakan bulunduğu ülkede sorun üretir, sorun yaratır. Asıl sorunumuzda bu galiba.

Değerli arkadaşlarım, şundan artık herkesin emin olması gerekiyor. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bunu anlayanlar anlayacak, anlamayanlar gidecek. Artık hiç kimse 1900’lerin başındaki çoğunlukçu demokrasi anlayışını Türkiye’ye dayatamayacak. Sayın Başbakan bu olayları kullanarak Türkiye’yi geriye götürmek, çağ dışı bir rejim anlayışıyla Türkiye’yi yönetmek istiyor. Bunun yollarını arıyor. Sosyal medya bizim için baş belasıdır demesinin altında da zaten bu yatıyor.

Buradan ifade ediyorum, söylüyorum, uyarıyorum. Sayın Erdoğan boşuna çırpınıyorsun. Değiştireceksen kafanı değiştir. Biraz demokrat ol, biraz halkını anlamaya çalış. Sana oy vermeyenleri yok sayma anlayışından kurtul. Uygar bir Başbakan gibi davran. Sorunların çözümü daha fazla otoriterlik değil, daha fazla özgürlük, daha fazla demokraside yatmaktadır. Demokrasiden, halkın demokratik taleplerinden korkma. Kafasının gerisindeki yeniden toplum mühendisliği safsatalarından da kendini kurtar.

Bunları hep söylüyoruz. Söylemeye de devam edeceğiz. Korkularının esiri olmuş bir insana makulü anlatmak gerçekten de çok zordur. Korkularının tutsağı olan bir insan makulü anlayamaz.

Bakınız değerli arkadaşlarım, sağduyulu bütün AKP’liler, bütün siyasi partiler, bütün gazeteler, uluslararası kuruluşlar ortak bir çağrı yapıyorlar Sayın Başbakana. Makul ol diyorlar Sayın Başbakan makul ol. Halkını anla, demokrasiyi anla, özgürlüğü anla ve makul ol. Hepsine verdiği ortak bir yanıt var. Ben sizi tanımıyorum. Bir zamanlar dünya beni istiyor diyen kişi şimdi ben dünyayı tanımıyorum deme noktasına geldi.

Bunu kimler söylüyor? Aslında bütün dünya söylüyor. Bütün uygar toplum söylüyor. En son Avrupa parlamentosunda da bir karar çıktı. Kararın altındaki imzalara bakalım değerli arkadaşlarım. Hristiyan demokrat milletvekilleri, sosyalistler, liberaller, yeşiller, muhafazakarlar ortak bir söylemle Sayın Başbakana demokrasi ve özgürlük çağrısı yapıyorlar. Gezi parkına ilişkin son söyledikleri nasıl bir hamakatla, nasıl bir cehaletle karşı karşıya olduğumuzu da gösteriyor. Yargı kararından sonra plebisit yapalım diyor.

Değerli arkadaşlarım, hukuk fakültesinin birinci sınıf öğrencisine bile bunu anlatamazsınız. Cidden merak ediyorum Sayın Başbakanın etrafında bir sürü hukukçu var hiçbirisi çıkıp da bunu Sayın Başbakana anlatmıyor mu? Yargı kararından sonra diyor. Lütfetmiş beyefendi. Demek ki yargı kararını da uygulayacakmış. Ama yargı kararını nasıl ortadan kaldırırım onun arayışı içinde. Gezi parkı artık sıradan bir park olmaktan çıkmıştır değerli arkadaşlarım. Gezi parkı İstanbul’un parkı olmaktan da çıkmıştır. Gezi parkı evrensel bir parktır. Demokrasinin ve özgürlüğün seslendirildiği bir parktır artık. Gezi parkı artık dünyanın özgürlük parkıdır. Ne plebisit, ne referandum, ne yargı kararı orayı park olmaktan alıkoyamaz. O park için, demokrasi için ve özgürlükler için 4 kişi yaşamını yitirdi. 5 bine yakın yaralı var 63’ü ağır. 12 kişi gözünü kaybetti. Siz hala bu parkı yapılaşmaya mı açacaksınız. İnsanda biraz vicdan olur, insanda biraz ahlak olur.

Değerli arkadaşlarım, tepeden inmeci, tehditkar, inkarcı, bölücü, her şeyin iyisini ben bilirim, her şeyin doğrusunu ben yaparım diyen siyasetten artık Türkiye’nin kurtulması lazım. Halka kulak veren, halktan öğrenen, halktan öğrendiklerini projelendiren, halkın hizmetine bu projeleri sunan, halkın yargısından gocunmayan yeni bir siyaset anlayışına ihtiyacımız var. Hayatın dili artık bunu söylüyor. Hayatın diline hep beraber uyacağız.

Hepinize saygılar sunuyorum.

    Cuma, 14 Haziran 2013 12:34

Bağlantılı Konular