"Bu seçimlerin meşruiyeti kamu vicdanında mutlaka sorgulanacaktır"

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç MYK Genel Başkan Kılıçdaroğlu Başkanlığı'nda çalışmalarını sürdürürken basın toplantısı yaptı ve soruları yanıtladı.


"Değerli arkadaşlarım, hepiniz hoş geldiniz. 30 Mart Pazar günü yapılan yerel yönetim seçimleri üzerinde maalesef yoğun şaibe ve hile yapıldığı yönündeki iddialar bütün ağırlığıyla devam ediyor. Çeşitli seçim bölgelerinde seçim günü ve sonrası yaşananlar toplumun vicdanında da sorgulanmaya devam ediyor. Çok ağır yolsuzluk ve rüşvet iddiaları altında ezilen iktidar partisi bu yerel seçim sonuçlarını kendisini aklama belgesi olarak sunma stratejisine sığınan bir manzarayla işe girdi. Bunun içinde herkesin tanık olduğu gibi devletin idari ve yargı bürokrasisi seferber edildi. Seçimin tüm kademelerinde her türlü yöntem kullanılarak çok partili yaşamın en şaibeli seçimi maalesef yaşandı. Birçok yerde sandık başkanlarının oy verme işlemlerine doğrudan müdahale edildiğine tanık olundu. Oy tasniflerinin açık sayım ilkesine rağmen yurttaşlardan kaçırıldığına tanık olundu. Tutanak hileleri, tuvaletlerde, yollarda, çöplüklerde bulunan muhalefet partilerine kullanılmış oy pusulaları, suçu örtbas etmek istercesine yakılmaya çalışılan yine muhalefet partilerinin üzerinde damgası bulunan, evet mührü bulunan oy pusulaları.

Seçim gecesi özellikle Ankara'da yaşananlar mevcut belediye başkanının yönlendirdiği bir takım kaba kuvvet gruplarının seçim kurulları önünde oluşturduğu baskılar. Devletin resmi ajansı olan Anadolu Ajansı'nın özel bir çalışma ile, özel bir strateji ile kasıtlı, yönlendirici, hazırlayıcı haber oluşturma gayretleri. Bu ajansın bizzat Genel Müdürünün AKP Genel Merkezi'nde bir iktidar partisi görevlisiymiş, yetkilisiymiş gibi bulunması ve olayı koordine etmesi. Seçim gecesi İçişleri Bakanı olan kişinin seçim kurullarında ve yüksek seçim kurulundaki muhtelif ziyaretleri. Ki, bu kişinin hukuk tanımazlığı, daha önceki yargı ve emniyet teşkilatına kanunsuz talimatları akla getirildiğinde o gece içerisinde bu kimlikle, bu Göbels vari tavırlarla hükümetin başındaki kişinin çıkarını korumak amacıyla milletin değil. Bu kurullarda ne gibi baskılar, ne gibi süreçler işlettiği çok açık şaibe noktalarıdır, soru işaretleridir.

Özellikle Ankara'da Yüksek Seçim Kurulu kayıtlarının Cumhuriyet Halk Partisi'nin AKP'yi geçtiği sabah 3 – 4 arasında. O andan itibaren iki saate yakın dondurulması ve sonrasında AKP'nin anlaşılmaz bir şekilde öne çekilmesi gibi örnekleri çoğaltmak mümkün değerli arkadaşlarım.

İlçe Seçim Kurullarına yönelik itirazların sonuçlanması ve il seçim kurullarının ve YSK’nin kararlarının vermesinin beklendiği bir süreçteyiz. Ancak şu gerçek hiçbir zaman unutulmamalıdır. Vatandaşlar, tüm yurttaşlar verdikleri oyların akıbetinden kuşkulanmaktadırlar. Seçim güvenliği açık bir şaibe altındadır. Ankara ve İstanbul, bilhassa Ankara başta olmak üzere ıslak imza tutanaklarının bile değiştirildiği iddiaları ortadadır. Ankara ve İstanbul’da tüm oyların Yüksek Seçim Kurulu tarafından yeniden sayılması kararı alınmadıkça bu seçimlerin meşruiyeti kamu vicdanında mutlaka sorgulanacaktır.

Bunun yanında sevindirici bazı noktalara da temas etmek istiyorum. Özellikle Ankara’da yurttaşların ve gençlerin seferberlik ilan ederek bu yolsuzluk iddialarının peşine düşmeleridir. Hırsızlıkların ve yolsuzlukların sandıkta aklanamayacağını haykıran binlerce kişinin sandık ve oy iradesinin namusuna sahip çıkmalarıdır. Bu insanların kol kola girmesi ve geleceğe sahip çıkma mücadelesi sergilemesi en önemli kazanımlardan bir tanesidir.

Tabi şunu da vurgulayalım değerli arkadaşlarım, değerli yurttaşlarım. Haklı olanlar hiçbir zaman umutsuz olmazlar, olamazlar. Hiç kimsenin umutsuz olmasına siyaset alanında direncinin kırılmasına hakkı yoktur. Bu diktatörlüğe, baskıya, her alandaki şaibelere karşı daha da bilenerek mücadele etme gereği ortadadır. Yüzde kaç oy alırsan al bu yüzde oranını hangi hileli yöntemle sağlarsan sağla hırsızlık ve yolsuzluk iddiaları senin peşini bırakmayacaktır. Sosyal medyayı susturarak, engelleyerek, yandaş medya korosu ile aklandığını sanarak hiç kimsenin gözünü korkutamazsın, boyun eğdiremezsin, susturamazsın. Diktatör ve etrafındaki menfaat çetesi korkacak ve kaçacak olan sizlersiniz. Çoğu yerde bu seçimlerde gizli sayım, tutanak değiştirme dahil deminde vurguladığım gibi her türlü seçim hilesine maalesef başvurulmuştur. Bütün bunlara rağmen sandık yolsuzluğun, hırsızlığın aklanabilmesi için bir araç olarak kullanılamaz. Aynı sandık hele hele ülkeyi haksız, hukuksuz bir savaşa sokacak vatana ihanet planlarının onaylanma gerekçesi olarak alınamayacağını herkes anlamalıdır. Yakın tarihte başka balkon konuşmaları da var. Bu balkon konuşmalarından televizyon görüntülerinde eski film karelerinden akılda kalan Mussolini’nin konuşmalarıydı. Balkonda konuşurdu, balkonun altında da biat etmiş kitle o faşizan söylemlere alkış tutardı hatırlarsınız. Benzer bir balkon konuşması izledik. Yakın aile efradı aklanmışçasına, bütün iddialardan soyutlanmış şekilde yanında en kutsal değerlere küfreden ve rüşvet aldığı savcı fezlekesinde açıkça bilgiyle, belgeyle, görüntüyle kanıtlanmış bir eski bakanın yer aldığı bir kadro ibret fotoğrafı olarak Türkiye’nin önüne çıkmıştır.

Değerli arkadaşlarım, şimdi bir başka olay daha. Bu işin biraz komedi tarafı. Belki trajikomik tarafı. Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın yıldızlaşan bazı açıklamaları var. 35 ilde elektrik kesintisi yaşandı biliyorsunuz. Bu elektrik şirketlerine baktığınız zaman Başbakanın özel ilişkilerini sürdürdüğü işadamlarına özelleştirilen enerji dağıtım şebekelerinin olduğu yerler. Ve burada utanmadan, arlanmadan siyasi mizah olabileceği noktasını da düşünmeden bir enerji bakanı elektrik mühendisliği diploması olan bir kişi dünyanın belki de en sevimli, en munis hayvanları olan kedilerden bir örgütlü çete suçu çıkartacak kadar aklını, izanını kaybetmiş açıklamalarda bulunabiliyor. Kedidir kedi. Böyle bir ortamda bu seçimlerin güvenliğini tartışma noktasındayız.

Değerli arkadaşlarım, peki kimler bu ne şekilde alındığı belli olmayan, çeşitli şaibelerle %44 küsur olarak ilan edilen AKP oy oranından kimler sevindi? İsterseniz bir özetleyelim. En başta Reza Zarraf ve iş ortakları sevindi. Hani şu bakanların önüne yatmayı teklif ettiği bu karanlık ilişkilerin odağındaki kişi ve onun iş ortakları sevindi. Başka? Kuranı kerime ve Allah'ın kelamına hakaret etmeyi, inançlarla dalga geçmeyi göze alabilen münafık diye niteleyebileceğimiz rüşvetçi bakanlar sevindi. Başka? Rüşvet alanlar ve rüşvete aracılık edenler sevindi. Başka? 8 gencimizin öldürülmesinin ve Uludere katliamının sorumluları çok sevindiler bu %44'e. Başka? Devlet gücüyle yandaşlaştırılan medya mahallesi sakinleri çok sevindi. Başka? Kiralık yorumcular ve kalemler çok sevindi bu %44'e. Başka? Alo Fatih, Alo Süleyman hattında sadakatle görev yapanlar çok sevindi bu %44'e. Başka? İhale, rant, rüşvet çarkında millete söven, milletin en kutsalına söven sözde işadamları çok sevindiler. Başka? İslam coğrafyasını kana bulayan ve maalesef bugünkü yapıdan destek alan radikal terör örgütleri çok sevindiler bu %44'e. Başka? Ben bütün bu gerçekler karşısında kendi çıkarlarını belki bizim eksik çalışarak ulaştıramadığımız ama bir kısmının da özümseyemediği değişik kesimler ellerinde bayrakla çok sevindiler. Oysa aynı gemideyiz, aynı karanlık rotada gidiyoruz ve aynı pislikler hepimizi etkiliyor. Umarım gelecek süreçte bu kesimde daha farklı bir özeleştiriye gider, bizde siyaset olarak eksik kalan görevimizi tamamlamaya gayret ederiz.

Değerli arkadaşlarım, bir kelimede Sayın Cemil Çiçek'e. Hani şu 17 Aralık hırsızlık ve rüşvet olayları ortaya çıktıktan sonra yargıya yapılan aleni müdahalelerden sonra Anayasanın 138. maddesi çökmüştür açıklamasını yapan meclis başkanı hatırlıyorsunuz. Bir açıklama yaptı. Bu seçimlerde dikkat çeken bazı hususlara değindi. Efendim kavramlarda, kurumlarda ciddi bir aşınma içine girmişlerdir tespitinde bulundu zatıalileri. Ondan sonrasında emniyet, yargı, güvenlik bürokrasisi, HSYK çok aşınan kavramlardan bir tanesi de adalettir dedi, güvendir dedi, vefadır dedi ve kendine göre bir yorum yaptı. Vatandaş olayları değerlendirmede siyasetçiden önde dedi. Herkes ekonomik istikrar arıyor dedi, ne olursa olsun herkes bu yönden bir değerlendirmede bulunuyor dedi. Belirsizliğe karşı sürüklenmesine vatandaş izin vermiyor dedi.

Şimdi, Sayın Meclis Başkanı sıradan bir kişi değildir. Bundan 3 ay önce anayasanın 138. maddesinin çöktüğünü ifade eden bir kişidir ve Türkiye protokolünde ikinci sıradaki kişidir. Konuşmasını tersten yorumlayacak olursak değerli arkadaşlarım, Cemil Çiçek bu konuşmasıyla eğer muhalefet seçimleri kazanacak olursa bu halde ekonomik ve siyasi istikrarın bozulacağını açıkça kendi üslubuyla dile getiriyor. Artı muhalefetin seçimleri kazanması halinde Türkiye’nin bir belirsizliğe sürükleneceğini net biçimde açıkça ifade edebiliyor. Seçim sonrası bir meclis başkanının ilk kez böyle bir değerlendirme yaptığına tanık oluyoruz. Sayın Çiçek seçimlerde aşınan bu kurumların arasında bu konuşmasıyla herhalde temsil ettiği meclis başkanlığını da eklemek zorunda. Anayasanın 138. maddesi ölmüştür diyen Çiçek bu konuşmasıyla parlamenter demokratik sistemin iki numaralı kurumu olan TBMM Başkanlığının da maalesef anayasa 138’le beraber öldürmüş oluyor. Çünkü TBMM Başkanlığı da en az anayasanın 138. maddesi kadar önemli bir kurum.

Gerçi ne diyeceksiniz yasaları bir normal evrak memurunun titizliğinin bile ötesinde incelemeden onaylayan Çankaya köşkünden, hırsızlık fezlekelerini saklayan TBMM Başkanlığından başka bir şey beklenebilir mi? Tabi ki, bir koro çalışıyor. O koroya kenardan garip sesiyle, garip yorumuyla maalesef meclis başkanı da katılmış oluyor.

Değerli arkadaşlarım, şunu açıkça söylemek istiyorum. Balkonda şuanda diktatör tanımlamasına uyan davranışların sahibi olan kişi yolsuzluğun odağındaki kadroyla bir konuşma yaptı hatırlıyorsunuz.

Şimdi ne söylersen söyle 30 Mart öncesi nasıl anılıyordun sen? Demokrasi zararlısıydın bizim gözümüzde. Yolsuzlukların başında olan kişiydin. Sen toplumu ayrıştıran, kamplaştıran bir bölendin. Yine 30 Mart öncesinde sen kendini dünya lideri sanan ve kendini bu yönde dolduran yakın çevrenle beraber kifayetsiz bir muhteristin. Sen kul hakkı yiyendin, yedirendin 30 Mart öncesinde. Sen ortaya dökülen bütün kirli süreçlerin baş aktörüydün. %44 sonrası balkon nutkundan sonra unutma, hiç unutma aynı bataklığın içinde, aynı sıfatlarla anılan bir konumdasın. Hiçbir değişmemiştir. O sıfatları tekrar etmek istemiyorum. Teker teker söyledim. 30 Mart öncesi neysen 30 Mart'tan sonrada osun.

Değerli arkadaşlarım, sadece biraz zaman kazandın onu söyleyeyim. Sadece biraz zaman kazandın. Aslında hiçbir şeyin değişmediğini anlayabilecek kadar olayların farkındasın, korkuyorsun, korkmaya da devam edeceksin. Bundan kaçışın yok. Bunu çok iyi bil.

Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Yüksek Seçim Kurulu kararı kesinleşmeden seçimlerin geneli üzerinde bir değerlendirme yapmak istemiyorum şuanda. Kuşkusuz sonuçlarla ilgili geniş bir değerlendirme mekanizması parti içerisinde çalıştırılacaktır. Şuanda Türkiye genelinde %27 kusur, 28’e yakın oy oranı bizim için tatminkar olmasa da ana muhalefet partisi olarak AKP uygulamalarına karşı bu sözüme çok dikkat edin söyleyeceğim tanımlamaya. AKP uygulamalarına karşı seçmeni makul, ortak değerlerde buluşturma mücadelesine aynen devam edeceğiz ve bunları sürdürme kararlılığındayız. Makul ortak değerler. Birçok örneği var. Hükümetin başındaki kişinin yolsuzluk ve rüşvet karnesini her boyutta takip etmeye devam edeceğiz. Demokrasiyi daraltan, baskıcı ve sosyal medya dahil yasakçı tüm uygulamalara karşı her platformda mücadelemizi sürdüreceğiz. Cumhuriyet Halk Partisinin demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve ekonomi alanlarındaki alternatif önerilerinin toplumla paylaşılabilmesi ve daha çok sahiplenebilmesi için örgütlü siyasi çalışmalarımızı da yoğunlaştıracağız.

Değerli arkadaşlarım, hiç kimse umutsuz olmasın. Topluma ve yurttaşlarıma şunu söylemek istiyorum. Hiç kimse umutsuz olmasın. Otoriterleşen tüm iktidarlar kendi çöküşlerini daha da çabuklaştırırlar. Bir sosyal, siyasi süreçtir bu. Geceden sabaha, sabahtan akşama hemen gerçekleşmeyebilir. Baskı, düzenbazlık, hile, entrika, yalan bir yere kadar mevcut düzeni idame etmeye yarar. Milletin kendi kaderine tüm oyunları bozarak demokrasi içinde sahip çıkması biraz ertelenir ama asla önlenemez. Demokrasi mücadelesinin uzun ve zahmetli bir yol olduğunu hiçbiriniz unutmayın. Uzun ve zahmetli bir yol. Bu yolda baskı var, sürgün var, ceza var, zulüm var, eziyet var. Hepsine hep beraber direnmek zorundayız. İnatla tekrar tekrar şu sözü söylemek zorundayız. Bu daha başlangıç mücadeleye devam. Biz bu inançla bu süreci taşıyacağız.

Yalnız Ankara'yla ilgili bir ek not daha son anda eklendi. Bir uyarı, bir çağrı yapmak istiyorum şuanda yargı konumundaki olan kurullara. Ankara'daki seçim şaibesinin bu haliyle sürmesinin yargıya zarar verdiği açıktır. Güven sarsıcı bir aşamaya geldik. Bu şaibe ve kuşkunun sürmesi seçim meşruiyetini en ağır şekilde gölgelemeye devam ediyor. Onun için biran önce yapılan itirazlarında dışında Ankara'da tüm oyların yeniden sayılma kararı verilmesi gerekmektedir. Başka türlü deminden beri anlattığım bakanlardan haber ajanslarına kadar, AKP yetkililerinden çeşitli bürokratik unsurlara kadar seçimin içine girerek sonuçları bu şekilde oluşturma çabalarını herkes gördü, belgelendi, görüldü, yaşandı. Yurttaşın buna karşı tepkisi de devam ediyor. Bu şaibenin sürmesi kabul edilemez. Mutlaka Ankara'da özellikle sandıkların, torbaların yeniden sayılması herkesin bu kuşkusunu gidermeye yardımcı olacaktır.

Sorularınız varsa alabilirim değerli arkadaşlarım.


Soru: Sandıkların yeniden sayılması için başvuruyu ne zaman yapacaksınız?
Haluk Koç:
Şimdi İlçe Seçim Kurullarına yapılan itirazın yarın saat 17.00'ye kadar yanıtlanması bekleniyor biliyorsunuz aşama aşama kanuna göre. Daha sonra İl Seçim Kurulu aşaması var. YSK'yla ilgilide arkadaşlarımız zaten bu çalışmaları sürdürüyorlar. Ben sadece gözlemlerimizi, toplumda oluşan infiali ve bu şaibenin bu kurumların tümünü yıprattığını ifade ettim.

Soru: Mansur Yavaş partiye girerken farklı gerekçelerle yaptığımız itirazlarımızda var derken ıslak imza tutanaklarının bile değiştirildiğini söyledi. Buna yönelik…
Haluk Koç:
Çeşitli iddialar var. Bunlar belgeli olarak aşama aşama iletiliyor yerlerine. Yani bende yaklaşık kendim 73'te oy kullanmaya başladım. O tarihten itibaren bir sürü şey olmuştur. Ama hiç böylesi bir seçim yaşamadım. Belki 94 seçimleri Ankara’da yine Korel Göymen – Melih Gökçek arasında geçen bir seçim vardı anımsayacaksınız. O da bu şekilde çok uzun sürmüştü. Ama bu her şeyden farklı. Çünkü burada sadece Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı değil, bizzat diktatörün canını kurtarma, diktatörün kendini bir süre daha meşru gösterme gayretleri yatmaktadır. Onun için bütün bürokrasi, bütün AKP yetkilileri, bütün devlet seçimin içindedir ve taraftır.

Soru: YSK sürecinde mi yeniden sayım istemine…
Haluk Koç:
O aşama aşama elimizdeki belgelerle beraber. Önce İlçe Seçim Kurulu'nun kararını bekliyoruz. Ondan sonraki haklarımızın tümü hukuk büromuz ve arkadaşlarımız tarafından planlı bir şekilde sürdürülüyor. Ben genel şaibenin Ankara seçimleri üzerinde yurttaş vicdanının tatmin edilmesi boyutunda mutlaka bu adımın atılması gereğini söyledim. Ve şuna da dikkat edin birçok yerde çeşitli partiler itirazda bulunuyorlar. Daha küçük seçim bölgelerinde ve bunların içerisinde AKP talepleri çok daha ön planda değerlendiriliyor. Cumhuriyet Halk Partisi ve MHP talepleri daha geri planda değerlendiriliyor. Bunun örneği çok.

Soru: YSK'nın böyle bir yetkisi var mı? Şunu demek istiyorum İlçe Seçim Kurullarına itiraz, ardından İl Seçim Kuruluna itiraz… Şimdi bu genel çağrıya dönmüş durumda.
Haluk Koç:
Tatmin edilmesi gereken kamu vicdanıdır, yurttaş vicdanıdır. Ben Ankara'da oy kullandım. Yurttaş olarak, siyasi kimliğimi bırakın, ben oyumun akıbetinden kuşku duyuyorum. Bu milyonlarca kişi tarafından paylaşılıyor Ankara'da. Ve karşınızda bir devlet erki, bir iktidar erki her boyutuyla, olayın her aşamasında görev almış, dezenformasyon boyutu da dahil her türlü kirliliğin yaşandığı bir seçim sonundayız. Burada herkesin tatmin olması gerekir. Bunun için bu kararın alınması bu kurumlara güven açısından da önemlidir.

Soru: Ankara'da 246 sandık için itirazlarınızı yaptınız. Yarın saat 17.00'ye kadar…
Haluk Koç:
Bunlar tutanak üzerinden yapılan itirazlar.

Soru: Yarın saat 17.00'ye kadar süre var ama şuana kadar hiç bu talebinize gelen bir cevap var mı?
Haluk Koç:
Henüz yok süre işliyor. Ve bunlarda çok açık. O gece sabaha kadar ben Çankaya 4 numaralı İlçe Seçim Kurulu'ndaydım, daha sonrada buraya geldim. Yani uykusuz 48 saatin sonrasında burada öğlene kadar arkadaşlarımızla sadece o karışık dönemde sadece 8 bin oyun tutanaklar üzerinde yer değiştirdiğini, sadece 8 bin oyu o gece saat sabah 7.30'la öğlen 13.00 arasında tespit ettik. Ondan sonra zaten çok sistematik bir şekilde 2 bin kişiyle bütün şeyler tarandı. Ama başka boyutlarda var demin söylediğim gibi.

Soru: Sayın Koç, bazı sandıkların sayımının hala devam ettiğine dair bilgiler var. Bir taraftan aşağıda gençlerinde çalışmalarının devam ettiğini biliyoruz. Ama resmi olarak itiraz süreside doldu. Bu çalışmaları…
Haluk Koç:
İlçe Seçim Kurulu boyutu doldu. İl Seçim Kurulu ve Yüksek Seçim Kurulu boyutu var. Onu Sayın Bülent Tezcan Hukuk İşlerinden Sorumlu arkadaşımız zaten şuanda da bir ekiple beraber çalışıyor. Tabi bir tek Ankara değil, yani Küçükçekmece, Üsküdar, Yalova, Hatay, Selçuk, Antalya birçok bölgede bu şekilde bir karmaşa yaşanıyor.

Soru: Ankara'da seçimlere direk müdahale ettiği iddia edilen Efkan Ala için bir girişiminiz olacak mı?
Haluk Koç:
Valla hırsızlığı açık olanlar hakkındaki girişim mecliste nasıl engellendi biliyorsunuz. Önümüzdeki hafta meclis açılacak. Yani olağanüstü bir dönem yaşıyor Türkiye. Demokrasiyle izah edilemeyecek bir dönem. Demokrasinin kurumlarıyla, kurallarıyla şuanda iş tutanların bağdaştırılamayacağı bir dönemden geçiyor Türkiye. Denetim hakkının muhalefet partilerine, anayasa ve içtüzüğün verdiği denetim hakkının nasıl engellendiği de ortada. İşte onun için boşuna diktatörlük demiyoruz, boşuna otoriterleşen bir rejim demiyoruz. Bütün bu boyutlar ortada.

Ama yalın gerçek şudur; bunların hepsi vaki olaylardır. Bunların sorumluları hiçbir zaman hesap vermekten kaçamayacaklardır. Bahsettiğiniz kişi dışarıdan bakan olarak atanan ve Göbels rollerine soyunan vurgularıyla, konuşmasıyla, tapelerdeki emirleriyle, hukuk tanımazlığıyla, devlet tanımazlığıyla bunun kendisini nasıl ağır bir akibetin beklediğinin daha farkında değil. O sırada bütün bunları savunduğu ağababaları da olmayacak yanında. Süklüm püklüm Türk milletinin önünde yaptıklarının hesabını hepsini verecekler. Bundan kurtuluş yok.


Soru: Bir taraftan cumhurbaşkanlığı seçimleri konuşulmaya başlandı. Sayın Genel Başkan'ın özel bir demeci çıktı; muhalefetle uzlaşabiliriz. Belki ortak bir arayışa girebiliriz diye. Bir de bu sonuçların, yani %45'lik AKP oyunun Başbakana cumhurbaşkanlığı kapısını açabileceğine dair değerlendirme var. Ne dersiniz?
Haluk Koç:
Buyursun aday olsun. Kendine güveniyorsa. Bu süreci her dakika işletebileceğini zannediyor. Buyursun aday olsun. Elbette onun karşısına hırsızlıkla, yolsuzlukla ilgisi olmayan, hiçbir şaibeye bulaşmamış, işadamlarıyla halvet olmamış, havuz oluşturmamış, kendisine göre demokrasi tarif etmemiş, insanların karşısında biat edecek kullar olarak görmemiş, bu ülkenin yakın tarihine de saygısı olan, geçmişine de saygısı olan tüm değerlerini kendi üzerinde toplayabilecek yurtsever, herkesi eşit, bu ülkenin tüm yurttaşlarını da eşit yurttaş olarak kabul edecek çok daha yurtsever, temiz geçmişli, makul bir aday tabi ki çıkacaktır.

Soru: Bugün İhsan Özkes’in bazı açıklamaları vardı, sandıkta kazandığım yarışı masada kaybediyorum dedi.
Haluk Koç:
Arkadaşlarımız yanındalar İhsan Beyin. İstanbul Milletvekilimizle şimdi konuştum. Basın toplantısına girmeden. Sayın Kadir Gökmen Öğüt dün gece sabaha kadar Kartal'la uğraştı. Sayın Akif Hamzaçebi'de yanındaydı. Akif Bey toplantıya katıldı yukarıda. Arkadaşlarımız devam ediyorlar. Tabi bir yoğun yorgunluk döneminden, kampanyanın getirdiği stresten dolayı bazı şeyler ifade edilebilir. Ben bunları görmedim ama duydum. Bununla ilgili CHP bir bütün içerisinde her alanda, her şaibe noktasında, her ihlal noktasında elinden geleni yapıyor. İhsan Özkes'de gerçekten Üsküdar'da insanüstü bir çaba sergiledi. Biliyorsunuz hükümetin başındaki kişinin oy kullandığı ve çok özen gösterdiği bir seçim bölgesi Üsküdar ve orada belki kazandı belki kazanmaya çok yakın bir noktada İhsan Hocanın gayretlerinin yorgunluğunun getirdiği bir şey de olabilir. Bunu bu şekilde değerlendirmek gerekir. Bir kasıt yok olayda.

Soru: Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün, seçim süreci içerisinde partinin izlediği politikalarla ilgili olarak cemaate yakın bir …………………………. Sizde az önce makul ortak değerlerde bulunma gayretinde devam edeceğiz dediniz. Bu ilişkiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Haluk Koç:
Bu parti içerisinde yapılacak değerlendirmelerde dile getirilir. Bahsettiğiniz arkadaşımız kendi düşünlerini söylemiş. Önümüze bir aritmetik gelecek. Nerede, ne şekilde ama normal bir seçim atmosferinin olmadığını herkesin kabul etmesi gerekiyor. Bunu bilmek lazım. Yani böyle bir seçim atmosferi olmadı. Sanki birisi sandıktan önde çıkınca şu ana kadar yakasına yapışmış her türlü suçtan azade olarak toplumun karşısına pürü pak olarak çıkacağını zannettiği için tüm elindeki gücü bu seçim alanına sürdüğü bir dönemden geçiyoruz. Arkadaşımızın bir değerlendirmesi olmuş. Ama benim söylediğim çok net ve açık. Makul ortak değerler dediğim zaman burada herkes bu ortak değerleri bizi bir arada tutan, bizim bir arada olmamızı açıklayan tüm değerler ortada. Sayın Aygün'ün de bu değerler konusunda bir çelişkisi olduğunu zannetmiyorum son tutumuyla.

Soru: Kılıçdaroğlu seçim değerlendirmesi yaparken cemaatle işbirliğini kabul etmemişti. Özgün'ün ifadeleri ise cemaatle girdiğimiz yarışı kaybettik şeklinde.
Haluk Koç:
Bilmiyorum, arkadaşımız ne söyledi. Tabi ki Artvin'de daha öncede belediye başkanlığı yapmıştı arkadaşımız. Bence Artvin'de az bir farkla kaybetti. Herhalde Artvin'deki koşulları genel koşullardan çok daha önce değerlendirmek gerekir. Kendi cephesinden de değerlendirmesi gereken birçok nokta vardır mutlaka. Bunları ayır ayrı genelin yanında bölge bölge henüz masaya yatırmadık. Onlar günü geldiğinde değerlendirilir.

Soru: YSK her sandık başına %15 fazla pusula basıldı dedi. CHP olarak bu fazla pusulaların akıbetiyle ilgili bir YSK'dan ya da ilgili birimlerden bilgi istediniz mi?
Haluk Koç:
Onunla ilgili soru önergesi vermişti arkadaşlarımız biliyorsunuz. Demin söylediğim gibi meclis içtüzüğü ve Anayasanın denetim mekanizmasını düzenleyen maddeleri ortada açık, net, anlaşılabilir olmasına rağmen hiçbir zaman bilhassa son dönemlerde bu tür sözlü soru önergesi tarzında yapılan denetim mekanizmasına muhatapları Anayasa suçu işleyerek cevap vermiyor. Ama YSK yetkilisi biliyorsunuz tek bir pusula değil, büyükşehirlerde büyükşehir, ilçe ve belediye meclis üyeliği, büyükşehir olmayanlarda bulunduğu yerdeki belediye başkanı, meclis üyeliği, ayrıca il genel meclisi… Yani her bir pusula tarzı için %15 her sandıkta fazla bulundurulduğunda sanki tek bir pusulaymış gibi bu 3 misli, 4 misli rakamı bir tartışmaya yol açıyor. Her sandıkta her bir seçim türü için %15 fazlası olduğunda o rakam yakalanıyor.

Soru: Mansur Yavaş ve Mustafa Sarıgül seçimden önce CHP'ye üye oldular. Ancak beklenilen sonu alınmadı. Onlarla ilgili Genel Merkezin nasıl tasarrufu olacak acaba?
Haluk Koç:
CHP'ye üye olarak demin söylediğim ortak, makul değerleri temsil etme noktasında Ankara'da yaratılan sinerjiyi gördünüz. Ankara'da yaratılan sokaktaki ortak hareket etme duygusunu gördünüz. Siyaset dediğim gibi bir seçim dönemi için yapılan bir izdivaç değildir. Siyaset deminde vurguladım, devamlılığı olan ve bu yolda çalışılması gereken uzun bir yoldur. Arkadaşlarımız sanıyorum ki, bu çizgi içerisinde mücadeleye hep beraber devam edeceğiz.

Soru: Yalova'yla ilgili soracağım. Sayın Muharrem İnce bir açıklama yaptı. Yalova artık bizde dedi ama geçtiğimiz dakikalarda da AKP'den bir açıklama geldi. Yalova'daki sürecin henüz sona ermediğini, bunun erken bir açıklama olduğu söylendi. Yalova’daki son durum ne?
Haluk Koç:
Yalova'daki sonuç, oradaki kurul CHP'nin itirazı üzerine bir oyla AKP'nin aldığı açıklanan seçimin yanılmıyorsam 5 oyla tekrar sayımdan sonra CHP lehine sonuçlandığını gösterdi. Deminde genel konuşmam sırasında vurguladım. 3 aşamalı bir silsile var biliyorsunuz. İlçe, il seçim kurulları ve daha sonra da YSK. Bütün bunlar belgeli olarak bütün aşamalarda mağdur olduğunu iddia eden parti tarafından bu aşamaların her birisi kullanılır. Onun için önümüzdeki Pazartesi akşamı YSK daha kesin sonuç verir. Ama Yalova küçük bir seçim bölgesi. Şimdi aklımda değil toplam seçmen sayısı. Ama 5 oy düşükte olsa daha önce AKP'nin kazandığının açıklandığı bir yerde CHP için lehindedir. Bundan sonrasında çok büyük bir değişiklik olacağını ben zannetmiyorum. Tabi ki elimde fazla bir sandık bilgisi yok.

Sizlere iyi çalışmalar diliyorum.

Anahtar Kelimeler
    Çarşamba, 02 Nisan 2014 14:30

Bağlantılı Konular