Akif Hamzaçebi, hükümet ile halkın gündeminin farklılaştığını vurguladı

Akif Hamzaçebi, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Meclis'in yerel seçimler nedeniyle çalışmalarına ara verdiğini anımsattı.Hükümet'in gündemi ile halkın gündeminin 17 Aralık'tan bu yana birbirinden tamamen farklılaştığını belirten Akif Hamzaçebi, halkın, rüşvet ve yolsuzluğa bulaşanların kimler olduğu, bunlarla ilgili yargı sürecinin başlatılıp başlatılmadığı sorularının cevabını aradığını söyledi.

Akif Hamzaçebi, vatandaşın rüşvet ve yolsuzluk iddialarının süratle yargıya ulaştırılmasını beklediğini, gündemin birinci maddesinin bu olduğunu ifade etti, Akif Hamzaçebi, halkın gündeminde ayrıca ekonomi, işsizlik, esnafın iş yapamaması, dershaneler, çocukların, gençlerin sorunları bulunduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunlar varken, Hükümet'in tek gündemi vardır; 17 Aralık sonrasında ortaya çıkan rüşvet ve yolsuzluk iddialarının kapatılması, soruşturmaların kapatılması. Hükümet ve halkın gündemi bu kadar farklılaşmıştır. Büyük yolsuzlukları örtmek için büyük yalanlar gerekir, yalanların yetmediği yerde de yasalar gerekir. Hükümet bununla ilgili olarak yalan ve yasa politikası izlemektedir. Hükümet, 17 Aralık’tan sonra çok sayıda yasal düzenlemeyle yolsuzlukların üstünü örtmek için çalışma yapmıştır. Çıkarılan yasaların, yapılan düzenlemelerin, idarenin, yürütmenin yaptığı işlemlerinin amaçları şunlardır: Birincisi yolsuzlukları aklama, ikincisi yargıyı haklama, üçüncüsü buna karşı çıkanları pataklama ve paraları ayakkabı kutularında saklama. Hükümet’in gündemi budur. Seçime kadar da Hükümet’in gündeminin bu olacağı anlaşılmaktadır."
Akif Hamzaçebi, Anayasa Mahkemesi'nin işaret ettiği eksiklikleri tamamlayarak HSYK’nın yapısını değiştiren kanunun bazı maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması için bu sabah Anayasa Mahkemesi'ne başvurduklarını hatırlattı.

İnsanlıkla bağdaşmaz
Dershanelerle ilgili yasayla Milli Eğitim Bakanlığı'nda 40 bin kişinin görevden alınacağına işaret eden Hamzaçebi, böyle bir idari işlemin Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bugüne kadar görülmediğini söyledi. Hamzaçebi, bunun paralel devlet iddiasıyla hesaplaşma olduğunu öne sürerek, 40 bin kişiyi böyle bir iddianın konusu yapmanın ayıp olduğunu, bunun insanlıkla bağdaşmayacağını belirtti.
Demokratikleşme başlığı altında yolsuzlukları örtmeye yönelik düzenlemeler yapıldığını belirten Akif Hamzaçebi, TBMM Genel Kurulu’nda pazar günü kabul edilen yasayla bazı ufak tefek demokratik adımlar atılır gözükürken, aslında Hükümet’in meydanlardan korktuğunun itirafı olduğunu öne sürdü. Hamzaçebi, başta Taksim olmak üzere vatandaşa meydanların yasaklanmak istendiğini söyledi.

Seçim için çalışmalarına ara vermesini ayıplıyorum
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 Ocak 2014′te "İçeride günahsız yatan çok kişi var" diye açıklama yaptığına işaret eden Akif Hamzaçebi, şunları kaydetti:
"Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalarda haksız yere tutuklanan, haksız, hukuksuz yere mahkum edilen vatandaşlarımızı konu alarak, bu açıklamayı yapmıştı. Bunun akabinde 'Yeniden yargılamaya olumlu bakıyoruz, arkadaşlarımızın çalışması bitmek üzere, bitince TBMM’ye bu çalışmayı getireceğiz' dedi. Meclis tatile girdi, bu açıklamanın üzerinden iki aylık bir zaman geçti, içeride günahsız yatan kişilerin yeniden yargılanmasıyla ilgili yasal düzenleme TBMM'ye gelmedi. Ama geçen hafta İstanbul’daki mahkeme, bakan çocukları ile Rıza Zarrab’ı serbest bıraktı. Öyle anlaşılıyor ki içeride yatan çok kişi var cümlesinden, Sayın Başbakan, bakan çocukları ile Reza Zarrab'ı kast ediyormuş. Onlar tahliye olduğuna göre artık içeride yatan günahsız kişi kalmadı demektir. Parlamento tatile girdi ama bir milletvekili, Engin Alan mahkum olduğu gerekçesiyle cezaevindedir. Engin Alan'ın özgürlüğüne kavuşmadan parlamentonun seçim için çalışmalara ara vermesini ayıplıyorum. Sorumluluk hükümetindir. MHP dışında, 3 partinin mutabık kaldığı çözümü Sayın Erdoğan’ın parlamentoya getirmemesi, onun gerçekte böyle bir konunun gündeminde olmadığını gösterir. Onun gündeminde 17 Aralık nedeniyle ortaya çıkan soruşturmaları kapatmak, tutuklu bakan çocukları ile Zarrab’ın tahliye edilmeleri vardır. Engin Alan'ın, Ergenekon, Balyoz'da haksız yere mahkum edilen subay, vatandaşlarımızın tahliyelerine yönelik bir konu yoktur."

Başbakan ile paylaşmalıdır
Akif Hamzaçebi'ye Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın dünkü açıklamaları da soruldu. Akif Hamzaçebi, 12 yıldır cemaatle kol kola olup, sonra onların üst akıl tarafından yönlendirildiğini söylemenin çok ilginç olduğunu, bunları açıklamaları gerektiğini söyledi.

Bülent Arınç'ın tahliyelerin vicdanları yaraladığına yönelik açıklamasına yönelik ise Akif Hamzaçebi, "Sayın Arınç, sağduyulu değerlendirme yaptı. Vicdanların sızlamaması mümkün değil. Vicdan her zaman güvenilir rehber değildir. Eğer vicdan çok güvenilir rehber olsaydı bu olayları yaşamazdık ya da yaşanan bu olaylar yargıya intikal ederdi. Birileri için belki vicdan güvenilir rehber olabilir ama bir çok kişi için değildir. Bu sorunları aşabilmek, çözebilmek, soruşturabilmek için vicdandan daha öte, ciddi radikal adımlar atmak gerekir. Arınç'ın samimiyetle bu değerlendirmeyi yaptığına inanıyorum. Bülent Arınç, nihayetinde tek başına. Bu olaylarla ilgili yasal düzenleme sürecini Sayın Başbakan organize ediyor. Sayın Arınç bu kanaatini Sayın Başbakan ile paylaşmalıdır"değerlendirmesinde bulundu.

Yüce Divan'a intikal edecektir
Bir soru üzerine Akif Hamzaçebi, Urla, Çatalca'daki villaların, kamu olanaklarının kullanılmasının, mevzuat engelinin valilerin, mevzuatın değiştirilmesi yoluyla aşılmasının hukuksuzluk olduğunu söyledi.
Akif Hamzaçebi, bir soruyu yanıtlarken tapelerin, tespitlerin hızla yargıya ulaştırılması gerektiğini dile getirdi. Bunların, Türkiye’nin siyasetini, gündemini esir aldığını vurgulan Akif Hamzaçebi, "Hükümet istediği kadar yasalar çıkarsın, örtmek için işlemler, tayinler yapsın, bu yolsuzlukların üzerini hiç kimse örtemez. Bunlar bir gün mutlaka yargıya, Yüce Divan'a intikal edecek, soruşturma konusu olacaktır" diye konuştu.

    Pazartesi, 03 Mart 2014 13:30

Bağlantılı Konular