Sezgin Tanrıkulu Başbakan'ın hukuksuzlukta birinci olduğunu söyledi

Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu Erbil Tuşalp'in  AİHM kararları konusunda  yazılı açıklamada bulundu.


Sezgin Tanrıkulu'nun konuya ilişkin yazılı açıklaması şöyle;

"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, iki makaleyle kendisini eleştiren gazeteci Erbil Tuşalp aleyhinde kişilik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla 2006 yılında iki ayrı dava açmış ve bu davalardan da faiz hariç 5'er bin lira tazminat kazanmıştı. Daha o zaman Erdoğan'ı yolsuzluklar konusunda eleştiren Tuşalp konuyu AİHM'e taşıdı ve 21 Şubat 2012 tarihinde Türkiye'yi mahkûm ettirdi. AİHM, Erbil Tuşalp'in ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna vardı ve üç ay içinde Tuşalp'in uğradığı maddi zararın faiziyle birlikte ödenmesine karar verdi. AİHM ayrıca  Erbil Tuşalp'e, uğradığı manevi zararlara karşılık olarak 5 bin Euro ödenmesine hükmetti.

Bunun üzerine Başbakan'a yazılı bir soru önergesi ileterek, Erbil Tuşalp'ten aldığı tazminatı faiziyle birlikte ödeyip ödemeyeceğini, eleştiriye olan tahammülsüzlüğü yüzünden Türkiye'yi ayrıca 5 bin Euro tazminata mahkûm ettirmesi hakkında ne düşündüğünü, siyasi etik gereği bu tazminatı hazineye ödetmesi hakkında ne düşündüğünü sordum.

Bu sorulara, Başbakan adına dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin tarafından verilen yanıt traji-komikti: "Anayasanın ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün yukarıda belirtilen hükümleri dikkate alındığında, kişilik ve özel yaşama ilişkin konular içeren ve kişisel görüş ileri sürülmek suretiyle düşünce öğrenmeyi amaçlayan önergede yer alan diğer sorulara cevap verilmesine yasal imkân görülmemiştir."

Yani Başbakan'ın Türkiye'yi mahkûm ettirmesine ilişkin görüşlerinin talep edildiği sorularımız "kişisel" bulundu ve cevaplandırılmadı.

AHİM kararında "Aynı mahiyetteki başka bir ihlal kararına rastlanmadığı anlaşılmıştır" ifadesi, Başbakan'ın hukuksuzlukta da "birinci" olduğunu ortaya koyuyor. Zira kendi ülkesini, ifade özgürlüğünü kısıtladığı için mahkûm ettiren, eşi benzeri olmayan bir Başbakan'la karşı karşıyayız.

AİHM'in Tuşalp kararı hukuken Başbakan'ı ifade özgürlüğüne saygılı olmaya davet ederken, siyaseten de Başbakan’ın önüne, üstünden atanamayacak bir ahlaki yükümlülük koyuyor: Türkiye'ye ödettirilen 5 bin Euro’nun hazinenin (halkın) kasasından değil, Erdoğan’ın cebinden çıkması gerekiyor! Adalet Bakanlığı, Başbakan'a ilettiğimiz soruları "kişisel" bulduğuna göre, tazminatın da "kişisel" olması, yani Erdoğan'ın sebep olduğu mahkûmiyetin bedelini yine Erdoğan'ın karşılaması gerekiyor.

Kendi kişisel kaprisleriyle gazetecileri yargılatıp daha sonra da Türkiye'yi tazminata mahkûm ettirmek ve bu parayı hazineden karşılamak da bir tür hırsızlıktır! AİHM’in Tuşalp kararının üzerinden tam iki yıl geçti, acaba milyon Euro’lardan söz eden Recep Tayyip Erdoğan, 5 bin Euro'yu hâlâ denkleştiremedi mi!"

 

    Cuma, 28 Şubat 2014 13:31

Bağlantılı Konular