Akif Hamzaçebi: "Cumhurbaşkanı'na bu yakışmamıştır"

Akif Hamzaçebi, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün HSYK'nın yapısına ilişkin kanunu Anayasa'ya aykırılık tespitinde bulunmasına rağmen onaylamasını eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün dün yasayı onayladığını açıkladığına, ancak yasanın henüz Resmi Gazete'de yayımlanmadığına dikkati çeken Akif Hamzaçebi, "Yasanın Resmi Gazete'de yayınını takip ediyoruz, yayınlanır yayınlanmaz yasayla ilgili Anayasa Mahkemesi'nde yürütmeyi durdurma talepli iptal davasını açacağız" dedi.

Yasanın ağır şekilde yetki gasbını içerdiğini, yürürlüğe girmesiyle birlikte HSYK'da Genel Sekreter, Teftiş Kurulu Başkanı ve Genel Sekreter ile Teftiş Kurulu Başkan Yardımcılarının, tetkik hakimlerin görevlerinin sona ereceğine işaret eden Hamzaçebi, bu düzenlemenin Anayasanın hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu söyledi. Akif Hamzaçebi, şöyle devam etti:

"Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte hükümet, daha doğrusu Adalet Bakanı bu boşalan görevlere bir anda atama yapabilecektir. Tahminim Adalet Bakanı böyle bir planlamanın içerisindedir. Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte görevleri sona erecek kişilerin yerine yeniden atama yapılması planlanmaktadır. Bunun eş zamanlı olması yönünde bir çalışmanın yürütüldüğü kanaatindeyim. Ancak biz Anayasa'ya aykırı olan bu düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne götürmekten kaçınmayacağız."

Akif Hamzaçebi, Cumhurbaşkanı Gül'ün "yasada, toplam 12 maddede 15 düzenlemenin anayasa aykırı olduğu yönünde tespiti bulunduğu, parlamentoda kabul edilen yasada bunların ne kadarının giderildiğini inceledikten sonra ona göre hareket edeceği” şeklindeki açıklamasının ardından yasayı onaylamasının tutarlı bir yaklaşım olmadığını savundu. Akif Hamzaçebi, böyle bir durumda cumhurbaşkanına düşen görevin, yasayı tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye göndermek olduğunu söyledi.

Yasanın yarın öğleden sonra gibi Resmi Gazete’de yayınlanacağını tahmin ediyorum.
Açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Akif Hamzaçebi, yasanın hala Resmi Gazete'de yayımlanmamış olmasını nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine, şunları söyledi:
"Dün gece saat 01.00 civarında HSYK yasası değil ama ondan daha sonra kabul edilmiş olan AFAD yasası Resmi Gazete'de yayımlandı. Mükerrer gazeteleri takip ediyoruz, onlarda da yayınlanma yok. Hükümet muhtemelen orada yapacağı atamalarla ilgili bir planlamanın içerisindedir. Bizim Anayasa Mahkemesi'ne başvurumuzla ilgili süreci geciktirmeye yönelik bir planlamanın içerisinde olabilirler. Böyle bir planlama var ise ben yasanın yarın öğleden sonra gibi Resmi Gazete’de yayınlanacağını tahmin ediyorum."

Konjonktürel adımlar kaybettirir
Akif Hamzaçebi, yasaların komisyonda görüşülmesi aşamasında öncelikle Anayasaya uygunluklarına bakıldığı hatırlatılarak, komisyonlardan ve Genel Kurul'dan geçmiş bir yasada cumhurbaşkanı tarafından anayasaya aykırılık tespitinde bulunmasının çelişki olup olmadığı sorusunu da yanıtladı.
Muhalefet milletvekilleri olarak, yasanın anayasaya aykırılığını Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerinden itibaren çok defa dile getirdiklerini, buna rağmen iktidar partisinin çoğunluk gücünü kullanarak yasayı komisyondan ve genel kuruldan geçirdiğini anlatan Akif Hamzaçebi, şunları kaydetti:

"Bu çok açık bir çelişki. Sayın Cumhurbaşkanı aynı tespiti yapıyor; '15 yerinde anayasaya aykırılık vardır' diyor. Buna rağmen yasanın onaylanması kabul edilebilir bir tutum değildir. Hukuk herkese lazımdır. Konjonktürel olarak olaylara bakarsanız yanılırsınız. Bugün konjonktürel olarak Anayasaya aykırı şekilde attığınız bir adımla bir şey kazanmış gözükebilirsiniz ama uzun vadede hiç kimse, hiçbir şey kazanmaz. Devlet kaybeder, toplum kaybeder, hukuk kaybeder."

Akif Hamzaçebi, bir gazetecinin, Cumhurbaşkanı Gül'ün internetle ilgili yasada da aynı yöntemi izlediğini öne sürmesi üzerine ise şu karşılığı verdi:
"Sayın Cumhurbaşkanı hükümetin anayasaya aykırı politikasına ortak olmuştur. Bu yakışmamıştır. Anayasanın 104′üncü maddesi Sayın Cumhurbaşkanına gerekli hallerde yasaları bir kez daha görüşülmek üzere TBMM’ye iade yetkisi vermiştir. Sayın Ahmet Necdet Sezer bu yetkisini anayasaya aykırı gördüğü kanunlarla ilgili sıkça kullanmıştır. Bazı hallerde de iade etmemekle birlikte Anayasa Mahkemesi'nde Sayın Cumhurbaşkanı iptal davası açmıştır. Sayın Abdullah Gül, bu yetkisini kullanmıyor. TBMM'ye iade etmiyor. Adres olarak Anayasa Mahkemesi’ni gösteriyor. Kendisi Anayasa Mahkemesi’ne gitme yetkisine sahip. Ama o yetkisini de kullanmıyor. Hem anayasaya aykırı olduğu tespitini yapıp, hem de anamuhalefet partisine Anayasa Mahkemesi'ni adres göstermesi çok ilginç, kabul edilebilir değil. Yani diyor ki 'Atı alan Üsküdar'ı geçsin, CHP de Anayasa Mahkemesi'ne gitsin.'"

Hükümetin kendisine yönelik tehdit algısı değişti
Akif Hamzaçebi, bir başka soru üzerine de dün gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrasında yayımlanan bildiriyi değerlendirdi. Halkın güvenliğini, toplumun, ülkenin geleceğini ilgilendiren, tehlikeye düşüren faaliyetler varsa bunların MGK'nın görev alanında olduğuna dikkati çeken Akif Hamzaçebi, "Ama bu güne kadar MGK'ın böyle bir görevi olduğunu hatırlamayan hükümetin, Başbakan’ın şimdi böyle bir görevi hatırlaması da doğrusu ilginç. Konjonktürel bir açıklama olarak değerlendiriyorum" dedi.

İç tehdit algısının değişip değişmediği sorusuna ise Akif Hamzaçebi, "Hükümetin kendisine yönelik tehdit algısı değişti" karşılığını verdi.
Hükümetin tehlike olarak gördüğünün, yolsuzluk iddialarının soruşturulması olduğunu savunan Akif Hamzaçebi, ancak iddiaların yargıya intikal etmesinin ülkeyi rahatlatacağını belirtti. Akif Hamzaçebi, yolsuzluk iddialarını örtbas etmeye çalışmanın kimseye yarar sağlamayacağını, gerçeklerin toprağa bile gömülse orada yol almaya devam edeceğini söyledi.

Akif Hamzaçebi, bir başka soruyu yanıtlarken de hükümetin HSYK yasasının Resmi Gazete'de yayımlanmasını geciktirerek zamanlamayı ayarladığını söyledi. Hükümetin yasanın yürürlüğe girmesinin hemen ardından görevden almalar gerçekleştireceğini ifade eden Hamzaçebi, şöyle devam etti:
"Anayasa Mahkemesi, yasanın ağır yetki gasbı nedeniyle yok hükmünde olduğuna karar verirse yokluk başlangıçtan itibaren o yasaya dayalı olarak yapılan bütün işlemlerin de yok olması sonucunu getirir. Yürütmeyi durdurma veya iptal kararında o kararlar geriye doğru yürümüyor. O saate kadar, o kararların verildiği ana kadar yapılan bütün işlemler geçerliliğini koruyor. Anayasa Mahkemesi yoklukla ilgili karar verirse bu durumda başlangıçtan itibaren bu işlemlerin hepsi geçerliliğini kaybeder."

Ses kayıtlarını dinlemiyorum
Akif Hamzaçebi, ses kayıtlarına ilişkin bir soru üzerine ise bu kayıtları dinlemediğini, ancak gazetelerden okuduğunu belirtti.
Akif Hamzaçebi, "Bir ülkenin başbakanının böyle bir konuma düşmesini hiçbir zaman arzu etmem. Sayın Başbakan'ın böyle bir konuma düşmüş olmasından mutlu olmam, üzüntü duyarım. Bu ülkenin meselesidir. Bir ülkede bir başbakanın isminin böyle olaylarla anılması kimseyi mutlu etmez. Ama böyle bir olay varsa bu tür iddialar ortaya konulmuş ise yapılması gereken de bunları örtbas etmeye çalışmak değil, 'kriptolu telefonlar dinlendi mi? Kim dinledi? Tübitak mı dinledi?' Tübitak görevlilerini görevden almak, onlar hakkında soruşturma açmak değil, bu tür iddiaların yargıya intikalini sağlamaktır. Sayın Başbakan'a düşen görev iddiaların soruşturulmasının önünü açmaktır. Ancak böyle bir süreç Sayın Başbakan'ı rahatlatabilir" değerlendirmesinde bulundu.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın ses kayıtlarına ilişkin sözlerini de bir soru üzerine değerlendiren  Akif Hamzaçebi, "Aydınlanma devrimiyle birlikte bilim, duyguların, hislerin, inancın ötesine geçmişti. Hem bilimden sorumlu bir bakan, hem de ‘hissettim’ diyor. Sayın Bakan'a hislere değil, bilime başvurmasını tavsiye ediyorum. Hislere başvurursak toplumun büyük bir çoğunluğu Sayın Bakan ile aynı histe değil" karşılığını verdi.

    Perşembe, 27 Şubat 2014 10:43

Bağlantılı Konular