"Korku imparatorluğu yaratmayan çalışan AKP, kendi yarattığı canavarın esiri olmuştur."

Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, yasadışı telefon dinlemeleri ile ilgili yazılı bir açıklama yaptı.

Sezgin Tanrıkulu’nun konuya ilişkin yazılı açıklaması şöyle:

"Türkiye'de yasal veya yasadışı telefon dinlemeleriyle korku imparatorluğu yaratmayan çalışan AKP, kendi yarattığı canavarın esiri olmuştur. Başından itibaren telefon dinlemelerinin yarattığı güvensizlik ortamından yurttaşların ciddi endişe duyduğunu, siyaset kurumunun yıprandığını ifade ettiğimiz ve bu yönteme son verilmesi için AKP’ye çağrı yaptığımız halde, ne ilettiğimiz soru önergeleri ne araştırma önergeleri ne de kanun teklifleri dikkate alınmıştır. AKP, hukuksuz bir biçimde elde edilen ses kayıtlarını seçim malzemesi olarak kullanmış, Başbakan Erdoğan'da siyasî rakiplerine karşı bu kozu kullanmaktan geri durmamıştır.

Yasadışı telefon dinlemeleri konusunda gerek avukatlık gerekse siyasetçi kimliğimle her zaman mücadele ettim.
MİT 8 Nisan-30 Mayıs 2005 arasında, Türkiye'de telekom hizmeti veren bütün şirketlerin telefon üzerinden gerçekleşen iletişimlerin dökümlerini istemişti. MİT'in bu talebine izin verense, 6 Mayıs tarihli kararıyla, Diyarbakır 6. Ceza Mahkemesi olmuştu. Bu olayla ilgili zamanın Diyarbakır Barosu başkanı olarak suç MİT hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve elde edilen kayıtların derhal imha edilmesini istemiştik.

Şubat 2012 tarihinde, Başbakan'a dinlemeler konusunda ilettiğim soru önergesinde şu ifadeleri kullanmıştım: "Dinlenenler arasında siyasi, askeri, yargı ve üst düzey bürokrat var mıdır? Varsa kimlerdir? Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), Cumhuriyet savcısı dinlemeler sonunda suç delili bulunmadıysa, bunu 15 gün içinde ilgili kişiye 'telefonlarınız dinlenmiştir, suç unsuru bulunamamıştır' yönünde bilgi verilmesini öngörmektedir. Dinleme sonucunda suç unsuru bulunmayan kaç kişiye telefonlarınız dinlenmiştir diye bilgi verilmiştir? Verilmediyse sorumlular hakkında neden işlem yapılmamıştır? Yargıtay’ın, genel dinleme-izleme yapılmayacağı konusundaki kararı bilinmektedir. Söz konusu tarihler arasında genel dinleme yapılmış mıdır? Yapıldıysa sorumluları hakkında yapılan işlemler nelerdir? Anayasa ile güvence altına alınan haberleşme özgürlüğünü korumaya ve telefon dinlemesi konusunda toplumda oluşan tedirginliği gidermeye yönelik olarak yeni bir düzenleme yapmayı düşüyor musunuz? Açıklar mısınız? Dinlemeler yoluyla oluşturulan kaosla hukuk devleti olan Türkiye, polis devletine mi dönüştürülmektedir? Özel şahıs ve kuruluşlar tarafından teknolojik olarak dinleme yapılabileceği bilinmektedir. Bu tür dinlemelerin önlenmesi için alınan önlemler nelerdir?"
Telefon dinlemeleriyle Başbakan'a Aralık 2012 tarihinde ilettiğim yazılı soru önergesinde de şu ifadelere yer vermiştik: Anayasamızın haberleşme hürriyeti ile ilgili 22'nci maddesi herkesin haberleşme özgürlüğüne sahip olduğunu belirtir ve bu özgürlüğün temelinin gizlilik olduğunu vurgular. Benzer şekilde, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer alan özel hayatın korunmasıyla ilgili düzenlemelerde izinsiz biçimde görüşmelerin kaydedilmesini, bu kayıtların yayınlanmasını açıkça suç kabul edilmektedir. Tüm bunlara rağmen hükümetin; dinlemelerin kimin tarafından, hangi tarihte, hangi yolla ve ne amaçla yapıldığı konusunda net ve yeterli açıklamalar yapmaması, gerekli önlemleri almaması dikkat çekicidir.Telefon dinlemeleri yoluyla ülkemizde adeta bir korku imparatorluğu yaratılmakta, vatandaşlarımızın haberleşme özgürlüğü bir anlamda kısıtlanmaktadır."

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın çalışma ofisinin dinlendiğinin ortaya çıkması üzerine, dinlemeler konusunda Ağustos 2013 tarihinde şu açıklamayı yapmıştık:
"Sayın Başbakan'ın bile dinlendiği, üstelik de çalışma ofisine kadar dinleme cihazı konduğu bir ülkede, kim dinlenmediğini iddia edebilir? Fakat burada önemli olan kaç insanın dinlendiği değil, bu korkunun topluma ne kadar yayıldığıdır. Bugün Başbakan dahil tüm yurttaşlar telefonda konuşurken, üçüncü bir kulağın da varlığını hesap ediyor. Korku imparatorluğu tam da budur. Hiçbir yurttaşın mahremiyeti kalmamıştır. Bugün CHP’lileri fişleyenlerin yarın sizi de fişlemeyeceğinin garantisi olamaz. Fakat hayatın her alanına müdahale etmeye çalışan Sayın Başbakanın, kendi çalışma ofisine dinleme cihazı koyanların üstüne gitmemesi, bu olayın gündemden düşürülmesini anlamlı buluyoruz.

Sizi, bizi kim dinliyor Sayın Başbakan? Sayın Genel Başkanımız defalarca açıkladı; 'dinleniyoruz' dedi. Sayın Başbakan ve diğer hükümet yetkilileri bu konuda sessiz kalarak iddiaların gerçekliğini teyit etmiş oluyorlar. Yargıtay'ın genel dinleme-izleme yapılamayacağı yönünde kararı olduğu halde, hükümet, böyle bir izleme dinleme yapılıp yapılmadığına dair sorularımızı yanıtsız bırakıyor. Tarih boyunca yurttaşlarının veya muhalefetin içine ajanlar salarak ayakta durmaya çalışan hiçbir iktidar, amacına ulaşamamıştır. Korku imparatorluğuyla hiçbir iktidar sağlama alınamamıştır."

Ağustos 2013'te Başbakan Erdoğan'a telefon dinlemeleriyle ilgili ilettiğimiz soru önergesi:

"Toplumun her kesiminde yoğun tepkiye neden olan telefon dinlemeleri konusundaki belirsizlik ve hukuk dışı uygulamalar devam etmektedir. Anayasamızın haberleşme hürriyeti ile ilgili 22. maddesi herkesin haberleşme özgürlüğüne sahip olduğunu belirtir ve bu özgürlüğün temelinin gizlilik olduğunu vurgular. Benzer şekilde, Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) yer alan özel hayatın korunmasıyla ilgili düzenlemelerde izinsiz biçimde görüşmelerin kaydedilmesini, bu kayıtların yayınlanmasını açıkça suç kabul edilmektedir. Tüm bunlara rağmen hükümetin; dinlemelerin kimin tarafından, hangi tarihte, hangi yolla ve ne amaçla yapıldığı konusunda net ve yeterli açıklamalar yapmaması, gerekli önlemleri almaması dikkat çekicidir. Telefon dinlemeleri yoluyla ülkemizde adeta bir korku imparatorluğu yaratılmakta, vatandaşlarımızın haberleşme özgürlüğü bir anlamda kısıtlanmaktadır. Ülkemizde artarak devam eden bu hak gaspı, seçim meydanlarında da konu olmuş ve propaganda aracı olarak kullanılmak istenmiştir. Geçtiğimiz günlerde dinlendiğinize dair yakınmalarınızda davranışlarınızla çelişmektedir. Çünkü geçtiğimiz aylarda Ana Muhalefet Partisi Lideri'ne bu konu üzerinden tehditler savurmuş ve atılan her adımın takip edildiğini övünerek paylaşmıştınız.

Konuyla ilgili olarak; 2009 – 2013 yılları arasında ülkemizde mahkeme kararıyla telefon dinlenmesi yapılmış mıdır? Yapılmış ise, sayısı nedir? Dinlenme talepleri hangi kurum tarafından yapılmıştır? Dinlenenler arasında siyasi, Askeri, yargı ve üst düzey bürokrat var mıdır? Varsa kimlerdir? Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), cumhuriyet savcısı dinlemeler sonunda suç delili bulunmadıysa, bunu 15 gün içinde ilgili kişiye 'telefonlarınız dinlenmiştir, suç unsuru bulunamamıştır' yönünde bilgi verilmesini öngörmektedir. Dinleme sonucunda suç unsuru bulunmayan kaç kişiye telefonlarınız dinlenmiştir diye bilgi verilmiştir? Verilmediyse sorumlular hakkında neden işlem yapılmamıştır?

Yargıtay'ın, genel dinleme-izleme yapılmayacağı konusundaki kararı bilinmektedir. Söz konusu tarihler arasında genel dinleme yapılmış mıdır? Yapıldıysa sorumluları hakkında yapılan işlemler nelerdir? Anayasa ile güvence altına alınan haberleşme özgürlüğünü korumaya ve telefon dinlemesi konusunda toplumda oluşan tedirginliği gidermeye yönelik olarak yeni bir düzenleme yapmayı düşüyor musunuz? Açıklar mısınız? Dinlemeler yoluyla oluşturulan kaosla hukuk devleti olan Türkiye; Polis devletine mi dönüştürülmektedir? Toplumun her kesiminde yoğun tepkiye neden olan telefon dinlemeleri konusundaki belirsizlik ve hukuk dışı uygulamaları ortadan kaldırmak için ne tür somut adımlar atması düşünülmektedir?

Telefonu dinlenen veya teknik takip altında olan Muhalefet Partisi yöneticileri, Milletvekilleri ve Belediye Başkanları bulunmakta mıdır? Bu kişiler kimlerdir? Takip edilme veya dinlenme gerekçeleri nelerdir? Muhalefet Partisi yöneticileri, Milletvekilleri ve Belediye Başkanlarının fişlendiği iddiaları doğru mudur? BU doğruysa hangi kurum ve kişiler tarafında fişlenmişlerdir? Siyasilerin dinlenme veya takip altında olması durumunda yasalarda belirtildiği gibi bilgilendirme yapılmakta mıdır?”

Temmuz 2013 tarihinde hazırladığımız 224 sayfadan oluşan "Toplumsal Barışı Demokrasi ile Güvence Altına Almak" başlıklı raporumuzda da yasadışı dinlemelerin engellenmesi gerektiğine şu ifadelerle dikkat çekmiştik:
"Seçim barajının yüzden 10'dan yüzde 3'e düşürülmesine, siyasi partilerin çalışmalarında Türkçe'den başka bir dil kullanmalarına yer verilsin, seçime katılan siyasi partilere aldıkları oy oranlarına göre hazineden yardım alsın, mayınlı arazilerin temizlenip topraksız köylülere dağıtılsın, korucular başka alanlarda istihdam edilsin, adları değiştirilen yerleşim yerlerinin eski adları ile birlikte kullanılsın, travma yaratan isimler değiştirilsin, Diyarbakır Cezaevi müze olsun, Newroz resmi bayram olsun, 16 Mart 1988'de Halepçe’de gerçekleştirilen El-Enfal katliamı tanınsın, Dersim arşivleri açıklansın, köye dönüş yasası yeniden düzenlensin, ifade özgürlüğü önündeki engeller kaldırılsın, yasaksız yeni toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasası yapılsın, orantısız güç kullanımı engellensin, biber gazı yasaklansın, Özel Yetkili Mahkemeler kaldırılsın, tutuklama infaza dönüşmesin, yasadışı dinlemeler engellensin, gizli tanık uygulaması hukuka uygun olsun, faili meçhul cinayetlerde zaman aşımı olmasın, cezaevlerindeki hukuksuz uygulamalara son verilsin, gözaltında avukat görüşmeleri önündeki engel kaldırılsın, Cem Evleri ibadethane olarak kabul edilsin, Van afet bölgesi ilan edilsin, ifade özgürlüğü önündeki yasal engeller kaldırılsın, failin yakalanmadığı ölüm olaylarında zamanaşımı olmasın, nefret suçları para cezasına çevrilmesin ve zamanaşımına uğramasın."

Ocak 2013 tarihinde de TBMM Başkanlığı'na, yasadışı telefon dinlemeleriyle ilgili araştırma önergesi vermiş ve şu ifadeleri kullanmıştık:
http://www2.tbmm.gov.tr/d24/10/10-171317gen.pd
Yukarıda sıraladıklarım, hükümetin bu uygulamaya son vermesi konusunda yaptığımız çağrıların sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor. Fakat AKP, hiçbir zaman telefon dinlemelerinin önüne geçmeye çalışmadığı gibi, bu yöntemi sonuna kadar kullandı ve kullanmaya da devam ediyor. Ancak daha önce de söylediğimiz gibi, hiçbir hükümet, korku imparatorluğuyla ayakta kalamaz."

    Salı, 25 Şubat 2014 10:31

Bağlantılı Konular