"Deniz Feneri sürecinin ikinci bölümündeyiz"

CHP Lideri  Kemal Kılıçdaroğlu Wall Street Journal‎’ın sorusularını yanıtladı. Sorulan soru üzerine "Başbakan’ın, Hükümetin, Adalet Bakanlığı’nın rahatsızlığı, yolsuzluğun bu kadar açık ve net, yolsuzluk yapanların dillerinden, sözlerinden, cümlelerinden kamuoyuna duyurulmuş olmasıdır" yanıtını verdi.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu 17 Aralık operasyonu diye adlandırılan yolsuzluk, rüşvet, kara para aklama soruşturmasıyla ilgili olarak Wall Street Journal‎’ın sorularını şöyle yanıtladı;

Wall Street Journal‎: En sıcak gelişme bugün 17 Aralık operasyonuna ilişkin yeni bir aşamaya geçtik. 8 tane daha tutuklunun serbest bırakıldığı Halkbank Genel Müdürünün de dahil olduğu bir tahliye var. Yine içerde dinliyorduk Bilal Erdoğan ifadeye vermeye gitmiş bu hafta Salı günü. Nasıl değerlendiriyorsunuz yani gelinen aşamayı 17 Aralık soruşturmasında?
Kemal Kılıçdaroğlu:  Gelinen aşama Deniz Feneri'nin ikinci bölümü oluyor o. Biliyorsunuz Deniz Feneri olayında kurban paralarını yiyenler, fitre paraları yiyenler, zekat paralarını yiyenler soruşturuluyordu. Ama soruşturulan sonuçta savcılar oldular ve mahkemenin savcılar çıktılar. İkinci aşama şimdi bu olayda 17 Aralık operasyonundan, rüşvet ve yolsuzluk operasyonundan sonra gündeme geldi. Savcıların yerleri değiştirildi, müdahale edildi, polislere müdahale edildi. Dolayısıyla hakimler ona göre ayarlandı ve bildiğimiz süreç yeniden başladı. Deniz Feneri süreci yeniden başladı.

Bankanın genel müdürünün serbest bırakılması ise tuzun koktuğunu gösteriyor artık. Bunu anlamak gerekiyor. Belki AKP şunu yapabilir. Güvenilir bir insan olarak kendi yolsuzluğunun paydaşı olarak gördüğü ve güvenilir bir insan olarak gördüğü Halk Bankası Genel Müdürünü Merkez Bankasına başkan yapar. Böylece soygun daha nitelikli hale gelmiş olur. Hem kalite olarak, hem büyüklük olarak daha iyi bir noktaya taşınmış olur.


Wall Street Journal‎: Gelinen noktada soruşturmanın bundan sonraki yürüyeceği nokta konusunda bir umudunuz var mı? Sağlıklı bir şekilde yürüyeceğine ilişkin olarak?
Kemal Kılıçdaroğlu: Hayır. Bakanların fezlekelerinin iade edilmesiyle zaten sürecin ne olduğunu artık hepimizin bilmesi gerekiyor. Benim fezlekem süratle gelirken bakanların yolsuzluk fezlekesi gelmiyor ve geri iade ediliyorsa, İzmir’deki bir yolsuzluk operasyonu dolayısıyla gelen fezleke adalet bakanıyla ilgili gelen fezleke iade ediliyorsa Türkiye’de yolsuzluk yapanların yani güçlülerin korunduğunu gösteriyor. Her hırsızlık yapan, yolsuzluk yapan yargılanmıyor. Yargılananlar daha çok küçük soygun yapanlar, hırsızlık yapanlar. Bunlar yargılanıyorlar tipik örneği Gaziantep’te oldu. Bir çocuk 17 lira çaldı diye 17 aya mahkum edildi. Ama burada trilyonlar gidiyor kimsenin sesi çıkmıyor. Tam tersine Başbakan bunların hamiliğini üstlenmiş durumda.

Wall Street Journal‎: Sizin özellikle 17 Aralık operasyonu sonrasında son iki grup toplantınızda yaptığınız o tapeleri dinlettiniz. Bayağı bir ilgi ve aynı zamanda tepkide çekiyor. O konuda hatta size Adalet Bakanlığından uyarılarda geldi. Bu konudaki stratejiniz nasıl gelişecek? Yani bu operasyon soruşturmanın sağlıklı yürümeyeceğini düşünüyorsunuz. O halde sizin bundan sonraki stratejiniz ne olacak bu konuda?
Kemal Kılıçdaroğlu: Biz olayları yakından izleyeceğiz. Hukukçu arkadaşlarımız zaten izliyorlar olayları. Elimizde fezlekeler var. Fezlekeler iade edildi yeni savcılar yeni fezlekeler düzenleyecekler öyle anlaşılıyor. Neleri gözardı edip etmediklerini biz artık bilebiliriz, görebiliriz. Kamuoyuna yansıttığımız konuşma tapeleri, bantları mahkeme kararıyla alınmış olan tapeler. Dolayısıyla bunların yasadışı bir dinleme olduğunu kabul etmek mümkün değil.
Başbakan’ın, Hükümetin, Adalet bakanlığının rahatsızlığı yolsuzluğun bu kadar açık ve net, yolsuzluk yapanların dillerinden, sözlerinden, cümlelerinden kamuoyuna duyurulmuş olmasıdır.


Wall Street Journal‎: Tabi birazdan yine 17 Aralık’a geliriz ama medya içinde herhalde önemli bir çıkış noktası oldu sizin bu stratejiniz. Genellikle bunları çok yansıtmaktan çekinen medya grupları biranda sizin sayenizde…
Kemal Kılıçdaroğlu:  Medyanın daha cesur olması lazım. Korktukça üzerine gelen baskının artacağını bilmeli. Alo Fatih döneminin kapanması gerekiyor. Halktan gelen tepkilere kulak kabartmalı medya, güçlülerden, iktidardan gelen tepkilere değil. Eğer iktidardan gelen tepkilere kulak kabartırsa medya olma, yani, halkı doğru bilgilendirme hakkı artık onun olmaz. Medyası özgür olan bir toplumun kendisi özgürdür. Eğer medya özgür değilse zaten toplumda özgür değildir. Çünkü toplumun haber alma kanalları tıkanmıştır.

Buradan şunu görüyoruz. Düne kadar ne diyorlardı? Efendim oy vereceğiz de hangi partiye verelim muhalefet yok. Ne diyor Yalçın Akdoğan? Muhalefetin sesini kesmek için diyor Meclis TV’yi yasakladık diyor. Sizde meclisteki görüşmeleri canlı veriyorsunuz böyle şey olur mu diyor? Yani biz yasak getirdik aynı yasağa sizde uyun diyor.

Dolayısıyla bizim sesimizi kesmek istiyorlardı. Medyanın cesur olması lazım, kararlı olması lazım. Verilmeyecek hesabı yoksa olayların üstüne gitmesi lazım. Ama medya patronu eğer devlet ihalelerinden besleniyorsa zaten ona medya dememizde yanlış
.

    Cuma, 14 Şubat 2014 13:29

Bağlantılı Konular