Kılıçdaroğlu: “Ayrımcı dil yılanda vardır” dedi

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu İzmir Karşıyaka’da Ahmet Piriştina Kültür Merkezi’ni hizmete açarken, “Ayrımcı dil yılanda vardır”  dedi ve konuşmasında şunları söyledi:

“Hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı sunuyorum. Sevgili Karşıyakalılar, değerli milletvekili arkadaşlarım, Büyükşehir Belediye Başkanı ve Belediye Başkanı arkadaşlarım, Piriştina ailesinin saygıdeğer bireyleri hepinize hoş geldiniz diyorum, hepinize saygılar sunuyorum.

Bir siyasal partiyi güçlendiren temel unsur onun kadirşinaslığıdır. 90 yıllık bir Cumhuriyet Halk Partisi kadirşinas olmuştur. Geçmişini unutmamıştır. Herkese saygı duymuştur. Geçmişte bu partiye hizmet veren herkesi kucaklamıştır. Çünkü biz halkın partisiyiz, çünkü biz halktan yana politika üreten bir partiyiz. Çünkü biz cumhuriyetin partisiyiz. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz.

Ahmet Piriştina İzmir’e değer kattı. İzmir’in marka kent olması yolunda en büyük emeği harcayanlardan birisidir. Genç yaşta aramızdan ayrıldı. Onu şükranla, minnetle ve özlemle anacağız. Belediye başkanımız onun ismini bir kültür merkezine verdi ve ölümsüzleştirdi. Elbette ki kadirşinaslığın bir gereği olarak bunu yaptı. Bizim hepimiz çaba harcayacağız, hepimiz birer Ahmet Piriştina olacağız. Bunu herkesin unutmaması gerekir.

Görevi Sayın Aziz Kocaoğlu devraldı. O da çalışkan bir belediye başkanımız. Elbette ki Ahmet Piriştina’nın ördüğü duvarın üzerine yeni tuğlalar ilave edecek. Bunu yapıyor diğer belediye başkanlarımızla birlikte. Size tipik bir örnek vereceğim. İstanbul, Ankara, İzmir ne oluyor, neler yapılıyor. İzmir’de metronun kilometresi 56 milyon liraya yapılıyor. Ankara’da 100 milyon liraya yapılıyor. İstanbul’da 142 milyon liraya yapılıyor. 56 milyon lira – 142 milyon lira. 56 milyon lira – 100 milyon lira. Buna rağmen onların bütçeleri İzmir’in bütçesini katlıyor. Ama onlar dediler ki, biz metroyu yapamıyoruz, gücümüz yok, metro yapmak bizi aşar dediler. İzmir tek başına kentine güvendi, sizlere güvendi ben yapacağım dedi ve yapıyorum dedi. Sosyal demokrat belediyelerin olduğu yerde hayat vardır, sosyal demokrat belediyelerin olduğu yerde doğa vardır. Sosyal demokrat belediyelerin olduğu yerde insana saygı vardır. Sosyal demokrat belediyelerin olduğu yerde yeşilliğe saygı vardır. Sosyal demokrat belediyelerin olduğu yerde insanlar doğayla buluşurlar. Sosyal demokrat belediyelerin olduğu yerde kültür vardır. Sosyal demokrat belediyelerin olduğu yerde kadın erkek eşitliği vardır. Sosyal demokrat belediyelerin olduğu yerde insanlara, doğaya saygı vardır. İlk metronun temelini atan sosyal demokrat belediyelerdir. İlk tercihli yolu yaşama geçiren sosyal demokrat belediyelerdir. Çocuklarımıza süt dağıtan ilk belediyeler sosyal demokrat belediyelerdir. İlk halk ekmek fırınlarını aşan, kuran belediyeler sosyal demokrat belediyelerdir. Kent yaşamında ne kadar ilkler varsa o ilklerin altında mutlaka bir sosyal demokrat belediyenin imzası vardır. Herkes bunu böyle bilsin.

Yine bir örnek vereceğim. İzmir Büyükşehir Belediyesi, sordum Sayın Başkana ne kadarlık bir yeşil alanı belediye başkanlığın döneminde İzmirlilere kazandırdın? Kaba bir hesap. 3 bin 500 dönümlük bir yeşil alan İzmirlilere kazandırılmış. 3 bin 500 dönümlük. Müthiş bir şey.

Taksim Gezi Parkında bir avuç genç arkadaşımız el açacağımız yer kadar bir yeşili korumak için mücadele ederken oraya AVM yapacağım diyor. Oraya Topçu Kışlası yapacağım diyor. Orayı rant alanına dönüştüreceğim diyor. Hemen arkasından Bakırköy Belediye Başkanımız 100 dönümlük bir araziyi botanik park yapıyor. Bakırköylülerin hizmetine açıyor. İşte CHP’yle AKP arasındaki fark bu. Taksim Gezi Parkında bu gençler ne istiyor? Bir Başbakanın kendisine sorması gereken ilk soru bu. Bu gençler ne istiyor? Bu gençler kendi kentlerine saygı istiyor. Doğaya saygı istiyor, ağaca saygı istiyor. Onlar yeşil deyince doğayı anlamıyorlar. Yeşil deyince Amerikan dolarını anlıyorlar. Sorunumuzda bu zaten.Emin olun mümkün olsa kefenlerine cep yapacaklar dolar koymak için. İstanbul’da yeşil alan kalmadı. Nerede bir yeşil alan var imara açıyorlar. Emin olun göreceksiniz yakında mezarlıkları bile ranta açacaklar bunlar. Baskıyla yönetim olmaz. İnat üzerine siyaset kurulmaz. Halkla inat hale gelinmez. İnatlaşılmaz halkla. Halkın direnişine, eylemine dünyanın bütün demokrasilerinde saygı duyulur. Eğer siz inatlaşma kültürünü demokrasinin bir parçası diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Demokrasi kültüründe özünde uzlaşma vardır. Neden bu insanlar isyan ediyorlar? Neden itiraz ediyorlar? Eğer siz inatlaşma kültürünü egemen kılarsanız, halkla inatlaşırsanız sizin meşruluğunuz tartışma konusu olur. Bütün dünya ayağa kalktı, bütün dünya. Hala farkında değil. Hala ben Topçu Kışlası yapacağım diyor. Kime sözünü verdin Topçu Kışlasının çık şu millete bir anlat bakalım. Kime verdin o sözü sen? Kent kültürüne sahip olmak farklı bir şeydir. Kentli gazete okur, televizyon izler, parka gitmek ister, ulaşım sorununun çözülmesini ister, doğayla barışık bir kent ister, çoluğunu, çocuğunu alıp parka gitmek ister. Yeşili yok ederseniz, insanı arabaya ve eve hapsederseniz, yeşillikten kentliyi mahrum ederseniz o kent kent kimliğini kaybeder. Kentlerin ruhu vardır, adı vardır, kimliği vardır. Kimliğini yok ettiğiniz kentler sonunda insana yabancılaşır. İstanbul üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış bir kent.  Bütün dünyanın gıptayla izlediği bir kent. Üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış yeşil alan bırakmadın.

O nedenle bütün yurttaşlarıma sesleniyorum. %50’ye değil Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı gibi. Ben ülkenin %50’sini dost, %50’sini düşman olarak görmüyorum. Bu ülkede 76 milyon yurttaş yaşıyor, tümü de benim dostumdur. Siyasetçinin ayrımcı dili olmaz. Ayrımcı dil yılanda vardır arkadaşlar unutmayın bunu. İnsanlarla dost olacağız. Bize oy verirler, vermezler o demokrasinin bir gereğidir. Baskı kurarak, şiddet uygulayarak, biber gazıyla, çivili sopalarla ben insanları yola getireceğim. Bu anlayış doğru değil. O insanlar seni yola getirecektir.

Halkımı seviyorum. Halka hizmet etmeyi hakka hizmet eder gibi mübarek bir yol sayıyorum. Sizlere hizmet etmek için yola çıktık biz. Sizleri bölmek, ayrıştırmak için değil. Vatandaşlar arasında kavga çıkarmak için değil. O gençler Taksim’deki gençler bizim gençlerimiz, bizim çocuklarımız. Türkiye’yi emanet ettiğimiz gençler onlar. Bütün siyasetçilerin Atatürk’ün gençliğe hitabesini bir kez daha okumaları gerekiyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün ülkeyi ve ülkenin geleceğini gençlere emanet ettiğini hepimiz biliyoruz. Eğer ülkenin geleceğinde söz ve karar sahibi olacak olanlar o gençlerse onların sesine bizim kulak kabartmamız lazım. Ne söylüyor bunlar, niçin isyan ediyorlar? Onları susturmak değil, onların daha fazla konuşmalarına olanak sağlamalıyız.

Bakınız, nerede sosyal demokrat belediyeler varsa bilin ki orada hayat var. Orada barış var, orada huzur var, orada kardeşlik var. Orada ayrımcılık yok. Orada hiç kimse ötekileştirilemez. Ülkenin huzura ihtiyacı var, ülkenin barışa ihtiyacı var. Bir arada insanlarımızın yaşamaya ihtiyacı var. Beraber olacağız. Anadolu toprakları sevgiyle harmanlanmıştır. Mevlana’nın toprağıdır bu topraklar. Hacı Bektaş-i Veli’nin topraklarıdır bu topraklar. Bu topraklarda düşmanlık yoktur, kibir yoktur. Barış vardır, alçak gönüllülük vardır bu topraklarda. Biz barışı ve sevgiyi egemen kılacağız. Ahmet Piriştina yaptı, Leyla Atakan yaptı, Nurettin Sözen yaptı, Aziz Kocaoğlu yapıyor, Antalya yapıyor. Herkes barışı egemen kılmak istiyor bu coğrafyada.

Barışın, huzurun egemen olduğu, beraber yaşadığımız, dostça yaşadığımız, birbirimizi kucakladığımız, sokakta tanımasak bile birbirimizle selamlaştığımız güzel ve huzurlu bir Türkiye için yeniden yola çıkacağız. Yeniden mücadele edeceğiz. Yeniden yolları eskiteceğiz.

Ve her şeyden önemlisi çocuklarımızı, gençlerimizi seveceğiz. Onlar bizim geleceğimiz. Kim olursa olsun gençse onların delikanlı olduklarını unutmamamız gerekiyor. Ahmet Piriştina gibi. O da İzmir’in delikanlısıydı. Ona tekrar selam olsun diyorum.”

    Cuma, 07 Haziran 2013 19:03

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica