"Gezi Parkı'nda yükselen çığlık evrensel bir şereftir"

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu,  Seferihisar’da 27 ülkeden 167 sakin şehir temsilcisinin katıldığı Cittaslow (Sakin Şehir) Genel Kurulu’nda, Taksim Gezi Parkı’ndan yükselen çığlığın yer küredeki duygudaşlarıyla buluşarak evrensel bir şeref haline geldiğini söyledi.

Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer de, Türkiye’den Cittaslow’a üye olan ilk şehrin Seferihisar olduğunu hatırlattı.  Seferihisar’ın ardından 9 şehrin daha bu unvanı aldığını belirten Soyer, Türkiye’nin bir Cittaslow cenneti olabileceğini dile getirdi.

Öte yandan, Cittaslow temsilcilerini Türkiye ve İzmir’in sakin şehri Seferihisar’da görmekten mutlu olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, tek bir ağaç için ayağa kalkarak demokratik tepkilerini dile getiren milyonlarca gencin yurttaşı olmaktan onur duyduğunu kaydetti ve görüşlerini şöyle açıkladı;

“Hoşgeldiniz.

Türkiye ve dünya İstanbul Taksim gezi parkını konuşuyor. Başbakan’da konuşuyor. İstanbul’da seçilmiş bir Büyükşehir Belediye Başkanı var. İstanbul’da halkın seçtiği belediye meclis üyeleri var. Onlar niye konuşmuyorlar da, Başbakan niye konuşuyor? Ve hangi gerekçeyle, hangi yetkiyle konuşuyor? Başbakanlıktan ayrıldı da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapıyor derseniz o zaman hakkı var konuşsun. O Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı mı, yoksa sadece Gezi Parkının Başbakanı mı? Gezi Parkında olanlar onu kabul etmiyorlar. Çevreye saygı duymak,  yeşile, doğaya saygı duymak herkesin hakkı. Özellikle de Başbakanların hakkı.

Sayın Arınç o grubu davet etti, dinledi. Onlar görüşlerini söylediler. Dinlemeden Sayın Başbakanın ayağının tozuyla ben şunu yapacağım, şunu yapacağım diye açıklamalar yapması doğru değil. Demokrasi bir uzlaşma rejimidir dayatma rejimi değildir. Sayın Başbakanın önce demokrasi nedir bunu öğrenmesi lazım. Oradaki insanlar özgürlük istiyorlar. Kentlerine sahip çıkıyorlar oradaki insanlar. Bir insanın kentine sahip çıkması kadar doğal ne olabilir? Asıl üzerinde durulması gereken konu bu. Demokrasilerde halkla inatlaşma olmaz. Eğer bir yönetim halkla inatlaşma sürecine girerse meşruiyet sorunu gündeme gelir.

Yine Sayın Başbakanın hala %50’den söz etmesi çok tehlikeli bir söylemdir. %50’yi yandaş, %50’yi karşıt grup olarak gören bir Başbakan olmaz. O zaman toplumun %50’sinin Başbakanı değildir o. O anlam çıkar. Taksim meydanında her siyasal görüşten insanlar var. AKP’lilerde var orada. Bir Başbakan halkıyla konuşurken, halka hitap ederken daha kapsayıcı bir dil kullanması lazım. İnatla, dayatmayla ne elde edebilir? Bütün dünya ayağa kalktı. Bütün dünyanın gördüğü gerçeği bir kişi görmedi. O kişinin adı da Recep Tayyip Erdoğan. Egosu bu kadar yüksek, gözü kararmış. Doğru değil arkadaşlar. Demokrasiye zarar veriyoruz. Demokrasiyi yüceltmemiz gerekir, derinleştirmemiz gerekir, içselleştirmemiz gerekir. Benim inadım inat ben bunu yapacağım. Topçu Kışlasını yapacağım. Otel olarak kullanılacakmış. Acaba birilerine söz mü verildi? Birilerine söz verdiler mi dönmek istemiyorlar? Biraz daha ayrıntı versin Sayın Başbakan. Görelim bakalım. Neden bu inat, hangi gerekçeyle inat? İstanbul’da otel yapılacak yer mi kalmadı? Pek çok yer var otel yapılabilir.

Bir taraftan efendim iki tane çanak çömlek çıktı, bizim yatırımlarımızı engelliyorlar. Bunlar tarihten, böyle tarih mi olur, böyle kültür mü olur diye eleştireceksiniz. Ondan sonra var olmayan bir kışlayı ben yapmak istiyorum siz karşı çıkıyorsunuz, tarihe karşı çıkıyorsunuz diye bir suçlamayla halkı karşı karşıya bırakacaksınız. Tarihi eserleri restore etmek istiyorsan dünya kadar tarihi eser var İstanbul’da. Surlar var. Her gün önünden geçiyor. Yıkılmak üzere. Önce onları bir restore etsin bir görelim bakalım. Tarihi eserleri yıktılar üstüne bina yaptılar. AKP il binasının neyin üzerine yapıldığını herkes gayet iyi biliyor. Tarihe saygı bu mu? Suçlamak kolaycılıktır. Herkesi kucaklamak zor bir iştir. Herkese saygı duymak, her düşünceye saygı duymak zor bir iştir. Sayın Başbakanı zor işleri yapmaya davet ediyorum ben. Halkına saygı duymaya davet ediyorum ben. Gençlere saygı duymaya davet ediyorum ben. Gençlerin sesine kulak vermeli Başbakan bu gençler ne istiyor diye. Kendi kişisel çıkarları için bir şey istiyorlar mı? Hayır. Ülkeleri için ve İstanbul için istiyorlar.

Soru- Yaşanan gelişmeler nedeniyle borsada bir düşüşte yaşandı. Düşmeye devam ediyor ne diyorsunuz?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Orada da Sayın Başbakan bir kolaycılığa kaçtı ve faiz lobisi bunu yapıyor dedi. İzin verme faiz lobisi yapıyorsa. Ne olduğunu bilmiyor. Olayın önemini kavramış değil. Etrafındaki dar grup Sayın Başbakana farklı bilgiler veriyor. Herhalde öyle bir tablo var ortada. Bütün dünyanın gördüğü bir gerçeği bir ülkenin Başbakanın görmemesi gerçekten körlüktür bu. Borsa düşüyor, faiz yükseliyor, dolar yükseliyor. Hala inadım inat birilerini suçluyor. Önce bir kendine sor sen. Neden oluyor bunlar? Ben konuştukça bunlar oluyor diye bir sorması lazım. Kırıcı ifade kullanacaksınız, toplumu aşağılayacaksınız, önerilere kulaklarınızı tıkayacaksınız, ben karar verdim bunu yapacağım diyeceksiniz. Çıkıp bir düşünmesi  lazım. Dünyada böyle konuşan bir Başbakan var mı acaba? Halkın %50 oyunu çantada keklik gören bir Başbakan var mı? İstanbul yönetimine önce saygı duyacak. Konuşacaksa İstanbul’la ilgili önce oranın Anakent Belediye Başkanı var o konuşacak.

Hayatımda bu kadar beceriksiz bir yönetim anlayışına tanık olmadım değerli arkadaşlar. Hiç tanık olmadım. Gökdelen yapılır kendi iktidarında niye gökdelen yaptınız diye kızar. Topçu Kışlası yapacağına önce git Sultanahmet’in siluetini berbat eden o 3 binayı tıraşla bakayım. Önce o görevini yap sen. Eğer Sultanahmet’e saygın varsa. Küstüm efendim niye yüksek bina yaptınız diye. Kim ona izin verdi? Bunu sorması gerekmiyor mu Başbakanın kendisine. İstanbul’u rant alanına dönüştürdüler. Bir avuç yeşillik var Taksim’de onu da yok etmek istiyorlar. Emin olun bu anlayış neye götürür biliyor musunuz? Yarın mezarlıkları da rant alanına dönüştürürler bunlar.

Soru- Sayın Kılıçdaroğlu bir sorum daha var. Tehlikeli bir  kutuplaşmaya  mı gidiliyor? Ve bu işin sonu nereye varacak?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Korkum o. Tehlikeli bir kutuplaşmaya doğru gidiyor Türkiye. Bütün yurttaşlarıma şunu söylemek isterim. Uzlaşmacı bir dil kullanmayan siyaset adamından bu ülkeye yarar gelmez. Her yurttaşın bunu bilmesi lazım. Toplumu kutuplaştıran adamdan bu ülkeye yarar gelmez. Halkına doğruları değil, yalanları söyleyen birisinden bu ülkeye yarar gelmez. Kendisine oy vermeyen insanı sevmeyenden bu ülkeye yarar gelmez. Herkesin şapkasını önüne koyup yeniden düşünmesi lazım. Taksim’deki gençler bizim çocuklarımız. Bu ülkenin geleceği onlar. Kendileri için, kendi çıkarları için hiçbir şey istemiyorlar onlar. İstedikleri kendi ülkelerinin çıkarları için. Bütün dünya niye ayağa kalkıyor? Neredeyse bütün sivil toplum kuruluşları bu konuda gençlere destek veriyor. Türkiye’deki ve dünyadaki bütün örgütler destek veriyor. Sayın Füle geldi Gezi Parkını ziyarete gitti. Hangi gerekçeyle? O insanlara destek vermek için.

Soru- Efendim dün  gün boyu eylemlerden en çok zarar gören esnaf oldu. Ayrıca belediye durakları, otobüsler zarar gördü. Bu eylemlerin demokratik eylemlerin şiddete dönüşmesi hakkındaki düşünceleriniz nedir?

Kemal KILIÇDAROĞLU- Demokratik eylemler çevreye zarar vermeyen eylemlerdir. Demokratik eylemler esnafa, otobüs duraklarına, kamu malına zarar vermeyen eylemlerdir. Demokratik eylemler polisin elinde çivili sopayla halkın üstüne yürümediği eylemlerdir. Demokratik eylemler kolunda askısı, yolunda yürüyen veya sesini çıkarmak isteyen bir genç kadına polisin biber gazı sıkmadığı eylemlerdir. Demokratik eylemler elinde hiçbir şey olmaksızın elini iki tarafa açıp üstüne su sıkılan eylemler değildir. O nedenle tabloyu yeniden okumamız gerekiyor. Türkiye’de bir değişim yaşanıyor, bir dönüşüm var. Türkiye’de halk daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük istiyor. Kendi inancına saygı istiyor, kendi kimliğine saygı istiyor, kendi düşüncelerine saygı istiyor. Siyasetin bunu doğru okuması lazım. 10 yıllık baskıcı yönetim toplumu bu noktaya taşıdı. Demokrasimiz aslında daha da güç kazanıyor. Çünkü kitle demokrasiye ve özgürlüğe sahip çıkıyor.

Soru- Bir polisimiz şehit oldu.

Kemal KILIÇDAROĞLU- Bir polisimizin şehit olması, bazı yurttaşlarımızın yaşamını yitirmesi. Bunlar acı olaylar. Demokrasilerde bedel ödemek vardır değerli arkadaşlarım. Altın tabak içinde bir topluma demokrasi sunulmamıştır…

    Cuma, 07 Haziran 2013 18:11

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica