"Sandıkta hile yapacaklar!"

Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak Halk TV’nin canlı yayınında soruları yanıtlarken, güncel olayları da değerlendirdi.

Sunucu: Stüdyomuzda bir konuğumuz var Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak. Efendim hoş geldiniz.
Erdoğan Toprak:
Hoş bulduk, iyi yayınlar dilerim.

Sunucu: Sağolun çok teşekkürler. Bir uçak haberiyle bültenimize başladık. Onunla ilgili gelişme oldukça da izleyicilerimizi bilgilendireceğiz. Biz konumuza dönelim nedir bu rezaletler?
Erdoğan Toprak:
Yani üzülerek izliyorum. Burada başta böyle bir şey yoktur demiyor konsensüs firmasının sahibi, yetkilisi. Diyor ki, haberim olmadan yapılmış olup hiçbir şekilde tarafıma izafe edilemez diyor. Yani bu şu demektir; ben yaptım oraya teslim ettim, ondan sonraki oynamalar olmuş olabilir ama bizim bıraktığımız bilgiler farklı. Ama burada şirket sahibinin kendi inandırıcılığını ortaya koyması için önce itiraz etmesi lazım. Demesi lazım ki hayır kardeşim gerçekler bu değil. Şimdi araştırma şirketi nedir? Kamuoyunun nabzını tutar, gerçekleri ortaya koyar.

Sunucu: Sizlerde araştırma şirketleriyle çalışıyorsunuz nihayetinde.
Erdoğan Toprak:
Tabi hepimiz çalışıyoruz. Yani sonuçta aday belirlerken birçok alanda. Hükümet bir şeyi manipüle ederek kendini yüksek göstermeye çalışıyor. Sandıkta hileyi seçerek, ki sandıkta hile olacağı endişesini taşıyorum. Bunun altyapısını şimdiden oluşturmaya başladılar. Ki birkaç gündür yandaş basının yaptığı haberlere baktığımızda sanki bunun zemini hazırlanıyor gibi. Yani baktığımızda biz işte %40’ların altına düşmedik, hile yaparsak da burada tutabiliriz havası var. Ne yaparlarsa yapsınlar Türkiye’de şuanda iktidarın oyu hızla düşüyor. 40’ların altına düştü, 30’lar civarına geldi. Orada yükselen muhalefet partileri var.

Bakın, CHP’nin oyunu MHP’ye kaydırıyorlar, MHP’den de BDP’ye kaydırıyorlar.


Sunucu: Sürekli böyle bir kaydırma durumu var, sürekli bir manipülasyon halinde yani.
Erdoğan Toprak:
Manipülasyon var. Yapay bir anket şirketleri kurdular. Yapay anket şirketleriyle kamuoyunda sanki oyları yüksekmiş gibi gösteriyorlar. Bu da şunu bana çağrıştırıyor. Sandıkta hile yapacaklar şimdiden kamuoyunu hazırlayıp kılıf uyduruyorlar.

Sunucu: Yani minareyi çalmak üzereler.
Erdoğan Toprak:
Tabi ki. Bakın, elimde yandaş basının haberleri var. Daha hiçbir şey yokken durup dururken bu haberleri veriyorlar. Yani bu haberleri verdikleri için bakın şurada da var aynısı. Şimdi sen iktidar değil misin yani bu iktidarın yayın organı olan bir gazete. Şimdiden buna kılıf hazırlayarak bizim oyumuz yüksek işte kaos olacak deyip oraya müdahale etmek, sandık güvenliğini ortadan kaldırmak, o alana müşahitleri sokmamak, mümkün olduğu kadar dar alanda kendi ekibini yığarak istediği sonucu çıkartmak.

Ama biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu tuzağın farkındayız. Her sandığa üç tane sandık sorumlusu koyduk ve ıslak imzaları Genel Merkezimizde bir merkez oluşturduk. Islak imzaları alıp Genel Merkezimize getireceğiz. Genel Merkez anında ve sonuçlara herhangi bir müdahale olduğu zaman YSK’nında aldığı bir karar var. YSK’yla yaptığımız çalışmada bizim o ıslak imzalara ulaşmamız çok önemli. Şuanda biz bunun tüm altyapısını hazırladık. Merak etmesin Türk halkı. Yani AKP iktidarının yapacağı o hileye karşı biz hazırlıklıyız ve buna da müsaade etmeyeceğiz. 1,5 yıldır biz bu çalışmaları yaptık. 2011 seçimlerinden hemen sonrada merkezimizi oluşturmuştuk. Her sandığın başına 3 tane arkadaşımızı koyacağız. Hiç kaygılanmasınlar. AKP’nin düşüşü gözüküyor. Yani AKP’nin şuanda bu ülkede başarılı bir yönetim sergilediğini kimse söyleyemez. Türkiye bir kaosa doğru gidiyor. Türkiye’de bir devlet krizi var. Şu anda Türkiye’ye yabancı yatırımcı gelmiyor. Nasıl gelsin? Yani Türkiye’de hukukun tartışıldığı bir ülkeye yabancı yatırımcı hangi güvence duyarak gelip yatırım yapsın? Türkiye’de Başbakan diyor ki, işte burada iktidara karşı bir komplo var. Komplo yok. Aslında sen bu ülkeye bir komplo kuruyorsun. Bu komployu kuran sensin. Dış güçler diyorlar. Dış güçler diyor ama maşallah Almanya’nın ayağına gitti, Amerika’nın ayağına gitti. Tüm yabancı ülkelerin ayağına gidiyor. Peki yabancı ülkelerin tamamının ayağına gittin bir tek İngiltere kaldı gitmediği. Madem kaos dış güçler yapıyorsa Rusya’sı, Amerika’sı, Almanya’sının ayağına gidiyorsan AB ülkelerinin ayağına gidiyorsan dışarıda dış güç kalmadı ki. O zaman senin oturup bir düşünmen lazım. Söylediğin lafın altı boş. Türkiye sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Bunun çıkar yolu bu hükümetin bu ülkenin başından bir an evvel gitmesi hayırlısıyla. Giderse bu ülke rahatlayacak. Bu ülke tekrar kendini toparlayabilir. Hukukun saygınlığını da, devletin saygınlığını da tekrar geri getirebiliriz. Ama bugün Türkiye’de bir AKP krizi var devlet kriziyle beraber. Bunu çözmemiz lazım.


Sunucu: Bunu çözmemiz lazım derken artık iş o kadar tuhaflaştı ki anket yayınlanıyor manipülasyon olduğu ortaya çıkıyor sonradan. O anketlerin yayınlanma nedeni zaten insanlar kendi durumunu bilsinler, nerede ne kadar zayıfız, nerede ne kadar güçlüyüz o tarafa doğru yönelsinler vs. Yani bu anketlerin mantığı budur. Onun için yayınlanır. Ve bu yayınlanan anketlerin bir biçimde manipülatif olduklarını öğreniyoruz aradan geçtikten sonra. Şimdi bundan sonra hiç kimse bu anketlerin zaten hani tereddütle yaklaşılan bir konuydu bu, hiç kimse inanmayacak. Şimdi anketlere böyle bakacağız. Yargının durumu böyle. Yolsuzlukların üstü sürekli örtülme. Yani sürekli insanlar her gün bir şaşkınlıkla kalkıyor. Nedir buradan çıkış yolu? Cumhuriyet Halk Partisi nasıl çıkarmaya çalışacak ülkeyi bu durumdan? Bu güven bunalımlarını nasıl tekrar geri döndürecek?
Erdoğan Toprak:
Şimdi iktidar partisi yani AKP iktidara geldiği zaman seçim kampanyalarında ne diyordu? Yolsuzlukla mücadele edeceğiz, yoksullukla mücadele edeceğiz, yasaklarla mücadele edeceğiz. Yani 3Y diyordu. Bu 3Y’den bir tanesini tuttuğunu hatırlamıyorum. Yolsuzluk bitti mi? Hayır. Bakın ayakkabı kutularında milyon dolarlar var. Yani dibine kadar yolsuzluğa bulaşmış bir iktidar var karşımızda. Ve bunu örtmek için oraya buraya çamur atarak gündem değiştirmeye çalışıyor. Yoksulluk bitti mi? Hayır.

Bakın, Van’ın Gürpınar’ında bu bir evladımızın cenazesi. Yani bu. Yoksulluk bitmedi.


Sunucu: Bu da son dönemin en acı fotoğraflarından birisi.
Erdoğan Toprak:
Tabi ki, evladımız ya bu. Yasaklar kalktı mı? Hayır. Daha da çok yasaklar geldi. İnsanların haber alma özgürlüğü bitti. Yani medyada öyle şeyler uygulanıyor ki artık Başbakan başka bir ülkeden telefon açarak bir televizyon kanalının haberine müdahale edebiliyor, altyazısına müdahale edebiliyor. Yani gene o anket yayınlayan şirketin medya grubuna telefon açıp o haber yakışmamış onu oradan kaldırın diyebiliyor. İnternete ulaşım bir noktada yasaklarla bir adamın tekeline bıraktık. Yani Türkiye kötü bir yere doğru gidiyor. Türk halkı bunun farkında. Anketlerde düşüşte bu nedenle zaten. Yani anketlerdeki düşüş tesadüfi değil. Türk halkı akıllı bir vatandaş. Yani ne yaptığını biliyor. Onun şunun farkında. Yani milyon dolarların bir yere aktığını, oysaki o milyon dolarlarla bu ülkenin kalkınabileceğini, o kalkınan ekonomide kendi tenceresinin de rahatlıkla kaynayabileceğinin farkında. İşçinin mutfağına gidecek kaynağı iktidarın bakan çocukları alıp yatak odalarında kasalara koyuyorlar. Memurun oradaki maaşını arttırması gerekirken iktidarın yandaş müteahhitleri yüksek rakamlarla alıp Başbakanın kurduğu bir komisyonla 100’er milyon dolar bir çanağa para atabiliyorlar. Yani bu çok ciddi bir şey. Düşünün yani bir Başbakan bir bakan marifetiyle 100’er milyon dolar toplayabiliyor. Kimden topluyor? Müteahhitten. Peki o müteahhit babasının hayrına mı veriyor o parayı? Hayır. Ne diyor? Merak etme biz bunun daha fazlasını alırız diyor.

Sunucu: Bunun adı nedir?
Erdoğan Toprak:
Yani bunun adını koymakta gerçekten her şey var bunun içerisinde. Ar damarı çatlamış, pisliğe bulaşmış. Yani ben buna rüşvet diyemiyorum artık. Yani hafif kalıyor. Tam pisliğin içerisine bulaşmış bir iktidar var. Yani bu iktidarın  kamuoyu yoklamalarını yapan o verilerle oynaması normal. Çünkü çıkar yol başka. Kendisini güçlü gösterecek, sandıkta da hile yapacak o hileyle kendisini oradan kurtaracak. Yok böyle bir şey.

Sunucu: Ama bu oyun bir biçimde ortaya çıktı.
Erdoğan Toprak:
Bakın, Allah’ın bir adaleti var. Bakın olay geldi tüm Türk kamuoyu suçüstü yakaladı. Bu konuşmaları da yakaladı, rüşveti de yakaladı. İşte tırlar içerisindeki o kaçakçılığı da yakalıyor. Artık bunu yapmamaları lazım. Bu ülkenin vatandaşlarına şunu söyleyeceğiz. Bu ülke çok zengin bir ülke. Bu ülkenin kaynağı güçlü. Yeter ki bu ülkeyi namuslu insanlar yönetsin. Namuslu insanlar yönetirse hem sen huzur içerisinde olursun, refah içerisinde olursun, hem ülke huzur içerisinde olur. Bunun için iktidar partisinin bu soyguncu yapısına son vermesi lazım.

Sunucu: Biraz önce internet dediniz o da malum meclisten çıktı bir bölümü daha devam ediyor. Cumhurbaşkanına gidecek. Bakalım Cumhurbaşkanı onaylayacak mı, onaylamayacak mı? bugün TÜSİAD’da bir açıklama yaptı. Aman Sayın Cumhurbaşkanı bu iş yanlış iştir biçiminde. 2002 yılında bir internet sitesi yasaklı. 2013 yılında 35 bin internet sitesi yasaklı. 2002 yani yüzdeye bile vurulmuyor. Bir internet sitesinden 35 bin internet sitesine gelmişiz ve hala yasaklamanın yollarını arıyorlar ve bu işi yasal kılıflara çevirmeye çalışıyorlar. CHP’nin tavrı zaten ortada. Fakat nasıl değerlendiriyorsunuz bu olayı? Bu internet özgürlüğü çok sıkıntılı bir noktaya geldi.

Erdoğan Toprak: Dünyanın geri kalmış ülkelerinin yönetimlerinin diktatoryanın uyguladığı sistem bu. Yani yasaklayarak haber alma özgürlüğünü yok ederek insanların doğru habere ulaşmasını engelliyorlar. Ama 21.yüzyılda bunu böyle yaparak bir yere varamazsınız. Bence medya, ana muhalefet veya muhalefet iktidar partisinin en büyük bence yol haritasını gösteren kişidir. Çünkü biz onların yanlışlarını söyleriz. Deriz ki, ya şurada bakın hatanız var eleştiririz onlar o hatasını düzeltirler. Kamuoyu doğru haberi aldığı zaman iktidara karşı eleştirisini arttırır, iktidarda bu eleştiriden sonra kendisine çekidüzen verir. Ama iktidar partisi bunu yapmıyor. AKP bunu yapmıyor. Yasaklayarak, halının altına süpürerek o pis kokuları örtmeye çalışıyor. Yani kiri halının altına süpürürsün ama kokusunu yok edemezsin. O koku çıkar ve çıkıyor zaten. Yasaklarla bir yere varamazsınız. Türkiye 21.yüzyılda yönü batıya dönük, dünya ülkeleri içerisinde yerini alan bir devlet. Siz Türkiye’yi çağdaş medeniyetlerden koparıp geri kalmış krallıklar, diktatörya yönetim anlayışına geri götüremezsiniz. Türk halkı buna müsaade etmez. Bizde ana muhalefet olarak müsaade etmeyiz. Biz iktidara geleceğiz.

Gördüğüm tablo şu; Cumhuriyet Halk Partisi iktidara geliyor ilk seçimde ve bunun hazırlıklarını yapıyoruz. Ciddide altyapı hazırlıklarımız var. Biz neyle karşılaşacağımızı biliyoruz. Türkiye’yi sıkıntılı bir mirası devralacağımızın farkındayız. Komşularımızla ilişkilerimizden tutun ülkedeki özgürlüklere kadar, ülkedeki eğitimdeki kaliteden tarımdaki sıkıntıya kadar. Biz bunun farkındayız. Bunun hazırlıkları var. Güçlüde kadrolarımız var. Bu olayı en kısa zamanda bir noktaya getireceğimize inanıyoruz. Ama iktidar partisinin bugünkü yaptığı tahribat umut ediyorum çok daha fazla olmaz. Çünkü diktatörler giderken yakar yıkar giderler. Benden sonra tufan derler.

Şu anda gördüğümde o. Devletin hangi kurumu şu anda güvenilir halde? Bakın, en güvenilir olması gereken insanların canını, malını emanet ettiği yer neresidir? Yargıdır. Bugün yargının güvenilmez olduğunu söyleyen kim? İktidar partisi. HSYK’ya güvenmiyorum diyor, savcıya güvenmiyorum. Sonra biz gece yataklarımızda uyurken o sulhu, o güveni, toplumdaki huzuru kim sağlar? Polis değil mi? şuanda iktidar partisi kendisi ben polise güvenmiyorum diyor. Değil mi? Bu ülkede sınırlarımızı kim bekliyor? Ordumuz bekliyor değil mi? Orada bir tane tırda diyor ki, yurtdışına silah kaçırılıyor, teröristlere silah gönderiliyor deyip bir tırı durdurmaya kalkıyor. Ankara’dan hükümet yetkilileri müdahale ediyorlar. Hayır kardeşim sen o tırı arayamazsın ve oradaki komutana soruşturma açıp başka yere sürüyorlar. Yapan kim? İktidar partisi AKP. Yani orduya güvenmeyeceksin, polisine güvenmeyeceksin, yargına güvenmeyeceksin, işadamına güvenmeyeceksin. Bu ülkede biz devleti hangi kaynaklarla idare ediyoruz? Vergilerle. Vergiyi kim veriyor? İşadamlarımız.


Sunucu: Anayasanın 138. maddesinin çöp olduğunu söyleyen bir meclis başkanımız olacak.
Erdoğan Toprak:
Evet. Sen işadamına da fırça atacaksın. Sen birinin uydususun diyeceksin TÜİSAD Başkanı'na. Yani yapmayın diyor Türk ekonomisi sıkıntıya gidiyor bu kadar germek doğru değil. Hepimizin burada sorumlu davranması lazım diyor. Sorumlu davranması gerekenlere bunu söylüyor. Ama Başbakan kalkıp onu fırçalıyor. Vatan haini diyor. Yani herkesle çatışmalı bir iktidar. İçerde çatışmalısın, dışarıda. Bakın, İsmail Bey bir tek komşumuz yok Allah aşkına. Komşularımızın tamamıyla kavgalı olur mu bir devlet? Yani eskiden bizim sınırlarımızda bizim şirketlerimiz, tırlarımız ihracatımızı taşırdı. Bizim vatandaşımızın ürettiği, işçimizin, sanayicimizin ürettiği üretim mallarını gümrük kapılarından geçirirdi. Şimdi ne geçiyor? Kaçak silahlar. Kim bilir daha neler. Nereye gidiyor bunlar? Oradaki teröriste gidiyor. Türkiye gibi bir devletin teröristle iş tutması doğru mu? Bu terörist dediğin oradaki El Kaide ve onun uzantısı El Nusra dediğin benim İstanbul’umun göbeğinde benim vatandaşımı öldüren, bombalayan terör örgütü. Ne zamandan beri biz bu terör örgütüyle canciğer olduk, arkadaş olduk. Yani böyle bir devlet yönetimi olur mu? Böyle bir hükümet olur mu? Türk halkı aptal mı? Türk halkını aptal yerine koymak doğru bir şey mi? Ondan sonra oyum düşüyor diye sen araştırma şirketlerinin verdiği verilerle oynuyorsun. Böyle kendini yüksek göstermeye çalışıyorsun. Sen bu ülkeyi batağa sürüklemişsin. Dışarıyla hayat damaların kopmuş. Kendi sınırlarına hapsolmuş bir Türkiye var şu anda.

Sunucu: Bir anketin, bir kamuoyu yoklamasının değerleriyle, çıkan sonuçlarıyla oynamak, yani manipülasyona ihtiyaç duymak hangi acziyetin sonucudur acaba?
Erdoğan Toprak:
Artık tükenmişliğin, ağır ağır iktidardan kopmanın, vatandaştan kopmanın hileyle ben nasıl iktidarda kalırımın yaptığı şeylerdir bunlar. Yani bir akıl süzgecinden geçmiş bir fikir değil.

Sunucu: Hakan bey diyor ki, o kadar çok şeye müdahale edildi ki, bunun da niye eksiği kalsın, neresi eksik bunun oraya da müdahale etmiş işte AKP ya da iktidar partisi diyor.
Erdoğan Toprak:
Yani şunu Hakan beyin söylediği o kadar doğru bir noktaya parmak bastı ki, hükümet nereyi bozmadı ki. Hangi etik değerleri yok etmedi ki burayı etmesin? Bakın medya nedir? İnsanların özgürce haber alma yeridir değil mi?

Sunucu: Haber alma hakkıdır. Anayasayla korunmuş bir haktır.

Erdoğan Toprak: Peki en büyük medya patronu kim? En büyük medya patronu Başbakan. Tayyip Erdoğan. En büyük medyayı Tayyip Erdoğan yönetiyor. Tüm medyanın bir kere patronu buradaki birkaç tane.

Sunucu: Nöbetçi patronlar mı var birde yani değil mi bir grup bugün sizde, yarın bende ama bizlerde değil. Böyle dolaşıyor o medya grubu. Sanki nöbetçi patronluk yapıyorsunuz orada.
Erdoğan Toprak:
Şimdi bir avuç kendi imkanları ve kendi çizgisiyle ayakta kalmaya çalışan bir avuç medya grubu var. Ama büyük medyayı Sayın Başbakan yönetiyor ve sahibi belli olmayan, 3 ayda bir el değiştiren medyalar var. O da yetmedi BDDK tarafından önce el konulup sonra havuza atılıp bir tarafları tepesine oturtularak padişahım çok yaşa diyen bir medya grubu var. Yani bu şekilde bir yere varamayız. Medya insanların haber alma hakkıysa, medya bu ülkedeki eksikleri söyleyip, yöneticilerde o eksikleri düzeltmek için orada oturuyorlarsa burada yapılan bu ülkeye ihanettir. Bu ihanete gitmemek lazım.

Şimdi bakın, bir Başbakan en büyük medya grubuna telefon açıp haberi kaldırtabiliyor.


Sunucu: Haberi bile değil altyazıyı. KC diye ifade ettiğimiz şu kayan altyazıyı. Daha haber girmemiş yok ortada.
Erdoğan Toprak:
Yazarını attırabiliyor. Oraya istediği yazarı aldırabiliyor. Böyle bir Türkiye olabilir mi? Şimdi ne gereği var bir koltuk hırsı için bu kadar ülkeyi kendi kontrolüne sokmaya, kendi egosunun esiri olmaya ne gerek var? Yani medyanın bu kadar kendi tekeline getirmesi Başbakana ne kazandırır? Başbakanlar, bakanlar, siyasetçiler icraatlarıyla gündeme gelmelidir. O icraatlarıyla da kamuoyu onları takdir edip etmeyeceğine karar vermelidir. Öyle ki, iktidardan gittiğinde huzurla köşesine gidebilsin. Başarılıysa zaten halk onu oraya getirir. Ama başarısızsa koltuğa yapışmamalı. Koltuğa yapışan siyasetçilerin akıbetleri kötü oluyor. Koltuğa yapışan siyasetçiler gerçekten gidişleri çok acı oluyor. Başbakanın o koltuğa yapışma sevdasından vazgeçmesi lazım. Medyayı kontrol edip kamuoyunda bir halkla ilişkiler, iletişim stratejisi oluşturarak o koltuğa yapıştığınız zaman o koltuklarda oturmuyorsunuz aslında. Koltuklar sizin omuzlarınızda oturuyor. Türkiye’de gelinen nokta bu. Medya vasıtasıyla kontrol ettikleri bir medya vasıtasıyla kendini başarılı diye addediyorlar. Başarılı değil. Yani bu Türkiye’de başarılı olsaydı Türkiye’de kırılgan ekonomiye sahip olur muyduk? 12 yıldır bu ülkeyi tek başınıza yönetiyorsunuz ve ekonomimiz kırılgan diyorsunuz. Bunu kim söylüyor? Ekonomiyi yöneten bakan söylüyor. Senin elinden tutan mı vardı? 12 yıldır bu ülkede tek başına iktidarsın. Niye dış güçler senin ekonominle oynayabiliyor? Dış güçler deyip duruyorsun. Madem bu ülkede başarılı yönetim sergiliyorsun bu kırılganlıktan bu ülkeyi kurtarman lazımdı ama kırılganlığa teslim etmişsin. Borçlar alabildiğine artmış. Kişilerin hane gelirlerindeki borçlar artmış. Uluslararası alanda itibarın kaybolmuş, özgürlükler konusunda insanlar artık öyle bir noktaya geliyor ki ne yaparsan yap polisinle, tankınla, tomanla ne yaparsan yap çıkıp sokağa artık hakkını aramaya başladı. İnsanları çileden çıkardın.

Sunucu: Bıçak kemiğe dayanmış.
Erdoğan Toprak:
Tabi ki. Bu ülkeyi bu noktaya kim getirdi? Yani Hakan Bey'in söylediği şeye tekrar geri döneceğim. Her tarafa müdahale etti buraya da etti diyor ankete. Hiçbir yer bırakmadı ki. Tüm devlet düzeni gitti. Yazık bu ülkeye.

Murat Bey'e çok teşekkür ederim. Güzel bir noktaya etti. Dedi ki, kamuoyunu yönlendirmeye yöneliktir. Yani mahalde bunu söyledi. Bizde bunu söylüyoruz. Zaten kamuoyuna işte nasıl olsa bu parti geliyor, diğer partinin taraftarı bazen moralsizliğe kapılabiliyor. Bazen sandık başına gitmiyor, bazen küsüyor. Yani bunlar manipülasyona açık tavırlardır.

Şimdi bir iktidar partisi düşününki 12 yıldır ülkeyi yöneteceksiniz bu tip hilelere başvuracaksınız. Bu dürüstlük değil ki. Yani Türk kamuoyunun buna gerekli primi vermeyeceğine inanıyorum.

Şimdi konsensüsü bende tanıyorum. Çok değerli bir insan Murat Sarı Bey. Ben kişiliğiyle ilgili bir şey söylemek istemiyorum. Ama yapması gerekende bir şeyinde olduğunun altını çizmek istiyorum. Orada kendi anketi kamuoyuyla paylaşacağı için, çünkü onun kendi fikri. Başkası onun anketini alıp rakamlarıyla oynayıp kamuoyuna verme hakkı yok. Çünkü onun tüm hakları kendisine ait. Kamuoyuna karşı sorumlu olan Sayın Murat Sarı. Onun kendisini kalkıp o noktada ya anketinin doğrusunu yayınlamalı ya da geri çekmeli.

Tabi ben ona çok fazla girmek istemiyorum. Ama kamuoyu şirketlerinin bu konuda tepki göstermesi lazım. Yani burada tepki gösterecekte kamuoyu şirketleri. Çünkü onların inandırıcılığı kayboluyor. Ben kamuoyu şirketi noktasında fazla bir şey söylemek istemiyorum. Ama benim söyleyeceğim şey benim rakibim olan bu ülkeyi kötü yönettiğini gördüğüm iktidar partisi. İktidar partisi de burada suçüstü yakalanmıştır. Demek ki iktidar partisi hızla düşüşte, bu düşüşü kamuoyuna hile yaparak saklamaya çalışmakta. Benim gördüğüm nokta bu. Yani AKP’nin düşüşü bir nevi AKP’nin o telefon konuşmasıyla tescil edilmiş oldu.


Sunucu: Şimdi bu konuşmalardan sonra Fatih Altaylı bir açıklama yaptı. Açıklamasında dedi ki, eğer iddialar doğru olsaydı biz işte yalaka gazeteci mealen söylüyorum bunu. Olsaydık Başbakan'ın uçağına binerdik, onunla gezerdik, oradan yasaklı olmazdık dedi. Bunu ne zaman dedi? Dün dedi. Hemen bir televizyon kanalına çıktı açıklama yaptı. Şimdi şöyle bir durum var Erdoğan bey. Ses kaydı tarihi 13.03.2013. Yani 13 Mart 2013 yılında bunun ses bandı dinlemeye takılmış. Fatih Altaylı’nın bu dinlemeye takıldığı tarihten 10 gün sonra bir köşe yazısı var 23 Mart 2013 tarihinde. Diyor ki, Sayın Fatih Altaylı hani ben uçağa binmiyorum, yasaklıyım, onlarla pek de ilgim yok. Beni çok sevseler alırlardı uçağına deyip bir savunma mekanizması geliştirmiş bu noktada. Diyor ki, Sayın Altaylı Amsterdam’dan Ankara’ya doğru uçarken Başbakan Erdoğan’la bir kez daha sohbet etme fırsatı bulduk. Yorgun ama keyifli görünüyordu. Soğuk algınlığını tam olarak atlatamadan yine yorucu bir seyahate çıkmanın izi vardı yüzünde. Gezinin Hollanda ayağı da beklentilerini karşılamış görünüyordu diye başlamış ve köşe yazısı devam ediyor. Ve biz anlıyoruz ki, Sayın Altaylı öyle çok da yasaklı falan değilmiş. Bu uçağa binebiliyormuş. Diyorum. Buradan basın ve CHP ilişkilerine geçiyorum. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi medyadan çok çekti.
Erdoğan Toprak:
Evet ne yazık ki öyle. Yani Cumhuriyet Halk Partisi iktidarın medya üstündeki baskısından çok çekti veya. Çünkü bazıları işini kaybetmekten korkuyor, bazıları köşelerinin kaldırılmasından korkuyor. Ama buna rağmen namusuyla o dirayetli dimdik ayakta duran birçok da basın mensubu arkadaşlarım var. Onlara da haksızlık etmek istemem.

Medyadan bundan sonraki iktidarların elini çekmesi lazım. Yani ben kişiselleştirmek istemiyorum.


Sunucu: Şöyle bir avantajınız olmadığı gibime geliyor ya da yanılıyorsam düzeltin lütfen. Siz basın toplantıları yaptınız, siz mitingler yaptınız, siz televizyon programlarına davet edildiğiniz sürece katıldınız ve siz bir muhalefet sergilediniz. Ama bir biçimde sesinizi duyuramadınız. Duyurma organınız nedir? Medyadır. O medya Cumhuriyet Halk Partisine hep sırtını döndü ve sizde doğru noktaya ulaşamadınız. Bir gazeteci olarak benim kanaatim bu yönde. İtirazınız olabilir bilmiyorum buna.
Erdoğan Toprak:
Çok haklısınız, itirazım olmaz. Bilakis biz çok çektik. Bunu söylüyorum. Yani iktidar partisi bu toplumun haber alma kanallarının tamamına el koydu. Diktatörce el koydu. Yani bazılarına gazeteler satın aldırdı. Türkiye’nin merkez medyası dediğimiz gazeteler satın aldı. Kendi iktidar yandaşı bir yayına götürdüler. Bazılarına BDDK eliyle el konuldu. Yani isim vermek istemem. Şuanda cansiperane silahşorluğunu yapıyor iktidarın. Yani o gazeteler düzgün haber verirken şimdi iktidarın iki dudağı arasında kaderi olduğu için her gün padişahım çok yaşa diyor. Dünyanın neresinde var. Başbakan ağzını açtığı zaman tüm televizyon kanalları yayını kesip Başbakanı veriyor. Yani böyle bir ülke var mı? Dünyanın neresinde görülmüş bu? Ama Türkiye’de ben bir günde 3 defa yayının kesilip büyük medya gruplarının tamamının Başbakana bağlandığını bilirim. Bu aslında utanılacak bir şeydir. Bakın gelişmiş dünya ülkelerine, dünya devletlerine. Başbakanlar veya başkanlar sık sık televizyona çıkmazlar. Önemli günlerde çıkarlar ve halkta a ne oldu ya bir şey mi oldu başkan çıkıp ulusa sesleniş yapıyor. Ama bizde öyle değil ki. Nerede tuvalet dahi açsak bakanların görüntüleri. Başbakan bir yerde ağzını açsa tüm kanallar kesip yayın veriyor. Böyle bir medya anlayışı olabilir mi? Medya inandırıcılığını kaybetti. Allahtan ki sosyal medya var. Allahtan ki böyle sizler gibi dürüst yayın yapan bazı kanallar var.

Sunucu: Teşekkür ederim sağolun. Sosyal medya dediğiniz o da şimdilik var.
Erdoğan Toprak:
O da şimdilik var. Onu da getirdik bir kişinin iki dudağı arasına koyduk. Böyle bir şey kabul edilebilir değil. Yani Türkiye gibi bir ülkeye yakışmıyor. Ama ben bunları Anadolu’da ne derler biliyor musunuz? Zulmün artsın derler. Zulmün artsın çünkü zulmü arttıkça insanların gidiciliği hızlanır. Bende AKP’ye zulmünüz artsın diye söyleyeyim gidişi kolaylaşsın diye.

Sunucu: Aman efendim daha artarsa ne olur bilmiyorum.
Erdoğan Toprak:
Yani böyle bizim Anadolu’da güzel tabirleri vardır. Bunu kullanırlar İç Anadolu’da. Onun için AKP’nin benim gördüğüm tablo şu; anketlerle oynaması, bu tip manipülasyon haberi yapması başarısızlığını örtmesinin bir nedenidir. Ama Türk halkı AKP’nin ikiyüzlülüğünü görmüş durumda. Şuanda oyları hızla 30’lara doğru geliyor ve erimeye de devam ediyor. Yani nasıl etmesin? Türk halkı akıllı bir halk. Bakan çocuklarının yatak odasındaki o kasaları Türk halkının hafızasından silinmesi mümkün değil. Bir banka genel müdürünün düşünün bizim güvenilir yerimiz neredir? Bankadır değil mi? Kıymetli eşyalarımızı bankaya teslim ederiz. Banka müdürü kendi bankasını güvenmiyor rüşvetini getirip ayakkabı kutusunda saklıyor. Yani böyle bir kafa yapısı var bu AKP bürokratlarında. Türkiye’yi biz bu bataklıktan çıkartacağız. Çok güçlü kadrolarımız var. Çok iyi hazırlığımız var ve gece gündüz çalışan bir kadromuz var. Ve olaylara çok doğru tespitler yapan ve bu konuda da gitmediği yeri bırakmayan bir Genel Başkanımız var. Sayın Kılıçdaroğlu var. Türk halkına biz bunu kapı kapı anlatacağız. 30 Mart bunun bence önemli bir verisi olacak. Gerçek kamuoyu oradan çıkacak, gerçek anketler orada olacak. Yani şimdi parayla bastırıp 4 – 5 şirket kurup hileyle anketler yapabilirler. Türk halkının bunu yutacağını sanmıyorum. Çiftçiye soracağız halinden memnun musun diye. Memnun olması mümkün değil. Çiftçi perişan durumda, sanayici perişan durumda. İşsizlik almış başını gidiyor. Türkiye’de yatırım yok. Biz 2023’te dünyanın en büyük ekonomisiyiz diyeceğiz 2002’den 2014’e kadar 1 milyar dolarlık temeli atılmış tek tesis yok. 1 milyar dolarlık. En son Ford Kocaeli’nde atmış ondan sonra yok. Ne var? İnşaat var. İnşaat bir ülkenin ekonomisini çökertir. Çünkü biz sanayideki kaynağımızı çekip betona yığıyoruz. İnşaat sektörü kısa vadede iktidarlar bu hileye başvurabilirler. Sırf işte 240 taneye yakın sektör harekete geçeceği için kısa, suni bir refah yaratır. Ama uzun vadede sanayicinin parası betona gömüldüğü için Türkiye’de dolaşan parayı betona bağlamış olursun. Şimdi biz ne yaptık? Tüm paralarımızı aldık betona bağladık, geri dönmedi o kaynak. Sonra biz yurtdışından pahalı borçlanıyoruz. Yani bu kabul edilebilir değil. Türkiye kötüye doğru gidiyor. Türkiye’yi bu bataklığa götürende AKP iktidarı. Umut ediyorum ilk seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkenin başına geleceğiz. Bu ülkenin bu kötü gidişinden kurtaracağız. Yani bunun hiç telafisi yok. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu göreve hazırız. Hazırlıklarımız var, kadrolarımız var. Ne yaptığımızı biliyoruz. Bu ülkede rejim sorunu var. Bu ülkede bir devlet krizi var. Bu ülkede bir iktidar krizi var. Bunu çözecek yapıda bizde var.

Sunucu: Sayın Toprak çok teşekkür ediyoruz.
Erdoğan Toprak:
Ben teşekkür ederim, iyi yayınlar dilerim.”

    Cumartesi, 08 Şubat 2014 19:27

Bağlantılı Konular