"Türkiye’nin insani yardımları politika konusu yapması etik midir?”

Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu Başbakana sordu: "Suriye’ye giden ilaç ve tıbbi yardımların "biyolojik silah” denilerek engellendiği iddiaları doğru mudur? Türkiye’nin insani yardımları politika konusu yapması etik midir?”

Tanrıkulu’nun soru önergesi şöyle:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim.


Dr. M. Sezgin TANRIKULU
İstanbul Milletvekili

Suriye’ye gönderilen ve içinde mühimmat olduğu iddiasıyla durdurulan tırların, “MİT’e ait olduğu” gerekçesiyle aranmasına müsaade etmeyen Türkiye’nin, Rojava’ya gönderilmeye çalışılan yardım aşılarını “Biyolojik silah” olarak kabul ettiği, sınırda el koyduğu ortaya çıkmıştır. Basına yansıyan haberlere göre, yardım aşılarının, Suriye’nin kuzeyindeki Kürt bölgesi olan Rojava’ya gönderilmemesi nedeniyle çok sayıda ölüm yaşanmaktadır.Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi’nin, Rojava’da yaptığı araştırmada çıkan sonuçlara göre; Türkiye, Rojava’ya gönderilen aşıları “Biyolojik silah” olarak kabul ediyor ve geçişlerine izin vermiyor. Bu nedenle de çocuklarda beslenme bozuklukları ve açlığa bağlı ölümler yaşanıyor. Araştırmaya göre, Suriye’nin diğer kesimlerinde yaşanan çatışma ortamı Rojava’ya iç göçe neden olmuş ve nüfus 3 milyona yükselmiştir. Rojava’da üç özel hastane ve yeni açılan bir hastane bulunduğunu tespit eden TTB; hastanelerde araç-gereç ve sağlık personeli başta olmak üzere kısıtlı koşullarda hizmet verildiğini dile getirmiştir. Rapor, şu tespitlerle devam etmiştir: “Rojava’da en çok dile getirilen sorun sınır kapılarının kapalı olması, yardımlara el konulmasıdır. 800 kilometrelik sınır olmasına karşın kapıların 2011 Aralık ayından beri kapalı olduğu ve bunun yardım toplanmasını da engellediği ifade edilmiştir. Kriz masası kurulmadığı, Türkiye’ye yaralı ve hasta geçişi sadece Nusaybin’den olduğu, bu bölgede de geçişle ilgili sorunlar yaşandığı belirtilmiştir. Sınır geçişlerinde mayın patlamalarına bağlı ölüme tanıklık, yaralılara yardım edememe, ilaç, tıbbi ve gıda yardımlarını eriştirememe, aşılara biyolojik silah, anestezik ilaçlar uyuşturucu diye sınırdan geçişine izin verilmemesi bir insanlık dramıdır. “Raporda; aşı, çevre sağlığı hizmetleri, beslenme bozukluğu, toplu yaşam vb. nedenlerle bulaşıcı hastalıklarda artış gerçekleştiği, sıtma, şark çıbanı, tifo, kolera, dizanteri, brusella, kızamık, suçiçeği, hepatit B, polio (çocuk felci), kuduz, olgularında artış olduğu ifade edilmiştir.. Bölgede 1963-1965 yıllarından bu yana sıtma ve şark çıbanı hastalıklarının hiç görülmediği, 1999’dan bu yana polio olgusu görülmediği özellikle vurgulanmıştır. Kuduz şüpheli ısırıklarda artış olmasına karşın aşı ile ilgili ciddi sıkıntılar yaşandığı sıklıkla dile getirilmiştir.

Bu bağlamda;
1-Türkiye’nin insani yardımları politika konusu yapması etik midir?
2-Suriye’deki bulaşıcı hastalıklardaki artışın Türkiye’ye olumsuz etkilerine yönelik yapılan çalışmalar var mıdır? Varsa nelerdir?
3-Suriye’ye giden ilaç ve tıbbi yardımların “Biyolojik silah” denilerek engellendiği iddiaları doğru mudur?
4-Rojava’ya insani yardımın gitmesinin engellenmesinin altında etnik ayrımcılık mı yatmaktadır?
5-Rojava’ya karşı ilan edilmemiş bir ambargo mu uygulanmaktadır?
6-Rojava’ya insani yardımların gitmesi, hastaların Türkiye’ye gelmesi çeşitli gerekçeler gösterilerek neden engellenmektedir?
7-Dışişleri Bakanının, Türkiye’nin, Suriye’nin etnik, dinsel, mezhepsel tüm kesimlerini benimseyen ve önemine dikkat çeken açıklamaları ile Rojava’ya giden ilaç, tıbbi ve gıda yardımlarının Türkiye’de çeşitli gerekçelerle durdurulması, gitmesinin engellenmesi birbiri ile çelişen durumlar değil midir?

    Cuma, 31 Ocak 2014 10:14

Bağlantılı Konular