"Merkez Bankası piyasadan dayak yiyecek, fatura millete çıkacak"

"FED Açıklamasından bu yana TL yüzde 25 değer yitirdi."

"Bu devalüasyonun türkiye'ye maliyeti 188 Milyar TL"

"Yüksek faizler alınan dolarlar bir günde eridi, doalrın ateşi düşmedi."

"Babacan Davos'tan konuşacağına, Başbakan'ın yüzüne gerçekleri söylesin."


Türkiye, gelişmekte olan ekonomiler liginden düşmek üzere
CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, piyasanın Merkez Bankası’nın döviz satarak kuru tutmasının mümkün olmadığını artık gördüğünü belirterek, “Başbakan’dan aferin alacağız diye faiz silahını kullanmaktan çekinirseniz, piyasadan temiz bir dayak yiyeceksiniz. Dayağı yedikten sonra da faizi daha da fazla artıracak ve bu milletin ödeyeceği faturayı daha da ağırlaştıracaksınız” diye konuştu.

Öztrak: "Reel sektörün 167 milyar dolar; Türkiye’nin 417 milyar dolar açık pozisyonu var. 22 Mayıs 2013’de dolar kuru 1,85 TL iken, şimdi 2,30 oldu. O günden bu güne dolar kurundaki yüzde 25’lik devalüasyonun reel sektöre maliyeti 75 milyar TL; Türkiye’ye toplam maliyeti ise 188 milyar TL’ye ulaştı."

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ekonomideki ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi. Sözlerine dün HSYK yasası görüşmelerinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’a yapılan saldırıyı kınayarak başlayan Öztrak, AKP’nin suçluluk telaşıyla cinnet geçirmeye başladığını belirterek, “Bugün TBMM’de milletin vekiline yumruk sallayanlar, Mart ayında milletin sillesini yiyecekler” dedi.

Uğur Mumcu suikastının 21. Yıldönümünde cinayetin arka planındaki karanlık ilişkilerin halen aydınlanmadığını ifade eden Öztrak, Mumcu’nun Rabıta’da yazdığı karanlık ilişkiler ağının bugün “yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının” tapelerinde ve ses kayıtlarında görüldüğünü, karanlık ilişkiler ağının Türkiye’nin geleceğini kararttığını belirtti.

Yüksek faizle alınan dolarlar bir günde eridi
Türkiye’nin kısa vadeli dış borcundaki rekor artışa ve yetersiz döviz rezervlerine dikkat çeken Öztrak, ülkeye gelen sıcak para miktarının son iki yılda 100 milyar dolar artarak 2013 yılı Kasım ayında 260 milyar dolara ulaştığını ifade etti. Öztrak, Türkiye ekonomisindeki bu kırılganlıkların yanında Merkez Bankası’nın itibarının bitirildiği ve bankanın Başbakanın kontrolü altına girdiğini ifade etti. Öztrak, TCMB’nin 3 milyar dolara yakın döviz satmasına karşın, dolar kuru 2,30 TL’yi aştığını, Euro kurunun da 3,15’lere dayandığını hatırlatarak, “Hazine Müsteşarlığının, bir gün önce, dışarıdan yüzde 5,85 faizle borç aldığı 2,5 milyar dolar tek bir günde satıldı. Dışarıdan yüksek faizle alınan dış borç ile sıcak para yangını söndürülmeye çalışılıyor” diye konuştu. Öztrak şunları söyledi:

Bakın tam bir yıl önce Hazine dışarıdan yüzde 3,5 faizle borçlanırken, şimdi yüzde 6’ya yakın faizle dışarıdan borçlanabiliyor. Başbakan’ın içerideki faiz takıntısı yüzünden Hazine’nin dışarıdan yüksek faizle aldığı borçlar, TCMB tarafından ateşin üzerine boca ediyor. Bu dış borçların faizi ve ana parası yarın bir gün milletin ödediği vergilerle ödenecek.

TCMB Piyasadan dayak yiyecek, fatura millete çıkacak
Öztrak “Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini eriterek döviz kurunu tutmasının mümkün olmadığını artık piyasa görmüştür. Piyasa Merkez Bankası’nın üzerine oynadığında kazanacağının kokusunu almıştır. Uyarıyorum: Başbakan’dan aferin alacağız diye faiz silahını kullanmaktan çekinirseniz, piyasadan temiz bir dayak yiyeceksiniz. Dayağı yedikten sonra da faizi daha da fazla artıracak ve bu milletin ödeyeceği faturayı daha da ağırlaştıracaksınız” tespitinde bulundu.

Davos'tan konuşmakla olmuyor, Başbakan'ın yüzüne söyle
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın yaptığı faiz ve kur konusunda Merkez Bankası’ndan başkasının dinlenmemesi gerektiği yönündeki açıklamalarını da hatırlatan Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

Brüksel’e giderken Başbakan yanında oturuyordu. Başbakan Brüksel de ‘Merkez Bankası’nı faiz artırmadığı için tebrik ederim’ dedi. Davos’un dağlarından bağırmak önemli değil burada bağıracaksınız, Sayın Babacan. Başbakan’ın yüzüne ‘Konuşmayın, siz konuştukça döviz satmak zorunda kalıyoruz’ diyeceksin. Bu memleketin cesur siyasetçilere ihtiyacı var."

Başbakan tebrik ettiği gibi soruşturma da açtırabilir
Merkez Bankası yöneticileri de unutmasınlar, bugün faiz artırmadılar diye kendilerini tebrik eden Başbakan, yarın döner neden bu kadar döviz sattınız diye halklarında soruşturma açtırabilir.


Devalüasyonun Türkiye'ye faturası 188 Milyar TL
Reel sektörün 167 milyar dolar; Türkiye’nin 417 milyar dolar döviz açık pozisyonu var. 22 Mayıs 2013’de dolar kuru 1,85 TL iken, şimdi 2,30 oldu. O günden bu güne dolar kurundaki yüzde 25’lik devalüasyonun reel sektöre maliyeti 75 milyar TL; Türkiye’ye toplam maliyeti ise 188 milyar TL’ye ulaştı.


İflaslar başladı
İş dünyası isyan noktasına geldi. İflaslar başladı. Reel sektörün açık pozisyonunu görmeyip kurdaki yükseliş iyidir diyen ekonomi bakanları var. Yaşanan kesintisiz devalüasyonun nerede duracağı belli değil. Yatırımlar yapılamaz hale geldi, özelleştirme ihaleleri iptal edilmeye başlandı. Hafta içinde Derince Limanının özelleştirmesi başarısızlıkla sonuçlandı. Şans oyunları özelleştirmesi Mayıs ayına ötelendi. Zam sağanağı yolda, tüketici güveni hızlı bir şekilde bozuldu.


Çok tehlikeli bir krize doğru gidiyoruz
Hükümet, bir devlet ve sistem krizi yarattı. Ekonomik kırılganlık ile devlet krizini bir araya getirirseniz her an ortaya çok tehlikeli bir ekonomik kriz çıkabilir.


Türkiye gelişmekte olan ekonomiler liginden düşmek üzere
Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Davos’ta uluslararası yatırımcıları ikna etmeye uğraşıyor. Ama şu anda Davos’ta “Türkiye’nin yükselen piyasa ekonomisi olmadığı” söylenmeye başlandı. Türkiye başbakanın bağımsız kurumlara müdahalesi, uzlaşmaz tutumu ve yolsuzluğu hukuksuzlukla örtme çabası sonucunda hak etmediği bir lige düşmek üzere.
"

Yaşanan sıkıntılardan çıkış için öneriler de getiren Öztrak şunları ifade etti:

"Ekonomi çapası
Ekonominin yeni küresel iklimde içsel dayanıklılığını artırmak için özellikle üç alanda çapaların sağlamlaştırılmasına ihtiyaç vardır. İlki ekonomik çapalardır. Bu çerçevede ekonominin günlük işleyişinden siyaset derhal elini çekmelidir. Ekonomide keyfi uygulamalar, siyaseten salınan cezalar, dağıtılan veya iptal edilen ihaleler, başbakana ve kişiye özel düzenlemeler, verimli ve etkin çalışan bir ekonominin önündeki en büyük engeldir. Bu çerçevede bazı reformların hızla yapılmasına ihtiyaç vardır. Vergi denetimi siyasetin güdüm ve kontrolünden çıkarılmalıdır.

Bağımsız düzenleyici ve denetleyici kurumların üzerinden siyasetin gölgesi ve korkusu kalkmalıdır. İhale Kanunu uluslararası standartlara uygun şekilde yeniden düzenlenmelidir. Kamu yönetiminde vatandaşa hesap vermek esas kılınmalıdır. Bu çerçevede TBMM’de plan ve bütçe komisyonunda ayrı bir kesin hesap komisyonu kurulmalı ve başkanlığına ana muhalefet partisinden bir milletvekili getirilmelidir. Sayıştay raporları mutlak surette tastamam TBMM’ye sunulmalıdır.

Hukuk ve adalet çapası
Çapaların kuvvetlendirilmesi gereken diğer bir alan hukuk ve adalettir. Hukuk devleti prensibi çok büyük yara almıştır. Hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığı üzerine büyük gölge düşmüştür. Yürütme ve yargı arasında çatışma görüntüsüne derhal son verilmelidir. Türkiye AB normlarına uygun bir hukuk sistemine mutlaka sahip olmak zorundadır. Bunun için ciddi bir yargı reformu toplumsal bir mutabakat ile gerçekleştirilmelidir. Unutmamak gerekir ki hukukun üstünlüğü iyi işleyen bir piyasa ve ekonomi için de en önemli destektir.

Dış politika çapası
Çapaların sağlamlaştırılması gereken üçüncü alan dış politikadır. Komşularla sıfır sorun diyerek başlatılan siyaset, sorunsuz sıfır komşu noktasına gelmiştir. Yakın komşularımız başta olmak üzere bölge ülkeleri ile dış ilişkilerimizi yeniden onarmak zorundayız. AB’ye tam üyelik hedefine alternatif bir takım oluşumların peşine düşmek beyhudedir. Türkiye AB’nin de hataları ile zayıflayan AB’ye tam üyelik çabasını derhal yeniden canlandırmalıdır.

Bu iktidarla çözülemez, çözüm Başbakan'ın çekilmesi
Burada sorulacak temel soru şudur. Gevşemiş, yitirilmiş tüm bu çapaları yolsuzluğa batmış AKP iktidarı yeniden sağlamlaştırabilir mi? Bu sorunun cevabı hem yurt içinde hem de yurt dışında hayırdır. Ne satılan milyarlarca dolar döviz ne de bakanların Davos’ta yaptıkları yol gösterileri artık güven vermiyor. Çözüm başbakanın derhal çekilmesindedir.

Artık ekonomi konuşarak sakinleştirilecek noktayı geçti
Bir soru üzerine ekonomi yönetiminin kur etkisinin geçici olacağı yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Öztrak, “Türkiye ekonomisinin geldiği noktada konuşarak sakinleştirmek ve bir noktaya çekmek çok güç. Hükümetin hukuk tanımaz tutumu ve sıcak paraya dayalı ekonomi stratejisinin yarattığı tahribat büyüktür. İlk 3 ay olur sonra rayına girer gibi açıklamalarla piyasaları sakinleştirmek artık mümkün değil. Dünyada sıcak para azaldı. Siz evinizi düzene koyacaksınız. Evinizi düzene koyduğunuzu dışarıya gösteremezseniz hem para gelmez, sonra gelen para da çıkmaya başlar.”
dedi.

AKP Türkiye'yi ligden düşerecek
Başka bir soru üzerine TÜSİAD’ın yaptığı sert açıklamayı da değerlendiren Öztrak, “TÜSİAD’ın açıklamaları artık iş aleminde bıçağın kemiğe dayandığını gösteriyor. Türkiye 2002’de yaptığı reformlarla ve küresel konjonktürün etkisiyle dünyada önemli bir lige girdi. Bu önemli bir fırsattı. Bugün yapılanlar Türkiye’yi bu ligden düşürür. Bir kere bu ligden düşerseniz yeniden bu lige çıkmak için çok büyük fedakarlıklar yapmak zorunda kalırsınız. Bunu bu ülkeye yaşatmaya kimsenin hakkı yoktur.” ifadelerini kullandı.

    Cumartesi, 25 Ocak 2014 08:37

Bağlantılı Konular