"Darbe hukukunun değişmesi lazım"

"Siyaseti demokratik kılmazsanız ülkeye demokrasi gelmez. Siyaseti demokratik kılacaksınız. Siyaseti lider sultasından kurtaracaksınız."

“12 Eylül darbe hukukunu değiştirmezseniz, anayasayı değiştirseniz de bir şey olmaz. Darbe hukukunun değişmesi lazım”

“İzmir Cumhuriyet Başsavcısının tutanağına göre, gece saat 22.31’de bakan Müsteşarı arıyor, ‘şimdi gideceksin, o savcıyı görevden alacaksın, dosyayı kapatacaksın. Bunu yapmazsan sonuçlarına katlanacaksın’ diyor. Bana bir  demokratik  ülke gösterin ki,  Adalet Bakanlığı Müsteşarı bir yolsuzluk dosyasının kapatılmasıyla ilgili Başsavcıya böyle bir talimat versin.”

“Başbakan’ın şantaj yaptılar demesi yetmiyor. Ne yapıldıysa açıklasın. Siyaset kurumuna birisinin vesayet kurmasını istemeyiz. Biz darbeye de her zaman karşı olduk, karşıyız. Hiçbir siyasal iktidar, hiçbir siyasal parti, hiçbir siyasal organ, hiçbir kurum da şantaja boyun eğmemeli”

İş dünyası ve meslek kuruluşlarıyla buluşmak, fabrika ziyaretleri yapmak ve halkla kucaklaşmak için Konya’ya giden Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Konya Sanayi Odası’nda görüşlerini açıkladıktan sonra soruları da şöyle yanıtladı;

“80 anayasası referandumunda hayır oyu verenlerden birisiyim. Ama bu ülkenin insanlarının %90’ı evet oyu verdi. Biz evet oyu verene de bir şey demiyoruz. Ama hayır oyu verenlerden birisiyim. Hiçbir zaman o anayasayı savunmadım. İktidardan bir teklif geldi dendi ki, bir anayasa uzlaşma komisyonu kuralım ve burada samimi olarak çalışalım. Beklenti şuydu; CHP bunu reddedecek. Tam tersine. O anayasaya hayır oyu veren birisi olarak derhal dedim. Bir üyemiz Sayın Atilla Kart daha öncede anayasa komisyonunda görev yapıyor. O arkadaşımızı görevlendirdik. Bir üyemiz AİHM’de uzun süre yargıçlık yapan, hukuku, hukukun üstünlüğünün ne olduğunu çok iyi bilen, yaşamıyla bunu kanıtlamış olan Sayın Rıza Türmen. Diğer arkadaşımızda bir anayasa hukuku hocasıydı. Yıllarını anayasayı anlatmakla geçirmiş olan birisi. Masaya samimi olarak oturduk.

Geldiğimiz nokta şu; 60 maddede uzlaşma sağladık. 4 siyasi partinin 60 madde de uzlaşma sağlaması çok önemli. Biz bunu önemsedik. Fakat iktidar kanadı başkanlık sistemi diye bir teklif getirdi. Cumhurbaşkanlığı olmasın, parlamento olmasın, biz rejimi değiştirelim, yeni bir sistem gelsin başkanlık sistemi. Dedik ki, bakın bu hiç tartışılmadı. Başkanlık sisteminde siz neyi kast ediyorsunuz? Bu hiç konuşulmadı. Üniversiteler, bilim çevreleri, barolar, hukuk çevreleri bunu tartışmadı. Çekin şu başkanlık sistemini 60 madde belki olacak 70 madde, 80 madde. Kaç madde de uzlaşırsak o kadar iyi olur. Hayır dediler biz bunu çekmeyeceğiz. Peki devam ettik. Fakat sonunda dediler ki, bu görüşmeler bitmiştir. Sayın Cemil Çiçek görüşmeleri bitirdi, Sayın Başbakan görüşmeleri bitirdi ve görüşmeler kaldırıldı.

Benim bir başka samimi inancımı size anlatma görevim var. Anayasa elbette önemlidir. Ama bazen anayasadan daha önemli yasalar var. Nedir onlar? Şimdi ben size bir örnek vereceğim. İngiltere’de yazılı anayasa yok. Ama hiç kimse İngiltere’de hukuk yoktur, demokrasi yoktur demiyor. Tam tersine İngiltere demokrasinin beşiği olarak tanımlanır. Çünkü İngiltere’de siyasi ahlak kuralları vardır. Siyaset ahlakın üzerine inşa edilir. Ahlakın üzerine inşa edilen bir siyaset sadece ülkesinde değil, bütün dünyada saygın olan bir siyaset kurumu haline dönüştürülür. Yeter ki biz bunu ahlak üzerine inşa edelim.

Bakın, anayasada bir madde var, 12 Eylül anayasası. Şöyle yazar, basın hürdür sansür edilemez. Doğru mu? Doğru. Yeni anayasa yapsak aynısını yazacak mıyız? Yazacağız. Peki elimizi vicdanımıza koyup soralım gazetelerin, televizyonlarında bir sürü temsilcileri var burada. İyide basının hür olduğunu savunan bir kişi var mı? Hiç kimse yok. O zaman olay anayasanın ötesinde başka şeyler yapmamızı da gerektiriyor. Nedir onlar? Onu da samimi olarak söyleyeyim. O da şu; 12 Eylül darbe hukukunu değiştirmezseniz anayasayı değiştirseniz de bir şey olmaz. Darbe hukukunun değişmesi lazım.

Konya sanayi odasında sanayi odası başkanımız burada yine Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Başkanı olarak size bütün milletin önünde açık çek veriyoruz. Getirsinler darbe hukukunu değiştirelim. Türkiye darbe hukukundan çok çekti. Nedir tipik özelliklerinden bir kısmı? Birisi şu; siyaseti demokratik kılmazsanız ülkeye demokrasi gelmez. Siyaseti demokratik kılacaksınız. Siyaseti lider sultasından kurtaracaksınız. Şimdi siz oy kullanıyorsunuz değil mi? Kullanıyorsunuz. Arzu ettiğiniz milletvekiline oy veriyor musunuz? Hayır. Sizin önünüze bir listeyi koyuyor vatandaş buna oy versin. Vermezsen ayrıca ceza yazacağım diyor. Kimin hukuku bu? 12 Eylül darbe hukuku. Biz bunu istemiyoruz. Milletin vekilini milletin kendisi seçsin. Açık çek veriyoruz Sayın Başkan. Herkes duysun. Biz dünyaya yeniden bakıyoruz. Hiç kimseyi ayrıştırmadan bakıyoruz. Hiç kimseyi farklılaştırmak istemiyoruz. Herkesin düşüncesine saygı gösteriyoruz. Demokrasiyi bu ülkeye getiren bir siyasi partinin Genel Başkanı olarak söylüyorum. Bu demokrasi üçüncü sınıf demokrasidir. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bizim insanımız birinci sınıf demokrasiye layık. Birinci sınıf demokrasi olmalı. Herkesin siyasi düşüncesi var ve biz herkesin siyasi düşüncesine saygı göstermeliyiz. Baskı olmamalı, baskı kurulmamalı iş dünyası üzerinde.

Açıkça söyledim, yine söylüyorum. Getirin darbe hukukunu değiştirelim. Bu ülkeye demokrasinin geldiğini göreceksiniz. Demokrasi bir yasa işi değildir. Demokrasi kültür işidir. İnsan ruhunda kendisi demokrasiyi, özgürlüğü hissedemezse kendi ruhunda onu yasayla siz sağlayamazsınız. Bu bir mücadele alanıdır ve biz bunu yapmak zorundayız.

Sayın Başkan çok önemli bir şey daha söyledi. Kazanımlarımızı önemsiyoruz dedi. Gerçekten geriye doğru gitmemeliyiz. Kazanımlarımızın üzerine yeni şeyler inşa etmeliyiz, güzel şeyler inşa etmeliyiz. Bu sevgi olmalı, hoşgörü olmalı. Bütün toplum varlık içinde yaşamalı. Zenginliği paylaşmalıyız. Yoksullukla övünen bir siyaset anlayışını reddediyoruz biz. Yoksulluk olur mu? Efendim ben çok fakirim, ben işte çok iyiyim. Yok efendim böyle bir şey. Bu yanlış bir düşünce. Biz bunu şiddetle reddediyoruz. İstiyoruz ki her vatandaşımız zengin olsun. Ama nasıl zengin olsun? Soru o. Alın teriyle kazanıyorsa benim başımın üstünde yeri var. Namusuyla kazanıyorsa benim başımın üstünde yeri var. Onun zenginliği bizim gururumuzdur. Biz isteriz ki, bir tane Koç olmasın, bir tane Sabancı olmasın, daha fazla Koç’umuz, daha Sabancı’mız olsun. Üretim yapsınlar, yeni markalar yaratsınlar, dünyaya tanıtsınlar. Biz bunlarla gurur duyarız.

O açıdan söylüyorum. Ben çoğu yere gittiğimde sanayi odalarını ziyaret ediyorum. Sanayi odalarını belki en çok ziyaret eden CHP Genel Başkanıyım. Belki buraya hiçbir CHP Genel Başkanı da gelmedi onu da bilmiyorum. Buraya gelmekten gurur duyuyorum, onur duyuyorum. Konyalı sanayicinin ürettiği her şey bizim gururumuz olacaktır. Ne kadar üretirseniz biz o kadar mutlu oluruz. Ne kadar istihdam yaratırsanız biz o kadar mutlu oluruz. Bunu bilmenizi isterim. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum.

Bakın, burada çok sayıda milletvekili arkadaşım var. Özellikle bu organizasyonu bizim iş dünyasından gelen arkadaşlarımız yapıyorlar. İş dünyasından geliyorlar. Biz yeni bir anlayışla yeni bir Türkiye’yi inşa etmek istiyoruz. Güzel bir Türkiye’yi inşa etmek istiyoruz. Huzurlu bir Türkiye’yi inşa etmek istiyoruz. Kendi içinde kavga eden bir siyaseti istemiyoruz. Siyaset ülkenin başarısı için yarışmalı. Siyaset yolsuzluktan beslenmemeli. Siyaset kurumsal olarak ahlaki temeller üzerine inşa edilmeli. İngiltere’de hızı giden bir bakana trafik polisi ceza kesiyor mu? Kesiyor. O trafik polisinin başına bir şey geliyor mu? Hayır. Tam tersine adam diyor ben görevimi yaptım diyor. Hız sınırı var geçersen ben ceza yazarım. Yasa bunu öngörüyor. Bizde bu mümkün mü? Nerede mümkün? Trafik polisi bırakın bulunduğu yerde vallahi Fizan’a sürülür.

O nedenle biz yeni bir anlayışı egemen kılmalıyız, hoşgörüyü egemen kılmalıyız. Hoşgörüyü önce siyasetçi gönlünde taşımalı, yüreğinde taşımalı. Eleştiriye tahammül etmelisiniz. Biz bunu yaparsak emin olun bu ülkede huzuru sağlarız Sayın Başkan.

Soru: Efendim sorumuz olabilir mi acaba? Başbakan Erdoğan Brüksel dönüşü gazetecilere yaptığı bir açıklama var. 17 Aralık operasyonu sonrasındaki gelişmelerle ilgili AB’yi ikna ettiğini ifade etmiş Başbakan Erdoğan. Sizin değerlendirmeniz ne olacak acaba?

Kemal Kılıçdaroğlu: İkna olup olmadığını AB yetkilileri açıkladı arkadaşlar. Ben onu ikna ettim ama onun sesi çıkmıyor. Yok böyle bir şey. Halka doğruları söylemek lazım. AB’nin de endişeleri var. HSYK’nın düzenlemeleriyle ilgili endişeleri var.

Bakın, bir gazetede diyor. Onları sanki ikna ettim diyor Sayın Erdoğan. Oradaki deyim çok önemli. Emin değil %100. Biz şunu isteriz, yargı bağımsızlığı yargıcın güvencesi, yargının tarafsızlığı bizim için çok önemlidir. Hiçbir yargıç siyasi baskı altında olmamalıdır. Hakim vicdanıyla karar vermelidir. Savcımız ortada. Ben geçen gün bir tutanak açıkladım. İzmir Cumhuriyet Başsavcısının tutanağı. Ne diyor Müsteşar? Gece saat 22.31’de bakan gideceksin diyor şimdi o savcıyı görevden alacaksın, dosyayı kapatacaksın. Bunu yapmazsan sonuçlarına katlanacaksın. Bana bir tane demokratik bir ülke gösterin ki Adalet Bakanlığı Müsteşarı bir yolsuzluk dosyasının kapatılmasıyla ilgili Başsavcıya böyle bir talimat versin. Bunlar doğru değil.

Biz çağdaş uygarlığın bir parçası olmak istiyoruz. Avrupalı kendi halkına hangi demokrasiyi getiriyorsa ölçüt olarak aynı demokrasi bize de gelsin. Biz bunu isteriz.

Soru: Konya için otomobil projesi var mı CHP iktidarında Sayın Başkan?

Kemal Kılıçdaroğlu: Konyalı sanayici pek çok büyük başarının altına imza atacaktır. Otomobili üretecek olan parti olarak biz değiliz. Onu sanayici üretecek. Ama bir sanayici çıkıp ben otomobil üreteceğim diyorsa hiç endişe etmesin ona %100 her türlü desteği veririz. %100 her türlü desteği veririz. Biz üretimden yanayız. Biz yalnız bugün akşam belki daha ayrıntılara gireceğiz. Mevcut teşvik politikasını biz doğru bulmuyoruz. Ne söyledi Sayın Başkan az önce? Bilim ve teknoloji. Bilimi geliştireceğiz, bilgi toplumu olacağız. Bilgi toplumu olmazsanız başarılı olamazsınız.

Soru: Sayın Genel Başkan, yine Başbakanın açıklamaları var. Cemaatin hükümete baskı yaptığı, şantaj yaptığına dair. İlk sorum bu olacak. İkincisi de, Suriye’deki fotoğraflarla ilgili özellikle iktidar kanadından eleştiriler var. CHP’den şu saate kadar bir açıklama gelmedi. Ya da bu fotoğraflar kınandı mı? İki soruya da cevap verirseniz sevinirim.

Kemal Kılıçdaroğlu: Suriye’deki vahşeti kınadık. Üstelik Sayın Loğoğlu bu konuda açıklama yaptı. Bugün Parti Sözcümüz açıklama yapacak. Vahşeti kim yaparsa yapsın, Esad mı yaptı, karşı taraf mı yapıyor? Hepsini şiddetle kınıyoruz. Suriye’de kan akmasını istemiyoruz. Suriye’nin içişlerine Türkiye’nin müdahale etmesini istemiyoruz. Suriye’ye barışın gelmesini istiyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz. Esad rejiminin kendi halkına bomba yağdırması, işkence yapması affedilecek, savunulacak bir tutum değildir. Bunun şiddetle kınanması gerektiğini defalarca, defalarca, defalarca söyledim. Bir kez daha Konya Sanayi Odasında söylüyorum. Ne söyleyeyim ben başka?

Öbür soru; yani şantaj yaptı demek yetmiyor. Neyi yaptıysa açıklasın. Bakın, hükümet diyor ki, bize darbe yapıldı bize karşı. Yine CHP’nin Genel Başkanı olarak söylüyorum. Her türlü darbeye karşıyız. Hükümete bir darbe yapılıyorsa gelip bize söylesinler şu darbe yapıldı. Emin olun önce ben itiraz edeceğim. Emin olun önce ben diyeceğim ki biz bu darbeye karşıyız. Siyaset kurumuna birisinin vesayet kurmasını istemeyiz. O ayrı bir şey. Şantaj; hiçbir siyasal iktidar, hiçbir siyasal parti, hiçbir siyasal organ, hiçbir kurum şantaja boyun eğmemeli. Onu da söyleyeyim. Şantaj doğru olmaz. Şimdi benim sanayi odasındayız. Sayın Başkan benim size şantaj yapma hakkım var mı? Olmaz. Olursa eğer başta siz itiraz edersiniz. Bende itiraz ederim. Hiç kimsenin demokratik bir kurumu, bir sivil toplum örgütünü şantajla yolundan çevirmesi, şantaj kurarak onun doğruları yapmasına engel olmasını sağlamamalı. Biz her türlü şantaja karşıyız.

    Perşembe, 23 Ocak 2014 11:19

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica