Türkiye'nin birleştirici gücü CHP

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Genel Başkan Yardımcıları Gürsel Tekin ve Gökhan Günaydın, 2014 Mart ayında yapılacak Yerel Seçim için hazırlanan kampanyanın lansmanına katılarak bir konuşma yapıldı.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu yerel yönetim seçimleri ve seçim stratejilerinin açıklandığı toplantıda bir konuşma yaparak şunları söyledi:

“Basınımızın değerli temsilcileri, bugün bizim için heyecanlı bir gün. Yeni bir sürecin başlangıcındayız. Çalışmalarımıza aslında çok önceden başladık, belli bir olgunluğa ulaştırdık, şimdi o çalışmalarımızın bir bölümünü sizlerle paylaşacağız.

Değerli arkadaşlar, Türkiye önemli bir süreçten geçiyor. Yerel yöneticilerin belirlenmesinin yanı sıra hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, adalet, eşitlik gibi devletin temel nitelik ve değerlerinin de oylanacağı bir seçim sürecine girmiş bulunuyoruz. Bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek, halkımızın bizden beklentilerini bütünüyle karşılayabilmek için çok yoğun çalışmalar gerçekleştirdik. Örgütçe hazırlandık. Proje ve fikir olarak hazırlandık. Ve son olarak seçim kampanyamızın hazırlıklarını tamamladık. Kampanyamızın ilk aşamasında bugünün Türkiyesi'nde Cumhuriyet Halk Partisi'nin durduğu yere, üstlenmiş olduğu tarihi işleve dair fikirlerimizi halkımızla paylaşacağız.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin Türkiye’ye dair hayallerini, yeni Türkiye vizyonunu ortaya koyacağız. İlerleyen günlerde kampanyamızın ikinci aşamasına geçtiğimizde Cumhuriyet Halk Partisi’nin Türkiye hayali çerçevesinde yerel yönetimde gerçekleştireceği köklü dönüşümleri sizlerle paylaşacağız. O zaman göreceksiniz ki, Cumhuriyet Halk Partisi kapsamlı bir yerel yönetim reformu hedefini önüne koymuş ve bunu detaylarıyla projelendirmiş tek parti olacaktır. Göreceksiniz ki CHP hayatın her alanında insanların yaşam kalitesini artırmayı, kentlerin renkliliğini ve çeşitliliğini korumayı görev bilen bir yerel yönetim anlayışının biricik temsilcisidir.

Değerli arkadaşlarım, sözlerimin başında Türkiye tarihi bir dönemden geçiyor dedim. Gerçekten de öyle. Türkiye inançlar, değerler, kişisel tercihler üzerinden yaratılmak istenen ayrıştırma politikalarının sonuna geldi. Son 11 yıldır Türkiye’yi bir büyük kutuplaşmanın içine hapsetmeye çalışan zihniyet artık Türkiye’yi yönetemez halde. 11 yıl boyunca adım adım hukuk devletine ve demokrasiye olan inancı yok ettiler. Attıkları her adımda, yaptıkları her kampanyada öncelikle Türkiye’nin değil, partilerinin geleceğini düşündüler. Ülkeyi tek bir adam gelecek planlarına tek bir adamın geleceği planlarına mahkum etmek için yasal düzenlemelerle çalışmalarını sürdürdüler. İktidar gücü elinde tutanların haksız kazanç makinesine dönüştürüldü. Şehirlerimizi bölüştürdüler. Ormanlarımızı, kıyılarımızı. Hatta kentsel dönüşüm adı altında evlerimizi alıp yandaşlara peşkeş çektiler. Kabul edilemez ilişkilere girdiler. Bugün Türkiye’yi hukuk devleti olmaktan çıkarmak istiyorlar. Kimsenin hukuk devletine, demokrasiye olan inancı kalmadı.

Değerli arkadaşlar, herkes hukuk önünde, devlet organları karşısında kendisini eşit hissetmiyorsa o ülkede birlik yok demektir. Son yıllarda cumhuriyet tarihimizin en tartışılır mahkemelerine tanık olduk. Bu ülkenin geleceğine inanmış birçok masum insan bu mahkemelerde sanık sandalyesine oturtuldu. Derken 17 Aralık 2013 geldi. Pandoranın kutusu açıldı. 17 Aralık’tan beri ortaya saçılan suçlarını gizlemeye, yolsuzluklarını görünmez kılmaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. 17 Aralık’tan beri her gün, her saat hukuk devleti ilkeleri çiğneniyor.

Değerli arkadaşlar, modern tarihimiz boyunca ne zaman ülkenin birliğe, bütünlüğe, birleşmeye ihtiyacı olsa adres hep Cumhuriyet Halk Partisi olmuştur. Bugünde Türkiye’nin birliğinin adresinin CHP olduğunu gören milyonlar geçmiş siyasi eğilimleri ne olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi etrafında toplanıyorlar. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi olarak son yıllarda attığımız adımlarla cumhuriyet değerlerine sarsılmaz bağlılığımızdan, sosyal demokrasinin temel ilkelerinden hiçbir taviz vermeden özümüzü koruyarak kendimizi yeniledik, geliştirdik. Kapılarımızı Türkiye’nin bütün renklerine, bütün kesimlerine, bütün sessizlerine ve kimsesizlerine açtık. Bugün Türkiye yeniden huzur istiyor. Türkiye toplumsal barış istiyor. Türkiye özgürlük istiyor. Türkiye fırsat eşitliği ve adalet istiyor. 2014 yerel seçimleriyle birlikte siyasette aklın ve ahlakın hakim olacağı bir döneme adım atacağız. Bu yeni dönemde milletimizi bir kez daha birleştireceğiz. Halkımızın tüm kesimlerinin varlık içinde, birlik içinde, özgür biçimde yaşayacağı Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz. Türkiye’yi hak ettiği demokrasiye kavuşturacağız. Türkiye’yi özgürleştireceğiz, kalkındıracağız, ileriye götüreceğiz.

Bugün demokrasi, hukukun üstünlüğü, sosyal adalet ve kardeşçe bir hayat temelinde Türkiye’yi birleştirebilecek tek güç Cumhuriyet Halk Partisidir. Hiç kimsenin farklı inancı, farklı yaşam tarzı nedeniyle dışlanmadığı bir ülkeyi kurabileceği tek güç Cumhuriyet Halk Partisidir. Devlet ve hukuk karşısında herkesin eşit muamele gördüğü bir Türkiye’yi inşa edebilecek tek güç Cumhuriyet Halk Partisidir.

Bu nedenle diyoruz ki, Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birleştirici gücüdür. Cumhuriyet Halk Partisi logosunda bundan sonra hep bu ifadeyi göreceksiniz. Parti amblemimizin altında bundan sonra hep CHP Türkiye’nin Birleştirici Gücü yazacak. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye’nin birleştirici gücüdür ve bu güç önümüzdeki döneme damgasını vuracak olan güçtür.

Değerli basın mensupları, Türkiye’nin birleştirici gücü olma bilinç ve sorumluluğuyla vatandaşlarımızın oylarına talip olurken elbette vatandaşlarımızın istek ve beklentilerine kayıtsız kalmamız düşünülemez. Cumhuriyet Halk Partisinin temel vaadini ifade eden yeni sloganımızda işte bu bakış açısını yansıtmaktadır. Biz herkesin varlık içinde, birlik içinde, özgür biçimde yaşayacağı bir Türkiye vaat ediyoruz. Biz bu güzel ülkenin sınırları içinde sonsuza dek hep birlikte varlık içinde, birlik içinde, özgür biçimde yaşamak istiyoruz. Siyaseti de bu amaca ulaşmak için yapıyoruz. Bu nedenle varlık diyoruz, birlik diyoruz, özgürlük diyoruz.

Değerli basın mensupları, bu üç hedeften hiçbiri ötekilerden daha önemsiz ya da daha değersiz değildir. Aksine bunlar birbirlerine derinden bağlıdır. Biri olmadan diğerleri de olamaz. İnsanlar kendilerini eşit hissetmiyorlarsa bu ülkede birlik yok demektir.

Ve özgürlükler herkes için alabildiğine genişletilip güvence altına alınmıyorsa ne toplumsal birlik oluşturulabilir ne de kalıcı ekonomik büyüme sağlanabilir. Çözüm toplumun her kesimine yayılmış bir ekonomik büyüme, herkesin hukuk ve devlet önünde eşitliğine dayanan bir toplumsal birlik ve herkes için özgürlüktür.

Ancak tüm bunların eşit oranda geçerli olduğu bir Türkiye içerde mutlu, dışarıda güçlü olabilir. İşte bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi insanların varlık içinde, birlik içinde, özgür biçimde yaşayacağı bir Türkiye’yi kurmaya söz veriyor.

Değerli arkadaşlarım, Cumhuriyet Halk Partisi her zaman önce insan diyecek. Bizim iktidarımızda insanları fakir ve zengin diyerek ikiye bölen konut projeleri olmayacak. Bizim iktidarımızda kentsel dönüşüm adı altında düşük gelirli kesimler şehrin banliyölerine hapsedilmeyecek. Bizim iktidarımızda kimse insanların evlerini ellerinden alıp başkalarına peşkeş çekmeyecek. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında çocuklar sokaklarda kağıt toplamayacak, mendil satmayacak, dilenmeyecek. Bütün enerjimizi vatandaşlarımız daha çok kazansın, kazandıklarıyla daha iyi yaşasınlar diye harcayacağız. CHP iktidarında bütün vatandaşlarımız onuruyla, gururuyla varlık içinde yaşayacak.

30 Mart günü işte böyle bir Türkiye’nin varlık içinde, birlik içinde ve özgür biçimde yaşayan bir Türkiye’nin kuruluşu yolunda ilk büyük adımı atacağız. 30 Mart günü kimsenin başkasının hayat tarzına karışmayacağı bir Türkiye’yi kurmak için sandık başına gideceğiz. 30 Mart günü insanın insana kulluğunu bitirmek için uzun bir yürüyüşe başlayacağız. 30 Mart günü yaşadığımız şehirleri fiziki, ekonomik, siyasal ve sosyal açılardan bir bütün olarak kalkınmayı hedefleyen yerel yönetimleri hayata geçirmek için sandık başında olacağız. 30 Mart’tan sonra her sabah bir öncekinden daha aydınlık olacak. Buna bütün yüreğimizle inanıyoruz. Çünkü 30 Mart’tan sonra Türkiye’de daha güçlü bir Cumhuriyet Halk Partisi olacak. Biz güçlendikçe Türkiye güçlenecek. Sonra hep beraber güzel ve mutlu bir ülkenin çocukları olarak yeni bir Türkiye için, dürüst bir Türkiye için, temiz bir Türkiye için, büyük bir Türkiye için yeniden ama yeniden büyük bir aşkla çalışmaya başlayacağız ve çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Hepinize teşekkür ediyorum.”

    Çarşamba, 22 Ocak 2014 13:34

Bağlantılı Konular