"Bugün içinde bulunduğumuz koşullar temiz toplumun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor"

CHP Lideri Kılıçdaroğlu “Kamuda 1 milyona yakın taşeron işçisi var. Taşeron işçisinin yaygınlaşması sendikal hareketin kan kaybetmesidir” dedi.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ı ziyeret ederek birlikte açıklama yaptı, gazetecilerin sorularını da şöyle yanıtladı;

Ergün Atalay; 81 ilde il temsilcimiz, 6 bölgede bölge temsilcimiz, 425 tane 81 vilayette profesyonel sendikalarımız, şubelerimiz, 2500 üzerinde profesyonel yöneticimiz Türk İşçi Hareketinin de 4/3’ünü temsil eden bir kurumuz. Türk-İş’e bağlı 35 tane sendika var bünyesinde barındırdığı. Türk-İş gündemdeki konularla ilgili yalnız 2 yılda bir sözleşmenin ötesinde son çeyrek asırdır içinde bulunduğu sıkıntıları dile getirmeye gayret eden bir kurumuz. Zaman zaman sıkıldığımız, zaman zaman derdimizi zor anlattığımız dönemler oluyor. İşçi hareketine partinizin verdiği katkıyı, oradaki vekil arkadaşlarımızı yakinen tanıyoruz. Ben bir daha ayağınıza sağlık, hoş geldiniz, sefa getirdiniz.

Kemal Kılıçdaroğlu: Değerli basın mensupları, Cumhuriyet Halk Partisi olarak kendimize yabancı hissetmediğimiz kurulların başında Türk-İş gelir. Türk İşçi Hareketinin 61 yıldır ödünsüz savunucusu olan Türk-İş’te olmaktan son derece mutluyum.

Sayın Başkan, arkadaşlarıyla beraber ülkenin sorunlarını yakından izliyor, zaman zaman dile getiriyor. Zaman zaman eleştiriyor, zaman zaman övüyor. Biz Türk İşçi Hareketinin önderi olan bu güzel kurumu her zaman el üstünde tuttuk ve değer verdik. Sendikalarıyla, Türkiye genelinde örgütlenmesiyle, ülkenin sorunlarına yaklaşımıyla, işçi haklarını savunmakla, kendisini görevli gören Türk-İş bizim açımızdan memnuniyet vericidir.

Sayın Başkan da ifade etti. Temiz toplum ve şeffaflıktan yanayız dedi. Bugün içinde bulunduğumuz koşullar temiz toplumun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Her siyasal hareketin toplumda güven vermesinin ön koşulu o siyasal hareketin temiz olmasıdır. Toplumun ahlaki değerlerine aykırı düşmemesidir. Yolsuzluk yapmamasıdır. Yolsuzluk yapanlara karşı mücadele etmesidir. Yolsuzluk yapanları, rüşvet alanları savunmamasıdır. Bu temel koşuldur. 21.yüzyılda hangi hareket olursa olsun ister sivil toplum, ister bir siyasal hareket. Ahlaki temeller üzerinde yükselmek zorundadır. Toplumun ahlaki değerlerini siyaset kurumu yüceltmek zorundadır.

Türkiye’nin temel sorunları var. Bunlardan birisi işsizlik. İzlenen ekonomi politikası üzülerek söylüyorum Türkiye’nin pek çok sorununa çözüm üretmemiştir ve üretemiyor. Her seferinde fatura çalışanlara çıkıyor. Bu da izlenen ekonomi politikalarının bir başka yönü. Örneğin işçi çalışıyor emekli oluyor, emekli aylığı alıyor. Ama bu emekli aylığıyla geçinme şansı yok. Yeniden çalışmaya başlayınca emekli aylığından kesinti yapılıyor. Adına sosyal güvenlik destek primi deniyor buna. Bu doğru değil. Bunun kaldırılması lazım. Çalışıyorsa eskiden olduğu gibi yine prim öder, devam eder ve ödediği primler daha sonra gerçekten ayrıldığında emekli aylığına ilave edilir ve doğru dürüst emekli aylığı almaya başlar.

Taşeronlaşma çok yaygın. Sadece kamuda 1 milyona yakın taşeron işçisi var. Hem örgütlü toplumu savunacaksınız, hem taşeron işçi istihdam edeceksiniz. Bir siyasal partinin savunacağı bir olay değildir bu. Örgütlü toplum olmak artık günümüzde herkesin kabul ettiği bir kuraldır. Taşeron işçisinin yaygınlaşması sendikal hareketin kan kaybetmesine yol açıyor.

Değerli basın mensupları, bir başka önemli nokta iş kazaları. Size bazı rakamlar vereceğim gerçekten şaşıracaksınız. 2013 Ocak ayında 84 işçi, Şubat ayında 61 işçi, Mart ayında 74 işçi, Nisan ayında 74 işçi, Mayıs ayında 115 işçi, Haziran ayında 105 işçi, Temmuz ayında 120 işçi, Ağustos ayında 148 işçi, Eylül ayında 127 işçi, Ekim ayında 109 işçi, Kasım ayında 128 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti. 11 ayın toplamı 1145 işçi. Gazetelerde haber bile olmuyor değerli arkadaşlarım. İş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya üçüncüsüyüz. Başkan hatırlatıyor bunların büyük bir kısmı %90’ı örgütsüz iş yerlerinde olan iş kazaları. Son derece haklı Sayın Başkan. O nedenle örgütlü olmanın, sendikalı olmanın böyle bir yararı var. En azından iş kazalarını önleme açısından çok önemli.

İşsizlik sigortası fonuna zaman zaman müdahale  ettiğini ve oradan para aktarıldığını biliyoruz. Özel yasa çıkarıyorlar, torba yasaların içinde ve işsizlik sigortası fonunundan da kaynak alıp başka amaçlarla kullanıyorlar. Bu konuda Türk-İş’in daha duyarlı olmasını yürekten arzu ediyorum.

Ekonomik Sosyal Konsey bir anayasal kurum olarak hayata geçti. 3 ayda bir toplanması gerekiyor. Başkanı Sayın Başbakan. En son toplandığı tarih 5 Şubat 2009. 5 Şubat 2009’dan buyana Ekonomik Sosyal Konseyin toplanmadığını görüyoruz. Bizim bunu eleştirmemiz yetmiyor. Başta Türk-İş Ekonomik Sosyal Konseyin tüm taraflarının da bir araya gelip çağrı yapmaları gerekiyor. Siz neden ekonomik ve sosyal konseyi toplamıyorsunuz diye. Bu çağrıyı da bekliyoruz.

Özellikle kadın istihdamında ciddi sorunlar var. Bunları biliyoruz. Kayıt dışı çalışanların %84’ü kadın çalışanlar. Kayıt dışı çalışmanın en yoğun olduğu cinsiyet anlamında alan kadınların iş yaşamındaki alanı. Böyle bir sorun var.

Hepinize teşekkür ediyorum arkadaşlar. Sorularınız olursa o soruları da alırız.

Soru: Sayın Başkan Adana’da tırlar yeniden ele geçirildi ve AKP’den çok sert tepkiler geldi. Hüseyin Çelik haddini bilmezlik diye bir değerlendirme yaptı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Tırların ele geçirilmesi sizce neyi ifade ediyor?

Kemal Kılıçdaroğlu: Olaya iki açıdan bakalım. Bir; bu nasıl bir iktidardır ki, Suriye’ye gönderdiği tırları gizleyemiyor? Davul zurnayla tır gönderiliyor Suriye’ye. Demek ki, iktidarın çivisi çıkmış.

İki; eğer bu tırlarda insani yardım malzemesi varsa gizlemeye gerek yok. Açarsınız içinden ne çıkar? Ya ilaç çıkar, ya yiyecek çıkar, ya giyecek çıkar, çocuk ayakkabıları çıkar. Yani bildiğimiz insani yardım malzemeleri çıkar. İnsani yardım malzemelerini gizlemenin, arama yaptırmamanın da hiçbir mantığı yok.

Olay şu; bu tırlarla silah taşınıyor. Kimse kimseyi kandırmasın. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti hükümeti uluslararası alanda meşruiyeti tartışılır konuma getiriliyor. Bir ülkenin 90 yıllık birikimini siz uluslararası arenada tartışma konusu yaptıramazsınız. Hakkınız yoktur buna. Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti hükümeti Suriye’nin içişlerine doğrudan müdahale edip silah desteği vermeye başladı? Bunu kabul etmek doğru değil.

Bu tırlar MİT’e ait tırlar deniyor. Arama yapılamaz. Benim bildiğim kadarıyla Milli İstihbarat Teşkilatının silah kaçakçılığı yapma gibi bir görevi yok.

İki; Milli İstihbarat Teşkilatının yasasına baktığınızda örgütün operasyonel eylem yapma yetkisi de yok. Sadece istihbarat toplar, değerlendirir ve Sayın Başbakana sunar. Bu kadar. Yasadışı bir işlemin içine Türkiye Cumhuriyeti hükümeti sokulmuş durumda. Yarın bunun hesabını kim verecek? Ve bizim demokrasimiz neden uluslararası alanda tartışma konusu olsun? Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin meşruiyeti neden tartışma konusu olsun? Bu bizi rahatsız ediyor.

Soru: HSYK’nın yapısını değiştiren teklif yarın genel kurul gündemine gelmesi bekleniyor. Ancak Adalet Komisyonundan yasa teklifi geçtiğinde bile Adalet Bakanı Bekir Bozdağ yine muhalefete bir çağrı yaptı. Anayasa değişikliğiyle bu işi geçirelim dedi. Ama siz geçen hafta bir ret yanıtı verdiniz. Genel kurula geldiğinde CHP’nin tavrı ne olur?

Kemal Kılıçdaroğlu: Yarın TBMM’nin gündemine geldiğinde Cumhuriyet Halk Partisinin tavrı çok açık. Biz muhalefet edeceğiz. Çünkü HSYK’yı, yani hakimlerin tamamını Adalet Bakanlığına bağlamak doğru bir olay değildir. Anayasaya da aykırıdır. Anayasa aykırı olduğunu herkes biliyor. Sayın Başbakan da biliyor, Adalet Bakanı da biliyor, Sayın Cumhurbaşkanı da biliyor. Herkes biliyor. Anayasaya aykırı bir yasayı parlamentodan geçirmek doğru bir olay değil.

Sayın Başbakanın bir teklifi oldu. RTÜK gibi bir model kuralım diye anayasa değişikliği yapalım. RTÜK’te her siyasal partinin temsilcisi var. Değerli arkadaşlar, yargıcının yakasında bir partinin siyasi rozeti olabilir mi? Hakimlerin siyasi görüşleri vardır buna saygı gösteririz. Ama kararlarını vicdanlarıyla verirler. A partisine yakınım ona uygun karar veriyim, B partisine yakınım ona uygun karar veriyim. Böyle bir adalet mi olur? Adaleti köreltir bu, yok eder.

Daha önce kendilerine söyledik. HSYK yasa teklifi komisyonda görüşülürken çekin bu teklifi oturalım hakim teminatını sağlayacak, hakimin tarafsızlığını ve bağımsızlığını güvence altına alacak bir anayasal değişiklik yapalım. Hayır biz teklifimizi çekmeyeceğiz dediler. Yani samimi olmadıklarını gösterdiler. Biz samimiydik ama onlar samimi değiller. Teklifimizi geçireceğiz, siz ne kadar itiraz ederseniz edin. Böyle bir düşünceleri var.

Teşekkürler arkadaşlar.”

    Pazartesi, 20 Ocak 2014 18:44

Bağlantılı Konular