Genel Başkan Yardımcısı Öztrak: Kobilerin kur zararını devlet üstlenmeli

Merkez Bankası’nın 1.92 tl’lik kur taahhüdüne güvenen kobiler zor durumda-döviz borcu olan kobilerin kur nedeniyle zararını devlet üstlenmelidir-yıl sonunda 2.13 tl’yi bulan kurla, 1.92’tl’lik taahhüdün arasını devlet ödemelidir -ekonomi durdu, hiçbir aktivite yok, kobi’ler perişan.

Bu, yakında işsizliğe dönüşecek.-“operasyon, operasyon” diyorsunuz, yapılması gereken gerçek operasyon bu! HSYK’nın açıklaması: -başbakan kanunların üzerine basarak gidiyor-son kanunun üzerine bastığında kendisini koruyacak bir kanunun kalmadığını görecek. Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Merkez Bankası Başkanı’nın 1.92 TL’lik kur taahhüdüne inanan ve döviz borçlarını kapatmayan KOBİ’lerin artan kur yüzünden ciddi zararlar ettiğini belirterek, KOBİ’lerin kur zararını devletin üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Öztrak, ekonomide kötü gidişin KOBİ’leri perişan eden kur zararlarıyla perçinleneceğini, bu durumun işsizliği de artıracağını kaydederek, “Operasyon operasyon diyorlar, yapılması gereken gerçek operasyon bu. Devlet yönetimi ciddiyet ister. Devlet bir taahhüt verdiyse bunu uygular. Derhal bu operasyonun yapılması KOBİ’ler üzerindeki kur farkı yükünün kaldırılması lazım” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ekonomideki ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi. Başbakan’ın daha üç yıl önce getirdiği ve meydanlarda büyük demokrasi reformu olarak millete sunduğu HSYK yasasını şimdi değiştirmek istediğini belirten Öztrak, “Getirilen düzenleme ile HSYK, ‘Erdoğan-Bozdağ Yüksek Kurulu’ olacak” dedi. İş dünyasının hukukun yürütmenin vesayeti altında olduğu bir ortamda kendini güvende hissetmeyeceğini vurgulayan Öztrak, “Bir ülkede yargı tarafından soruşturulan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları darbe olarak yorumlanıyorsa, bu gerekçeyle yargı Başbakana bağlanırsa Sayın Babacan hiç bir yatırımcıyı bu ülkenin hukuk devleti olduğuna ikna edemez” diye konuştu.

Caka satacağınıza önlem alsaydınız
Türkiye ekonomisindeki kırılganlıklara da değinen Öztrak, Hükümetin bu sorunları çözmek için gerekli adımları zamanında atmadığını belirterek, “Sayın Babacan, bundan sekiz ay önce uluslararası konferanslarda, ‘Avrupalılara ekonomi yönetmeyi öğretelim’ diye caka satıyordunuz. Onun yerine daha mütevazı olup bu günlere hazırlık yapsaydınız emin olun bu hale düşmezdik” dedi. Öztrak Babacan’ın ekonominin gerçeklerini Başbakan’a anlatamadığını, bu nedenle yolsuzluğu bir kenara atıp yargıyı suçlama kervanına katıldığını söyledi.

Hükümet seyirci kalırsa 2001 gibi herşey alt üst olacak
Yabancı yatırım kuruluşlarının Türkiye’ye ilişkin tavsiyelerinde ‘Türk varlıklarını satın’ uyarısı yapmaya başladığını belirten Öztrak, artan döviz kuru ve düşen borsa nedeniyle Türkiye’de sıkışıp kalan yabancıların zararlarını kabullenip Türkiye’den çıkmaları durumunda bunun döviz kuru üzerinde daha ciddi sonuçları olacağı uyarısında bulundu. Bazı analiz raporlarında önümüzdeki aylarda 2.35 TL yıl sonu için ise 2,60 TL’lik kur tahminlerinin ifade edilmeye başlandığını belirten Öztrak, “Bu gidişi seyretmek mümkün değildir. 2001 yılını hatırlamaya başladım. O zaman da olanları herkes seyrediyordu. Sonra bir sabah uyandık, herşeyin altüst olduğunu gördük” dedi.

Döviz geliri olmayan şirketlerin dövizle borçlanmasının önünü açtılar
Öztrak, ekonomideki bu çalkantılı süreçte en büyük darbeyi şirketler kesiminin yediğini, reel sektörün 2013 Ekim ayı itibariyle döviz açık pozisyonunun 167 milyar dolar olduğunu, dolar kurundaki her 1 kuruşluk artışın şirketlerin 1,7 milyar TL kur farkı zararı yazmasına neden olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Biliyorsunuz bu hükümet 2009 yılının Haziran ayında çıkarttığı bir kararnameyle döviz geliri elde etmeyen şirketlere de dövizle borçlanma imkanı getirdi. Yani hükümet şirketlerin döviz pozisyon açıklarını kapatmak istemedi. Aksine daha da açın dedi, teşvik etti. Neden bunu yaptı? Sıcak para geliyordu, bu para bir yere yatırılmalıydı, sıcak para lobisine kazanç sağlamak gerekiyordu. Geçen yıl Ağustos ayında dolar 2 TL civarına yükseldi. Merkez Bankası Başkanı da çıktı döviz açık pozisyonu taşıyan şirketlere ‘Aman bu seviyeden döviz açık pozisyonunuzu kapatmayın, yıl sonunda dolar kuru 1,92 TL olacak, o zaman kapatırsınız’ dedi. Dalgalı döviz kuru rejimine rağmen Merkez Bankası Başkanı böyle söylerse bu artık açık bir taahhüttür.

Kobilerin kur zararını devlet üstlenmeli
O zaman ben, ‘Bu kur tutturulmazsa şirketler Merkez Bankasını mahkemeye vermelidir’ demiştim. Devlet yönetmek ciddiyet ister. Devlet bir taahhütte bulunursa yerine getirir. TCMB Başkanı’nın taahhüdüne güvenen KOBİ’lerin mağduriyetleri giderilmelidir. Ben hükümete buradan bir çözüm önerisi sunuyorum. 2013 sonu itibariyle döviz veya dövize endeksli kredisi bulunan KOBİ’ler için hükümet bir imkan tanımalıdır. KOBİ’lere bankalardan aldıkları bu kredileri 1,92’den Türk Lirasına çevirme imkanı verilmelidir. 1.92 ile yıl sonundaki 2.13 arasındaki kur farkı devlet tarafından üstlenilmelidir.

Maliyeti en fazla 5 Milyar TL'dir
Bunun belli bir maliyeti olacaktır. BDDK verilerine göre döviz cinsinden nakdi kredi borcu bulunan KOBİ sayısı 20 bin 862; yıl sonu itibariyle bunların toplam döviz kredi borcu 23,6 milyar dolardır. 2.13 ile 1.92 arasını devlet karşılarsa KOBİ’ler bu kur farkı yükünden kurtulacaktır. KOBİ’lerin tamamı bunu talep ederlerse maliyet yaklaşık 5 milyar TL’dir. Bunların içinde döviz geliri elde edenler biraz daha beklemeyi tercih edebilirler. Döviz geliri elde etmeyenler bu seçeneği tercih edecektir. ‘2013 sonuna kadar olan zararı devlet üstlensin’ diyoruz. Tabi bunun sonrasında da kur durmadı. Bugün 2.18’lerin üstüne gitti, 2.13’ün üstündeki farkı da KOBİ’ler üstlensin.

Merkez Bankası operasyonun başına geçmeli
Bunun bankaların açık pozisyonuna etkisi olacaktır, bununla ilgili düzenlemeyi de Merkez Bankası bankalarla oturup konuşmalıdır. İran’la yapılan altın ticaretini kolaylaştırmak için altın mevduat hesabı açan, altın karşılığı alan Merkez Bankası bunu bizlere büyük bir reform olarak anlatmıştı. Bakıyoruz bu işin altından Halk Bankası’nın aracılık faaliyetini kolaylaştırmak gibi bir amaç çıktı. Bunu yapan Merkez Bankası KOBİ’leri rahatlatacak bu işlemi hemen yapmalıdır.Bunun bedeli GSYH’nin yüzde 0,3’ü kadardır.

Operasyon operasyon diyorlar, gerçek operasyon bu!
Operasyon operasyon diyorlar gerçek operasyon bu. Ekonomi durdu, hiçbir aktivite yok, KOBİ’ler perişan. Bu iş yakında, işsizliğe dönüşecek. Bu kadar borç yüküne bir de işsizlik eklenirse bunun altından nasıl kalkılacak? Derhal bu operasyonun yapılması KOBİ’ler üzerindeki geçen yıl sonuna kadar olan kur farkı yükünün kaldırılması lazım.

Ekonomi bu şekilde marta kadar taşınamaz
2014 gerçekten zor bir yıl olacak. Hükümet halen bunun ciddiyetinin farkında değil, kutuplaşmayı artırmaya, iç ve dış düşmanlar yaratmaya, yargıya müdahale etmeye, hukuku ve adalet sistemini hırpalamaya devam ediyor. Kendi bakanları cesaret edemiyor, ben onları rahatlatayım, Sayın Başbakan’a ben söyleyim: Bu şekilde bu ekonomiyi Mart’a kadar taşıyamazsınız. Derhal önlem almanız gerekir, aksi takdirde bu ülkenin insanlarına çıkacak faturanın günahı vebali tamamen Başbakan’a aittir.

Hükümetin hukukun üstüne basmadan sorun çözme kabiliyeti kalmadı
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Öztrak, HSYK hakkındaki düzenleme ile ilgili olarak Kurul’un yaptığı açıklamanın sorulması üzerine şunları söyledi:

“Bugün gelinen noktada HSYK, HSYK olmaktan çıkarılıyor. Sayın Başbakan’ın Yüksek Kurulu haline getiriliyor. Devlet içinde devletten şikayet ediyorsunuz. Bunları çözün ama bunları çözmek için yargıyı yürütmeye bağlamaya kalktığınızda bu şu anlama gelir: ‘Ben bu işi çözmek için kanunların üzerine basa basa yürüyeceğim. Buyurun yürüyün. Son kanunun üstüne bastığınızda dönüp bakacaksınız ki sizi koruyacak hiçbir kanun kalmamış. Ondan sonra ne yapacaksınız? Hukuk devleti olmanın önemi bu. Hepimizin hukukun güvencesine ihtiyacı var. Başbakanların da var. Bu işler böyle çözülmez ama bu hükümetin başka türlü çözme kabiliyeti de kalmamıştır.”

Anahtar Kelimeler
    Cuma, 10 Ocak 2014 19:00

Bağlantılı Konular