"Türkiye’yi bir hortumcular vadisine dönüştürdüler."

“Ne kadar parayla doyacaksanız Allah aşkına söyleyin de bir yardım kampanyası açalım, parayı verelim ve bu milletin yakasından düşün artık”


-“Bir hükümet düşünün 4 bakanı yolsuzlukla suçlanıyor ve istifa etmek zorunda kalıyorlar”
-“Hükümet istifa eder mi? İstifa etmesi için adamda biraz utanma duygusu olması lazım, ar damarı olması lazım. Yolsuzlukla geçinen adamın, tüyü bitmemiş yetimin hakkına göz koyanın, kul hakkı yiyen adamın ar damarı olmaz”
-“Adı yolsuzlukla anılan bir bakan, Başbakan istedi onun için imzaladım.İstifa edecek birisi varsa o da Erdoğan’dır diyor. Önce o istifa etsin. Kim söylüyor bunu? Yıllar yılı beraber çalıştığı mesai arkadaşı söylüyor.”
-“Başbakan Türkiye’yi çeteler yönetiyor diyor. Kendisine teklif ettim, çeteyi görmek mi istiyorsunuz, topla bakanlar kurulunu orada çeteleri göreceksin. Peki, çete reisi kim? Onun da cevabı çok basit. Aynaya bakarsın çete reisini görürsün zaten orada”
-“Bakanların çocuklarının yatak odasına kasaları, para sayma makinalarını çeteler mi koydu? Bir bakanına 700 bin liralık saati çeteler mi verdi? İçişleri Bakanıyla oğlu telefonda konuşuyorlar bakan, oğlum bunları telefonda konuşma diyor. İçişleri bakanına bakın, oğluna verdiği tavsiyeye bakın. Senin oğlun temiz iş yapıyorsa istedikleri kadar dinlesinler. Benim telefonumu da Erdoğan dinliyor. Dinlemezsen namertsin”
-“Hiç kimsenin inancından, kimliğinden  ötürü sorgulanmadığı, herkesin kimliğini şeref olarak kabul ettiği, inancını özgürce yerine getirebildiği bir Türkiye’ye ihtiyacımız var”
-“Silivri’ye gittim, burası toplama kampıdır dedim. 1942’de Hitlerin Almanya’da yaptığı toplama kampının 2013 versiyonudur bu dedim. Hakkımda fezleke düzenlediler. Erdoğan’da fezleke düzenleyen hakimleri, savcıları alkışladı. Çıktım kürsüye, dokunulmazlığımı kaldırmazsanız namertsiniz dedim. Kaldırın dokunulmazlığımı, hesabını vereceğim dedim.”
-“Peki, Oğlu aranıyor, o ne yapıyor? Niye, oğlum yiğit adamsın, alnında kirlilik yok senin, git hesabını ver diyemiyorsun? Çünkü o senin koruman altında. Sen diyorsun ona yolsuzluk yap. Vakıf kurmuş, ihale veriyor müteahhide, git ihaleyi al, ama rüşveti de götür  oğlumun vakfına yatır diyor. Bunun adı nüfuz ticaretidir.”
-“Helal paranın ayakkabı kutusunda ne işi var? Üstelik bankanın genel müdürü. Helal parayı götürür bankaya yatırır. Demek ki haram. Ayakkabı kutusundan para çıkmadı demiyor. Bize kumpas kurdular diyor”
-“Şimdi yolsuzluk dosyalarını kapatmak için bu tuzağa düşmeyin. Yolsuzluk dosyalarını kapatmak için buraya balıklama atladılar. “
-“Özel yetkili mahkemeler siyasal iktidarın sopası olarak kullanılan mahkemelerdir. Bu mahkemelerin verdiği kararlar doğru değildir dedik. 17 maddelik özgürlük ve demokrasi bildirgesi yayınladık. Dedik ki, CHP iktidarında özel yetkili mahkemeleri kaldıracağız ve buradaki davaları yeniden başlatacağız.”
-“İstanbul’da bir deprem olduğunu söylemiştim. Depremin birisi de Bursa’da oldu. Bu halkın depremi. Temiz siyasete, barış içinde yaşamaya duyulan özlem. Herkesin aşı, herkesin işi olsun diye beklenen özlem”
-“Belediye Başkanlarımı, adaylarımızı önce Allah’a sonra size emanet ediyorum. Onlara sahip çıkın, Bursa’ya sahip çıkın.”

Bursa’da büyük bir coşkuyla karşılanan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, aday tanıtım toplantısında sık sık ‘Başbakan Kemal’ ve ‘Bursa seninle gurur duyuyor’ sloganları eşliğinde güncel gelişmeleri şöyle değerlendirdi;

“İstanbul’da bir deprem olduğunu söylemiştim. Depremin biriside Bursa’da oldu. Bu halkın depremi. Temiz siyasete duyulan özlem, barış içinde yaşamaya duyulan özlem. Herkesin aşı, herkesin işi olsun diye beklenen özlem. O nedenle Bursa’da olmaktan, sizlerle beraber olmaktan, size hitap etmekten onur duyuyorum, kıvanç duyuyorum.


Bursa’yla, Bursalılarla gurur duyuyorum, onur duyuyorum. Büyükşehir Belediye Başkan adayımız söyledi, İl Başkanımız söyledi. Hiç kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. Rengi ne olursa olsun, dini ne olursa olsun, doğduğu yer nere olursa olsun bu topraklarda yaşıyorsa bizim başımızın üstünde yeri var. Biz halkın partisiyiz unutmayın. Halkın partisi. Halkla beraber yaşayacağız. Halkın her sorununa çözüm üreteceğiz. Bizim görevimiz bu. Eğer bu topraklarda bir çocuk yatağa aç giriyorsa o dert benim derdim olacaktır. Bu topraklarda üniversiteyi bitiren bir genç işsiz kalıyorsa o işsizlik benim derdim olacaktır. Çünkü ben siyaseti zenginleşme aracı olarak görmüyorum. Siyaset halka adanmışlıktır. Siyaseti zenginleşme aracı olarak görenlere tanık oldunuz. Türkiye’yi bir hortumcular vadisine dönüştürdüler. Hepsi köşeyi döndü. Yedi sülaleleri zengin oldu. Emin olun geçen gün söyledim ya doymadınız mı ne yapacaksınız bu kadar parayı? Öbür dünyaya giderken bir kefenle gideceksiniz. Hatta bir de teklifim oldu. Ne kadar parayla doyacaksanız Allah aşkına söyleyin de bir yardım kampanyası açalım, parayı verelim ve bu milletin yakasından düşün artık.

Bursa bizim tarihimizin de çok önemli bir kentidir. Coğrafyamızın da çok önemli bir kentidir. Bütün Bursalılar Türkiye’nin en güzel kentinde yaşıyorlar. Ama bu kent talan edilen bir kent olmamalıdır. Bu kent yaşanabilir bir kent olmalıdır. Bu kente belediye başkanı yaşamını adamalıdır ve Bursa bu coğrafyanın en görkemli kenti olmalıdır. Sadece Marmara bölgesinin değil, sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli kentlerinden birisi olmalıdır. Tarihiyle bunu hak eden bir kenttir Bursa. O nedenle Bursa’yı önce size emanet ediyorum. Bunu unutmayın.

Belediye Başkan Adayımız burada, diğer adaylarımızda gelecek buraya. Hep beraber Bursa için çalışacağız ve Bursa için mücadele edeceğiz. Göreceksiniz Bursa kendi bölgesinde bir yıldız gibi doğacaktır. Kiminle? Necati beyle değil mi? Necati Şahin’le yapacaktır. Bursa’nın şahini olacaktır o. Herkes bundan emin olsun.

Az önce temiz siyasetten söz ettim. 17 Aralık’ta nelerin yaşandığını hepiniz gördünüz. 17 Aralık’ta. Bir hükümet düşünün bir hükümet 4 bakanı yolsuzlukla suçlanıyor ve istifa etmek zorunda kalıyorlar.

Hükümet istifa eder mi? İstifa etmesi için adamda biraz utanma duygusu olması lazım, ar damarı olması lazım. Yolsuzlukla geçinen adamın ar damarı olmaz. Tüyü bitmemiş yetimin hakkına göz koyanın ar damarı olmaz. Kul hakkı yiyen adamın ar damarı olmaz. Kul hakkı yiyeceksin. Defalarca söyledim sende yürek varsa çık milletin önüne deki ben kul hakkı yemedim. Diyemiyor. Diyemez de zaten. Alnını karışlarım ben onun dediği andan itibaren. Türkiye’yi çeteler yönetiyor. Ben söylemiyorum Başbakan diyor. Çeteler var diyor. Kendisine teklif yaptım çeteyi görmek mi istiyorsunuz kimlerden oluşuyor. Topla bakanlar kurulunu orada çeteleri göreceksin zaten. Ayrıca diyebilirsin ki, bu çeteleri kim yönetiyor çete reisi kim? Onun da cevabı çok basit. Aynaya bakarsın çete reisini görürsün zaten orada.

Bakınız bunların bir bakanı adı yolsuzlukla birlikte aranan bir bakan. Sabah gitmiş bakmış masasının önünde bir dilekçe istifa dilekçesi. Niye imzalayayım bunu? Başbakan istedi onun için imzala. Ayrıca birde deklarasyon yayınlayın beni rahatlatın demiş. O ne diyor? Valla diyor ne söylediyse o söyledi bende altına imza attım. İstifa edecek birisi varsa o da Recep Tayyip Erdoğan’dır diyor. Önce o istifa etsin. Kim söylüyor bunu? Kim söylüyor? Ben söylemiyorum. Yıllar yılı beraber çalıştığı mesai arkadaşı söylüyor. Şimdi siz diyorsunuz ki, hükümet istifa. Eder mi? Etmez. Çünkü ar damarı olması lazım, utanması lazım. Ya Allah’tan korkmuyorsan bari kuldan utan. Nasıl yapıyorsun sen bunu? Ama yaparlar bunlar.

İşin özeti şu; Türkiye’nin temiz siyasete ihtiyacı var. Türkiye’nin birliğe ve barışa ihtiyacı var. Türkiye’nin üretime ihtiyacı var. Türkiye’de herkesin aşı, işi olsun buna ihtiyacı var. Türkiye’de ayrışmanın değil beraber olmanın zamanı artık. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. Türkiye’de hiç kimsenin ötekileştirilmemesi lazım. Türkiye’de birliğe, beraberliğe, kardeşliğe ihtiyacımız var. Türkiye’de dost olmaya ihtiyaç var. Türkiye’de sabah sokağa çıkarken güler yüzlü insanlarla karşılaşmaya ihtiyacımız var. Türkiye’de çatık kaşlı insanlar değil, birbirini seven ve kucaklayan insanlara ihtiyacımız var. Bunun için kul hakkı yemeyen bir siyasete ihtiyacımız var.

Türkiye’de hiç kimsenin inancından ötürü sorgulanmadığı, herkesin inancını özgürce yerine getirebildiği bir Türkiye’ye ihtiyacımız var. Türkiye’de hiç kimsenin kimliğinden ötürü sorgulanmadığı, herkesin kendi kimliğini şeref olarak kabul ettiği bir Türkiye’ye ihtiyacımız var. Türkiye’de doğuda benimdir, batıda benimdir, güneyde benimdir, kuzeyde benimdir diyen bir Türkiye’ye ihtiyacımız var. Türkiye’de babaların çocuklarına temiz siyaseti öğrettiği bir rüyaya ihtiyacımız var. Çocukların babalarının tavsiyesi üzerine halkı soymadığı bir Türkiye’ye ihtiyacımız var. Bakanların çocuklarının hapiste olmadığı bir Türkiye’ye ihtiyacımız var. Babaların çocuklarını yolsuzluk yaptı diye gurur duyduğu değil, gurur duymadığı ama o çocuklarında en azından temiz siyasete ihtiyaç duyduğu bir Türkiye’ye ihtiyacımız var.

Kayınbirader miydi o Sayın Haluk Koç? Kayınbirader değil mi? Aranan ve kaçan kayınbirader. Biz babalar – oğullar diyorduk şimdi başka çemberler ortaya çıktı. Birde bacanak mı? Valla kayınbirader – bacanak bizde şaşırdık.

Değerli arkadaşlarım, bundan 6 ay önce ülkenin yönetiminin sağlıklı olmadığını, demokrasinin tehlikede olduğunu, güçler ayrılığı ilkesinin ihlal edildiğini, tüyü bitmemiş yetimin hakkının yendiğini ve bir diktatörün ülkeyi yönettiğini söylemiştim. Dediler ki, siz nasıl Başbakan için diktatör deyimini kullanırsınız.

Bakınız, bugün Türkiye’nin herhangi bir yerinde 1 m²’lik bir arazi kiralanacaksa Recep Tayyip Erdoğan’dan izin almak gerekiyor. Böyle bir demokrasiyi hangi ülke düşünebilir? 1 m²’lik yer. İster kiralayın, ister satın. Gidilecek Ankara’ya Ankara’dan izin alınacak. Böyle bir demokrasi olabilir mi? Yolsuzluğun kaynağı budur işte. Sayıştay raporları gelmiyor meclise. Neden? Yolsuzluklar ortaya çıkmasın diye. Önümüzdeki günlerde göreceksiniz daha büyük yolsuzluk olayları çıkacak ortaya. Gazeteler yazıyorlar 85 milyar Euroluk yolsuzluk var diyorlar. Bizde çarptık Türk lirası değerini bulduk 247 milyar lira yapıyor. Dün hükümet sözcüsü diyor ki, efendim 247 milyarı nereden çıkardınız? Bu afaki bir rakamdır. Ben gazetelerden okuyorum. Bu rakamın gerçek değerini kim bilir? Hırsız bilir. Benimki afakiyse sen açıkla kardeşim. Hem malı götüreceksin, hem diyeceksin ki bu rakam şöyle böyle. Daha büyüğünü götürmüşsün ben biliyorum. Daha büyüğünü götürmüşsün. Çık o zaman açıkla. Açıklayabilir mi? Açıklayamaz. Efendim diyorlar ki, bak şu işe bak diyorlar bize kumpas kuruldu tam seçimlere 3 ay kaldı siz yolsuzluk soruşturması açtınız. Ya 14 ay önce başlamış 14 ay. İhbar mektubu gitmiş hem Cumhurbaşkanına gitmiş, hem maliye bakanlığına, hem savcıya. Savcı ne yapacak? Soruşturma açacak. Bunlara Müslüman denir mi denmez mi ben onu bilmem. Onu rabbim bilir ben bir şey demem ona.

Şunu söyleyeyim, Türkiye değişim istiyor, yeni bir iktidar istiyor, temiz bir iktidar istiyor, halka hesap veren bir iktidar istiyor Türkiye. Bunun için mücadele edeceğiz, bunun için çalışacağız. Herkesin işi, herkesin aşı olsun diyeceğiz. Hiç kimse gelecek kaygısı taşımasın istiyoruz. Önce yerel yönetimlerden başlayacağız.

Bakın, değerli arkadaşımız teknik bir insan, Bursa’yı iyi bilen birisi. Gelirken yolda raylı sistemi gösterdi bana. Kaç liraydı başkan? 80 milyar mıydı, 80 milyon muydu? 100 milyona çıkarıyorlar. Yani arkadaşlar tam bir soygun düzeni var. Ben buradan bütün Bursalılara söz veriyorum. Büyükşehir Belediye Başkan adayımıza güvenin. O size sizin düşündüğünüz Bursa’yı, hayal ettiğiniz Bursa’yı yeniden yaratacaktır ve Bursa’yı imrenilecek bir kent haline getirecektir.

Ergenekondan da bahsedeyim olur. Yıllar yılı söyledik. Özel yetkili mahkemeler siyasal iktidarın sopası olarak kullanılan mahkemelerdir. Bu mahkemelerin verdiği kararlar doğru değildir dedik. 17 maddelik özgürlük ve demokrasi bildirgesi yayınladık. Dedik ki, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında özel yetkili mahkemeleri kaldıracağız ve buradaki davaları yeniden başlatacağız. Şimdi yolsuzluk dosyalarını kapatmak için unutmayın bunu bu tuzağa düşmeyin. Yolsuzluk dosyalarını kapatmak için buraya balıklama atladılar. Hiç endişe etmeyin Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarında adaleti sağlayacağız. Biz kim olursa olsun, hangi düşünceden olursa olsun bütün mazlumların yanında olacağız. Bize oy versin vermesin hiçbir vatandaşımızı niye bize oy vermedin diye suçlamayacağız. Biz demokrasiye inanıyoruz, özgürlüğe inanıyoruz, özgürlükten ve demokrasiden yanayız. Siyasi partiye A partisine oy verir, B partisine oy verir. Benim görevim onun sorunlarını çözmektir. Cebimi doldurmak değil. Bizim bir hedefimiz daha var. Ne diyoruz? Önce halk zenginleşecek diyoruz. Halkın cebi para görecek diyoruz.

Sizden isteğim değerli arkadaşlarım, siyasete girdiğim gün bütün malvarlığımı açıkladım. İnternet sitesine koydum. Açıkça söylüyorum ben çalışma hayatı boyunca Recep Tayyip Erdoğan’dan çok daha fazla para aldım. Benim malvarlığım meydanda. Benim çocuklarımın gemileri yok. Benim çocuklarımın adını kimse bilmez. Üç tane evlat yetiştirdim bu ülkeye feda olsun diyorum. Benim çocuklarım vakıf kurup devleti soymadı. Senin çocuğunun ne özelliği var? Silivri’ye gittim, ziyaret ettim tutukluları. Çıkışta dedim ki, burası toplama kampıdır, Silivri toplama kampı. 1942’de Hitlerin Almanya’da yaptığı toplama kampının 2013 versiyonudur bu dedim. Hakkımda fezleke düzenlediler. Çıktım kürsüye, Recep Tayyip Erdoğan’da fezleke düzenleyen hakimleri, savcıları alkışladı. Dedim ki, benim dokunulmazlığımı kaldırmazsanız namertsiniz dedim. Hesabını vereceğim dedim.

Peki şimdi o ne yapıyor? Oğlu aranıyor değil mi? Sen niye çıkıp demiyorsun ki oğlum git yiğit adamsın sen alnında kirlilik yok senin git hesabını ver. Niye diyemiyorsun? Senin çocuğunun ayrıcalığı ne? Ne farkı var senin çocuğunun diğer çocuklardan? O çünkü senin koruman altında. Sen diyorsun ona yolsuzluk yap. Vakıf kurmuş ihale veriyor müteahhide. Git ihaleyi al diyor ama rüşveti nereye vereceğim? Rüşveti de götür diyor oğlumun vakfına yatır diyor. Biz bunu bilmiyor muyuz? Bunun adı nüfuz ticaretidir. Nüfuz ticareti. Bulunduğu makamın gücünü kullanarak yakınlarına çıkar sağlamadır bu. Buna izin verecek miyiz? İzin verecek miyiz?

Kul hakkı yemenin günah olduğuna inanan her yurttaşıma sesleniyorum. Özelliklede AKP’ye oy veren temiz insanlarıma sesleniyorum. Artık yeter deyin. Kul hakkı yiyenlere artık yeter deyin!

Diyor ki, efendim bize kumpas kurdular. Kendisine 16 soru sordum. Sorunun birisi şu; ya dedim helal paranın ayakkabı kutusunda ne işi var? Üstelik bankanın genel müdürü. Helal parayı götürür bankaya yatırır. Demek ki haram. Ayakkabı kutusundan para çıkmadı demiyor. Bize kumpas kurdular diyor. Ya kim sana kumpas kurdu? Çeteler yaptılar diyor bunu. Peki o bakanların çocuklarının yatak odasına kasaları çeteler mi koydu? Peki o bakanların çocuklarının yatak odalarına para sayma makinalarını çeteler mi koydu? Peki o bir bakanına 700 bin liralık saati çeteler mi verdi? Bakanla oğlu telefonda konuşuyorlar bakanla oğlu. Oğlu anlatıyor babası da İçişleri Bakanı. Diyor ki, aman ha sakın oğlum diyor bunları telefonda konuşma diyor dinlerler. İçişleri bakanına bakın, oğluna verdiği tavsiyeye bakın. Senin oğlun temiz iş yapıyorsa istedikleri kadar dinlesinler. Benim telefonumu da Recep Tayyip Erdoğan dinliyor. Dinlemezsen namertsin sen zaten. İstediğin kadar dinle. Vermeyecek hesabımız yok ki ne olacak yani? Verilecek hesabımız mı var? Yok. Alnımız temiz yere bakmıyoruz biz. Vatandaşın yüzüne bakıyoruz. Göğe bakıyoruz biz yere bakmıyoruz. Allah kimseyi yere bakar hale getirmesin. En önemli özellik budur.

Biz temiz siyasetten yanayız. Biz kadın – erkek eşitliğinden yanayız. Biz herkesin işi, herkesin aşı olsun bundan yanayız. Biz hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye’den yanayız. Biz helal paradan yanayız. Biz sen neden fazla para kazandın diye değil, alın teriyle kazanılan her kuruşun yanındayız. Biz vatandaşa hesap vermeyi namuslu bir görev kabul eden siyasi anlayıştan yanayız. Biz vatandaşa hesap vermeyi onurlu görev kabul eden bir siyasetten yanayız. Biz Bursa’dan yanayız. Biz dostluktan yanayız, biz kardeşlikten yanayız. Biz bağımsızlıktan yanayız.

Diyorlar ki, gördünüz burada. Valilikten Türkiye Cumhuriyetini kaldırmışlar. Bizim arkadaşlarımızda, sadece valilikten değil pek çok yerden. Bizim arkadaşlarımızda bir önerge verdiler. Dediler ki, devlet dairesinden bu Türkiye Cumhuriyetini niye kaldırdınız? Bakanın verdiği cevap, efendim tabelalarda yer yoktu da onun için biz sadece bunu yaptık. Buna inanıyor musunuz? Tabelalarda yer yokmuş da Türkiye Cumhuriyetini kaldırıyormuş. Buna izin vermeyin. Hangi görüşten olursa olsun bu ülkenin bağımsızlığı ve özgürlüğü için mücadele eden şehitlerimiz için gazilerimiz için hiç kimseye izin vermeyin. O tabelaları kaldırdılar yarın bunların ne yapacağını siz çok daha iyi biliyorsunuz. O nedenle söylüyorum yeniden Türkiye ayağa kalkacak, yeniden kendisine gelecek. Yeniden kuvvai milliye ruhunu ayağa kaldıracağız. Yeniden mücadele yapacağız. Yeniden bu ülkede barışı, özgürlüğü ve demokrasi sağlayacağız.

Hep beraber mücadelemizi yapacağız. Dostluk ve kardeşlik için. Bu coğrafyada, bu topraklarda barış vardır, Mevlana’nın topraklarıdır Türkiye. Hacıbektaş’ın topraklarıdır, Pir Sultan’ın, Karacaoğlan’ın topraklarıdır, Yunus Emre’nin topraklarıdır. Bu topraklarda barış vardır, huzur vardır. Birileri barışı bozmak isteyebilir, huzursuzluk yapmak isteyebilir. Demokratik yollarla, özgür irademizle sandığa gideceğiz kul hakkı yiyenlerden hesap soracağız.

Hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı sunuyorum. Belediye Başkanlarımı önce Allah’a sonra size emanet ediyorum. Onlara sahip çıkın, Bursa’ya sahip çıkın.”

Anahtar Kelimeler
    Perşembe, 09 Ocak 2014 18:31

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica