CHP: Ekonomi bu gerginliği marta kadar taşıyamaz

CHP'nin ekonomi raporundan: Türkiye ekonomisinde sarsıntı, yolsuzluk operasyonuyla değil, FED'in açıklamasıyla başladı.

FED açıklamasından operasyona kadar yaşanan kayıplar soruşturma sürecinde yaşanan kayıpların 2 katı

AKP’nin ekonomideki beceriksizliği 2014'te vatandaşın cebini yakacak

Hükümetin seçim sonrasına ertelemeye çalıştığı enerji zamları seçimden önce gelebilir.

Elektrik ve doğalgaza gelecek zamlar iğneden ipliğe zam demek

2014’te çift haneli enflasyon geliyor

Hükümetin gerginlik yaratan söylemi Türkiye'ye yönelik risk algısını artırıyor

Türk ekonomi bu gerginliği marta kadar taşıyamaz.

CHP’nin Ekonomi Raporu AKP’nin “yolsuzluk ve rüşvet soruşturması ekonomiyi hedefledi” tezini çürüttü. Rapora göre kurdaki artış ve borsadaki erime aslında Gezi Parkı Olaylarından ve yolsuzluk operasyonundan önce, ABD Merkez Bankası’nın(FED) sıcak parayı keseceğini açıkladığı 22 Mayıs’ta başladı. 22 Mayıs’tan soruşturmanın başladığı 17 Aralık’a kadar geçen sürede borsadaki erime ve TL’deki değer kaybı, soruşturmada süresince yaşanan kayıpların iki katı kadar.

Rapora göre AKP’nin ekonomideki beceriksizliği 2014’te vatandaşın cebini yakacak:

Hükümetin yerel seçimlerin sonrasına ötelemeye çalıştığı enerji zamlarının da seçimden önce yapılması ihtimali giderek artıyor.

Elektrik ve doğal gaza gelecek zamlar iğneden ipliğe her şeye zam olarak yansıyacak.

2014’te enflasyonunun çift haneli rakamlara ulaşma riski ise “oldukça yüksek”.

Küresel ekonomiyi de zor günler bekliyor. Hükümetin kutuplaşmayı artıran, yargıya müdahale eden, hukuku ve adalet sistemini hırpalayan söylemi Türkiye’ye yönelik risk algısını artırıyor. Türk ekonomisinin bu gerginliği Mart ayındaki seçimlere kadar taşıması zor görünüyor.

CHP Ekonomi Politikaları Genel Başkan Yardımcılığı’nın Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın koordinasyonunda hazırladığı 81. Ekonomik Görünüm Raporunda ekonomideki son gelişmeler değerlendirildi. 17 Aralık tarihinde başlayan yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının ardından Hükümet’in demokrasinin temeli olan “yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü ve kuvvetler ayrılığını” ayaklar altına alarak kendini kurtarmaya çalıştığının belirtildiği raporda, “İktidar, Cumhuriyet tarihinin en büyük skandallarından birini devlet ve sistem krizine dönüştürerek ülkeyle ilgili risk algısını hızla artırıyor. Türkiye ekonomisinin kırılganlıkları yeni küresel konjonktürde zaten saklanamaz hale gelmişken; bir de Türkiye’de devlet ve sistem krizinin yaratılması yabancı yatırımcıyı daha da korkutuyor” değerlendirmesinde bulunuldu.

Asıl zararı veren soruşturmanın üstünün örtülmesi
Türkiye’nin 22 Mayıs’ta ABD Merkez Bankası’nın(FED) parasal sıkılaştırma sinyallerini vermesiyle başlayan süreçte ekonomide başlayan çalkantılara dikkat çekilen raporda, Hükümet’in yanlış politikalarının faturasını başka merkezlere fatura etmeye çabaladığı kaydedildi. Raporda, FED’den sıcak paranın kısılacağı sinyalinin geldiği ilk tarih olan 22 Mayıs 2013’ten yolsuzluk ve rüşvet operasyon başlamasına kadar geçen sürede TL’nin döviz sepeti karşısındaki değer kaybının, operasyon dönemindeki kayıptan “2 kat fazla” olduğuna dikkat çekildi. Raporda, “Bunun nedeni hükümetin iddia ettiği gibi rüşvet ve yolsuzluğun soruşturulması değil. Ekonomiye zararı, yolsuzluğun soruşturulması değil; hukuk devletinin bir kenara itilerek yolsuzlukların üstünün kapatılması verir. Hükümet küresel likiditenin azaldığı bir ortamda cari açığı yüksek döviz rezervleri yetersiz bir ekonominin yöneticilerinin yapabileceği en büyük hatayı yapmakta ve siyasi risk algısına zirve yaptıran yönetim beceriksizlikleri sergilemektedir” denildi.

Borsadaki büyük erime de soruşturmadan önce
Borsadaki şirketlerin piyasa değerindeki düşüşün de mercek altına alındığı raporda, şirketlerin değerindeki erimenin AKP tarafından “yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının faturası” olarak millete takdim edildiği hatırlatılarak, “22 Mayıs ile 16 Aralık tarihleri arasında borsaya kote şirketlerin piyasa değerinde 100 milyar TL’lik erime olmuş. Kendi yanlış ekonomi politikalarının bir faturası olan bu durumu hükümet hiç ağzına almamış. Ancak 16 Aralık’tan sonra bakanlar zarar yarışına başladılar” denildi.

Türkiye'nin risk primi artıyor
CHP’nin raporunda ayrıca AKP Hükümetinin hukuku katleden, yolsuzlukların üzerini örtmeye çalışan uygulamalarının ve Başbakanın toplumda kutuplaşmayı artıran üslubunun yaratacağı ilave risklerin bundan sonraki süreçte Türkiye’yi benzer ekonomilerden daha belirgin bir şekilde ayrıştırabileceği uyarısında bulunuldu. Raporda, kredi derecelendirme kuruluşu FITCH, Uluslararası Finans Enstitüsü, IIF gibi kuruluşların Türkiye’de artan siyasi ve sosyal risklere ilişkin uyarılar yapmaya başladığı vurgulanarak, “Türkiye bu yıl yaklaşık 225 milyar dolar civarında bir dış finansmanı bulmak zorunda. Yani ekonomiyi durdurmak ve dövizi zıplatmak istemiyorsa Türkiye her ay yurt dışından 20 milyar dolar bulacak. Dolayısıyla Hükümetin siyasi ve sosyal riskleri artırıcı her eylemi Türkiye algısını bozacak ve faizleri artıracaktır” denildi. Türkiye’nin “borç temerrüt risk priminde” son dönemde yaşanan sıçramanın da bunun sinyallerini verdiği, Türkiye’nin 16 Aralık ile 31 Aralık tarihleri arasında risk primi en çok artan gelişmekte olan ülke olduğu ifade edildi.

2014’te enflasyon çift haneli olacak
Hükümetin yerel seçimlerin sonrasına ötelemeye çalıştığı enerji zamlarının da seçimden önce yapılması ihtimalinin giderek arttığının belirtildiği raporda, elektrik ve doğal gaza gelecek zamların iğneden ipliğe her şeye zam olarak yansıyacağı 2014’te enflasyonunun çift haneli rakamlara ulaşma riskinin ise “oldukça yüksek” olduğu kaydedildi.

Üretimde tablo parlak değil
2013’ün son üç ayında büyüme beklentilerine de yer verilen raporda, Kasım ayı üretim verileri nispeten kuvvetli gelse de, Ekim ayında yaşanan düşüş nedeniyle üretimdeki tablonun parlak olmadığı belirtildi. CHP’nin raporuna göre Ekim-Kasım döneminde ara malı ve sermaye malı üretimi hız kesti ve bu durum yatırım iştahının azaldığı konusunda önemli bir sinyal olarak nitelendi. Raporda şu tespitlere yer verildi:

Ekonomi bu gerginliği marta kadar taşımaz
“2014, küresel iklimin bize benzeyen ekonomiler için çok daha elverişsiz olacağı bir yıl. Diğer taraftan bu yıl hem dünyada bize benzeyen ekonomilerde, hem de bizde seçimler var. Bu nedenlerle zaten artan kurdaki tansiyonun düşmesi ve daha istikrarlı bir seyir izlemesi için siyasetteki gerilimin düşmesi son derece önemli. Hükümet bu sorumluluktan çok uzak. Hükümet kutuplaşmayı artırmaya, iç ve dış düşmanlar yaratmaya, yargıya müdahale etmeye, hukuku ve adalet sistemini hırpalamaya devam ediyor. Türk ekonomisinin bu gerginliği Mart ayındaki seçimlere kadar taşıması oldukça güç görünüyor.”

Anahtar Kelimeler
    Perşembe, 09 Ocak 2014 18:19

Bağlantılı Konular