Faik Öztrak: “Başbakan ve Bakanları taammüden ekonomik kriz yaratmaya çalışıyor”

Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Başbakan’ın yolsuzluk ve rüşvet iddialarının üzerini bir ekonomik krizle kapama gayretinde olduğunu belirterek, “Başbakan, bakanları ile birlikte taammüden ekonomik kriz yaratmaya çalışıyor. Bu süreçte niyetlerinin, ekonomiyi yönetmek, sorunları çözmek değil, batırmak olduğu görülmektedir” diye konuştu.


Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, ekonomideki ve siyasetteki son gelişmeleri değerlendirdi. Son açıklanan verilere göre 2013 yılında enflasyonun yüzde 7.4 olduğunu, bu oranın yüzde 5’lik enflasyon hedefinde yüzde 50’lik bir sapma anlamına geldiğini belirten Öztrak, son 8 yılda altıncı kez enflasyon hedefinin tutturulamadığını ifade etti. Temel amacı “fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek” olan Merkez Bankası’nın enflasyon karnesinin kötü olduğunu söyleyen Öztrak, hedefin çok üzerindeki enflasyonun “ertelenen enerji zamlarına rağmen” bu seviyede olduğuna dikkat çekti.

Hükümetin enerji zamlarını yerel seçimlerin sonrasına ötelemeye çalıştığını fakat seçimlerin ardından, biriktirilen elektrik ve doğal gaz zamlarının mutlaka yapılacağını söyleyen Öztrak, “Elektrik ve doğal gaza gelecek zamlar da, iğneden ipliğe herşeyin fiyatını artıracaktır” uyarısında bulundu.

Öztrak, Bakanların enflasyonun zamlardan etkilenmeyeceği söylemlerinin ise gerçeği yansıtmadığını belirterek, “2014’ün enflasyonunun çift haneli rakamlara ulaşma riski var” dedi. Yeni yılın ilk gününde yapılan vergi artışlarının da hem öngörülen enflasyonun hem de çalışanlara ve emeklilere verilen maaş ve ücret artışlarının çok üstünde olduğunu ifade eden Öztrak, “Emeklilere ve çalışanlara vereceğini iki taksitte veren hükümet alacağı vergiyi bu defa da taksitsiz aldı” diye konuştu.

Dolar kurunun dün 2,18 TL’yi de aştığını, Hükümetin 2014 için öngördüğü 1.98 TL’lik ortalama dolar kurunun da geçersiz hale geldiğini, bu yıl için belirlenen yüzde 5’lik enflasyon hedefinin de ıskalanacağının daha ilk günden anlaşıldığını belirten Öztrak, “Sadece enflasyon değil, gelecek yıla ilişkin ‘büyüme’ ve ‘işsizlik’ başta olmak üzere tüm makro hedefler şimdiden geçerliliğini yitirmiş durumda” dedi.

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasındaki iddialara da değinen Öztrak, Türkiye’de artık “yedi ama hizmet de yaptı” sözlerinin bir anlamı kalmadığını memleketi yiyip bitirmenin özrünün “hizmet yapmak” olmadığını belirterek, “Alınan komisyonlar ‘ama şöyle hizmet yaptı’ diye masumlaştırılamaz. Bunun adına buz gibi ‘rüşvet’ denir” ifadelerini kullandı. Türkiye’de Yargı bağımsızlığının, hukukun üstünlüğünün, kuvvetler ayrılığının ayaklar altına alındığını belirten Öztrak, “Yargı bağımsızlığı bitmiştir. Bunu söyleyen ben değilim Sayın TBMM Başkanı Cemil Çiçek’tir. TBMM Başkanı bugün ülkede yargının bağımsızlığının bittiğini söylüyorsa, gerçekten o ülkede çok şey bitmiştir” diye konuştu.

Rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının ardından yeni yılın ilk gününde bu kez Antakya’da gerçekleşen TIR olayında tüm rezaletlere yeni bir boyut eklediğini söyleyen Öztrak, “Bir cumhuriyet savcımızın talimatı, valilik aracılığı ile engellendi. Başbakan savcılara miting meydanlarından saldırırsa, başbakanın valileri de elbette savcıların talimatlarını takmaz. TIR Suriye’deki Türkmenlere yardım götürüyormuş. ABD’de barajı olan Kızılderililere su deposu yaparken boy boy resim veren hükümet, Suriye’deki Türkmenlere götürürken neden gizli kapalı davranıyor?” dedi. AKP elinde Türkiye’nin hızla bir çadır, bir aşiret devleti görüntüsü vermeye başladığını söyleyen Öztrak, “Bunun ekonomiye mutlaka faturası olur. Türkiye Cumhuriyeti’ni kara para aklayan, komşularına savaş ihraç eden bir ülke konumuna düşürmek kimsenin hakkı değildir” diye konuştu.

AKP’nin ve Başbakan’ın artık farklı bir dünyada yaşamaya başladığını söyleyen Öztrak, 17 Aralık sürecini kötü yöneterek ilkin bir hükümet sonra da devlet krizi yaratan Başbakan’ın şimdi de “taammüden” bir ekonomik kriz yaratmaya çalıştığını belirtti.

Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bakanlar ekonomide yaşanan sıkıntılara tedbir üretmek yerine operasyonun ekonomide neden olduğu zararların büyüklüğü konusunda açık artırmaya girmiş durumdalar. Hükümet, ABD Merkez Bankası’nın geçen yılın mayıs ayında ‘dolar basmayı azaltabilirim’ açıklamasından sonra su almaya başlayan ekonomi gemisini havuza çekip tamir etmek yerine, batırma çabasına girmiş görünüyor.

Türkiye’de bir kriz patlaması durumunda bunun sorumlusunun yargı ya da dış mihraklar değil kibir hastalığına yakalanmış Başbakan Erdoğan olacağını ifade eden Öztrak, “11 yıldır tek başına iktidar olan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç bir iktidara nasip olmayan kaynakları kullanan bu kadro hiç kimseden ve hiç bir şeyden şikayet edemez” dedi. Öztrak, AKP’nin ekonomi yönetimini de eleştirerek, “Ekonomiden sorumlu bakanlara bakıyorum, cenaze evindeki çığırtkanlar gibi ağlamak ve sızlanmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Yolsuzluğun üstünü örtmek için ekonomik kriz çığırtkanlığı yaparsanız yabancıların risk algısını artırır, arzı daha da daraltır, faizlerin daha da yükselmesine neden olursunuz” dedi.

ABD Merkez Bankası’nın(FED) 22 Mayıs 2013’te ucuz ve bol para döneminin sonuna yaklaşıldığını açıklamasının ve 18 Aralık 2013’te bunun uygulamaya konulmasıyla Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinde varlık fiyatlarının düşmeye başladığını anımsatan Öztark, Türkiye’nin de ekonomisindeki kırılganlıklar nedeniyle bu süreçten en çok etkilenen ülkelerin başında geldiğini ifade etti. Geçen yılın başından FED’in ilk açıklamasını yaptığı 22 Mayıs’a kadar Türkiye’de borsanın yüzde 19 değer kazandığını, 22 Mayıs’tan Gezi Olaylarına kadar geçen sürede ise yüzde 17 değer kaybettiğini kaydeden Öztrak, “22 Mayıs’tan yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun bir gün öncesine kadar(16 Aralık), Türkiye’de borsa yüzde 20 gerilediğinde, şirketlerin piyasa değeri 100 milyar TL eridiğinde hükümetin çok sesi çıkmadı” diye konuştu.


Türkiye borsasının Brezilya’dan sonra en çok değer kaybeden borsa olduğunu ama borsası dünyada en çok değer kaybeden ülke olan Brezilya’da kimsenin “Brezilya’ya kumpas kuruldu” demediğini, para birimleri dolar karşısında en fazla değer yitiren Endonezya, Arjantin, Güney Afrika gibi ülkelerde de hükümetlerin kendilerine operasyon yapıldığı iddiasında bulunmadığını söyleyen Öztrak, “2013’te borsası en çok düşen 2. ekonomi; para birimi en çok değer yitiren 4. ülke Türkiye oldu. Bunun ardında yatan sebep şu bu değil; hükümetin 11 yıldır biriktirdiği ekonomik kırılganlıklardır. Başbakan ve Bakanlarının ekonomiyi iç politikaya meze yapma çabaları, çözüm yerine bahane üretmeleri dış mihraklar söylemleri durumu daha da kötüleştirmekten başka bir işe yaramıyor” dedi.

Önümüzdeki dönemde küresel ekonomik koşullar ve ekonomideki kırılganlıklar nedeniyle Türkiye’yi zor günlerin beklediğini ifade eden Öztrak, şunları söyledi:

“Başbakan ve bakanların ekonomik kriz çağıran tavırları işleri iyice içinden çıkılmaz hale getiriyor. Bu yıl her ay 20 milyar dolar dış finansman bulması gereken Türkiye için bunlar ciddi risklerdir. Mevcut başbakan ve bakanları hem yolsuzluk iddialarının tarafsız bir biçimde soruşturulmasının önünü açma, hem de paralel devlet iddialarının tarafsızca soruşturulmasına imkan sağlama yeteneğini yitirmiştir. Mevcut başbakan ve bakanlarının bu süreçte niyetlerinin, ekonomiyi yönetmek, sorunları çözmek değil, batırmak olduğu görülmektedir.”

“2014 için ülke bakımından en büyük risk mevcut başbakan ve hükümettir. Çözüm başbakan ve bakanlarının istifa erdemini göstermelerindedir. Bugün Hindistan Başbakan’ı artık görevi bırakacağını açıklamış, ‘Asayı bırakma vakti geldi’ demiş. Bizdeki kadroların da aynı yaklaşım içinde olması gerektiğini düşünüyorum. Bu süreçte sessiz kalan Sayın Cumhurbaşkanını da bir an önce göreve davet ediyorum.”

    Cuma, 03 Ocak 2014 14:24

Bağlantılı Konular