Kleptokrasi ekonomiye damga vurdu

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran’ın 2013 yılı ekonomik verilerini inceleyip 2014 tahminlerinde bulunurken, “Abraham Lincoln, ‘Bazı insanları her zaman, tüm insanları da bazen kandırabilirsiniz, ama tüm insanları her zaman kandıramazsınız.’ der.

Türkiye’de yurttaşlar sokaklarda ve sosyal platformlarda “hırsız var” sloganları atarken, ekonomi de yangın yerine döndü. 2013 yılı ekonomide kayıp yılı olurken 2014’ün ise belirsizliklerle dolu bir yıl olacağı şimdiden ortaya çıktı. Türkiye’de hükümet yolsuzluğa bulaşmıştır yapılan hırsızlık artık ortadadır. Denetlenmeyi kabul etmeyen, Sayıştay denetiminden kaçırılarak bütçesini kendi kendine onaylayan bir hükümet vardır. Vergi toplayan ama hesap veremeyen, vermeyi reddeden bir hükümet vardır. Yolsuzluğun yerleşik olduğu vergi ve diğer fonların şahsi çıkarlar doğrultusunda halkın zararına kullanıldığı bu yönetim biçiminin adı “kleptokrasidir” ve Türkiye artık bunu kaldıramaz. Yeni yılda yeni bir hükümete ve yeni bir ekonomi politikasına ihtiyaç vardır. AKP hükümeti derhal istifa etmeli, Türkiye ekonomisi emin ellere teslim edilmelidir. 2014’te ekonomide ülkeyi bekleyen felakete karşı acil önlemler alınmalıdır. Başbakan, ilgili bakanlar ve yolsuzluğa bulaşmış tüm kişiler, talan ve soygunların hesabını vermelidir!” dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın konuyla ilgili olarak bugün yaptığı yazılı açıklaması şöyle:

Kleptokrasi 2013 yılında ekonomiye damgasını vurdu
Abraham Lincoln, “Bazı insanları her zaman, tüm insanları da bazen kandırabilirsiniz, ama tüm insanları her zaman kandıramazsınız” der. Türkiye’de yurttaşlar sokaklarda ve sosyal platformlarda “hırsız var” sloganları atarken, ekonomi de yangın yerine döndü. 2013 yılı ekonomide kayıp yılı olurken 2014’ün ise belirsizliklerle dolu bir yıl olacağı şimdiden ortaya çıktı. Büyüme, işsizlik, dış ticaret, ödemeler dengesi, enflasyon, bütçe ve diğerlerinde AKP’nin 2013 ekonomi karnesi kırıklarla dolu… Dış ticaret açığı alarm veriyor, cari açıkta milli gelirin yüzde 8’ini buluyor, enflasyonda hedef ciddi biçimde aşılıyor. İşsizlikte yine bir arpa boyu düzelme sağlanamadı; işsizlik oranının yılı da çift haneli düzeylerde tamamlayacağı görülüyor. Gerçek işsiz sayısı 5 milyona yaklaşıyor. Hükümetin 2014 yılı için öngördüğü makroekonomik hedefler de tamamen iddiasız bir tablo ortaya koyuyor. Kağıt üzerindeki hedeflere göre 2014’te ekonominin rölantide gitmesi umuluyor. Kağıt üzerindeki hedefler bir yana, Fed’in parasal sıkılaştırma operasyonuna fiilen başlayacak olması nedeniyle 2014, AKP’nin on bir yılda şişirdiği ekonomi balonunun patlama yılı olmaya aday… Parasal sıkılaştırmanın, borçla tüketen, borç parayla ödünç refah yaşayan Türkiye için birincil etkisi, TL’nin ABD doları ve diğer belli başlı gelişmiş ülke paraları karşısında hızla değer yitirmesi ve borçlanma faizlerinin hızla artması olacak. Mayıstan dolarda yaşanan yükseliş, son operasyonlarla ortaya çıkan siyasi kaosta ivme kazandı; 1 dolar 2.17 TL’ye ulaştı, ikinci el piyasada gösterge faiz çift haneli düzeylere çıktı. Borsa, hızla düşüyor. Oysa henüz parasal sıkılaştırma başlamadı. Noel tatili nedeniyle kapalı olan dış piyasalar Türkiye’ye yönelik sermaye hareketlerini belirleyecek finansal kararları henüz almadılar. Türk siyaseti yolsuzluk operasyonlarıyla sarsılırken, yabancı piyasaların işleme başlayacağı, parasal sıkılaştırmanın fiilen devreye gireceği yılbaşından sonra, Türkiye ekonomisinde bir kasırga yaşanabilir. Bunun da faturasını esas olarak vatandaş ödeyecek… İktidarı döneminde ekonomiyi sıcak para sömürüsüne açan, borçla tüketmeye dayalı bir hormonlu büyüme ve ödünç refah süreci yaşatarak iktidarda kalmayı başaran AKP’nin, bu operasyonlardan kurtulup yoluna devam edebilse bile sıcak para çıkışı nedeniyle ekonomide oyun alanı kalmıyor. SONUÇ OLARAK; Türkiye’de hükümet yolsuzluğa bulaşmıştır yapılan hırsızlık artık ortadadır. Denetlenmeyi kabul etmeyen, Sayıştay denetiminden kaçırılarak bütçesini kendi kendine onaylayan bir hükümet vardır. Vergi toplayan ama hesap veremeyen, vermeyi reddeden bir hükümet vardır. Yolsuzluğun yerleşik olduğu vergi ve diğer fonların şahsi çıkarlar doğrultusunda halkın zararına kullanıldığı bu yönetim biçiminin adı “kleptokrasidir” ve Türkiye artık bunu kaldıramaz. Yeni yılda yeni bir hükümete ve yeni bir ekonomi politikasına ihtiyaç vardır. AKP hükümeti derhal istifa etmeli, Türkiye ekonomisi emin ellere teslim edilmelidir. 2014’te ekonomide ülkeyi bekleyen felakete karşı acil önlemler alınmalıdır. Başbakan, ilgili bakanlar ve yolsuzluğa bulaşmış tüm kişiler, talan ve soygunların hesabını vermelidir!

Ekonomide 2013 de tamamen kayıp bir yıl olurken, AKP’nin dünyada eşi görülmemiş yolsuzluklarının belgelenmesi ile siyaset cephesinde ortaya çıkan kaos nedeniyle 2014’te ülkeyi nelerin beklediği tamamen belirsiz…

Yolsuzluk boru hattı patladı
On yılı aşan iktidarında zücaciye dükkanına girmiş fil sürüsü gibi ülkeyi tarumar eden, kamu kaynaklarını, artık hortum kesmediği için adeta Yolsuzluk Boru Hattı ile kendine bağlayıp, eşine, dostuna, yandaşlarına peşkeş çeken AKP’nin yolsuzlukları bir bir ortaya dökülüyor. Siyaset cephesi yolsuzluk operasyonlarıyla sarsılıyor. Gırtlağına kadar yolsuzluk batağına batmış AKP ise ipliği pazara çıktığı halde, hakkındaki suçlamaları ekonomideki sözde “başarılarını” çekemeyen hayali dış mihraklar ve “faiz lobisi”ne yıkarak kendini aklamaya çalışıyor. Oysa “faiz lobisi” yalan, “dış mihraklar” hayali…

Ekonomide kayıp yıl 2013'ün fotoğrafı
Makroekonomik göstergeler ekonomide bir başarı değil tam aksine hezimeti gösteriyor. Yılın sonuna doğru alınan en son makroekonomik göstergelere bakılınca, önceki on yıl gibi 2013’ün de kayıp bir yıl olduğu görülüyor.

Büyüme, işsizlik, dış ticaret, ödemeler dengesi, enflasyon, bütçe ve diğer göstergelerde AKP’nin 2013 yılı ekonomi karnesi kırıklarla dolu…

Dış ticaret alarm verdi
Hükümet yılın başında 158 milyar dolarlık ihracat hedefi açıklamış, dış ticaretteki olumsuz seyir üzerine Ekim ayında açıkladığı Orta Vadeli Program’da (OVP) bu hedefi 153.5 milyar dolara çekmişti. İlk on ayda tamamen aleyhte oluşan dış ticaret tablosuna bakıldığında; revize hedefin de tutması zor. İlk on ayda ihracat yüzde 1.2 düşüşle 124.5 milyar dolara gerilerken, ithalat yüzde 5.8 artışla 207.1 milyar dolara ulaştı. Böylece on aylık dış ticaret açığı geçen yıla göre yüzde 18.5 büyüyerek 82.6 dolara çıktı. On aylık dönemlere göre ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 64.4’ten yüzde 60.1’e düştü. Bu seyirle, yıllık dış ticaret açığının 100 milyar doları fazlasıyla aşması bekleniyor.

Cari açıkta büyüme dizginlenemedi
Yılın ilk on ayındaki cari işlemler açığı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 31.2 büyüyerek 51.9 milyar dolara ulaştı. Ekim sonu itibariyle son bir yıldaki cari açık ise 60.9 milyar dolar oldu. Yılın başında 60.7 milyar dolar olarak öngörülen 2013 cari açık hedefi, yeni OVP’de 58.8 milyar dolara revize edilmişti. On aylık gerçekleşmeler revize hedefin tutmasını zorlaştırdığı gibi başlangıç hedefinin de aşılabileceğini gösterdi. Revize hedefin tutabilmesi için yılın kalan 2 aylık dönemindeki toplam cari açığın geçen yılın aynı aylarına göre yüzde 23 azalışla 6.9 milyar dolar olması gerekiyor. İlk on aydaki artış temposunun son iki ayda da sürmesi durumunda ise yıllık açık 63-64 milyar dolar arasında gerçekleşecek. Bu da milli gelirin yaklaşık yüzde 8’i ile rekor bir cari açığa işaret ediyor.

Birçok kez revize edilen verilere göre 2011 yılında 75 milyar dolarla GSYH’nin yüzde 10’una ulaşarak tarihi rekorunu kırmıştı. Anlaşılan o ki bu yıl cari açık/GSYH oranında ikinci en yüksek düzey görülecek.

İşsizler ordusu 5 milyona yaklaştı
Türkiye’nin kronik sorunlarının başında gelen işsizlik, 2013’te de genel olarak yüksek düzeyini korudu. Yıla çift haneli düzeylerde başlayan işsizlik oranı, ikinci çeyrekte gerileyerek Haziran’da yüzde 8.8’e kadar indikten sonra, izleyen dönemde yeniden yükselişe geçerek Eylül itibariyle yüzde 9.9’a ulaştı. Buna göre işsizlerin sayısı bir yıl önceki düzeyinin 292 bin kişi, işsizlik oranı da 0.8 puan üzerine çıktı. Başlangıçta yüzde 8.9 olarak öngörülen yıllık işsizlik oranı için yeni OVP’de yüzde 9.5 tahmini yer aldı. Ancak işsizliğin yılı çift haneli düzeyde kapaması büyük olasılık…

AKP’nin iktidara gelişi öncesi 2002’nin üçüncü çeyreğinde (O zaman üç aylık dönemlere göre açıklanıyordu) TÜİK tanımıyla işsiz sayısı 2 milyon 414 bin, işsizlik oranı da yüzde 9.6 düzeyinde bulunuyordu. Buna göre AKP, 10 yıllık iktidarı boyunca Türkiye’ye çok hızlı bir ekonomik büyüme ve kalkınma yaşattığı yalanına karşılık,işsizliği azaltma konusunda bir arpa boyu bile yol alamadı, aksine işsizlik daha da büyüdü.

Gerçek işsiz sayısı 5 milyona, oranı yüzde 17'ye yakın
TÜİK’e göre Eylül dönemi itibariyle Türkiye’de 2 milyon 831 bin işsiz var. İş başı yapmaya hazır ancak umudu olmadığı için TÜİK’in anket yaptığı dönemde iş arama kanallarından birini kullanmadığı için sayıya dâhil edilmeyen 2 milyona yakın işsiz de dahil edildiğinde geniş tanımlı işsiz sayısı 4 milyon 826 bin kişiye, oranı da yüzde 16.6’ya ulaşıyor. Bu oran bir yıl önceki düzeyinin 1 puan üzerinde bulunuyor.

Enflasyon hedeften saptı
2013 yılı için başlangıçta TÜFE bazında yüzde 5.3 olarak öngörülen enflasyon hedefi, Ekim ayında yayımlanan yeni Orta Vadeli Program’da (OVP) yüzde 6.8’e revize edilmişti. Yılın ilk on bir ayında yüzde 6.91 olan birikimli enflasyon dikkate alındığında revize hedefin de tutma olasılığı bulunmuyor. Geçen yılın son ayında aylık TÜFE artışı yüzde 0.38 düzeyinde gerçekleşmişti. Yıllık yüzde 6.8’lik revize hedefin tutabilmesi için bu yıl Aralık ayı enflasyonunun eksi (-) yüzde 0.5 çıkması, başka deyişle son ayda fiyatların bu oranda gerilemesi gerekiyor. Buna göre, AKP’nin enflasyon hedefi bu yıl da ıskaladı.

Vasat büyüme, o da tüketim sayesinde
Türkiye ekonomisi, revize verilere göre bu yıl ilk çeyrekte yüzde 3, ikincide yüzde 4.5’lik oranların ardından üçüncü çeyrekte de yüzde 4.4’lük bir büyüme hızı yakaladı; yılın ilk dokuz ayındaki GSYH büyüme oranı yüzde 4 oldu. Bu yıl başlangıçta yüzde 4 olarak hedeflenen sabit fiyatlarla GSYH büyüme oranının, ilk yarıda yüzde 3.7 olarak gerçekleşmesi üzerine, 2014-2016 dönemine ait yeni OVP’de yıllık oran yüzde 3.6’ya revize edilmişti. İlk çeyrekte düşük kalan büyümenin 2. çeyrekte biraz yükselerek bu eğilimi 3. çeyrekte de sürdürmesi sonucu 9 aylık büyüme yüzde 4 olunca, bu gelişme sanki büyümede bir başarı varmış gibi sunuldu.

2012’de tüketimdeki sert fren büyüme oranını düşürmüştü. 2013’teki büyümenin 2012’nin üzerinde seyretmesinde ise iç talepteki göreli canlılık etkili oldu. Özel nihai tüketim harcamalarında ilk çeyrekte yüzde 3.4 olan, ikinci çeyrekte yüzde 5.6’ya yükselen sabit fiyatlarla büyüme oranı, üçüncü çeyrekte de yüzde 5.1’le görece yüksek çıktı ve ilk dokuz ay itibariyle yüzde 4.7 oldu. İlk dokuz ayda GSYH’de yüzde 67 pay alan özel tüketim harcamaları bu dönemde yüzde 4 olan büyüme oranına 3.1 puan katkı yaptı. Sanki büyük başarı gibi gösterilen yüzde 4’lük büyüme de asıl olarak vatandaşın tüketimin harcamalarından kaynaklandı. Aynı dönemde devletin nihai tüketiminin büyümeye katkısı ise 0.5 puan oldu. Gayri safi sabit sermaye oluşumu ve stok hareketlerinin toplamından oluşan yatırımlar kalemindeki büyüme dokuz ayda GSYH büyüme oranına 2.5 puan katkı yaptı. Ancak bunun 1.5’i puanı stoğa gitti. Yatırımların büyümeye katkısı tamamen kamudan kaynaklandı, özel sektör yatırımların etkisi negatif oldu. Yılın ilk dokuz ayında, TL cinsinden mal ve hizmet ihracatı sabit fiyatlarla sadece yüzde 0.2 artarken, “eksi” bir kalem olarak mal ve hizmet ithalatındaki büyüme yüzde 2.4’e ulaştı. Böylece ilk dokuz ayda net dış ticarette aleyhte oluşan denge büyümeyi 2.2 puan aşağı çekti.

Yılın son çeyreğine ilişkin öncü göstergeler önceki çeyreğe göre daha negatif bir tablo oluşturuyor. Buna göre yılın tümündeki büyüme yüzde 4’ü bile bulmazsa şaşırmamak lazım. Oysa, yüzde 4’lük büyüme Türkiye gibi bir ekonomi için son derece düşük bir orandır. Türkiye’nin mevcut potansiyeline göre ve orta vadede gelişmiş ülkeleri yakalayabilmesi için yıllık ortalama yüzde 7-8’lik bir büyümeye ihtiyacı bulunuyor.

Sıcak para hovardalığı ile hormanlı büyüme
AKP’nin uyguladığı ekonomik politikalar ülkede gelir uçurumunu ve ekonomik alanda kutuplaşmayı artırdı. Sosyal devlet desteği yerine sadaka politikaları uygulandı. Kamu rantını yandaşlara dağıtan AKP, bir yandan kendi türedi zengin sınıfını yaratırken, piramidin en altını oluşturan alt tabaka giderek daha da yoksullaştı ve sayıca hızla büyüdü. Geniş halk kitleleri giderek yoksullaşmasına rağmen, borçla tüketim sayesinde sanal ve geçici bir refah dönemi yaşadı. AKP döneminde sıcak para, yabancı sermaye ve kredi olarak gelen yoğun dış kaynak daha çok ithalata bağımlı üretime ve ithal tüketim malına akarken, tüketici kredileri ve kredi kartları pompalanarak iç talep yaratıldı. Söz konusu kesim, sürekli borçla tüketime teşvik edildi. Bu yolla ekonomi çarkının dönmesini sağlayan dar gelirli geniş halk kitleleri, AKP dönemine damgasının vuran ekonomide kağıt üzerindeki büyümenin ana unsuru oldu. Tüketime dayalı büyüme, istihdam yaratmadığı gibi Türkiye’yi ciddi dış açık sorunuyla karşı karşıya bıraktı. Ancak Fed’in parasal sıkılaştırma kararının 2013 ortalarında netleşmesiyle Türkiye’ye sıcak para akımlarının yavaşladı. Fed’in 2014 başından itibaren sıkılaştırmayı başlatması ile “saadet zinciri” kopuyor.

Bütçeyi vatandaşın tüketimi kurtardı
Bu yıl başlangıçta 34 milyar lira olarak hedeflenen bütçe açığı, gidişat dikkate alınarak 2014-2016 Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında 19.4 milyar liraya revize edilmişti. Ocak-Kasım döneminde bütçe gelirleri yüzde 17.3 artışla 357 milyar lira, harcamalar ise yüzde 12.7 artışla 358.2 milyar lira oldu. Kasım sonu itibariyle kümülatif açık 1.2 milyar lirada kaldı. On bir aylık bütçe açığı, beklentilere göre çok daha iyi bir tablo oluştursa da ertelenen bütçe harcamalarının yılın son ayına yığılması nedeniyle son ayda rekor bir açık ortaya çıkması kaçınılmaz.

On bir ayda bütçe gelirlerinin giderlere göre çok hızlı artmasında, vergi gelirleri etkili oldu, bunun da büyük bölümünü vatandaşın tüketiminden alınan dolaylı vergiler oluşturdu. Yani anlatılan “sıkı maliye politikası” masallarına rağmen, asıl devletin iki yakasını bir araya getiren vatandaşın tüketimi üzerinden alınan vergiler oldu. Gelir vergisi, kurumlar vergisi ve mülkiyet üzerinden alınan vergilerin oluşturduğu “doğrudan vergiler” grubunda on bir aylık tahsilat 93.6 milyar lira olurken, ÖTV, KDV gibi tüketimden alınan dolaylı vergilerdeki tahsilat 205.5 milyar liraya ulaştı. Vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 70’ini dolaylı vergiler oluşturdu. Bu dönemde dolaylı vergiler kapsamında dahilde 35.6 milyar liralık KDV tahsil edilirken, ithalattaki artışa bağlı olarak ithalden alınan KDV tahsilatı 56.5 milyar liraya ulaştı. En büyük dolaylı vergi kalemlerinden ÖTV’de on bir aylık tahsilat 77.9 milyar lira oldu. Buna göre bütçe gelirlerinin 170 milyar lirayı aşan bölümü sadece bu üç kalemden geldi.

AKP'nin de 2014'ten umudu yok
2014 için de son derece iddiasız makroekonomik hedefler öngören AKP, 2014’ün kötü bir yıl olacağını şimdiden kabul etmiş durumda. Gelecek yıl için de yüzde 4’le yine mütevazı bir büyüme hedeflendi. Buna göre 2014’te ekonominin rölantide gitmesi umuluyor. Bu hedeflere göre 2014 yılı da şimdiden kayıp yıl olmaya aday. Başlangıçta 11 bin 318 dolar olarak öngörülen 2013 yılı kişi başına milli gelir hedefi yeni OVP’de 10 bin 818’e revize edilirken, 2014 yılı hedefi ise 11 bin 277 dolarla 2013 başlangıç hedefinin bile altında belirlendi. 2013’ün 3. çeyreğinde çift haneye dayanan işsizlik oranı izin OVP’de yer alan yüzde 9.5’lik gerçekleşme tahminin tutma şansı düşükken, 2014 için de yüzde 9.4’lük bir işsizlik öngörüldü. OVP’de 98 milyar dolar olarak gerçekleşeceği tahmin edilirken, bu yıl 100 milyar doları aşması beklenen dış ticaret hedefinde 2014 yılı hedefi 95.5 milyar dolar olarak yer alıyor. İlk dokuz ay itibariyle GSYH’nin yüzde 8’ine ulaşan cari işlemler açığında, bu yılın tümü için öngörülen yüzde 7.1 hedefi OVP’de değiştirilmezken, 2014 için GSYH’nin yüzde 6.4’ü oranında gerçekçi olmayan bir cari açık hedeflendi.

Bütçe açığı için 2014 yılı hedefi de 33.2 milyar dolar olarak belirlendi. Oysa 2014 seçim yılı ve yerel seçimler AKP’nin kaderini belirleyecek nitelikte. Ortaya çıkan eşi görülmemiş yolsuzluklar nedeniyle siyasetteki çalkantılar hükümetin devamını tehlikeye attı. Yaşanan siyasi kriz nedeniyle AKP, artık koltuğunda oturamaz hale geldi.AKP, kendisi için ölüm kalım niteliğinde olan gelecek üç seçimde hezimetini önlemek amacıyla kamu kaynaklarını alabildiğine ortalığa saçacaktır. Bu da 2014’te bütçede iplerin elden kaçmasını beraberinde getirecektir.

2014'te balon patlayacak
Kağıt üzerindeki hedefler bir yana, ABD Merkez Bankası Fed’in “parasal sıkılaştırma” operasyonuna fiilen başlayacak olmasın nedeniyle 2014, AKP’nin on bir yıldır şişirdiği ekonomi balonunun patlama yılı olmaya aday…

Fed, Ocak ayı itibariyle varlık alımlarını, yani piyasaya verdiği parayı aylık 80 milyar dolardan 70 milyar dolara indirecek. Sıkılaştırma kararının açıklandığı Mayıs ayından itibaren Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilere sıcak para akımlarını yavaşlamıştı. Şimdi sıkılaştırmanın fiilen başlaması durumunda ise sıcak para kaçışı yaşanacak. İktidarı döneminde ekonomiyi sıcak para sömürüsüne açan, borçla tüketime dayalı bir hormonlu büyüme ve ödünç refah süreci yaşatarak iktidarda kalmayı başaran AKP’nin, operasyonlardan kurtulup yoluna devam edebilse bile sıcak para çıkışı nedeniyle ekonomide oyun alanı kalmıyor.

Parasal sıkılaştırmanın, borçla tüketen, borç parayla ödünç refah yaşayan Türkiye için birincil etkisi, TL’nin ABD doları ve diğer belli başlı gelişmiş ülke paraları karşısında hızla değer yitirmesi ve borçlanma faizlerinin hızla artması olacak. Mayıstan dolarda yaşanan yükseliş, son operasyonlarla ortaya çıkan siyasi kaosta ivme kazandı; 1 dolar 2.17 TL’ye ulaştı, ikinci el piyasada gösterge faiz çift haneli düzeylere çıktı. Borsa, hızla düşüyor. Oysa henüz parasal sıkılaştırma başlamadı. Üstelik dış piyasalar, Noel tatili nedeniyle kapalı ve Türkiye ile ilgili sermaye hareketlerine yansıyacak finansal kararları henüz almadılar. Türk siyaseti yolsuzluk operasyonlarıyla sarsılırken, yabancı piyasaların işleme başlayacağı, parasal sıkılaştırmanın fiilen devreye gireceği yılbaşından sonra, Türkiye ekonomisinde yaşanacak bir kasırga sürpriz olmayacak. Bunun da faturasını esas olarak vatandaş ödeyecek…

Sonuç olarak
Türkiye’de hükümet yolsuzluğa bulaşmıştır yapılan hırsızlık artık ortadadır. Denetlenmeyi kabul etmeyen, Sayıştay denetiminden kaçırılarak bütçesini kendi kendine onaylayan bir hükümet vardır. Vergi toplayan ama hesap veremeyen, vermeyi reddeden bir hükümet vardır. Yolsuzluğun yerleşik olduğu vergi ve diğer fonların şahsi çıkarlar doğrultusunda halkın zararına kullanıldığı bu yönetim biçiminin adı “kleptokrasidir” ve Türkiye artık bunu kaldıramaz. Yeni yıl yeni bir hükümete ve yeni bir ekonomi politikasına ihtiyaç duymaktadır.

AKP hükümeti derhal istifa etmelidir! Türkiye ekonomisi emin ellere teslim edilmelidir. 2014’te ekonomide ülkeyi bekleyen felakete karşı acil önlemler alınmalıdır.

Başbakan, ilgili bakanlar ve yolsuzluğa bulaşmış tüm kişiler, talan ve soygunların hesabını vermelidir!

Anahtar Kelimeler
    Pazar, 29 Aralık 2013 12:14

Bağlantılı Konular