"Cumhurbaşkanı daha ne bekliyor? Artık sessiz kalması kabul edilemez"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, büyük rüşvet operasyonuyla gündeme gelen yolsuzluk operasyonunun Başbakan Erdoğan tarafından örtülmesi girişimleri karşısında kolluk kuvveti ve savcılık arasında yaşanan gerilime dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e çağrıda bulunan Umut Oran, “Bütün Türkiye aynı soruyu sormaktadır, “Cumhurbaşkanı daha ne bekliyor?” Cumhurbaşkanı’nın artık sessiz kalması kabul edilemez. Bakanlar Kurulunu toplama yetkisini kullanmalıdır. Cumhurbaşkanı yeminine sahip çıkmalı ve artık Türkiye’den yana tavır almalıdır. Bu tavrı göstermeyen Cumhurbaşkanı’nın da tarihe bu suçların ortağı olarak geçeceğinin bilinciyle, kendisini görevini yapmaya davet ediyor,  o makamda oturandan gereken ciddiyeti bekliyoruz” diye konuştu.

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın konuyla ilgili olarak yazılı açıklama yaptı. Umut Oran’ın açıklaması şöyle:

Bütün Türkiye aynı soruyu sormaktadır, “Cumhurbaşkanı daha ne bekliyor?”
Cumhurbaşkanı’nın artık sessiz kalması kabul edilemez
Bakanlar Kurulunu toplama yetkisini kullanmalıdır.
Tavır göstermeyen Cumhurbaşkanı da tarihe bu suçların ortağı olarak geçecektir
Türkiye tarihinde eşi benzeri olmayan yolsuzluk iddiaları ortaya çıkmış, Yürütme Organı üyeleri ve yakınları rüşvet, kara para aklama, kaçak altın ihracatı gibi iddialarla soruşturulmaktadır.
Bu soruşturma ortaya çıktıktan sonra 4 Bakan istifa etmiş, uzun yıllardır Tayyip Erdoğan ile çok yakın ilişkisi olan Erdoğan Bayraktar ise ne yaptıysa Başbakan’ın emri üzerine yaptığı söyleyip, halkımızı ve ülkemizi rahatlatmak için kendisini istifaya davet etmiştir.
Başbakan bu konuda sorumluluğu üstlenmek yerine soruşturmanın üstünü kapatmak için girişimlerde bulunmuş, yüzlerce polis ve memur görevden alınmış, yargıya baskı uygulanmıştır.
26 Aralık 2013 tarihinde başlayan bir yolsuzluk soruşturması sırasında Emniyet Birimleri açık mahkeme kararına uymayı reddetmiş, soruşturmayı yürüten savcı görevden alınmış,  HSYK bu yapılanların hukuka aykırı olduğuna dair bir karar vermiş, Danıştay da ilgili adli kolluk yönetmeliğinin durdurulmasına karar vermiştir. Buna rağmen İçişleri Bakanlığı’na bağlı olan jandarmanın da açık mahkeme emrini uygulamadığı gözlenmektedir.
Demokratik ülkelerde iktidarda olanlar hesap vermekten gurur duyarlar. Namuslu insanlar adaletten korkmaz. Yolsuzluk suçlamasıyla itham edilen Almanya Cumhurbaşkanı istifa etmiş ve yargı önüne çıkmıştır.
Oysa daha 6 ay önce “Hukuksuz olan hukuktan korkar” diyen Yürütme Organı Başkanı Erdoğan, tarafından verilen talimatlarla yargıya müdahale edilmiş, mahkeme kararları uygulanamaz hale gelmiş, devlet tarafından deliller karartılmaya çalışılmış, hukukun üstünlüğü yerine Tayyip Erdoğan’ın hukuk üstüne çıkması gündeme gelmiştir. Bugün Tayyip Erdoğan ve yakınları hiçbir hukuki temeli olmayan bir dokunulmazlık zırhına sahiptir.
Yargının soruşturma yapamadığı, engellendiği, iktidarın hesap vermeden halkın parasını alabildiğine kullanabildiği, yürütmenin yasamanın ve yargının doğrudan tek bir insana bağlı olduğu iki rejim vardır, diktatörlük veya padişahlık. Bu durum hiçbir demokraside gözlenemez.
Cumhurbaşkanı Anayasamızda ifadesini bulan “laik, demokratik, sosyal, hukuk devleti” ilkelerini korumak üzere yemin etmiştir.
Bugün devlet kurumları birbirleriyle çatışır, mahkeme kararları uygulanamaz hale gelmiş, hiçbir kanuni geçerliliği olmayan uygulamalarla hukuk devleti anlayışı yok edilmiş, eski bakanlar bu işlerin arkasında Başbakan’ın olduğunu açıkça ifade etmiştir.
Bütün Türkiye aynı soruyu sormaktadır, “Cumhurbaşkanı daha ne bekliyor?” Cumhurbaşkanı devletin çivisi çıkarken, yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkmışken, yargı bağımsızlığı yok edilmişken, hukukun olmadığı bir muz cumhuriyetine yakışacak uygulamalar alabildiğine uygulanırken daha ne bekliyor?
Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı’nın artık sessiz kalması kabul edilemez. Cumhurbaşkanı artık harekete geçmeli ve Anayasa’nın 104. Maddesine ifadesini bulan Bakanlar Kurulunu toplama yetkisini kullanmalıdır. Bu şekilde Başbakan ve Bakanların işlemleri hakkında gereken hesap sorulmalı, özellikle hukuk alanı dışına çıkan uygulamalar ortaya çıkartılmalıdır.
Cumhurbaşkanı yeminine sahip çıkmalı ve artık Türkiye’den yana tavır almalıdır. Bu tavrı göstermeyen Cumhurbaşkanı’nın da tarihe bu suçların ortağı olarak geçeceğinin bilinciyle, kendisini görevini yapmaya davet ediyor,  o makamda oturandan gereken ciddiyeti bekliyoruz.

    Çarşamba, 08 Ocak 2014 13:25

Bağlantılı Konular