"Türkiye’de bir kirli dönem bitiyor"

“Yaşanan ahlaksızlığı, namussuzluğu, hırsızlığı gözden kaçırma gayretindeler.”

“Türkiye’yi o kadar haber almaz, kulağı tıkalı, gözü görmez hale getirdiler ki, ne yaparlarsa yanlarına kar kalacağını zannettiler. Artık mızrak çuvala sığmıyor”

“Hala ben adam yedirmem diyor. Adam yedirecek hal kalmamış. Adamlar yemiş zaten birbirlerini yemişler, Türkiye’yi yemişler.”

“Çete hükümetin içinde…”

“Bir Başbakan, bir Başbakan Yardımcısı çıkıp televizyon kanallarında milletin gözünün içine bakarak nasıl söyleyebilir? Biz hırsızlık yapıyorduk, bir çete çıktı bizi çökertti. Yok canım. Çete sensin kardeşim. Onun için bunların tutar tarafı yok. Biraz onurlu olsalar konuşmazlar gereğini yaparlar.”

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan yardımcısı Prof.Dr. Haluk Koç Kanal B’nin canlı yayınında soruları şöyle yanıtladı:

Sunucu: Gündemin içinden programına hoş geldiniz sevgili seyirciler. Türkiye yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını konuşuyor. 3 bakanın oğlu gözaltında. Halkbank Genel Müdürü gözaltında ve çok sayıda işadamı gözaltında. Bizde Cumhuriyet Halk Partisindeyiz. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı aynı zamanda Parti Sözcüsü Haluk Koç’la bu konuları konuşacağız. Konuşmadan önce hemen soruşturmanın son adımları aktarmakta fayda var. 52 kişi gözaltına alınmıştı. Bunlardan 10’u serbest bırakıldı. Şuanda 42 kişi gözaltında. İstanbul, Ankara, Bursa, Kayseri, Trabzon ve Kocaeli’nden sonra İzmir’de de bir emniyet müdürü değişikliği sözkonusu oldu. 3 emniyet müdürü görevden alındı diyebiliriz.

Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç’a hemen dönmek istiyorum. Haluk bey, bu soruşturma ne aşamada şuanda? Bu soruşturmaya Cumhuriyet Halk Partisi nasıl bakıyor?

Haluk Koç: Öncelikle günaydın. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezinde ağırlıyoruz sizi bugün. Sıkıntılı günlerden geçiyor Türkiye. Daha doğrusu ahlak, namus, fazilet gibi erdemlerin maalesef siyaset kurumu tarafından ayağa düşürüldüğü günlerden geçiyoruz. Çok ucuzlatıldığı günlerden geçiyoruz. Bir soruşturma yürütülüyor. Bu soruşturmayı bizlerde takip ediyoruz. Basına yansıyan ve bize intikal eden bilgiler çerçevesinde oldukça ciddi, çok daha derinlere gidebilecek olan bir soruşturma. Fakat bir yandan da bu soruşturma yürütülürken bir yandan da bir karartma gayreti var. Bu karartma gayreti soruşturmaya konu edilen kişilerden birinin babasının, İçişleri Bakanının adli kolluk kuvvetlerinin idari amiri konumunda bulunan İçişleri Bakanının görevinden diğer soruşturmaya konu olan kişilerle beraber ayrılmaması ve doğrudan olayı karartmaya dönük bir takım eylemlerin, bir takım tasarrufların içine girmesi. Soruşturmayı yürüten dün bilhassa kilit pozisyonunda İstanbul’daki 5 emniyet şube müdürünün birdenbire görevden alınmaları, HSYK’ya oluşan tepki yüzünden adım atamamaları gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının birtakım yardımcı savcılar görevlendirmesi dosya üzerinde. Bütün bunlar kuşkuları arttırıyor. Daha önce yaşadıklarımızı da hesaba katacak olursak bu karartmanın, bu örtmenin hükümetin bir kanadı tarafından değil, tümü tarafından yapıldığı izlenimi çıkıyor. Çok ciddi bir sorun. Hele de bugün basına yansıyan görüntüler onurlu, görevini yapmaya çalışan, çoluğuyla çocuğuyla bu ülkenin değerlerine inanan bütün insanları rencide edecek görüntüler. Yani sanki ülkede para kıtlığının sebebi belli oldu gibi. Yani görüyorsunuz görüntüleri, yatak odalarında para kasaları, para sayma makinaları, tomar tomar Eurolar, dolarlar, Türk paraları. Yani olacak şeyler değil.

Bunları yıllardır biz muhalefet olarak dile getiriyor idik. Bilhassa Türkiye’nin değerlerinin elden çıkartılması aşamalarında, özelleştirmeler aşamalarında. İşadamı, AKP, siyasetçi grubu arasındaki ilişkiler. Bunlar daha önceki hükümet üyeleri nezdinde de vardı. Bütün bunlara baktığımız zaman bu iddialarımızın hepsini ortaya koyduk. Gensorular verildi. Değişik soru önergeleri verildi. Meclisteki denetim mekanizmalarının tümü ortaya kondu. Fakat yaratılan bir AKP imparatorluğunda yandaş medya ben çalışan gazetecileri, basın emekçilerini suçlamıyorum. Oluşturulan hegemonya içerisinde onların o şekilde davranması talimatla o hale getirildi. Bütün bunlar toplumun çok geniş kesimlerinin gözünden kaçırıldı. Yani kim ne derse desin Başbakan başkanlığındaki AKP hükümeti sütten çıkmış ak kaşık, onların abdestlerinden hiç şüpheleri yok. Ne yaparlarsa hayır için yapıyorlar. Bir lokma, bir hırka diyerek geldiler. Millet için çalışıyorlar. Bu manzarayı özellikle pompalamaya çalıştılar. Günde iki saatlik, bazen onların tekrarıyla beraber 3 – 4 saatlik, bütün kanallarda daha önce söylediğim bir deyimle zorla değil ama mecburi yayın politikasıyla sürekli bir beyin yıkama, sürekli bir afyonlama, sürekli bir uyutma. Bu perdeyi açtığınız zaman kirler dökülüverdi.

Şimdi bunlar başlangıç. Eğer 11 yıllık AKP iktidarının özelleştirmelerde dahil bütün tasarrufları ciddi bir yargı süzgecinden, bir denetim süzgecinden geçirildiğinde herhalde birkaç gündür tanık olduğumuz olayların çok daha boyutluları karşımıza çıkacak. Utanç verici bir durum.

Utanılması gereken bir diğer durumda bu kadar açık, net veriler ortaya dökülmüşken hala hükümet sözcüsü Sayın Arınç’ın Başbakanın, hadi Başbakan kroke durumda. Hani ringde yumruk yiyen boksöre hakem sayar ya 1, 2, 3, 4 diye. O halde Başbakan. Ama Sayın Arınç’ın hala 40 dereden su getirmesi, efendim bunlar bize karşı kurulan komplolar, bunlar darbe teşebbüslerinin uzantısı, bunlar çetelerin işi, bunlar faiz lobisinin işi, burada yabancı ajanların parmakları var. Yani bütün bu gerekçelere sığınarak hala yaşanan ahlaksızlığı, namussuzluğu, hırsızlığı gözden kaçırma gayretindeler.

Şimdi hani ört ki ölem diye bir söz vardır Türkçede. Yani neresinden tutacaksınız. Tutar dal kalmamış ve hala direnen, ayakta durmaya çalışan bir yapı. Demokrasilerde bunun çok daha küçük ölçekte usulsüzlükleri ortaya çıktığında bunun karşı mekanizması istifadır. Onurlu bir toplumda bu beklenir. Fakat demin söylediğim gibi Türkiye’yi o kadar haber almaz, kulağı tıkalı, gözü görmez hale getirdiler ki, ne yaparlarsa yanlarına kar kalacağını zannettiler. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Onun için bilmiyorum bugünkü toplantıdan ne çıkar ama artık bu 3 bakanın istifa etmesi, hatta 4 bakanın istifa etmesi de yetmiyor. Yani çok ciddi bir sorgulamadan geçmesi gerekiyor.

Yaşanan malvarlığı artışları dikkate alındığında bu hükümet erkinin içinde bulunan iktidar yapılanmasının içinde, merkezinde çevresinde bulunanların malvarlıkları araştırıldığında dahi çok ciddi boyutta soruşturulması gereken konular ortaya çıkıyor.

Bütün bunların yaşanması mı gerekiyordu? Maalesef kötü bir dönem geçiriyor Türkiye. Ama bunu Türkiye aşacak ben buna inanıyorum. Çünkü temiz toplum özlemi, namuslu yaşam, onurlu bir ülke olma özlemi bu ülkenin insanlarının çoğunda var. Onlar mutlaka tavırlarını koyacaklar.

Şimdi bize çok sık eleştiriler geliyordu. Bu eleştirilerin bir kısmında haklı olabilir yurttaşlarımız. Fakat elimizi, kolumuzu nasıl medyayı bağladılar, nasıl toplumu sindirdiler, susturdular. Yaşanan diğer zorlama hukuk olaylarında biliyorsunuz Ergenekon, Balyoz, 28 Şubat olaylarında tezgahlanan bir takım süreçler vardı. Bütün bunlar gibi Cumhuriyet Halk Partisine dönükte bir medya kuşatması yarattılar. Bizi konuşmaz, reaksiyon vermez halde sunmaya gayret ettiler. Halbuki öyle değildi, biz devamlı konuşuyorduk, devamlı çalışmalarımızı yapıyorduk. Mecliste 132 kişiyle, Sayın Haberal’la, Sayın Balbay biliyorsunuz ellerinde siyasi rehine idi. Onların katılmasıyla 134 kişi şimdi elimizden geleni yaptık, yapmaya da gayret ediyoruz. Fakat ellerindeki çoğunlukla tıpkı medyayı nasıl susturdularsa, toplumu nasıl sindirdilerse Cumhuriyet Halk Partisini de kolsuz, kanatsız, dilsiz, görmez halde topluma yansıtmaya çalıştılar.

Bir dönem bitiyor Türkiye’de. Bir dönem bitiyor, bir kirli dönem bitiyor. Bir ahlak tartışmasının daha sonrasında çok yapılacağı bir dönem bitiyor. Türkiye demokrasisi buradan ders alarak yoluna devam etmek zorunda. Kurallı, tüm kurumları işleyen, hiçbir vesayetin altına girmeyecek özgür bir toplum, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yerleşeceği bir toplum olma sürecine doğru gidiyoruz. Onun için çok tedirgin olmamak lazım. Tabi bu ahlaksızlığı yapanlar muhatap oldukları cezalarla, müeyyidelerle karşılaşmak zorundalar. Eğer toplum bu hesabı sormaz ise yapılanların hesabı verilmez ise bundan sonrasında kötü örnek olarak devam eder. Onun için siyasetinde arınması gerekiyor. AKP dönemi kısa bir zaman dilimi içerisinde sonlanacak demektir. Ondan sonrası içinde Türkiye demin söylediğim gibi çağdaş, demokrasinin tüm gereklerini yerine getiren bir ülke olarak yeniden bu parlamenter demokratik sisteminin inşaatını yapmak zorunda.

Sunucu: Sizde biraz önce istifa etmeleri gerektiğinden bahsettiniz bu sözkonusu 3 bakanın. Şimdi bu bakanlarla ilgili Başbakanda dün yaptığı açıklamada gereken çalışmayı yapacağız dedi. Ancak herhangi bir açıklama şuana kadar herhangi bir açıklama gelmedi. Şuanda gerçi Cumhurbaşkanıyla Başbakan bir zirve yaptılar orada bu konuyu görüşüyorlardır herhalde. Siz peki hala bu bakan, atıyorum İçişleri Bakanı şuanda görevde ve valilere bir yazı gönderdiği söyleniyor. Burada emniyet müdür yardımcılarını ve vali yardımcılarını bir gözden geçirin şeklinde bir yazı gönderdiğinden bahsediliyor. Soruşturmanın seyri açısından bu bakanların hala görevde kalması nasıl bir durum?

Haluk Koç: Suç işleniyor. Açıkça suç işleniyor. Demin söyledim, özellikle İçişleri Bakanının adli kolluk kuvvetlerinin başındaki idari amir olduğunu söyledim. Mülki idari amirlerinin başındaki bakan olduğunu söyledim. Üzerinde bu kadar suç isnadı varken, bugün telefon kayıtları var, görüntüler var, bütün belgeler var. Yani şuanda kelimeyi tam söylemek istemiyorum ama çok ağır suçlamalarla karşı karşıya olan bir bakanın kendisini ilgilendiren bir süreçte bu tasarruflarda bulunması açıkça suçtur. Görevden alınan bütün emniyet müdürleri, şube müdürleri veya alınacak olan vali veya vali yardımcıları bu sürecin içerisinde kanunsuz bir şekilde yerlerinden oynatıyorlar demektir. Yani şuanda hükümet çok açık bir anayasa ihlali yapıyor. Çok açık. Başbakan şuanda demin söyledim gardı düşmüş durumda, şaşkın durumda, panik halinde. O yüzden birde onun bir delikanlılık raconu var biliyorsunuz. Hala ben adam yedirmem. Adam yedirecek hal kalmamış. Adamlar yemiş zaten birbirlerini yemişler, Türkiye’yi yemişler. Daha hala bunu görmeyip bir takım klişe laflarla toplumu uyutmaya gayret eden bir Başbakan. Kendi hala daha kendisine inanan kitlede bir kredibilitesi, bir karşılığı var ise onu da çok süratli olarak harcıyor şuanda Başbakan.

Yani burada İçişleri Bakanı AB’den Sorumlu Sayın Bakan. Artık sayın ekini kaldırmam gerekiyor hiç kimse kusura bakmasın. Tüm yaşananlar karşısında o eke, o söyleme layık olmadıklarını düşünüyorum. Bu bakanlar artık bu hükümetin içerisinde bulundukları sürece hükümet şuanda hukuken boş durumdadır.

Sunucu: Başbakan Erdoğan yine dünkü açıklamalarında devlet içerisindeki bir çeteleşmeden bahsetti.

Haluk Koç: Çete hükümetin içinde değerli kardeşim.

Sunucu: Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Haluk Koç: Çete hükümetin içinde. Yani ilişkiler ortada, işadamları ortada, verilen rüşvetler ortada, diyaloglar ortada ve bakanların adlarıyla kendilerine yöneltilen rüşvetler ortada. Yani şimdi tamam daha henüz soruşturma, iddia noktasında. Fakat ortaya dökülenlere bakarak konuşuyorum. Yani çete nerede? Çete hükümetin içinde. Başbakan önce dönsün kendi yakın etrafına bir baksın. Bunu yıllardır söyledik. Yakın danışmanlarına bak, çalıştığın kadrona bak, kendiyle de ilgili ciddi yükler var biliyorsunuz. Çok basit. Sayın Başbakanın malvarlığı araştırılsın. Sayın Başbakanın çocuklarının malvarlığı araştırılsın. Benim de iki çocuğum var Hüseyin bey. İkisi de emeklerinin karşılığında muadillerinin aldığı ücretle yaşamlarına devam ediyorlar. Bakıyorsunuz aynı yaşta gençlerin bilmem kaç tane gemi sahibi, bilmem kaç tane holding sahibi yani inanılmaz bir yaşam sürme. Bütün bunlar kamu vicdanını yaralıyor. Sen istediğin kadar abdestinden bahset. Burada abdest mabdest kalmadı kardeşim. Burada din, iman kalmadı kardeşim. Böyle bir şey olmaz. Yani biraz zaman zaman gerilerek cevap veriyorum çok özür dilerim. Çünkü kabul edemiyor insan. Kabul edemiyor yaşananları kabul edemiyor. Hem bütün bunların içinde olacaksınız, hem bütün bunlara kol kanat gereceksiniz. Hem bütün bunların yaşanmasına sebep olacaksınız ve ondan sonra bana ahlaktan bahsedeceksiniz, çetelerden bahsedeceksiniz, tezgahlardan bahsedeceksiniz, lobilerden bahsedeceksiniz, dış ajanlardan bahsedeceksiniz. Hadi canım sende demesi geliyor insanın. Yani bu kirlilik temizlenmeden Türkiye yoluna devam edemez. Bu kadar açık.

Sunucu: Dün Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ta kameraların karşısına geçti. O da açıklamalarda bulundu. Daha öncesinde de Hüseyin Çelik geçmişti. Bir masumiyet karinesinden bahsediliyor. Şimdi yıllardır Cumhuriyet Halk Partisi bu masumiyet karinesini devamlı dillendiren, devamlı bundan bahseden, Balyoz ve Ergenekon davasında da devamlı önde bir terimdi bu masumiyet karinesi. Şimdi tekrardan hükümetin bunu dillendirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Haluk Koç: Şimdi, men dakka dukka Başbakan çok sık kullanır. Çalma kapını, çalarlar kapını. Şimdi burada tabi ki masumiyet karinesi bir soruşturmada dikkate alınması gereken bir husus. Adil yargılamanın bütün unsurlarının devrede olması hiç şüphesiz gerekli. Bunların hiçbirine karşı değilim. Ama diğer bahsettiğiniz davalara konu edilen kişiler Sayın Haberal, Sayın Balbay, Sayın Fatih Hilmioğlu, diğerleri isim çok. Bunlar rüşvet mi aldılar, hırsızlık mı yaptılar, namussuzluk mu yaptılar? Evlerinde 5 tane, 6 tane para kasasımı çıktı? Yapmayın Allah aşkına. Yani orada sahte tanıklarla, düzmece delillerle bindirilmiş, oluşturulmuş, tezgahlanmış kanıtlarla insanlar hiç hak etmedikleri suçlamalara maruz kaldı. Onlarında hesabı çıkacak. Onlarında o davalar tekrar görülecek. Bu dönem tekrar masaya yatırılacak. Hiç kimse merak etmesin. O süreçle şuanda yaşananların hiçbir benzerliği yok. Orada özel yetkili mahkemeler çok farklı bir şekilde deminde söyledim insanları bir siyasi intikam davası içerisinde, çerçevesinde tüm yaşananları özetlemiyorum biliyorsunuz. Bir mahkumiyet sarmalına sokmaya çalıştılar.

Peki burada yaşananlar ne gözünüzü seviyim. Olay ortada. Tamam masumiyet karinesi, tamam soruşturma aşaması, tamam dava sürüyor. Peki ortada olan manzara ne? Siz bana demin bahsettiğimiz isimlerle ilgili bir tane ahlaksızlık, hırsızlık, rüşvet, irtikap gösterebilir misiniz? Yani bu ülkeyi savunmak, bu ülkenin değerlerini savunmak başka kisvelerde darbe girişimi adı altında suç unsuru haline getirildi. Gözünüzü seviyim Haberal hoca çıkıp tankın üzerine 75 – 76 yaşında darbemi yapacak? Mustafa Balbay kalemiyle darbemi yapacak? Ama sen parayla bu milletin ırzına geçtin, hırsızlık yaptın, ahlaksızlık yaptın. Bunun hesabını veremezler. Bu dünyada da veremeyecekler, öteki dünyada da veremeyecekler. Abdestimizden şüphemiz yok. Abdestin mapdestin kalmadı kardeşim.

Sunucu: Şimdi soruşturmanın seyrine dönersek eğer davada iki yeni savcı atandı davaya. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yani yargıya bir müdahale sözkonusu olabilir mi?

Haluk Koç: Valla emniyet teşkilatına soruşturmayla ilgili birimlere yapılan görev değişikliğinden sonra dün basın açıklamamda İstanbul Cumhuriyet Başsavcısını da, Sayın Başsavcıyı da uyarmıştım. Davaya intikal ettirilecek olan eğer HSYK aracılığıyla bu davada deniz feneri olayındaki gibi savcıları değiştiremezler ise ki, şuanda kamuoyu baskısıyla, muhalefetin tutumuyla, bütün merceklerin üzerine çevrilmesiyle bu adımı atamadılar. Adalet bakanı gitsin adaysa adaylığını yapsın Adalet bakanlığından istifa etsin.

Sayın İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı davaya bakan savcılara ek savcılar ekleyerek davayı sulandırdığı anda bu suçlamaların tarafı haline gelir. Ben Sayın Savcıyı ikaz ettim. Çok ciddi bir aşamadan geçiyoruz. Yani Türkiye temiz toplum olma yönünde belki de cumhuriyet tarihinin en önemli olaylarıyla karşı karşıya. Onun için yargının daha önceki siyasallaşma aşamalarındaki gibi ciddi bir hata yaparak bu süreçte hükümetin yapay baskısı, artık yapay diyorum çünkü iradesi kalmadı. İnandırıcılığı kalmadı. Hükümet eden bir hükümet tablosu yok şu anda. Başbakan boşta, dayak yiyen boksör gibi suratı dikkat edin. Düşmüş gardı. Savunamıyor kendisini. Sayın Arınç’ı ben izlerken yıllardır siyasete emek vermiş bir insanın neleri savunmak zorunda kaldığını görünce ben üzüldüm açık söyleyeyim.

Onun için Sayın Cumhuriyet Başsavcısı bütün toplumun merceği, toplumun bütün değerlerini oluşturan insanların bütün gözlemi bunların üzerinde. Bunun dışında Ergenekon’daki gibi insanları sen alacaksın sabah 5’te o insanlar toplanırken evlerinden masumiyet karinesi yok muydu?

Onun için yaşadıklarımızı çok iyi değerlendirelim. Yani bir takım yapay, suni suçlamalarla ortada olan açık net hırsızlık, ahlaksızlık, namussuzluk suçlamalarını birbirine karıştırarak orada öyle diyorsunuz, burada böyle yapıyorsunuz numarasına gelmemek lazım. Çok açık söylüyorum.

Sayın Arınç’a da yazık oluyor. Ne şekilde yazık oluyor? Yani günün birinde siyasi döneminin emekliliğine yaklaşan son döneminde Sayın Arınç’ın ahlaksızlığı, hırsızlığı, namussuzluğu savunmak zorunda kalma fotoğrafı çok acı verici.

Sunucu: Şimdi bir fezlekede hazırlandığından bahsediliyor. Adalet Bakanlığına ulaştığından bahsediliyor. O adalet Bakanlığından meclise mi gönderilecek aşaması nasıl olur?

Haluk Koç: Adalet Bakanlığından doğrudan TBMM Başkanlığına gelir. TBMM Başkanlığından da Adalet Komisyonuna gider. Bakanlarla ilgili olduğu için Anayasa Komisyonuna da gider. Anayasa-Adalet ortak komisyonu toplanır daha önce yaptıkları gibi bu fezlekeleri de dönem sonunda görüşülmek üzere erteleyebilirler.

Ama burada artık çok daha farklı. Yani gelen fezleke bir siyasinin, efendim seçim yasakları başladıktan sonra halka açık yerde konuşma yapıyor suçlaması değil. Ne bileyim, otoyolda hızlı gidiyor suçlaması değil. Artık ciddi bir ahlaksızlık sorunu. Belgeli, kayıtlı, görüntülü, fotoğraflı, ses kayıtlı her şey ortada. Onun için bu fezlekelerin diğer fezlekeler gibi komisyonda bekletilmesi dönem sonuna kadar mümkün değil.

Zaten CHP’nin görüşü çok açık ve net. Hiçbirini bekletme kardeşim. Bende fezleke sahibi bir milletvekiliyim. Başbakana demin söylediğim çerçevede yıllardır yaptığım görevim dolayısıyla yaptığım, meclis kürsüsünde yaptığım konuşmalardan dolayı iki tane ceza davası açtılar. Tazminat davalarını söylemiyorum. O ceza davaları da suçlu fezlekesi düzenlenerek meclise getirildi. Ben şu anda dokunulmazlıktan korunuyorum. Ahlaksızda korunuyor, hırsız, namussuzda korunuyor, görevi gereği eleştiri yapan milletvekili de bu dokunulmazlıkla aynı zırh altında. Çıkart bu zırhı, istemiyoruz biz, başından beri söyledik. Mahkum edeceksen et beni. Gücün yetiyorsa et beni. Şimdide konuşuyorum. Dünde konuştum. Yarında konuşacağım.

Öteki tarafta hırsızı koru, ahlaksızı koru, namussuzu koru dokunulmazlık zırhı altında. Tüm dokunulmazlıklar kaldırılmalı. CHP’nin görüşü uzun yıllardır bu şekilde. Sadece milletvekillerinin kürsüde söylediklerinden dokunulmaz olmaları gerekir. Onun dışında yaptığı ben ahlaksızlık yapayım görüldüğü gibi gideyim Gordion Alışveriş Merkezinin tuvaletinde 2 milyon Euro alayım baba adına. Babamın kayıtlarına geçsin. Ben bakanım, oğluma telefon edeyim, oğlum aldın mı avantayı? Aldım baba. Bütün bunlar kayıtlı olsun, yatak odalarından milyonlarca Euro çıksın, dolar çıksın, kasalar, para sayma makinaları… dokunulmazlığım var. Yok canım. Sana bu mecliste dokunacak, bu millette dokunacak. İşin en kötüsü Mahkeme-i Kübra’da Allah’ta dokunacak.

Sunucu: Mecliste CHP’nin bu 4 milletvekilliğiyle ilgili herhangi bir adımı olacak mı?

Haluk Koç: Olacak. Önce bir hükümetin tavrını görelim. Bütçe görüşmeleri sürüyor biliyorsunuz. Bundan sonra her gün çok daha farklı gelişmeler olabilir.

Ne yüzle gelecekler? Bütçelerine güvenoyu verecekler? İnsan utanır. Elektrik kesildi diyor, tren devrildi diyor, dünyadaki değişik ülkelerdeki demokrasi örneklerinde sorumlu bakan kendi sorumluluğunda görüyor ve istifa ediyor. Ortada ahlaksızlık sabit, hırsızlık sabit ve hala şu anda bakanlık yetkilerini kullanıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Başbakanda onların başında hala girmiş Konya’da biliyorsunuz ben Allaha sığınıyorum, yüce Mevla’nın huzurunda. Allaha sığınma sen. Yüce Allah’ın ahlaksızlarla, hırsızlarla işi yok.

İşte yıllardır böyle yaptılar. Milyonlarca insanımızı en kutsal düşüncelerinden, inançlarından yakalayarak onları afyonladılar ve ondan sonra her türlü hırsızlığı, ahlaksızlığı yaptılar. Bunlar daha binde biri çıkanların. Hesaplarını veremeyecekler. Veremeyecek kadar çok hesapları var.

Sunucu: Hükümet kanadından gelen açıklamalar doğrultusunda devlet içerisindeki bir çete bu soruşturmayı yürütüyor. Ancak dershane sürecinden itibaren gelende tartışmalar söz konusu…

Haluk Koç: Biz o tartışmaların hiçbir yerinde değiliz. Eğitim sistemiyle ilgili düşüncelerimiz açık. Yani dershaneler bu eğitim sistemi içerisinde bir sebep değil bir sonuç. Eğer siz eğitimde fırsat eşitliği yaratamayıp değişik sınav bariyerleri koyduğunuz zaman insanlar çocuklarının bu açıklarını kapatması için oraya göndermeye mecburlar.

Onun için siz sistemi reforma tabi tutmadan, hiçbir şekilde bu dershane sistemiyle oynayamazsınız. Onu söylemeye çalışıyoruz. Yoksa merdiven altına kayar. Yoksul yine çocuğunu eğitemez. Varlıklı olan özel de ders aldırır, ona bakar. Bunu geçelim.

Çete; kusura bakmayın ben hırsızlık yapacağım, ahlaksızlık yapacağım, çoluğumla, çocuğumla, aile efradımla bu millet bu kadar eziyet çekerken ben zevki sefa içinde yaşayacağım. Beni sorgulayan, beni araştıran, benim bu ahlaksızlıklarımı ortaya döken insanlar çete oluşturdular benimle uğraşıyorlar. Yani hiç kimse seyretmesin, hiç kimse bakmasın, hiç kimse görmesin. Ben hırsızlık yapmaya devam edeyim. Böyle bir mantık olabilir mi? Bunu bir Başbakan, bir Başbakan Yardımcısı çıkıp televizyon kanallarında milletin gözünün önüne, içine bakarak nasıl söyleyebilir? Biz hırsızlık yapıyorduk, ee, bir çete çıktı bizi çökertti. Yok canım. Çete sensin kardeşim. Onun için bunların tutar tarafı yok. Biraz onurlu olsalar konuşmazlar gereğini yaparlar.

Hiddetleniyorum, çünkü en rahatsız olduğum konulardan bir tanesi. Yıllardır bunu söyledik ve demin söylediğim gibi bu medya karartmasıyla, bu medya sansürüyle söylediklerimiz hiçbir zaman ulaşmadı, mecliste de o çoğunlukla Çin askeri gibi el kaldırdılar. Kabul-ret. Kendilerini bugüne kadar taşıdılar. Şimdi bundan sonra hem millete hem Allaha hesabını verecekler.

Sunucu: Çok teşekkür ederiz verdiğiniz değerli bilgilerden dolayı.

Anahtar Kelimeler
    Perşembe, 19 Aralık 2013 16:18

Bağlantılı Konular