"Yolsuzluk damgası resmen üzerine yapışmış bir iktidarla karşı karşıyayız"

“Tüm yetkilileri ve sorumluları millet adına uyarıyoruz. Bu soruşturmanın savcıları ile oynamayın HSYK’yı böylesi bir girişiminize alet etmeyin”

“Üç bakanın oğlunun,  bir kamu bankası genel müdürünün, bir büyük ilçe belediye başkanının konu edildiği soruşturma, AKP’nin kirli çamaşırlarının  artık ortaya dökülme mevsiminin geldiğini gösteriyor.”

“Allah’tan  korkmayan, kuldan utanmayanların  nelere aracılık ettikleri, hangi pisliklere bulaştıkları etrafa saçılmaya başlandı.”

“Oğlu rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında gözaltında olan bir bakanın; Mali şube, Kaçakçılık şube, Organize şube, Terörle mücadele şube, Asayiş şube müdürlerini görevden alması açıkça suçtur, Adli müdahaledir. Yolsuzluk iddialarının kapatılma gayretidir. Varsa suçun üzerini örtme girişimidir. Suçunuzu itiraf ve ikrar  ediyorsunuz demektir.”

“Görevden alınması gereken bu müdürler değil, bu bakanlardır”

“Operasyonun kamuoyuna yansıması ile birlikte üç sayın bakan tüm programlarını iptal etmişlerdir. Sonraki mesailerini bu soruşturmanın üzerini örtmek için kullandıkları anlaşılmaktadır.”

“Maalesef demokrasinin tüm dünya’da geçerli olan kurallarının Türkiye’de ırzına geçilmeye devam ediliyor.”

“Yazılı ve görsel medya organlarımıza da bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Penguen ve doğal belgesellerin, yemek programları ve “Bir elinde cımbız bir elinde ayna umurunda mı Türkiye “ tarzı programlarınızı gözden geçirin.”

“Gezi olayları sırasındaki tavrınız bu toplum tarafından unutulmadı. Korkmanın, sinmenin, kaçmanın üç maymunu oynamanın kimseye faydası yok. Olayların üzerine bu millet için bu halk adına gidin. Objektif olun. Halkı tarafsızlığınızı koruyarak bilgilendirin. Karatmanın, sansürün parçası  aracısı olmayın.”

“Bu ülkede ondört yaşında çocuklar “duvara yazı yazdılar” diye yargılanırken, bakan çocuklarının milyonlarca dolar rüşvetle suçlandıkları ve yargıdan kurtarılmaya çalışıldıkları bir Türkiye’deyiz.”

CHP Sözcüsü ve Genel Başkan yardımcısı Prof.Dr. Haluk Koç MYK toplantısı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu Başkanlığı’nda çalışmalarını sürdürürken basın toplantısı düzenledi ve şunları söyledi;

“Dünden beri yaşananlar gerçekten ibret verici.

Yolsuzluğun, rüşvetin hükümetin ana damarlarında  nasıl elini kolunu sallayarak dolaştığının  belgeleri ortaya çıktı.

Allah’tan  korkmayan, kuldan utanmayanların  nelere aracılık ettikleri, hangi pisliklere bulaştıkları etrafa saçılmaya başlandı.

AKP’nin Allah’a iman ortak paydası altında milyonlarca insanımızın inanç dünyalarına haince nüfuz ederken tek dertlerinin şu dünyadaki maddiyat olduğu kanıtlandı.

İleri sürülenlerin yanında AKP iktidarı ile ilgili  muhalefetin yıllar içinde ortaya koyduğu, şimdilik dondurulan iddiaları da düşünürseniz, “Turp’un büyüğü heybede” deyimi gerçeklik kazanır.

Üç bakanın oğlunun,  bir kamu bankası genel müdürünün, bir büyük ilçe belediye başkanının konu edildiği soruşturma, AKP’nin kirli çamaşırlarının  artık ortaya dökülme mevsiminin geldiğini gösteriyor.

Hemen belirtmek istiyorum. Sağlıklı bir demokraside, üç bakanın oğlunun etrafında dönen rüşvet iddiaları, rüşvet alırken görüntüsü olduğu iddia edilen diğer bakanın görevlerine  bir  dakika bile devam etmemesini gerektirir.

Bu bakanlardan bir tanesinin İçişleri Bakanı olduğu düşünüldüğünde soruşturmaların gölgesiz yürümesi ve selameti açısından daha da önem  arz etmektedir.

Bu sabah İstanbul’da bir çok emniyet müdürünün ve şube başkanının bu bakanın emriyle görevden alınması, iddiaların üzerinin örtülmek istendiği ve soruşturmanın karartılması anlamına geleceği açıktır.

Burada tüm iddialara karşı oğlu rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında gözaltında olan bir bakanın; Mali şube, Kaçakçılık şube, Organize şube, Terörle mücadele şube, Asayiş şube müdürlerini görevden alması açıkça suçtur, Adli müdahaledir. Yolsuzluk iddialarının kapatılma gayretidir. Varsa suçun üzerini örtme girişimidir. Suçunuzu itiraf ve ikrar  ediyorsunuz demektir.

Görevden alınması gereken bu müdürler değil bu bakanlardır.

Nitekim dün operasyonun kamuoyuna yansıması ile birlikte üç sayın bakan tüm proğramlarını iptal etmişlerdir. Sonraki mesailerini bu soruşturmanın üzerini örtmek için kullandıkları anlaşılmaktadır.

Şu saate kadar istifa etmemiş olmaları  ve polis müdürlerini görevden alma tasarrufları hükümetin bu gayretini ortaya koymaktadır.

Maalesef demokrasinin tüm dünyada geçerli olan kurallarının Türkiye’de ırzına geçilmeye devam ediliyor.

“Dünya’da elektrikler kesildi, tren devrildi  “ diye sorumlulukları gereği istifa eden bakan örnekleri varken, bizde ucu kendisine ailesine dokunan ağır yolsuzluk suçlamalarında dahi kılını kıpırdatmayan üstelik bu soruşturmaları karartmak için tasarrufta bulunabilen bakanları görebiliyoruz.

Bu arada kabinenin iyi niyetli bir diğer bakan “Maliye Bakanı Mehmet Şimşek “ “Konu benimle ilgili olsaydı, ben istifa ederdim “  sağduyusunu gösterebilmektedir.

Tüm Türkiye, temiz bir siyaset, yolsuzluklardan, arsızlıklardan, şımarıklıklardan, hırsızlıklardan, küstahlıklardan temizlenmiş bir demokrasi istiyor.

Bu kirli ilişkilerin ve yolsuzlukların ucu nereye uzanırsa uzansın bu hesaplaşmayı Türkiye yapmak zorundadır..

Burada, yazılı ve görsel medya organlarımıza da bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Bakın tüm toplumun duyarlılığının yoğunlaştığı olayların yaşandığı günlerden geçiyoruz. Penguen ve doğal belgesellerin, yemek programları ve “Bir elinde cımbız bir elinde ayna umurunda mı Türkiye “ tarzı programlarınızı gözden geçirin.

Gezi olayları sırasındaki tavrınız bu toplum tarafından unutulmadı. Korkmanın, sinmenin, kaçmanın üç maymunu oynamanın kimseye faydası yok. Olayların üzerine bu millet için bu halk adına gidin.Objektif olun.Halkı tarafsızlığınızı koruyarak bilgilendirin. Karatmanın, sansürün parçası  aracısı olmayın.

Deniz feneri  olayı ve soruşturmasının Türkiye aşaması herkesin aklındadır. Almanya’da “yüzyılın soygunu” diye anılan mütedeyyin inançlı insanlarımızın nasıl soyuldukları ortadadır.

Türkiye’de bu davanın savcılarının nasıl davadan alındıkları ve savcı iken sanık haline getirildikleri herkesin hafızasındadır.

Buradan tüm yetkilileri ve sorumluları millet adına uyarıyoruz. Bu soruşturmanın savcıları ile oynamayın HSYK’yı böylesi bir girişiminize alet etmeyin

İstanbul cumhuriyet başsavcısına da sesleniyorum: Soruşturmayı yürüten savcılarla ilgili bir tasarrufunuz, sizi doğrudan işin tarafı haline sokar. İşin içine bazı telkinlerle başka savcıları sokma gayretlerine direniniz. Zaten yaralı olan yargıyı ve hukuk kavramını katlettirmeyiniz.

Hırsızlık ve yolsuzluklarla ilgili görevini yerine getirmeye çalışan tüm iktidar baskılarına direnenlerin yanındayız.

Açıkça merak ediyorum; “Bu çocuklar babaların mesleğini mi icra ediyorlar. Bakanlık yetkilerini mi, imtiyazlarını mı kullanıyorlar?

Başbakanın konuyla ilgili suskunluğu manidardır.Yüzündeki gerginlik ve ayak üstü yaptığı ürkek, korkak, temelsiz açıklamalar, sıranın nerelere ulaşılabileceğinin işaretleri.

Başbakan’ın aylardır sürdüğü belli olan olaylardan, ” 1.5 milyon dolar rüşvet alırken” görüntülenen twitçi bakan manzaralarından diyelim ki haberiniz yoktu. Ve şu anda haberiniz oldu. O zaman neden hala mütereddit  davranıyorsunuz. Gereğini yapsanız ya..

Halkımıza sesleniyoruz !…

Ey vicdansızlar, ey kul hakkını, inaçlarımızı sömürerek yiyenler siz hırsızlıkla zenginleşirken insanlarımızın  neden sadakaya muhtaç hale geldiğini, çocuğuna süt almadığı için intihar eden annenin feryadını,  Meclis kapısında geçinemiyorum diye kendini yakan babayı, işsiz yüzbinlerce gencimizin ve ailelerinin çaresizliğini,  bir  inek sahibi olduğu için kaymakamlıktan  maddi destek isteği geri çevrilen gariban çiftçiyi düşündünüz mü?

Ülkemizin nimetlerinden şahsi hesaplarını tıka basa dolduran,  artanını da; “alın bu sadakayla geçinin “ diyen bu münafıklar.  Bu kadarını bir insan olarak, sorumlu bir yurttaş olarak benim içim almıyor.

Yolsuzluk damgası resmen üzerine yapışmış bir iktidarla karşı karşıyayız.

Halkı yoksullaşırken kendilerini zenginleştiren bir siyaset takımı ile karşı karşıyayız.

İktidar gücünü, yolsuzlukları, hırsızlıkları örtmek için kullanan profesyonel bir ekiple karşı karşıyayız.

Bu ülkede ondört yaşında çocuklar “duvara yazı yazdılar” diye yargılanırken, bakan çocuklarının milyonlarca dolar rüşvetle suçlandıkları ve yargıdan kurtarılmaya çalışıldıkları bir Türkiye’deyiz.

Yalanın yol olduğu,

Hırsızlığın geçim kapısı yapıldığı,

Bir lokma, bir hırka derken, zenginliklerinin hesabını veremeyen, iktidar kadrolarının türkiye’yi soyduğu belgelenen bir türkiye’deyiz.

Tüm milletimizle temiz siyaset, onurlu siyasetçi, gerçek demokrasi mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğiz.

    Çarşamba, 18 Aralık 2013 18:40

Bağlantılı Konular