ATO Başkanı Salih Bezci ve Yönetim Kurulu Üyeleri Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti

CHP Lideri Kılıçdaroğlu ATO Başkanı Salih Bezci ve Yönetim Kurulu üyeleriyle CHP Genel Merkezi’ndeki makamında görüşürken, Sayıştay raporlarının TBMM’ye gönderilmemesine sessiz kalan meslek kuruluşlarına sitem etti.

 

CHP Genel Başkan Yardımcıları  Erdoğan Toprak, Umut Oran ve Ankara Milletvekilleri Levent Gök ile Sinan Aygün’ün de hazır bulunduğu görüşmede Genel Başkan Kılıçdaroğlu ATO’nun yeni seçilen yöneticilerine, “Hayırlı uğurlu olsun. Umarım güzel ve başarılı bir çalışma sergilersiniz. Siyasette meslek kuruluşlarının sorunlarını dile getirmeleri, ülkelerin sorunlarıyla ilgilenmeleri, sıcak siyasetin içinde olmamakla beraber siyasi partilere zaman zaman eleştiri de, övgü de yapabilecekleri bir süreci sağlıklı görürüz, demokrasinin de gereği görürüz. Öyle tanımlamamız gerekiyor” dedi

Genel Başkan Kılıçdaroğlu ATO yöneticilerine hoş geldiniz dedikten sonra şunları da söyledi;

“Bir sitemimi de söyleyeyim sizler hazır gelmişken buraya. 2014 bütçesi görüşülüyor. 2013 yanlış hatırlamıyorsam kesin hesap yasası görüşülüyor. Kesin hesap şu demek; önceden kabul edilen bütçe kaynakları nerede nasıl kullanıldı kesin hesap onu gösterir. Kesinleşmiş hesap demek. Yani nereye para harcandıysa onlar görünüyor. Adı kesin hesap kanunu. Ama bu paralar doğrumu harcandı, yanlış mı harcandı onu birisinin denetlemesi lazım. Ama meclisin böyle bir denetim gücü yok. Yani her bir milletvekili gidip de maliye bakanlığına gel arkadaş sen parayı nereye harcadın veya gidip de bir bayındırlık bakanlığına siz bu parayı nereye harcadınız deme şansı yok. Olsa da zaten bununla ilgilenecek zamanı yok. O yüzden TBMM adına denetimi Sayıştay’a vermişler. Bütün dünyada böyledir. Yani Amerika Sayıştay’ı da, İngiliz, Fransız, Japonya, Papua Yeni Gine. Özel bir mahkemedir burası, anayasal bir kurumdur. Onlar TBMM adına kamu harcamalarını denetlerler, mali raporu hazırlarlar o rapor meclise gelir. Milletvekilleri meclise gelen bu raporu okurlar ve derler ki burada olumsuzluk var, burada olumluluk var diye bakarlar ve ona göre karar verirler.

Şimdi 2010 yılında gelmedi bu rapor. Biz sorduk niye gelmedi? Dediler ki, bu kanun yeni çıktı Sayıştay’da yeteri kadar hazırlıklı değildi. Biz iç eğitimimiz vardı o nedenle biz bu raporları getiremedik. Hiç eleştirmedik tamam dedik. Hak da verdik. Bende uzun yıllar zaten bürokraside çalışmışım. Yeni bir yasa çıktığı zaman ilgili denetim elemanlarının ön hazırlık yapmaları lazım. Geçtik 2011 yılına, 132 rapor hazırladı Sayıştay. Raporlar gelecek. Bir kanun teklifi getirdiler torba kanunun içine koydular. Sayıştay’ın o denetim yetkisini çıkardılar. Peki biz nasıl bakacağız yani bu kamu harcamaları, vatandaşın vergisi nereye gitti nasıl bakacağız buna? Ama hükümet çıkardı. Biz anayasa mahkemesine gittik. Anayasa mahkemesi iptal etti. Dedi ki hayır bu raporlar gelmeden bütçeyi görüşmek doğru değildir dedi. Raporların gelmesi lazım Sayıştay’a. Ona rağmen hükümet getirmedi. Yapacak bir şey yok bütçe kanunu geçti gitti. Biz bütçenin iptaliyle ilgili ya da anayasaya aykırılığıyla ilgili bütünü için anayasa mahkemesine gidemiyoruz. Öyle bir anayasada hüküm var. Ama bir maddesinin iptaliyle ilgili gidebiliyoruz. Fakat bu bütçenin tümünü kapsadığı için anayasa mahkemesine gitme şansımız olmadı.

Bu sene yine geldi. Yine raporlar gelmedi. İki tür rapor var. Bir rapor kalın. Bütün bakanlıkların hesaplarını inceleyen rapor. Birde meclise gelen 3 – 4 sayfalık bir rapor. 3 – 4 sayfalık. Oradan bütün bilgiler çıkarılmış 3 – 4 sayfa gelmiş. Ben Adalet Bakanlığının bütçesinde söyledim. Orada diyor ki, bakanlık bize verileri vermediği için diyor biz görüş beyan edemiyoruz diyor. Bakanlık TBMM adına denetim yapan bir kuruluşa nasıl bilgi vermez? Maliye bakanlığı vermiyor, ulaştırma bakanlığı vermiyor, adalet bakanlığı vermiyor. Hiçbir bakanlık vermiyor. Ama bu kabul edilecek.

Şimdi biz bunun üzerine vatandaş vergisini veriyor, hükümette hesabını verecek. Bu gayet doğaldır yani demokrasilerde. Böyle bir billboard hazırladık. Dedik ki bunu paramızı verelim yayınlatalım. Böylece vatandaşta farkına varsın yani bütçe görüşülüyor, ülkenin bütçesi görüşülüyor. 76 milyon insan vergi ödüyor. İlgili reklam firması bizim bu ilanımızı yayınlamadı, korktu. Bizde o yüzden Genel Merkezin önüne astık bu ilan yasaklandı diye.

Şimdi bu vahim bir durumdur. Demokrasinin çıkış noktası vatandaşın ödediği vergilerin nerelere harcandığını sormasıyla başlar. Magna Carta’tan beri bu böyledir. İlk kez bizim tarihimizde hükümet verginin nereye harcandığının kaynağını göstermeden diyor ki ben parlamentodan geçireceğim bunu siz ne derseniz deyin.

Şimdi buna biz itiraz ediyoruz tabi. Biz itiraz ediyoruz ama en az vergiyi de biz ödüyoruz. Yani ücretliler ödüyor en az vergiyi. Yani bir sanayiciyi düşündüğünüzde en az vergiyi biz ödüyoruz. Bir siyasal parti olarak çalışanların vergilerini yatıyoruz, harcamalardan ötürü vergi veriyoruz işte kağıt alırken, kalem alırken, otobüse akaryakıt alırken vergi ödüyorsunuz. Ben bunu sorarım. Ama asıl vergi mükellefi dediğimiz kişiler vergi dairesinde kaydı olan, beyanname veren, muhtasar beyanname, gelir vergisi beyannamesi, kurumlar vergisi beyannamesi veren kişiler. Bunlardan ses çıkmıyor. O zaman bizim demokrasimizde bir sorun var. Bir eksiklik var bizim demokrasimizde. Eğer ben vergi veriyorsam ne için veriyorum vergimi ülkem kalkınsın diye. Burada esas vergi verenlerin, verginin çoğunu verenlerin, onların temsilcileri veya kuruluşlarının sesini çıkarmaması düşündürücüdür.”

Anahtar Kelimeler
    Pazartesi, 16 Aralık 2013 18:05

Bağlantılı Konular