"Bir girdim bin çıkıyorum. İçerde çürümedik, çürümeyeceğiz"

“Şu anda Mustafa Balbay’ın uğradığı hak kaybı kadar, şu anda Tuncay Özkan’ın insanlarla yüz yüze gelememe, Fatih Hilmioğlu’nun hastalarıyla yüz yüze gelememe, bütün gazetecilerin mesleklerini yapamama, avukatların cübbelerini giyememe hak gasbı vardır.”

“Ben, haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı, bundan sonraki yaşamımda sonuna kadar mücadele edeceğim. İçinden geçtiğimiz süreç bir sünger çekilip, ‘Her şeyi unutalım’ denecek bir süreç değil. Ama kin güdülecek bir süreç de değil”

“Her şeyi ailesiyle beraber yaşadığını ve ilk olarak onlara teslim olduğunu açıklayan Balbay, daha sonra ise “büyük ailem” diye nitelendirdiği Türkiye’ye teslim olacağını belirtti.

Yaklaşık 5 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, Sincan’daki Adalet Bakanlığı Ankara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nden çıkışında kalabalık bir grup tarafından karşılandı. Balbay, “Hepinize merhaba” diye cezaevi önünde bekleyenleri selamladıktan sonra, “Kendimi içeride kalan onlarca, yüzlerce, hak arayan, tutukluya karşı, sanki kapıyı onların üzerine kapatmış gibi sorumlu hissediyorum”dedi.

Bu sürecin taze bir başlangıç süreci olmasını yürekten dilediğini belirten Balbay, büyük bir olasılıkla yarın öğleden Meclis’te yemin edeceğini ama Meclis’teki yemin töreni öncesi, ilk yeminini halka karşı yapmak istediğini söyledi

Balbay, “Ben, haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı, bundan sonraki yaşamımda sonuna kadar mücadele edeceğim. İçinden geçtiğimiz süreç bir sünger çekilip, ‘Her şeyi unutalım’ denecek bir süreç değil. Ama kin güdülecek bir süreç de değil. Bu süreci ben gerçekten, hem Meclis’te hem Türkiye’de herkese karşı, bütün yurtseverlere, bu ülkenin bütünlüğüne, Atatürk cumhuriyetinin değerlerine inanan, herkese karşı ilk sözüm şudur: Gelin tanış olalım. Ancak içinden geçtiğimiz süreçte, ben bu aşamadan sonra Türkiye’de gerçekten hukuku arayanların, gerçekten bu ülkeye barışın gelmesini isteyenlerin mücadelesine ortak olmak üzere kendimi daha büyük bir sorumluluk da hissediyorum.” Dedi.

Anayasa Mahkemesinin çok önemli bir karar aldığına dikkat çeken Balbay, Bunun önemli bir adım olduğunu belirterek şunları söyledi; “Şu anda Mustafa Balbay’ın uğradığı hak kaybı kadar, şu anda Tuncay Özkan’ın insanlarla yüz yüze gelememe, Fatih Hilmioğlu’nun hastalarıyla yüz yüze gelememe, bütün gazetecilerin mesleklerini yapamama, avukatların cübbelerini giyememe hak gasbı vardır” dedi.

Cezaevinde tutuklu 6 milletvekili daha bulunduğunu hatırlatan Balbay, ayrıca belediye başkanları, Gezi Parkı olayları nedeniyle tutuklanan öğrenciler olduğunu da anımsattı.

Balbay, “Bütün bu hak gasplarının giderilmesi için bir başlangıç olmasını diliyorum. Yine halktan aldığı rütbeler bir yana Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin mesleğinde alması gereken rütbeler vardır. O hak kayıplarının da yerine getirilmesini diliyorum. Bunun böyle bir başlangıç olması umudundayım” diye konuştu.

Her şeyi ailesiyle beraber yaşadığını ve ilk olarak onlara “teslim” olduğunu anlatan Balbay, daha sonra ise “büyük ailem” diye nitelendirdiği Türkiye’ye teslim olacağını kaydetti.

“İçeride yaşadığım 5 yıllık tutukluluk süresi içinde en çok ne biriktirdim derseniz, gelecek biriktirdim” değerlendirmesini yapan Balbay, “Bitiremediler, biz cezaevinde çürümeyeceğiz, çürüyeceğimize de zaten hiç inanmamıştık. Şu anda içeride hapis yatanlara karşı kapıyı ben kapatmış kadar sorumlu hissediyorum ve diyorum ki açın artık bu kapıları” ifadesine yer verdi.

Türkiye’de ne yapılacaksa hukuk zemininde yapılması gerektiğini vurgulayan Balbay, “Türkiye’de belki can güvenliğinden de önce bir hukuk güvenliği sorunu vardır” görüşünü savundu. İnsanların bu duyguları yaşamaması gerektiğini vurgulayan Balbay, bir kişinin tutuklanmasının hem ailesiyle birlikte hapise atılması hem de mesleğini yapamaması, ülkesine hizmet edememesi anlamına geldiğini anlattı.

Görüşlerini açıklarken, en kötü meclisin bile kapalı bir meclisten daha iyi olduğunu vurgulayan Balbay, şöyle devam etti:

“Tabii ki hakkımı, haddimi biliyorum, ‘Çıktım her şeyi yapacağım, her şeyin üzerine gideceğim’ o duygularda değilim. Ama bir yerinden, bir ucundan tutacağım halka verdiğim ilk yemin budur. Ben bu görevimi, bu isteğimi hapiste de bırakmadım şimdi çıkınca da bırakmayacağım. Bir girdim bin çıkıyorum. Bu halka, bu topluma hep inandım. Hapisteki en kara günlerde bile toplumdan umudu kesmedim. O yüzden bu aşamadan sonra da ben halka karışacağım, onların bir parçası olacağım. Ancak Türkiye’de hukuksuzlukların giderilmesi için ilk yapılması gereken kapıların açılmasıdır, bu sorumluluk hepimize düşüyor.”

Mahkeme karşısında 3 bin saat kaldığı bilgisini paylaşan Balbay, “Mustafa Balbay belki bu sürecin sembollerinden biri oldu. Ben bütün yüreğimle bu dönemin, önümüzdeki dönem için çok sağlıklı bir başlangıç olmasını diliyorum. Bu süreçte hukuku aramaya halkın da katılması en büyük dileğimdir. Mahkemeler halk adına karar veriyorsa halkın vicdanına, halkın özlemlerine karşılık vermek zorundadır” diye konuştu.

Beyaz güvercin biblosu hediye edildi
Balbay’ı cezaevinden çıkışında karşılamaya gelenlerin arasında eşi Gülşah Balbay’ın yanı sıra CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal ile çok sayıda partili ve vatandaş karşıladı.

Balbay’ın tahliye kararı cezaevi kampüsünün önündekilerce davul zurna çalınarak halaylar çekilerek kutlandı.

Balbay’ın cezaevi kampüsünden çıkışı sırasında izdiham yaşandı. Bir kişi tarafından beyaz güvercin biblosu hediye edilen Balbay, daha sonra parti otobüsüne binerek konvoy eşliğinde evine gitti.

CHP Milletvekili Gazeteci-Yazar Mustafa Balbay’ın cezaevi çıkışında yaptığı açıklama şöyle;

CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay'ın cezaevi çıkışı basın açıklaması

9 Aralık 2013

Sevgili arkadaşlar, kendimi içerde kalan onlarca, yüzlerce hak arayana, tutukluya karşı sanki kapıyı onların üzerine kapatmış gibi sorumlu hissediyorum.

Bütün içtenliğimle paylaşmak isterim ki, bu sürecin taptaze bir başlangıç olmasını yürekten diliyorum. Yarın öğleden sonra çok büyük bir olasılıkla mecliste yemin edeceğim. Ama ben ilk yeminimi sevgili meslektaşlarım aracılığıyla halka karşı etmek istiyorum. Ben haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı bundan sonraki yaşamımda sonuna kadar mücadele edeceğim. İçinden geçtiğimiz süreç bir sünger çekelim her şeyi unutalım denecek bir süreç değil. Ama kin güdülecek bir süreçte değil. Bu süreci gerçekten ben hem mecliste, hem Türkiye’de herkese karşı bütün yurtseverlere, bu ülkenin bütünlüğüne, Atatürk cumhuriyetinin değerlerine inanan herkese karşı ilk sözüm şudur; gelin tanış olalım. Sözüm budur.

Ancak içinden geçtiğimiz süreçte ben bu aşamadan sonra Türkiye’de gerçekten hukuku arayanların, gerçekten bu ülkeye barışın gelmesini isteyenlerinde mücadelesine ortak olmak üzere kendimi daha büyük bir sorumlulukta hissediyorum.

Arkadaşlar, anayasa mahkemesi çok önemli bir karar aldı. Anayasa mahkemesinin aldığı bu karar Mustafa Balbay’ın uzun tutukluluk süresi nedeniyle ve milletvekili seçildikten sonra halka karşı görevini yapamaması, milletvekilliğini yapamaması nedeniyle hak kaybına uğramıştır dedi. Bu önemli bir adımdır. Şuanda Mustafa Balbay’ın uğradığı hak kaybı kadar, Mustafa Balbay’ın uğradığı seçmenlerine, halka ulaşamama, yapamama hak gaspı kadar şuanda Tuncay Özkan’ın insanlarla yüzyüze gelememe, Fatih Hilmioğlu’nun hastalarıyla yüzyüze gelememe, bütün gazetecilerin mesleklerini yapamama, avukatların yine cüppelerini giyememe haklarında partileriyle ilgili hiçbir dava açılmadığı halde siyasi parti yöneticilerin siyaseti halkla yüzyüze yapamama hak gaspı vardır. Türkiye’de aynı zamanda halen benim dışımda cezaevinde 6 milletvekili daha vardır. Cezaevinde belediye başkanları vardır. Halen cezaevinde gezi direnişi nedeniyle tutuklanmış öğrenciler vardır. Onlarda öğrenciliklerini yapamamaktadır.

Bütün bu hak gasplarının giderilmesi için bir başlangıç olmasını diliyorum. Yine halktan aldığı rütbeler bir yana teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin mesleğinde alması gereken rütbeler vardır. Onlarında o hak kayıplarının da yerine getirilmesini diliyorum. Bunun böyle bir başlangıç olması umudundayım sevgili arkadaşlar.

Şuanda ben sözümün başında ilk yeminimi halka karşı etmek istiyorum derken gerçekten şuandan itibaren ilk aileme teslim oldum. Her şeyi onlarla birlikte yaşadık. Karım, çocuklarım tabi ki annem, babam, kardeşlerim her şeyi onlarla birlikte yaşadık. Ama daha sonrada büyük aileme, Türkiye’ye teslim olacağım. Gazetem Cumhuriyette de, Cumhuriyet Halk Partisine teslim olacağım. Ben içerde yaşadığım 5 yıllık tutukluluk süresi içinde en çok ne biriktirdin derseniz gelecek biriktirdim. Bitiremediler. Biz cezaevinde çürümeyeceğiz. Çürüyeceğimize zaten hiç inanmamıştık. Bu aşamadan sonra artık Türkiye’de önümüzdeki dönemde sevgili arkadaşlar, ben içimdeki duyguyu belki en açık şekliyle şuanda içerde hapis yatanlara karşı kapıyı ben kapatmış kadar sorumlu hissediyorum ve diyorum ki, açın artık bu kapıları? Çünkü Türkiye’de artık sevgili arkadaşlar ne yapacaksak hukuk zemininde yapmak zorundayız. Hukuk zemininde yapacaksak da Türkiye’de sevgili arkadaşlar belki de can güvenliğinden de önce sevgili arkadaşlarım can güvenliğinden de önce Türkiye’de bir hukuk güvenliği sorunu vardır. İnsanların bu duyguları yaşamaması gerekiyor. Bir kişiyi tutukladığınızda, hapse attığınızda hem onu bütün ailesiyle birlikte hapse atmış oluyorsunuz, hem de onun mesleğiyle birlikte tıpkı anayasa mahkemesinin Mustafa Balbay milletvekili olarak görevini yapamamıştır dediği gibi pek çok kişinin mesleğini gerçekten bu ülkeye yapabileceği hizmeti yapmamasına neden oluyorsunuz.

Bugün 9 Aralık, yarında 10 Aralık. 10 Aralık insan hakları günü. Dilerim bugün Türkiye’de maalesef çok uzun zamandır Türkiye’de 10 Aralık insan hakları günü olarak kutlanıyordu ama Türkiye’de neredeyse her gün insan haklamaları günü haline geldi. Bununda artık Türkiye’de bu haksızlıkların giderilmesi ve gerçekten herkes yürekten demokrasiye inanıyorsa, bende hem özgürlükten, hem hapiste en çok meclisle ilgili yazdığım sözlerden biri şuydu sevgili arkadaşlar. En kötü meclis bile kapalı bir meclisten iyidir. Bunu yürekten sizlerle bir kez daha paylaşıyorum ve artık eğer bu meclisi her şeyin üzerinde tutuyorsak, bu mecliste halkı her şeyin üzerinde tutmalıdır. O yüzden de yarın insan hakları gününde önümüzdeki dönem için tabi ki ben hakkımı, haddimi biliyorum. Çıktım her şeyi yapacağım ya da her şeyin üzerine gideceğim o duygularda değilim. Ama bir yerinden tutacağım, bir ucundan tutacağım. Halka verdiğim ilk yemin budur. Ben bu görevimi, bu isteğimi hapiste de bırakmadım. Şimdi çıkınca da bırakmayacağım. Bir girdim, bin çıkıyorum.

Sevgili arkadaşlar, ben bu halka, bu topluma hep inandım. Arşivler ortada. Hapisteki en kara günlerde bile toplumdan umudu kesmedim. O yüzdende bu aşamadan sonra da ben halka karışacağım. Dediğim gibi onların bir parçası olacağım. Ancak Türkiye’de hukuksuzlukların giderilmesi için ilk yapılması gereken kapıların açılmasıdır. Bu sorumluluk hepimize düşüyor, herkese düşüyor. Bernard Shaw’un güzel bir sözü var. Bir ülkede cezaevi varsa içinde kimin yattığı önemli değildir diyor. O yüzden şuanda Türkiye’de de cezaevleri ağzına kadar doluysa, şuanda benim geldiğim cezaevinde arkadaşlar normal Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre 7 kişi kalması gerekirken 30 kişinin kaldığı koğuşlar var. Burada ayrıca çok kısa hapiste bir haberleşme yöntemi vardır pilsel diye. Bir koğuştan ötekine pile sarıp mesajınızı atarsınız tel örgülerin üzerinden. O pillerden de atsız kişiler şuanda içerde cezaevinde örneğin hakkını arayanlar bir tanesi diyordu ki 2,5 yıldır tutukluyum hala mahkemem sonuçlanmadı diyordu. Gerçekten kamuoyu önünde durumu çok yakından bilinmeyen insanlarda var. O yüzden bizler Mustafa Balbay belki bu sürecin sembollerinden biri oldu. Ben bütün yüreğimle bu dönemin önümüzdeki dönem için çok sağlıklı bir başlangıç olmasını diliyorum. Ve bu sürece hukuku aramaya halkında katılması en büyük dileğimdir. Eğer mahkemeler halk adına karar veriyorsa o zaman halkın vicdanına, halkın özlemlerine de karşılık vermek zorundadırlar diye düşünüyorum sevgili arkadaşlar. Ben 3 bin saat mahkeme karşısında kaldım. 3 bin saat. Toplam 50 saat kadar konuştum.

Arkadaşlar yine görüşeceğiz. Hepinize merhaba diyorum. Merhaba özgürlük diyorum. Merhaba Türkiye diyorum.

Anahtar Kelimeler
    Salı, 10 Aralık 2013 16:50

Bağlantılı Konular