"Bir vesayetten başka bir vesayete doğru savrulan Türkiye’yi görüyoruz"

“Türkiye’yi bir diktatörün yönetimine teslim edemeyiz. Bu bizim temel görevimizdir. Astığım astık, kestiğim kestik. Buna izin vermeyeceğiz. Sizin güvenceniz benim. Sen kimsin de bu ülkenin güvencesi oluyorsun? Bu ülkenin güvencesi hukuktur, hukukun üstünlüğüdür, anayasadır.”

“İleri demokrasi olarak tanımlanan bu süreçte gazeteciler, milletvekilleri, avukatlar, belediye başkanları, askerler, akademisyenler hapiste ve insan gayri ihtiyari düşünüyor nasıl bir Türkiye burası. Hadi onlar hapiste dışarıda olanların durumu nasıl? Onlarda kendilerini yarı açık cezaevinde hissediyorlar. Telefonları dinleniyor, izleniyorlar. Konuşamıyorlar, çekiniyorlar, korkuyorlar.”

“ Yargı gereğini yapacaktır diye yargıya talimatı bizzat Başbakan veriyor. Belli davaların savcılığını üstleniyor ve buna güçler ayrılığı ilkesi deniliyor. Bu, güçlerin tekleştiği bir Türkiye. Her şeyin bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak sözcüğe bağlandığı bir Türkiye”

“Biz bir davanın, özgürlük davasının, demokrasi davasının yol arkadaşlarıyız. Çocuklarımıza güzel bir Türkiye bırakmak istiyoruz. Bizim mücadelemiz güzel ve haklı bir mücadeledir. Baskıya karşı direnmenin öyküsüdür bizim mücadelemiz.”

“İktidarın ikiyüzlü politikasını belgelerle ortaya koyan bir gazete terör mahkemesinde yargılanacaktır diye karar alınıp suç duyurusunda bulunuyorsa hepimizin oturup düşünmesi gerekiyor”

“Unutmamamız gereken bir şey var; medyası özgür olmayan bir ülkenin halkı da özgür olmaz. Özgürlüğün yolu medyadan geçer. Bizim işimizin kolay olmadığını biliyorum. Zor bir iş. Tek parti devletine karşı mücadele ediyoruz. Valisiyle, kaymakamıyla, polisiyle tek parti olan bir iktidarlar, bir devletle mücadele ediyoruz”

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 81 ilden gelen CHP Bilişim ve bilişim teknolojileri  sorumluları toplantısında konuştu. Genel Başkan Yardımcısı Emrehan Halıcı’nın açış konuşmasıyla başlayan ve Genel Başkan Yardımcıları Perihan Sarı ile  Nihat Matkap’ın da hazır bulunduğu  toplantıda  şunları söyledi;

“Sevgili arkadaşlarım, 81 ilden geldiniz. Hoşgeldiniz. Sizlerle beraber olmaktan onur duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Bugün hep beraber çalışacaksınız. Genel Başkan Yardımcısı arkadaşım bilgi teknolojileri konusunda Cumhuriyet Halk Partisinin neler yaptığını bütün ayrıntılarıyla sizlere sunacak. Umuyorum sizlerin de soruları olacak. Beraber güzel bir Türkiye’yi kurmak için çalışacağız.

Değerli arkadaşlarım, bir başka gerçeğe hep beraber bakalım. Türkiye zor bir süreçten geçiyor. Sabah gazeteleri aldığımızda biraz ürkerek bakıyoruz. Acaba bugün ne oldu diye. Bir vesayetten başka bir vesayete doğru savrulan bir Türkiye’yi görüyoruz. Herkesin ürktüğü, çekindiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Başbakanın gitmediği illere gitmeden önce adeta sıkıyönetim uygulandığını görüyoruz. Şunlar eylem yapacaklardır diye, olası eylemler yapacaklardır diye gözaltına alınıyorlar. İş yerleri kapatılıyor. Adeta sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Ne zaman? 21.yüzyılın Türkiye’sinde yapılıyor. Hiçbir demokraside rastlamadığımız uygulamalar bunlar. Baskıyı toplum damarlarına kadar hissetti. Kılcal damarlarına kadar hissetti ve hissediyor. Sadece yurttaşlar mı bunu hissediyorlar? Sivil toplum örgütleri, sendikalar, barolar, toplum aydın kesimleri, üniversiteler bu baskıyı hissediyorlar. İçinde bulunduğumuz koşullar sıradan koşullar değil değerli arkadaşlarım. Buna iktidar ileri demokrasi diyordu. İleri demokrasi altında bunları yaşıyorsak normal demokrasi olsaydı kim bilir daha neleri yaşayacaktık.

Şöyle bir düşünün, ileri demokrasi olarak tanımlanan bu süreçte gazeteciler hapiste, milletvekilleri hapiste, avukatlar hapiste, belediye başkanları hapiste, askerler hapiste, akademisyenler hapiste ve insan gayri ihtiyari düşünüyor nasıl bir Türkiye burası. Hadi onlar hapiste dışarıda olanların durumu nasıl? Onlarda kendilerini yarı açık cezaevinde hissediyorlar. Telefonları dinleniyor, izleniyorlar. Konuşamıyorlar, çekiniyorlar, korkuyorlar. Bu tablo hepimizin her gün tanık olduğu bir tablo.

Değerli arkadaşlarım, sadece bunlarla mı sınırlı? Hayır. Savunma hakları kısıtlanıyor insanların. En kutsal haktır insanlığın varlığından buyana savunma hakkı en kutsal haktır. Savunma hakkı kısıtlanıyor. Sahte delillerle insanlar aylarca, günlerce, yıllarca hapislerde tutuluyor, mahkum ediliyor. O kadarki adeta bunlar olağanlaştı Türkiye’de. Tepki veremez bir toplum haline süratle Türkiye dönüştürülmek isteniyor. İçinde bulunduğumuz koşullar sıradan koşullar değil. Bir askeri dikta dönemi yaşamıyoruz. Bir vesayetten başka bir vesayete doğru savrulan bir Türkiye görüyoruz. Hepimizin dikkatle izlemesi gereken bir Türkiye. Yargı tümüyle siyasallaştırıldı. Yargıya talimatı bizzat Başbakan veriyor. Belli davaların savcılığını üstleniyor. Yargı gereğini yapacaktır diye talimat veriyor ve biz buna güçler ayrılığı ilkesi diyoruz. Güçlerin tekleştiği bir Türkiye. Her şeyin bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak sözcüğe bağlandığı bir Türkiye.

Değerli arkadaşlarım, hapiste olup tedavisi gereken mahkumlar var, tutuklular var. En doğal insan hakkıdır. Tartışmasız bütün dünyada kabul edilen insan hakkıdır. Eğer hapse atmışsan insanı artık o hapisteyken devletin sorumluluğundadır onun güvencesi. Hastaysa tedavi edilmesi gerekir. Onlarca, yüzlerce hapishanede yatan hasta tedavi edilmiyor, ölüme yatırıldı.

Değerli arkadaşlarım, gazetecilik yapmanın giderek cesaret işi olduğu bir Türkiye yaşamaya başladık. Gazetecilik eskiden gururla yapılırdı. Şimdi korkarak yapılıyor. Acaba başıma bir şey gelebilir mi diye insanlar ürküyorlar. Türkiye hapisteki gazeteci sayısı itibariyle dünyada bir numara. Bu tablo 21.yüzyılın Türkiye’sine yakışan bir tablo değil. İktidarı övmek yaratılan yeni medyanın temel görevi oldu. Açarsanız televizyon kanallarını. Eskiden yandaş medya diye bir kavram yoktu. Şimdi yandaş diye geniş bir yelpaze var yandaş medya diye tanımladığımız. Açarsınız o gazeteleri, televizyonları iktidar övgüsüyle doludur. Cumhuriyet Halk Partisini eleştirmek ise zaten onların temel görevidir.

Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız değerli arkadaşlarım. Eğer beğenmeyip iktidarı eleştiriyorsanız herhangi bir uygulaması nedeniyle patronun ilk yaptığı iş o gazetecinin işine son vermektir. Son örneği Ruhat Mengi kardeşimizdir. Onun da işine son verildi. Eğer iktidar yalakalığına bir medya patronu soyunursa o gazeteleri alıp okumamakta herhalde bizlerin görevidir. Kamudan ihale alacağım, devletten ihale alacağım, kendimi ona mahkum hissediyorum diye yola çıkanların yanında biz olmayacağız. Biz özgür ve bağımsız Türkiye’nin yanında olacağız. Bizim görevimiz bu.

Değerli arkadaşlarım, peki bunları nasıl yapacağız? Mücadeleyi yapacak olan biziz. Baskıcı rejime karşı mücadeleyi yapacak olan biziz. Halkın çıkarlarını savunacak olan biziz. En önde olmak zorundayız. En önde mücadele edelim. Ama bu mücadelemizi bilgiyle yapacağız. Önce bilgiyle donanacağız. Konuşurken konuştuğumuz sözcükler bilgiyle donanacak. Anlatacağız biz bütün bunları. Arkadaşlarımız size burada öğleden sonra çok ayrıntılı bilgiler verecekler. Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak bilgiyi içselleştireceğiz, sonra bunu kitlelere yayacağız. Nasıl mücadele edeceğimizi anlatacağız. Mücadelenin yolu demokratik yöntemlerle olacak. Her türlü hakkımızı kullanacağız. Gösteriyse gösteri, mitingse miting, toplantıysa toplantı. Bütün bunların hepsini yapacağız. Ama bilgi temelli olmak zorundayız. Cumhuriyet Halk Partisi yenilendi. Son 3 yıldır en büyük değişimi yaşayan parti Cumhuriyet Halk Partisidir. Herkes bir sefer bu gerçeği bilsin. Tüzüğümüzü yeniledik. Hiçbir partide olmayan görev alanları Cumhuriyet Halk Partisinde vardır. Az önce Emrehan bey söyledi. Bilgi teknolojileri konusunda tek Genel Başkan Yardımcılığı Cumhuriyet Halk Partisinde var. Doğa hakları konusunda da tek Genel Başkan Yardımcılığı Cumhuriyet Halk Partisinde var. Gençlik Kolları, Kadın Kolları Genel Başkanları otomatikman MYK üyesi oluyorlar. %33 cinsiyet kotası sadece Cumhuriyet Halk Partisinde var. %10 gençlik kotası sadece Cumhuriyet Halk Partisinde var. Gençler ve kadınlar daha fazla siyasete girmeli. Onun mücadelesini yapıyoruz. Türkiye gerçeğini size aktardım. Karamsar bir tablonun ortaya çıktığını biliyorum. Ama bu gerçeği hepimiz çok iyi bilmek zorundayız. Anayasadaki güçler ayrılığı ilkesinin teke indirilmesi bir demokrasi açısından en büyük tehlikedir. Bütün çağdaş dünyanın gördüğü bir gerçektir bu. Türkiye’yi bir diktatörün yönetimine teslim edemeyiz. Etmemek zorundayız. Bu bizim temel görevimizdir. Astığım astık, kestiğim kestik. Buna izin vermeyeceğiz. Sizin güvenceniz benim. Sen kimsin sen bu ülkenin güvencesi oluyorsun? Bu ülkenin güvencesi hukuktur, hukukun üstünlüğüdür, anayasadır. Bütün bu gerçekleri bilmek zorundayız. Doğudan batıya, güneyden kuzeye 81 ilden geldiniz. Bir dönem eleştiriliyorduk siz Sivas’ın ötesine geçemiyorsunuz diye. 81 ile anlımız ak gidiyoruz. 81 ile projelerimizle gidiyoruz. 81 ile özgürlük ve demokrasi manifestosuyla gidiyoruz. Çünkü biz bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getirmek istiyoruz.

Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili unutmasın. Türkiye’de cumhuriyet döneminde yaşanan üç büyük devrimin altında Cumhuriyet Halk Partisinin imzası vardır. Bir; cumhuriyeti kurmuştur Cumhuriyet Halk Partisini kuranlar. İki; 1946’da çok partili yaşam gelmiştir. Getiren Cumhuriyet Halk Partisidir. Üç; bir demokrasinin olmazsa olmazı olan sosyal demokrasiyi bu ülkeye Cumhuriyet Halk Partisi getirmiştir. Şimdi hep beraber dördüncü büyük devrime hazırlanmak zorundayız. Özgürlük ve demokrasi devrimi. Bunu yapacağız. Bu bizim boynumuzun borcudur. Eğer çocuklarımız güzel bir Türkiye’de yaşamak istiyorlarsa, özgürce yaşamak istiyorlarsa onların yaşamlarına bir diktatörün müdahale etmesini engelleyeceksek yolu özgürlük ve demokrasiden geçmektedir. O da bizim görevimizdir. Bizden büyükler üç büyük devrimi gerçekleştirdiler. Biz dördüncü devrimi gerçekleştirmek durumundayız.

Önümüzdeki seçimler önemli. Hep beraber çalışacağız. Bilgiyle çalışacağız, bilgiyle donanacağız yurttaşın karşısına öyle çıkacağız. Bunları yapacağız.

Değerli arkadaşlarım, göreceksiniz çok güzel çalışmalarımız var. Sandık çevresi sorumlusu diye yeni bir örgütlenme modelini hayata geçirdik. Türkiye’deki bütün seçim sandıklarının çevresi esas alınarak yeni bir örgütlenme modeline geçtik. Örneğin, Sivas’ta 910 numaralı sandık diyelim veya Hakkari’de 7 numaralı sandık, seçim sandığı. İntranete girildiğinde o sandık çevresinin önce haritasını görüyorsunuz, caddesini, sokağını. Sonra o sandık çevresinde oturan hanelerin tümünü görüyorsunuz. Bütün seçmenleri görüyorsunuz. Adı, soyadı, doğum tarihi, doğum yeri bunları görüyorsunuz. Adreslerini görüyorsunuz. Sonra o seçim çevresinde, sandık çevresinde bir önceki seçimde kullanılan oyların dağılımını görüyorsunuz. Sonra o seçim, sandık çevresinde CHP üyesi var mı yok mu onu görüyorsunuz. Sonra o seçim çevresinde, sandık çevresinde CHP gönüllüsü, parti üyesi değil ama gönüllüsü var mı yok mu onu görüyorsunuz. Her sandık çevresinden en az 2 üye bekliyoruz.

Şu ana kadar önemli mesafeler aldık. Sandık çevresi sorumluları sadece seçim döneminde değil günün 24 saatinde yılın 365 gününde çalışacak arkadaşlardır. O sandık çevresinden sorumlu arkadaşlardır. En fazla 750 hane var. 750 haneyi 4 yılda en az iki kez gezdiğiniz zaman CHP’ye olağanüstü bir katkı yapmış olacaksınız. Ama isterseniz 6 ayda bir de gidebilirsiniz. Haftada bir de gidebilirsiniz. En fazla 750 hane. CHP adına gideceksiniz. Sandık çevresi sorunlularıyla ilgili özel kartlar hazırlanıyor ve onlar gönderiliyor arkadaşlarımıza.

Bu örgütlenme modeli de hiçbir siyasal partide yok. Eskiden vatandaş geliyordu CHP’ye. Ben çalışmak istiyorum. Biz hiçbir şey yapamıyorduk. Olur diyorduk, adını soyadını alıyorduk. Seçim dönemi geldiğinde de telefon ederdik, acaba sende şu sandığa gidip tanık olabilir misin? Görev yapabilir misin diye görev vermeye çalışıyorduk.

Şimdi herhangi bir yurttaş, Türkiye’nin 81 ilinden herhangi bir il-ilçe başkanlığına gittiğinde ben CHP için çalışmak istiyorum dediğinde oturtacaksınız, çay kahve ısmarlayacaksınız, hemen gidecek adresini alacaksınız, hangi adreste oturuyorsa o sandık çevresini intranetten indireceksiniz. Haritasını, orada oturanların adı, soyadı, adreslerini, son seçimde kullanılan oyların dağılımını vs. çıkan bütün bilgileri dosyaya koyacaksınız, siz oturduğunuz bu mahalledeki sandık çevresi sorumlususunuz. Fotoğrafını alacaksınız, size kartını genel merkez en kısa zamanda gönderecek. Böylece sorun bitti.

Bizimle de irtibatı koruyun, sağlayın. Herhangi bir aksaklık olduğunda biz müdahale edeceğiz diyeceksiniz. Örneğin; bizdeki bilgilere göre A adresinde oturanlar sandık çevresi sorumlusunun gidip muhatap olduğu kişi farklı kişilerse, o adres veya o adreste öyle bir kişi oturmuyorsa hemen ilçe başkanına, il başkanına söylenecek, seçim kurulu bu konuda uyarılacak. Kaydı yoksa süratle kaydı yapılacak.

Hepimize düşen görev. Çok zor bir görev değil. Çok basit bir görev. Ama unutmayın zor işler böyle başarılır. İğneyle kuyu kazılarak başarılır. 81 ilde böyle çalışırsak sorunu büyük ölçüde çözeriz.

Her zaman güler yüzlü olacağız. Bizi eleştiren olmayacak mı? Elbette olacak. Belki kapıyı yüzümüze kapatanda olacak. Asla kızmayacağız. Çünkü biz iktidar olmak istiyoruz. Çünkü biz Türkiye için çalışıyoruz. Çünkü biz halkımız için çalışıyoruz. Çünkü biz daha güçlü bir Türkiye için çalışıyoruz. Çünkü biz daha özgür bir Türkiye için çalışıyoruz. İşimiz kolay değil. Bir diktatörün yönettiği bir ülkede özgürlük istemenin ne kadar zor olduğunu sizde biliyorsunuz ben de biliyorum. Telefonlarınız dinlenebilir. Gözaltına alınabilirsiniz. Ama unutmayın biz yılmayız. Siz unutmayın. Biz yılmayız. O diktatörde unutmasın. Hiçbir CHP’li yılmaz. Biz diz çökmeyiz, baskılara karşı direniriz. Baskılar bizi yıldıramaz. Bu mücadelenin kutsal bir mücadele olduğunu unutmayın. Halk için yapılan mücadele hak için yapılan mücadeledir. Her yurttaşın hakkı vardır. Özgürce yaşama hakkı vardır. Onu sağlayacak olan sizlersiniz. Beraber yapacağız bu mücadeleyi. Beraber götüreceğiz. Yılmak yok. Zor bir işi becereceğiz.

Bunu yaptığımız zaman sadece kendi halkımıza karşı bir görevi yerine getirmiş olmayacağız. Türkiye’nin dünyadaki saygınlığına da en büyük katkıyı CHP olarak biz yapmış olacağız. Dünyanın neresine giderseniz gidin bütün çağdaş ülkelerde Türkiye’deki olaylar kaygıyla izleniyor. Ne oluyor Türkiye’de diye. O nedenle bize düşen görevler var ve biz bu görevleri yerine getireceğiz.

Bu arada bir şey daha söyleyeyim; hiçbir partide olmayan bir uygulamamız daha var. Mobil aidat. Partili olmanın gereklerinden birisi de mobil aidatı ödemektir. Çok basit. Cep telefonunuzdan bu işi birkaç dakika içinde yerine getirebilirsiniz. Ayda 1 lira. Ayda 1 lira CHP’ye aidat ödeyeceksiniz. Bunun zaten %85’i ile ve ilçeye gitmiş olacak. Dolayısıyla küçükte olsa partiye karşı yurttaşa bedel eğer gerekirse biz bedel ödeyeceğiz ama partimize karşı bedeli orunlu olarak ödeyeceğiz. Bütün arkadaşlarımın bunu yapmasını ayrıca isterim ve arzu ederim.

Belki 1 lira için, 5 lira için, 10 lira için il-ilçe başkanına gitmek, makbuz kesmek bu çok uzun zaman alır. Ama cep telefonundan böyle bir katkı yaptığınız zaman hiçbir yere gitmenize gerek yok. Sadece cebinizden telefonu çıkaracaksınız ve bu işlemi yerine getirmiş olacaksınız.

Değerli arkadaşlarım, hepiniz tekrar hoş geldiniz. Biz bir davanın yol arkadaşlarıyız. Özgürlük davasının yol arkadaşlarıyız. Demokrasi davasının yol arkadaşlarıyız. Çocuklarımıza güzel bir Türkiye bırakmak istiyoruz. Onlar bizden daha iyi koşullarda yaşasınlar diye mücadele ediyoruz. Bizim mücadelemiz güzel bir mücadeledir. Halkı bir mücadeledir. Baskıya karşı direnmenin öyküsüdür bizim mücadelemiz. Eğer bugün gazetecilerin telefonları kod isimleri kullanılarak mahkemeden alınan kararlarla dinleniyorsa oturup düşünmemiz gerekiyor. Nereden savruluyor nereye doğru Türkiye. İktidarın ikiyüzlü politikasını belgelerle ortaya koyan bir gazete terör mahkemesinde yargılanacaktır diye karar alınıp suç duyurusunda bulunuyorsa hepimizin oturup düşünmesi gerekiyor.

Unutmamamız gereken bir şey var; medyası özgür olmayan bir ülkenin halkı da özgür olmaz. Özgürlüğün yolu medyadan geçer. Bizim işimizin kolay olmadığını biliyorum. Zor bir iş. Tek parti devletine karşı mücadele ediyoruz. Valisiyle, kaymakamıyla, polisiyle tek parti olan bir iktidarlar, bir devletle mücadele ediyoruz.

O açıdan hepimiz gerekirse 24 saat çalışacağız. Ben olabildiğince çalışmaya çalışıyorum. Arkadaşlarımda öyle. İl başkanlarımın, ilçe başkanlarımın, bilişim sorumlularının, esnaf sorumlularının, eğitim sorumlularının, bütün arkadaşlarımın çalışmasını isterim. Sivil toplum örgütlerinden sorumlu olan il-ilçe yöneticileri asla hiçbir sivil toplumu boş bırakmayacaksınız. Kapısını çalacaksınız. Onlara CHP’yi anlatacaksınız. Hep beraber mücadele edeceğiz. Toplumun dokularına ineceğiz. Bu mücadeleyi birlikte yapacağız.

Tekrar hepiniz hoş geldiniz. Hepinize en içten selamlarımı, saygılarımı sunuyorum. Sağ olun var olun diyorum.”

    Cumartesi, 07 Aralık 2013 13:58

Bağlantılı Konular