"Biz üretimi önceleyen bir ekonomi politikasından yanayız"

Kılıçdaroğlu, ABD’nin başkenti Washington’daki temasları kapsamında Amerikan-Türk Konseyi’nin (American-Turkish Council-ATC) kahvaltılı toplantısına katıldı.

Toplantıda konuşan Kılıçdaroğlu, Türk ekonomisinin sıcak siyasete teslim edilmemesi ve ekonomiyi güçlü kurumların yönetmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’ye giden yabancı yatırımcının önünü görebilmesi gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, yatırımcılar için o ülkedeki demokrasi ve insan haklarının da önemli olduğuna dikkati çekti.

Yabancı yatırımcının güven duyması için o ülkenin Merkez Bankası’nın özgür olması, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın özerk olması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, kamu harcamaları ve kamu ihalelerindeki saydamlığın ve objektifliğin de önemine işaret etti.

”Türkiye, TTIP sürecinde devredışı bırakılmamalı”
Kılıçdaroğlu, CHP olarak Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği için her türlü desteği hükümete verdiklerini kaydederken, ABD ile AB arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması (TTIP) sürecinin de kendileri açısından çok önemli olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, bu sürecin müzakerelerinde mutlaka Türkiye’nin de görüşünün alınması gerektiğini, Türkiye’nin devredışı bırakılması halinde bu anlaşmanın Türk ekonomisine çok zarar vereceğini belirtti.

CHP olarak örgütlü ve güçlü bir sivil toplumu demokrasinin güvencesi olarak kabul ettiklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, ayrıca Türkiye’ye yabancı sermayenin gelmesi ve özellikle de katmadeğeri yüksek alanlarda yatırım yapmasını arzuladıklarını, katma değeri yüksek ürünler üretecek olan yabancı sermayeye özel teşviklerin getirilmesinden yana olduklarını kaydetti. Yurtdışında faaliyet gösteren Türk şirketlerine desteklerinden de bahseden Kılıçdaroğlu, ”Biz üretimi önceleyen bir ekonomi politikasından yanayız” ifadesini kullandı.

”Sorunlu bir dış politika Türkiye ekonomisini olumsuz etkiliyor”
Kılıçdaroğlu, ülkelerin ekonomilerinin sadece iç politikayla oluşturulmadığına, dış politikanın da ekonomi üzerinde büyük etkisi olduğuna işaret ederek, ”Türkiye, dünyanın çok sorunlu bir bölgesinde yer alıyor, enerji kaynaklarının bir anlamda ortasında. Bütün dünyanın gözü o bölgede. Bölge çok sorunlu ve sürekli bir çatışma alanı görünümünde. Türkiye’nin bulunduğu bölgede çok sağlıklı ve tutarlı bir dış politika izlemesi, gereğin de ötesinde bir zorunluluk. Suriye’de sorun var, Irak’ta sorun var, İsrail’le sorun var, İran’la sorun var, Mısır’la son olarak sorun çıktı ve sorunlu bir dış politika Türkiye ekonomisini olumsuz etkiliyor. Oysa Türkiye kendi bölgesinde bütün bu sorunların aşılmasına önemli katkıda bulunabilir. Bunu yapabilirse ekonomi açısından büyük başarılara da imza atmış olur” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine, gittikleri pek çok ülkede Türkiye’de bir ana muhalefet partisinin varlığının yeteri kadar hissedilmediğini, Türkiye’nin sadece AKP’den ibaret olduğu gibi bir algının bulunduğunu gördüklerini kaydederek, ”Oysa biz 90 yıllık bir partiyiz, Türkiye’nin kuruluşunda harcımız var ve kendimizi tüm dünyaya anlatabilmeliyiz. Biz seküler sistemi, kadın-erkek eşitliğini, özgürlüğü ve demokrasiyi, sivil toplumu, üniversitelerin özerkliğini savunuyoruz, yani biz yönümüzü ve yüzümüzü çağdaş uygarlığa çevirmiş bir partiyiz. Şöyle bir algı vardı, ‘Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye’de değişim yapmak istiyor, Türkiye’de modernleşmeyi gerçekleştirmek istiyor ama CHP buna engel oluyor’. Ama bugün geldiğimiz noktada şu çok net ortada, Türkiye’de değişimi ve dönüşümü, uygarlığı, seküler sistemi savunan CHP’dir ve değişime karşı olan, Türkiye’yi bir ortaçağa, bir Ortadoğu ülkesine dönüştürmeye çalışan parti de başka bir partidir” dedi.

Kılıçdaroğlu, CHP’nin dış politikasını da, ”samimi, tutarlı, karşılıklı eşit çıkar dengeleri üzerine kurulu, yönünü batıya, çağdaş uygarlığa çevirmiş” bir dış politika olarak tanımladı.

    Perşembe, 05 Aralık 2013 12:43

Bağlantılı Konular

Yandex.Metrica