"TÜİK’in Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan ısmarlanmış bir araştırma yapmaya da hakkı olamaz"

Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu yaptığı yazılı açıklamada TUİK’in dini inançlar üzerinden yaptığı anket çalışmasına dikkat çekerek şöyle dedi:

“TÜİK’in Diyanet İşleri Başkanlığı adına yaptığı açıklanan ve kişilerin dinî inançlarının, mezheplerinin, yaşam biçimlerinin kayıt altına alınmaya çalışıldığı anketle ilgili gerek TÜİK’in gerekse DİB’in yapmış olduğu açıklamalar, tatmin edici olmadığı kadar kabul de edilemez!

Söz konusu anketi TBMM ve Türkiye gündemine taşıdığımız günden itibaren gelen tepkiler, yapılan bu anketin toplumda nasıl bir infial yarattığını ortaya koymaktadır.

Buna rağmen Diyanet İşleri Başkanı “Hangi dine mensupsunuz?”, “Kendinizi hangi mezhebe ait hissediyorsunuz?”, “Alevi misiniz, Sünni misiniz?”, “Sarhoş olmayacak kadar içki içmek günah mıdır?”, “Sizce köpek giren eve melek girer mi?”, “Misafirlikte kadınlar ve erkekler ayrı mı oturursunuz?” gibi skandal soruların “din hizmeti” maksadıyla sorulduğunu ileri sürerek özrü kabahatinden beter bir açıklamaya imza atmıştır!

“Köpek giren eve melek girer mi”, “misafirlikte kadınlar ve erkekler ayrı mı oturuyorsunuz”, “sarhoş olmayacak kadar içki içmek günah mıdır” gibi sorulara verilecek yanıtlar, “din hizmeti” açısından nasıl bir veri olabilir?

Diyanet İşleri Başkanı’nın bu ayrımcı, ayrıştırıcı ve fişleyici anketi bilimsel bir çalışma olarak lanse etmesi yurttaşlarla alay etmektir!

TÜİK ve DİB lehine yapılan bazı açıklamalarda, kişilerin anketi yanıtlanmak zorunda olmadığı ifade ediliyor. Eğer DİB, TÜİK’in anketlerinin yanıtlanma zorunluluğu olmasından faydalanmak istemediyse, neden bu anketi herhangi bir özel kuruluşa yaptırmadı? Neden TÜİK tercih edildi?

Keza, araştırmanın bir fişleme olmadığı, zira kişilerin isimlerinin ankete yansıtılmadığı savunulmaktadır. Bu, hakikati gizleme çabasıdır! Elbette her anket belli bir örneklem üzerinden yürütülür ve bunun üzerinden genellemelere gidilir. Fişleme tam da budur! Tek tek kişiler değil, inanç grupları, mezhepler fişleniyor!

Hiçbir kurum ve hiçbir kişinin, hanelerin kapısını çalıp TÜİK gibi bir devlet kuruluşunun kimliğiyle yurttaşlara mezheplerini, dini aidiyetlerini sormaya, sorgulamaya veya tespit etmeye hakkı yoktur. Böylesi bir faaliyet her ne maksatla yapılıyorsa yapılsın, ayrımcılıktır ve suçtur.

Öte yandan TÜİK’in Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan ısmarlanmış bir araştırma yapmaya da hakkı olamaz, olmamalı.

Türkiye’de hangi inanç gruplarının olduğu, bu grupların ne tür ritüellere ve inanç pratiklerine riayet ettikleri bilinmektedir. Eğer Diyanet İşleri Başkanlığı tüm inanç gruplarına eşit yaklaşacaksa, tek tek hanelerin kapısını çalmasına gerek yoktur.

Türkiye’de başta Aleviler olmak üzere farklı inanç gruplarının ne tür ayrımcılıklara maruz kaldıkları bilinirken, Diyanet İşleri’ne düşen, böylesi ayrıştırıcı “bilimsel” çalışmalar yapmak değil, birleştirici faaliyetler yürütmektir.

TÜİK’in de konumunu istismar edecek şekilde faaliyetler yürütmesi alenen taraf tutması anlamına gelir ve bundan sonra yapacağı tüm çalışmaları şaibeli kılar!

Gerek TÜİK gerekse DİB tarafından yapılan açıklamalara göre söz konusu çalışma tamamlanmış ve sonuçları “değerlendirmeye” tabi tutulmaktadır.

Her iki kuruma bir kez daha çağrıda bulunuyorum: Bu çalışmayı derhal imha edin. Aksi halde işlediğiniz suça devam etmiş olursunuz!

Ayrıca başta TÜİK Başkanı ve Diyanet İşleri Başkanı olmak üzere bu çalışmayı başlatan, kabul eden, söz konusu soruları hazırlayan kurum ve kurul yetkililerini derhal özür dileyerek istifa etmeye davet ediyorum!”

    Cumartesi, 30 Kasım 2013 14:41

Bağlantılı Konular